Eminiz ki, Balat deyince hepimizin aklında başka şeyler canlanır: kimimiz tarihi dar sokaklarını düşünür, kimimizin gözünde iki ev arasına gerilmiş iplere asılı çamaşırların resmi belirir, kimimiz ise özellikle son dönemlerde bölgeye canlılık getiren tasarım dükkanları ve orijinal cafeleri hayal eder. İşte Balat’ın güzelliği ve zamansızlığı da tam olarak burada! Tek bir özelliği yok Balat’ın, belki de birçok kültürü aynı dönemde içinde barındırmış olmasının verdiği farklı ve özgün bir dokuya sahip. Gelin, her köşesi ayrı fotoğraf karesi olan Balat’ı, bu sefer de Huawei P30 Pro ve Leica kamerasının perspektifinden görelim!

Balat, İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden biri. Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin yüzyıllar boyu bir arada ve barış içinde yaşadığı Balat, tam da bu özelliğinden dolayı hem içerisindeki tarihi yapılar, hem de genel atmosferi itibariyle sonsuz bir çeşitliliğe ve özgünlüğe sahip. O günlerin izlerini hala sokaklarında yer alan cami, kilise ve sinagoglardan görebiliyoruz. Gelin, turumuza semtin ikonu niteliğinde, hepimizin gözdesi Merdivenli Yokuş’tan başlayalım.

Adını iki yanındaki merdivenlerden alan Merdivenli Yokuş, şimdilerde Balat’ın fotojenik anlamda en ilgi çeken duraklarından biri. Yokuşun sol tarafında Fener Evleri (Konakları) olarak da bilinen, pastel renkli ve cumbalı evler yer alıyor. 17. ve 18. yüzyıllarda Rum aristokrat aileleri tarafından yaptırılan bu şirin evler, Unesco projesi kapsamında aslına uygun olarak yenilenmiş. Yokuşun sonunda yer alan Balat Cafe’den yukarı doğru devam ederek, Yuvakimyon Rum Lisesi’ne varıyoruz.

Bu listenin oldukça hüzünlü bir hikayesi var. 1850’li yıllarda Pera’da Rum kızlar için okullar açılmaya başlıyor. Ancak bu okullara pahalılık ve mesafe gibi nedenler dolayı Fener semtinde bulunan Rum ailelerinin kızları gidemiyor. Bu duruma çözüm getirmek amacıyla 1870’li yıllarda, Patrik II. Yoakim okulun yapımı için arsa bağışında bulunuyor ve çalışmalar başlıyor. Ancak maalesef, kendisi okulun tamamlandığını göremeden hayatını kaybediyor. Kendisinin yerine seçilen Patrik III. Yoakim, çalışmaları devam ettiriyor ve okul 1882’de eğitime açılıyor. Lise, iki patriğin ortak desteği sonucu yaratıldığından ‘Yoakimlerin eseri’ anlamına gelen “Yuvakimyon” Rum Kız Lisesi adı uygun görülüyor. Eğitim kalitesi sebebiyle 1900’lü yıllarda öğrenci sayısı bir hayli fazla olan lise, 1988’lere gelindiğinde öğrenci bulamıyor ve kapatılmak durumunda kalıyor.

Bu yıl “Balat Monologlar Müzesi” oyununa ev sahipliği yapmış olan Yuvakimyon Rum Kız Lisesi’nde, 20 Mayıs tarihinde aynı oyunun bir kez daha sergilenmesi bekleniyor. Şimdilerde ise lisenin içerisinde, 18 Mayıs’a kadar devam edecek olan “Dancing Into One” sergisi yer alıyor. Martch Art Project‘in gerçekleştirdiği ve Ezgi Yıldız’ın küratörlüğünde şekillenen sergi, “bir aradalık” kavramı üzerine yoğunlaşıyor. Sergiyi gezerken, özgün sanat eserlerinin lisenin eski dokusuyla birleştiği hissine kapılıyorsunuz. Yer yer sıvaları dökülmüş duvarlar, eski sıralar ve tahtalar ile her köşesinde ayrı bir yolculuğa çıkacağınız bir deneyim yaşamak isterseniz, mutlaka Yuvakimyon Rum Kız Lisesi’nin kapısından içeri adımınızı atmalısınız.

