Bayram tatili yaklaşıyor, planlar yapılıyor. Uzun tatillerin vazgeçilmezlerinden biri de, eğlenceli otomobil yolculuklarıyla koy koy, sahil sahil gezmek ve her gün ayrı bir tatil beldesinde konaklamak tabii ki. Peki denizin ve güneşin peşinden gideceğiniz yolculuğunuza bir de kültür molası eklemek ister misiniz?

Ülkemizin her köşesi Hitit, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma antik ve tarihi eserlerle dolu. Ve her ne yöne gidiyor olursanız olun, yolunuzun üstünde kesinlikle değerini az bildiğiniz, adını az duyduğunuz, fakat birkaç saatinizi ayırdığınıza sizi çokça şaşırtacak bir antik kent vardır. İşte Ege ve Akdeniz bölgesinden, keşfetmenizi bekleyen 10 antik kent…

***

Türkiye’de Az Bilinen Antik Kentler

Aizanoi | Kütahya

Fotoğraf: gelpesimden.blogspot.com

İstanbul’dan Ege ya da Akdeniz sahillerine doğru otomobille yola çıktıysanız, Kütahya yakınlarından geçerken yolunuzu birazcık değiştirip birkaç saatlik bir kültür molası verirseniz, kesinlikle pişman olmayacaksınız. Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesi sınırlarında kalan Aizanoi Antik Kenti, Türkiye’nin adı az duyulmasına rağmen en değerli kültür varlıklarından biri… Roma döneminden kalma bu antik kentte bir Zeus Tapınağı, bir stadyum-tiyatro kompleksi ve bir macellum bulunuyor. Peki bunlar ne demek ve neden önemli? Aizanoi Zeus Tapınağı, sadece dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından biri değil, aynı zamanda etrafındaki sütunla çevrili mekanın üstünün mermer kirişlerle kaplı olması nedeniyle türünün dünyadaki tek örneği. Şehrin kuzeyinde kalan stadyum-tiyatro kompleksi ise bu kentin eğlenceye ne denli önem verdiğini kanıtlıyor, çünkü 13.500 kişi kapasiteli stadyum ve 20.000 kişi kapasiteli tiyatro, antik dönemde başka hiçbir kentte bir kompleks şeklinde yapılmamış. M.S. 2 yüzyıla ait Aizanoi Macellumu ise dünyanın ilk borsalarından biri olarak kabul ediliyor. Enflasyon yüzyıllar öncesinde bile başa bela olsa gerek, Macellum’un duvarlarında İmparator Diocletian’ın M.S. 301 yılında enflasyonla mücadele için tespit ettiği imparatorluk pazarlarında satılan malların fiyatlarının yer aldığı ve günümüze kadar oldukça iyi durumda korunmuş olan yazıtlar görülebiliyor. Tüm bu özellikleriyle Aizanoi Antik Kenti, 2012 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor ve UNESCO Dünya Miras Listesi’ne eklenmek için sırasını bekliyor.

 

Anavarza | Adana

Fotoğraf: hometurkey.com

Roma döneminde, eyalet işlerinin görüşüldüğü, göreceli büyük, zengin ve eski şehirlere imparatorun resmi izniyle ‘metropolis’ ünvanı veriliyordu. İmparator adına tapınak yapma ve imparatorluk adına propaganda yapma hakkı bulunan metropolislere ise ‘neokoros’ (tapınak bekçisi) deniyordu. Anadolu’daki Roma dönemi kentleri arasında bu iki ünvanı birden kazanan ilk kent Efes olarak biliniyor, bu mertebeye ulaşmış antik kentlerden bir diğeri ise Anavarza. Adana’nın Kozan ilçesindeki Dilekkaya köyü sınırlarında bulunan bu antik kent, Roma döneminde birçok askeri ayrıcalığı bulunan, antik dünyanın bölgedeki dev kentlerinden Tarsus ile rekabet edebilecek büyüklükte ve güçteymiş. İmparator Nero döneminde yazdığı De Materia Medica isimli beş ciltlik eseri 18. yüzyıla kadar tüm modern ülkelerin tıp fakültelerinde okutulan farmakolog Dioskurides’in Anavarzalı olması da kenti bilim açısından önemli kılmış. Anavarza’da görebileceğiniz birçok mimari kalıntı var. 20 burçlu sur duvarı, sütunlu yol, hamam, kilise, tiyatro, amfitiyatro, stadyum, su yolları, kaya mezarları, Kilikya bölgesinde benzeri olmayan 3 girişli zafer takı ve bir Ortaçağ kalesi. Fakat Anavarza’da görebileceğiniz en etkileyici eser, M.S. 3. yüzyıla ait mozaikler. Örneğin, fotoğraftaki deniz tanrıçası Thetys mozaiğiAnavarza Antik Kenti, 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

 

Kaunos | Muğla

Fotoğraf: koycegiz.bel.tr

Güneybatı Anadolu’da birçok dağ ve tepede rastlanan kaya mezarları, Anadolu tarihi ve mimari dokusunun belki de en ilginç mimari öğelerinden biri. Muğla’daki Kaunos Antik Kenti’ni de diğer antik kentlerden ayıran en belirgin özelliği kaya mezarları. Bu kentin çevresindeki kayalıklarda bulunan mezarların cephe mimarisi, Urartu, Frig ve Likya bölgelerindeki tüm kaya mezarlarından farklı. İlk kez burada, buraya özgün bir tip olan tapınak cepheli kaya mezarları, Helenistik tapınakları andıran cepheleriyle dikkat çekiyor. Kaunos Antik Kenti, 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

 

Kibyra | Burdur

Fotoğraf: gezimanya.com

Sahillere varmak için çıkacağınız yolculuk Göller Yöresi’nden geçiyorsa ya da rotanıza son zamanlarda oldukça popüler bir destinasyon olan Salda Gölü’nü dahil ettiyseniz, Burdur’da verebileceğiniz bir kültür molası var: Gölhisar ilçesine bağlı Kibyra Antik Kenti. Bu antik kent, Romalılaşmış doğu şehirlerinin iyi bir örneği olarak biliniyor. Yani kent planlaması ve yapılarıyla, farklı endüstri kollarından da elde ettiği zenginlikle ve bu zenginlikle desteklenen güçlü ordusu ve adalet sistemiyle Roma dönemine tam anlamıyla uyum sağlamış. Kibyra’nın en önemli ve en göz kamaştırıcı yanı ise Kibyra Odeonu. Odeonlar, antik dönemde konser alanı, meclis, mahkeme ve üzeri kapalı tiyatro gibi işlevlere sahipmiş, Kibyra Odeonu ise Türkiye sınırları dahilinde, orijinalinde üzeri çatıyla kapatılmış en büyük antik yapı ünvanına sahip. 3600 kişilik odeonun orkestra bölümünde dünyada benzeri bulunmayan, ince mermer plakalarla yapılmış, 2000 yıllık bir Medusa mozaiği yer alıyor. Kibyra Odeonu‘nun sürmekte olan restorasyonu tamamlanana kadar, mozaik yalnızca yaz aylarında, ağustos sonuna kadar görülebiliyor ve yılın geri kalanında üzeri kapatılarak koruma altına alınıyor. Kibyra Antik Kenti, 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklenmiş ve çalışmalar son dönemde hız kazanmış.

 

Korykos | Mersin

Fotoğraf: ustamdan.com 

Korykos adını daha önce duymamış olabilirsiniz; peki Kızkalesi? Mersin’in Erdemli ilçesindeki beldelerden biri olan Kızkalesi, adını Korykos Antik Kenti’nin bir parçası olan, Bizans döneminde beldenin açıklarındaki küçük bir ada üzerine inşa edilmiş Kız Kalesi’nden alıyor. Hitit dönemiyle başlayıp, Helenistik, Roma, Bizans ve Ermeni dönemleri boyunca önemli bir liman kenti olmuş olan Korykos, Roma ve Bizans döneminde, 500 yıl boyunca zeytin üretimi ve zeytinyağı ve şarap ticaretinde önemli bir kent olmuş. Kentin hem karada hem de denizde iki ayrı kalesi olması, ikili bir savunma sistemi oluşturmasını ve güvenli ve stratejik bir liman kentine dönüşmesine yardımcı olmuş.  İki kalesinin yanı sıra, kendilerine özgü karakterleriyle bölge mimarisinden ayrışan 14 kilise, surların 10 km dışında yer alan ve Adamkayalar olarak bilinen anıt mezarlar ve dönemin günlük yaşantısına dair birçok bilgi veren 11 rölyef, Korykos’ta görebilecekleriniz arasında. Korykos Antik Kenti, 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

 

Laodikeia | Denizli

Fotoğraf: sanatkaravani.com

Denizli’nin 6 km. kuzeyinde yar alan Laodikeia Antik Kenti, Roma ve Bizans döneminin metropolis seviyesindeki kentlerinden ve önemli dini merkezlerinden biri olma özelliğine sahip. Bu kadar da değil, İncil’de adı geçen bir kent olarak 6. yüzyıldan beri Hristiyanlar için bir hac merkezi sayılıyor. M.Ö. 3. yüzyılda Seleukos Kralı II. Antiokhos tarafından karısı Laodike adına kurulan bu kent, tarihi ve dini önemi arttıkça büyümüş ve gelişmiş. Laodikeia’da görebilecekleriniz arasında Hristiyanlık dininin ilk 7 kilisesinden biri olan Laodikeia Kilisesi, Anadolu’nun en büyük stadyumu olarak biline,n 285 metreye 70 metre ölçülerindeki bir stadyum, 2 tiyatro, 4 hamam kompleksi, 5 agora, 5 nymphaeum, 2 anıtsal giriş kapısı ve daha birçok antik mimari eser bulunuyor. Tarihi önemi büyük ve kutsal Laodikeia Antik Kenti, 2013’ten beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

 

Priene | Aydın

Fotoğraf: adonistravelturkey.com

Aydın’ın Söke ilçesine 15 km uzaklıkta bulunan Priene Antik Kenti, “Anadolu’nun Pompei’si” olarak anılıyor. Bunun nedeni, hem antik çağdan bugüne kadar en iyi korunan şehir planlama örneklerinden birine sahip olması ve modern şehir planlama çalışmaları için bir model olarak kullanılması hem de Priene Evleri olarak anılan yerleşim bölgesinde yerleşim tarihi hakkında önemli bilgiler sunulması. M.Ö. 7 yüzyılda kurulan Priene Antik Kenti, yüzyıllar boyunca koruduğu önemini Menderes nehrinin taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden gittikçe uzaklaştıkça kaybetmiş. Kentte görebilecekleriniz arasında Athena Tapınağı, Demeter Tapınağı, Tiyatro, Agora, Asklepios Tapınağı, Bouleuterion, Yukarı Gymnasion, Aşağı Gymnasion, Mısır Tanrıları Tapınağı, Büyük İskender’in evi ve Bizans dönemi Piskoposluk kilisesi gibi birçok yapı bulunuyor. Priene Arkeolojik Alanı, çok kısa bir süre önce, bu yılki UNESCO toplantısında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklendi.

 

Sagalassos | Burdur

Fotoğraf: hurriyet.com.tr

Burdur’da sandığınızdan çok daha fazla tarih yatıyor! Ağlasun ilçesinde 7 km uzaklıkta yer alan Sagalassos Antik Kenti, ilk yerleşimin 12.000 yıl öncesine kadar uzandığı bir antik kent. Ayrıca orijinal yapı taşlarının neredeyse tamamının bulunabildiği anıtsal yapıları ile son derece iyi korunmuş durumda bir kent burası. Şehrin çoğu yapısı halen ayakta, ya da orijinal parçalarıyla yeniden ayağa kaldırılmış; en iyi durumda görebileceğiniz yapı ise tiyatrosu. En az bin yıllık seramik üretimi ile Sagalassos, antik dönemlerdeki en uzun seramik üretimi merkezi olarak da öne çıkıyor. Sagalassos Antik Kenti, 2009 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

 

Sardes | Manisa

Fotoğraf: mapio.net

Parayı bulan Lidyalılar’ın Demir Çağı’ndaki başkenti, bugün Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Sart beldesinin sınırları içinde bulunuyor. Antik dünyanın önde gelen şehirleri arasında yer alan Sardes’in en büyük özellikleri, şehir planlaması konusundaki mükemmeliyeti ve Mezopotamya dışındaki en büyük savunma duvarıyla çevrelenmiş olması. Kente yaklaşırken büyüklüğüne inanamayacağınız kiremit rengi tapınağıyla sizi karşılayacak olan Sardes’ten başka hiçbir kentin Lidya uygarlığıyla doğrudan bağlı olmadığı söyleniyor. Günümüze kadar korunmuş dünyanın en görkemli İon düzenindeki tapınaklarından birini barındıran Sardes’te aynı zamanda bir hamam-gymnasium kompleksi ve antik dünyanın en büyük sinagogu bulunuyor.  Şehrin biraz dışında, Bin Tepeler adıyla bilinen Lidya tümülüs mezarlık alanı ise dünyanın en büyük tümülüs (kraliyet mezarlığı) alanı olarak biliniyor. Tüm bu özellikleriyle Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri, 2013 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

 

Stratonikeia | Muğla

Fotoğraf: gezimanya.com

Muğla’nın Yatağan ilçesine 7 km uzaklıktaki Eskihisar Köyü sınırları içinde yer alan Stratonikeia Antik Kenti, “ölümsüz aşkların ve gladyatörlerin kenti” olarak biliniyor. Geç Tunç Çağı’ndan günümüze kadar kesintisiz yerleşime sahne olan kent, M.Ö. 3. yüzyılda Seleukos kralı I. Antiokhos tarafından karısı Stratonike adına kurulmuş. Roma döneminin ardından beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde de yerleşimin devam ettiği Stratonikeia, bu özelliğiyle Anadolu’da nadir bulunan bir antik kent. Burada, antik kentin içinde Osmanlı döneminde yapılmış arnavut kaldırımı taşlar üzerinden yürüyebileceğiniz gibi, binlerce yıllık sütunların gölgesinin cumhuriyet döneminde inşa edilmiş evlerin üzerine düştüğünü görebiliyorsunuz. Sadece antik dönemden gymnasium, tiyatro, hamam ve kent kapılarına dağil, Türk mimarisi için de önem taşıyan hamam, Şaban Ağa Camii, Osmanlı Çeşmesi, ağa evleri gibi yapılara da ev sahipliği yapan Stratonikeia Antik Kenti, 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklenmiş.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?