Baya İyi, verdiği harika öneriler ve insanda seyahat etme isteği uyandıran fotoğraflarıyla adeta içimizi açan bir Instagram hesabı! Baya_iyi’nin yaratıcıları Oylum ve Onur ile; İstanbul’daki favori mekanları, seyahatleri, seyahat fotoğrafçılığı ve tatlı kafeleri Balat Coffee&Guide üzerine konuştuk. Keyifli okumalar!

_ Selam Oylum ve Onur, başlamadan önce Baya İyi’nin hikayesini dinleyebilir miyiz?

Onur: Merhaba. :) Oylum 2007’den beri, ben 2004’ten beri düzenli blog yazıyoruz ve çektiğimiz fotoğrafları paylaşıyoruz. 2013’e geldiğimizde ayrı ayrı 5-6 blog yazdığımız fark ettik. Zaten ilgi alanlarımız ortak; fotoğraf, seyahat, sanat, tarih, arkeoloji, tasarım, sinema. Neden tüm bunları bir arada tek bir blogda toplamıyoruz dedik ve böylece “baya iyi” ortak paylaşım alanımız ortaya çıktı. Sadece ikimizin de “baya iyi” dediği, ortak olarak arkasında durduğumuz, bizi heyecanlandıran, geriye dönüp tekrar bakmak, hatırlamak istediğimiz notlarımızı paylaşıyoruz.

Oylum: Eskiden blog sayfasında daha çok yayın yapıyorduk. Artık uzun metinler, çoklu fotoğraflar, hikaye albümü ve video yayınlayabildiğimiz Instagram’da daha sık paylaşım yapmaya başladık. Okuyucumuzun da yönlendirmesiyle daha fotoğraf odaklı oldu içeriklerimiz.

_ Balat son zamanlar herkesin favorisi oldu, ama siz başından beri Balat’tasınız ve orayı acayip sahipleniyorsunuz. Balat’la ilişkiniz nasıl başladı? Bize Balat’ın hiç bilinmeyenlerinden tüyolar verebilir misiniz?

Onur: Bizimkisi sahiplenmekten ziyade değer vermek aslında. Türkiye’de tarihi veya doğası ile bizi büyüleyen her yeri ziyaret etmeye ve okuyucularımıza fotoğraflarla tanıtmaya gayret ediyoruz. Fethiye Müzesi’ndeki mozaikler, Bulgar Kilisesi’ndeki ve Moğolların Meryem’i Kilisesi’ndeki resimler, Fener Rum Patrikanesi’ndeki ikonostas, Maraşlı Rum İlkokulu’nun sütunlu ön cephesi, Merdivenli Mektep Sokak ile Tevkii Cafer Mektebi Sokağı üzerindeki konaklar, Fener Rum Lisesi’nin kırmızı tuğlaları ve kubbesi eşsiz güzelliktedir, Balat’ı ziyaret edenlere buralara yakından bakmasını özellikle tavsiye ederiz.

Oylum: Fener babamın doğup büyüdüğü semt, o yüzden bana İstanbul içinde hep memleket gibi gelmiştir. Onur’un da tarihe büyük bir ilgisi var. Eski İstanbul’da, sur içinde yaşamak gibi ortak bir hayalimiz vardı. 2015’te bu heyecanla taşındık. 2015-2018 arası 3 yıl kadar yaşadık Balat’ta. Biz Balat’a taşındığımızda sokakları, tarihi yapıları turist doluydu. Bir köşeden Alman, öbür köşeden Japon kafile çıkıyordu karşımıza. Simitçi bile “hello” diye sesleniyordu sokaklarda Türk görmeye alışık olmadığından. 2016 başında turizmin aniden durmasıyla birlikte sokaklar önce boşaldı, sonra yavaş yavaş yerli turistin ilgi odağı haline geldi. Zaten tarih yapılarıyla eşsiz bir mahalle olduğu için, Türkler arasında hak ettiği ilgiyi geç de olsa bulduğunu düşünüyoruz.

_ Balat Coffee & Guide’ı açmaya nasıl karar verdiniz? Bir de Hikayeli Balat Fotoğraf Yürüyüşü nasıl ortaya çıktı?

Oylum: Sokakta yol tarif ettiğimiz insanlar bize bu fikri verdi aslında. Yerli turistler arasında tarihi yapılardan ziyade fotoğraf çekmek için renkli evler, renkli kapılar arayanlar çoğunluktaydı. Uzun süre sokakta yol tarif ettik, renkli kapılar şurada ama asıl Fener Rum Lisesi’ni en iyi şu açıdan görebilirsiniz, cumbalı evler burada ama gelmişken Fethiye Müzesi’nde mozaikleri görseniz bayılırsınız gibi.

Onur: Ücretsiz rehberlik sunacağımız bir dükkan işletip Balat’a fayda sağlamak istedik. Biz ücretsiz olarak bu emeği vermeye gönüllü olduğumuzdan, TOG ile ortak hareket etmeye, yürüyüşümüze katılan kişilerin makbuz karşılığı TOG’a ödeyeceği ücretin tamamını Balatlı çocukların eğitiminde kullanmaya karar verdik. Bir de Balat’ta gezilmesi gereken yerlerin işaretli olduğu harita yaptırdık, bunun ücretini de tamamen dükkanımızdan karşılıyoruz. Balat’a keşfe gelen herkese bu haritayı ücretsiz olarak vererek, Balat’ın tarihi değerlerinin tanıtılmasında fayda sağladığımızı düşünüyoruz. Balat’ta tanıştığımız arkadaşlarımız Hanife ve Barış ise kahve işini iyi biliyorlar. Balat’a katkı sağlamak hayaliyle güçleri birleştirdik, Balat’a gelenlerin hem 3. nesil lezzetli kahve tadabileceği hem de Balat hakkında ücretsiz bilgi alabileceği bir dükkanı hayata geçirmiş olduk.

_ İstanbul’a fotoğraf çekmeye ve gezmeye gelen bir turiste önereceğiniz semtler ve sokaklar hangileri olurdu?

Oylum: 1 haftadan daha kısa süre İstanbul’da kalacak olanlara sokaklarda dolaşmak yerine tarihi yapıları, müzeleri hakkını vererek gezmesini öneriyoruz hep. En güzel, en benzersiz fotoğraflar, en iyi açılar İstanbul’un tarihi yapılarında saklı. Dükkanlar ve kafelerle dolu sokaklar geçici şeyler bizim için, benzerleri tüm dünyada var zaten. Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet, Arkeoloji Müzesi, Yerebatan Sarnıcı, Kapalı Çarşı, Galata Köprüsü, Mısır Çarşısı ve Süleymaniye’yi gezmek için en az 3 gün ayırmak gerekli. Dolmabahçe Sarayı, Deniz Müzesi, Milli Saraylar Resim Müzesi ve Ortaköy’de 1 gün, Kariye Müzesi, Fethiye Müzesi ve Balat sokaklarında 1 gün. Beyoğlu’daki sergiler, İstanbul Modern ve Pera Müzesi, Galata Kulesi, Galata sokakları ve Çukurcuma için 1 gün. Çengelköy – İstinye şehir hatlarını kullanarak Boğaz turu ve Beylerbeyi Sarayı için 1 gün. 1 hafta doldu bile. :)

Onur: Bir de bonus olsun, gün batımı yaklaşırken Eminönü – Kadıköy vapurunda harika fotoğraflar çekebilirler.

_ Fotoğraflarınız gerçekten harika! Seyahat fotoğrafçılığı konusunda bize verebileceğiniz tüyolar var mı? Dünya üzerinde gezdiğiniz ve fotoğraf çekerken mest olduğunuz şehirler hangileri? Oralara gidersek nereleri fotoğraflamadan dönmeyelim?

Oylum: Çok teşekkürler, bizi çok mutlu ettiniz. Bizim seyahat fotoğrafçılığı konusunda en büyük motivasyonumuz doğa, tarih ve sanat. Bir yerde bu 3’ünden 2’si varsa bizim oraya gitme hayalimiz vardır. Sürekli yeni yerler keşfetmekten ziyade, doğa, tarih ve sanat konusunda çok zengin olan şehirleri görmek, belirli aralıklarla ziyaret etmek önceliğimiz. Doğa ve tarih açısından çok zengin olduğundan Likya bölgesini herkese tavsiye ederiz. Biz her yıl gidiyoruz, her yıl Kaputaş’ı ve Likya Antik kentlerini ilk kez görüyormuş kadar heyecanlanıyoruz. Londra, New York, Roma, Berlin, Paris, Amsterdam, Barselona gibi sanat ve tarih açısından zengin şehirleri her yıl ziyaret etsek yine yetmez, sadece müze ve yeni açılan sergileri gezerek besleniyoruz bu şehirlerde.

Onur: Seyahat fotoğrafçılığı oldukça meşakkatli bir iş. Hava durumuna, güneşin pozisyonuna göre ziyaret saatlerini planlamak gerekiyor. Turist kalabalığını kadrajın dışında bırakmak için bazen saatlerce çekim yerinde beklediğimiz oluyor. Sun Surveyor uygulamasını kullanıyoruz seyahatlerde, doğru saatte doğru açıda fotoğraf çekmek isteyen herkese öneririz. Bir de ekipmanı iyi tanımak, teknik açıdan hakim olmak önemli. Jpg yerine nef formatta fotoğraf çekmek, ortaya çıkan fotoğraf kalitesini arttıracaktır.

Oylum: Seyahat fotoğrafçılığında en önemli şey seyahat sırasında hiçbir şey paylaşmamak, sosyal medya kullanmamak bence. Bizim yayınladığımız seyahat fotoğraflarının tamamı #tbt diyebiliriz. Seyahat sırasında seyahatin her dakikasını keşfetmeye ve yeni fotoğraflar çekmeye ayırıyoruz.

_ Özellikle son senelerde Marakeş renkli sokaklarıyla birçok kişinin seyahat destinasyonları arasına girdi. Marakeş’e giden theMagger takipçilerimize ‘Yapmadan dönmeyin!’ dediğiniz neler var? 

Oylum: Marakeş’e havanın mükemmel, fiyatların düşük, kalabalığın az olduğu Ocak ayında gitmesini öneririz herkese. Biz otel yerine eski şehirdeki riadlarda kalmayı tercih ettik. Bir de yerel Berberi bir rehberle gezdik. Bu 3 seçim bizim Marakeş seyahatimizi mükemmelleştirdi, herkese tavsiye ederiz. Marakeş’in en benzersiz yapıları sarayları ve bahçeleri. Gidenlerin hepsini eksiksiz göreceğini varsayalım. Fotoğraf Evi (Maison de la Photograhie) bizi çok etkiledi, bu müzede eski Marakeş fotoğrafları var. Bir de Bab Agnaou kapısından girince sağda geleneksel bir tatlıcı var, buradaki geleneksel Chabakiya tatlısını herkes denemeli. Faslılar tatlı yapmayı Fransızlar’dan öğrenmişler. Aşırı düşkünler tatlıya.

_ Serengeti’deki safari deneyiminiz bizi çok imrendirmişti! Safari deneyiminizden biraz bahseder misiniz? Vahşi doğada fotoğraf çekmek nasıldı?

Onur: Biz 2010’da Nairobi’de evlendik. Afrika bizi bu dünyada en çok heyecanlandıran kıta, o yüzden hayatımızı Afrika’da birleştirmek istedik. Maasai Mara’da ve Serengeti’de yerel şirketten ayarladığımız safari aracı ile gezdik. “Eveet bugün ne görmek istersiniz?” diyen bir rehberimizin kullandığı safari aracında her gün başka bir hayvanın peşine düştük. Dünya üzerindeki en büyük hayvan krallığının toprakları Maasai Mara ve Serengeti. Kuralların değiştiği bu yeni dünyada, araçlar içine sığınmış insan sürüleriyiz aslında. Etrafta özgürce akıp giden hayatı izliyorsunuz camdan. Vahşi yaşam belgeselini televizyondan değil de vizörden izliyor gibisiniz. Parmak hep deklanşörde, herkes kendi belgeselinin yönetmeni.

_ Türkiye’nin içerisinde de çok güzel geziler yapıyorsunuz. Şu zamana kadar gezdiğiniz en keyifli rotalar hangileri? Buralardan da birkaç öneri alabilir miyiz? Bunlar dışında mutlaka yapmak istediğiniz rotalar var mı?

Oylum: Kemaliye köyleri – Erzincan Karanlık Kanyon, Erzurum – Kars – Ardahan, Batman –Mardin –Diyarbakır bizde çok iz bırakan rotalar oldu. Türkiye’de Unesco listesindeki her yeri fotoğraflama hedefimiz var. Listeyi tamamlamak için 3 eksiğimiz var. Yakın zamanda Safranbolu, Çatalhöyük ve Nemrut’a gitmek istiyoruz.

_ Bu aralar Karadeniz, Türkiye’de birçok insanın keşfetmeye oldukça heyecan duyduğu bir yer. Karadeniz turu yapmak isteyenlere önerileriniz neler olurdu?

Onur: Karadeniz’de bizi en çok büyüleyen Kaçkar Dağları’nın coğrafyası. Kaçkarlar’a yayılan yaylalarda müthiş manzaralar gizli. 4 mevsim fonda tulum sesiyle bambaşka hisler yaşatan bir yer burası. Fırtına Deresi’nin eriyen kar sularıyla gümbürdediği bahar ayları, Altıparmak Dağı ve göllere giden karlı yolların açıldığı yaz ayları, doğanın tüm renklerini görmek için sonbahar ayları ve bembeyaz karlarla kaplı kış ayları. Bizim için en unutulmaz olanı Ocak ayında 2050 metre yükseklikteki Gito Yaylası’na tırmanıp 4 gün boyunca bulut denizi izlemekti.

_ Sizinle Balat Coffee Guide dışında hangi cafe & restoranlarda karşılaşabiliriz?

Onur: İstanbul’da bizi en sık görebileceğiz kafe, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin içindeki kafe. Bizce dünyanın en eşsiz en güzel kafe dekorasyonu.

Oylum: Balat’ta olduğumuz günler yemeği komşu dükkanımız Demlik’te, esnaf lokantası Ada’da ya da köfteci Fındık Kabuğu Restoran’da yiyoruz. Beyoğlu’da Karadeniz lokantası Hayvore haftada birkaç kez gittiğimiz bir restoran. Galata’da dönerci Engin ve ev yemekleri yapan Galata Kitchen sürekli gittiğimiz diğer mekanlar. Sirkeci’de ise Şehzade Cağ Kebabı vazgeçemediğimiz bir başka lezzet.

_ Son olarak, birçok kişi sizi Instagram hesabınızdan tanısa da, başka mecralarda da varsınız. Sizi nerelerden takip edebiliriz?

Onur: Twitter ve Facebook’u aktif olarak kullanmıyoruz aslında, Instagram paylaşımlarımız otomatik olarak ikisine düşüyor sadece. Instagram’da bizi takip edenler “baya iyi” dediğimiz ve paylaştığımız her şeyi göreceklerdir.

Oylum: Çok teşekkür ederiz bu röportaj ve bize yer verdiğiniz için.

Çok teşekkürler Onur ve Oylum!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Röportaj hiç bitmesin istedim :) Balatta karsilasiriz umarim.. Bu arada tesekkurler Gizem!