Balat Monologlar Müzesi’ne bilet almak için tıklayın.

Liseyi geride bırakarak biraz ilerlediğimizde, karşımıza tüm heybetiyle Özel Fener Rum Lisesi, diğer adıyla Kırmızı Mektep çıkıyor. Yapının cephesinde Fransa’dan getirtilen kırmızı ateş tuğlalar ve ihtişamlı süslemeler yer alıyor. İki katlı bir kuleye sahip binanın granit detayları yakından görmeye değer. Böyle düşünerek hemen Huawei P30 Pro‘muzu elimize alıyor ve Periskopik Telefoto Kamera‘sı ile binayı en küçük ayrıntısına kadar inceliyoruz.

Rotamıza devam ederken önünden geçtiğimiz Usturanca Sokak’ta birçok eski ve birbirinden farklı süslemelere sahip kapılar görmeye hazırlıklı olun. Her biri önünde fotoğraf çekme isteği uyandırıyor, sokak boyunca her adımda farklı bir hikayeye tanıklık ediyorsunuz sanki.

Geldik, Balat’ın en meşhur caddelerinden biri ola Kiremit Caddesi’ne! Yukarıda bahsettiğimiz Fener Evleri’nin bir kısmı da bu cadde üzerinde yer alıyor. Yeşil, turuncu, mavi, sarı… Bu iç açıcı evlerin karşısına geçip bir süre hayran hayran izlememek elde değil! Ayrıca evler oldukça yüksek, dolayısıyla fotoğraflarken Huawei P30 Pro‘nun 20 MP ultra geniş açılı lensini kullanmak isteyebilirsiniz. :)

Kiremit Caddesi’nden sağa saptığınızda karşınıza çıkan Vodina Caddesi, adeta bir cafe cenneti. Cadde üzerinde nereler var derseniz, favorimiz olan Cooklife Balat, Artlokalist, Narissa Cafe, Fida Cafe, Vanilla Cafe, Pan-Cake House’u sıralayabiliriz.

Vodina’nın bir alt sokağında ise vintage giyim ve eşya olanların tutkunu olacağı Rage’N Roll gibi dükkanlarla dolu olan Yıldırım Caddesi bulunuyor. Cadde üzerinde, Agora Antik gibi antikacıların yanı sıra; Brew Coffeworks, Cafe Naftalin, Primi, Maya Fener ve Kat Kat Balat gibi cafeler de görebilirsiniz.

Kürkçü Çeşmesi Sokak’ı unutmayalım! Balat favori mekanlarımızdan biri olan Coffee Department tam olarak bu sokakta yer alıyor. Farklı kahve aromaları tadabileceğiniz mekanda siparişinizin yanında, içtiğiniz kahveyle ilgili bilgi alabileceğiniz bir de kart veriliyor size. Coffee Department’ın yanında, Ahrida Sinagogu yer alıyor. İsmini kurucularının geldikleri Makedonya’daki Ohri kasabasından alan sinagog, Balat sinagoglarının en büyüğü. İçerisindeki teva, yani Tevrak okuma kürsüsü bir gemi pruvasını andırıyor. Bu özelliğin Nuh’un Gemisi’ni anımsattığını söyleyenler çok. Sinagogun tam karşısında yer alan, mavi minderli sandalyeleriyle oldukça sevimli Cumbalı Kahve’yi de, kahve molası için bir başka alternatif olarak listenize ekleyebilirsiniz.

Günü noktalarken, Baki Dede Sokak’ta ilerleyip Sancaktar Yokuşu Sokağı’na sapmak ve meşhur yuvarlak cepheli evi görmek isteyebilirsiniz. Yolu ikiye bölen ev, semtin önemli simgelerinden biri. Balat’ın bolca tarih kokan, biraz da bohem havasını iyice soluduktan sonra yolculuğumuzu sonlandırıyoruz. Keşifle kalın!

İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’den Kumbaracı Yokuşu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN