Sibel Karamaraş; sürekli üreten, hiç durmayan, aynı anda bin bir şeyi olduran kadınlardan. Hani vardır ya elini attığı her şeyi güzelleştiren, sürekli başka projeleri var eden, hayranlık uyandıran kadınlar… İşte, Sibel de öyle bir kadın. KahvelikbySibel‘de sağlıklı atıştırmalıklar yapıyordu-ki hala tatları damağımda, Harekete Destek Milongaları‘yla Omurilik Felçlileri Derneği için yüzlerce kişiyle dans etti, şimdi de Bidestek ile iyiliği çoğaltacak, sosyal fayda yaratacak tüm hareketleri tek bir çatı altında topluyor!

Sibel, benim Boğaziçi Üniversitesi’nden arkadaşım. Tam olarak nasıl tanıştık, samimiyetimiz nasıl gelişti hiç hatırlamıyorum; yani böyle keskin bir tanışıklığımız yok. Her şey usul usul gelişti bir nevi!

Seni tanıyalım Sibel. Hikayen nerede başladı, nasıl gelişti? 

Selam, aslında bu konuda hiç susmayabilirim ama kısaca anlatmaya çalışacağım. Hikayem Norveç’te başladı ve 7 sene orada sürdü, sonra uzun bir süre İzmir ve en son da İstanbul’da devam ediyor. Onun da öncesine gidersek aslında Lübnan’dan gelen bir soydanım diyebilirim. Bu farklılık benim çok hoşuma gidiyor ve anlat anlat bitiremiyorum doğrusu – şimdilik burada bitireyim bu kısmı.

Hep farklı şeyler denemeyi, öğrenmeyi seviyorum. Okumayı çok seviyorum. Farklı enstrümanları çalmayı, denemeyi, farklı yabancı dilleri öğrenmeyi seviyorum. Lisansım da yüksek lisansım da psikoloji üzerine ve bu beni herkesin düşündüğünün aksine, çok farklı bir gözlemciye çevirdi; ben artık insanlar hakkında bir yorum yapamıyorum, hemen bir yargıya varamıyorum. Bir davranışından bir neden çıkartamıyorum. Her şeyin bin bir farklı sebebi olabilir. Sanırım bundan dolayı insanları dinlemeyi çok seviyorum.

Kendimi genelde realistik optimist olarak tanımlarım. İnsan odaklıyım, sağlıklı yaşama çabalarım ve denemelerim olur sürekli. Hiç yapmayacağım şeyler denerim bazen, bazen saçmalarım. Doğrusu çok da fazla dışa dönük bir insan değilim ama çok alakasız zamanlarda çok farklı insanlarla tanışıyorum ve yıllar sonra bir şekilde o kişiyle bir iş birliğim oluyor, ben bile şaşırıyorum kendime!

Tangoyla iç içeyim uzun süredir, bir ara hırslı bir dönemim vardı. Onlar çok eskide kaldı, şu an sadece keyif alma adına sosyal dansçı dediğimiz türde ara ara dans etkinliklerine katılıyorum.

Bidestek öncesinde de farklı projeler ve sosyal sorumluluk projeleri yürüttüğünü biliyorum. Kısaca onlardan da bahseder misin?

Aslında bu konuda önce bir şey söylemek istiyorum; belki yaptıklarımızla ya da yapacaklarımızla her zaman gurur duymamız lazım ama ben özellikle bu konuda hiçbir zaman öyle hissedemiyorum. Sosyal fayda yaratan ülkemizde çok güzel insanlar, oluşumlar, sivil toplum kuruluşları var. Bütün kaynaklarını, zamanını, enerjisini buna harcayan insanlar var. Onların yeri benim için çok farklı, şahsen ben kendi yaptıklarımı bu ekosistemin çok küçük bir parçası olarak görüyorum. Ama yine de bir şeyler yapmaya çalışıyorum tabii, ki bu da benim daha mutlu olmamı sağlayan önemli etkenlerden biri. Diğer türlüsü benim için çok anlamsız olurdu.

Gerçekten ufak diyebileceğim birkaç bireysel çaba dışında, 2017 senesinde Harekete Destek Milongası adı altında İstanbul’da Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ne bağış toplanması adına tango organizasyonu düzenledim. Yaklaşık 300’e yakın kişi dans etmişti ve çok güzel, keyifli bir gün olmuştu. Bu sene bunun yayılması için farklı şehirlerde iletişim kurduğum tangocu arkadaşlarımda paylaştım. Koordinatör gibi bir görevim vardı, herkes kendi şehrindeki organizasyonundan kendisi sorumluydu. Ben yine aynı şekilde İstanbul’dakini organize ettim – bu sefer 11 şehirde yaklaşık 650 kişi dans ettik iki hafta boyunca. 2019 için planlamalara başladım bile!

Peki, Bidestek nedir? Bidestek nereden ve nasıl çıktı ortaya?

Bidestek, kısaca sosyal fayda ile alakalı her türlü oluşumu, projeyi ve haberi; dağınık olmadan, düzenli ve sistematik bir şekilde paylaşmaya çalıştığım bir dijital platform diyebilirim.

Yaklaşık iki sene önce yardım amaçlı bir cafe açabilir miyim gibi düşüncem vardı – evet, ara ara böyle birbirinden alakasız çok farklı şeyler düşünebiliyorum. Bunu Ashoka’da çalışan İstem’e anlattım, sen de tanıyorsundur onu. O da kendin bir şey başlatmadan önce aynen bu şekilde var olan ve hizmet veren yerlerde gönüllü çalışarak nasıl bir deneyim olduğunu görebilirsin ve belki de zaten bunun katkısı çok daha fazla olacaktır, dedi. Benim aklımda sadece bir yer vardı bununla ilgili ama sonra detaylı araştırınca, birkaç yere yazınca, gezince aslında böyle yerlerin çok fazla olduğunu gördüm. Bunları bulmak kolay değildi çünkü Google’a yazıp tek seferde göremiyordun bunları. Bazıları sosyal medyada hiç yoktu mesela; bazıları sadece kendi semtinde, oranın yaşayanlarıyla yürütüyordu  işlerini.

Ve sonra fark ettim, aslında bu cafe konusu tek bir örnekti. Ülkemizde inanılmaz fazla sayıda STK var bir kere. Çok fazla sayıda bireysel girişim var, çok fazla gönüllü var, dijital platformlar var, haber siteleri var sosyal fayda çatısı altında. Bazıları çok tanınırken, bazılarını hiçbir şekilde duyamıyorsun ve sonra birisi çıkıyor benim gibi, fayda amaçlı cafe açmayı düşünüyor. Ya da atıyorum “Deniz kirliliği ile ilgili kimse bir şey yapmıyor, neden yapmıyor? O zaman ben bir dernek açayım!” diyor gibi… Ama aslında hepsi zaten var.

Bu bilgi dağınıklığı ve kopukluğunu biraz olsun nasıl iyileştirebilirim diye düşünerek Eylül ayında açtığım bir site burası. Daha çok yeni, gelişmeye çok açık tabii. Ama fikir olarak son 1.5 senedir hep aklımda olan bir şeydi. Bu zaman boyunca çok fazla STK ile görüştüm, bireysel röportajlar yaptım, anketler düzenledim. Bir yandan da duyduğum, gördüğüm her oluşumu bir yerde listelemeye başladım.

Geçekten şahane! Peki Bidestek senin için ne ifade ediyor? Senin kişisel hikayende nerede duruyor?

Önce KOSGEB’in, sonra da İTÜ Çekirdek’in girişimcilik eğitimlerini aldım ve başarılı girişimci pek çok arkadaşımla da sürekli konuştum, bir şeyler öğrenmeye çalıştım onlardan. Hepsi ilk başta hep aynı şeyi söyler; fikrinize aşık olmayın, fikrinizi sizi kör etmesin.

Belki o kadar yoğun değil ama ne yalan söyleyeyim, ben çok inanıyorum bu oluşuma ve severek zamanımı ve enerjimi harcıyorum. Belki şu anki haline değil; ama genel olarak yaklaşıma ve zamanla gelişecek haline güveniyorum gerçekten. Şu 1.5 ayda bile bana özelden yazan tanımadığım insanlar oldu; kızında down sendromu olan ve bu konuda nerelerin çalıştığını merak eden de oldu mesela. Ya da bir arkadaşım bir okula ciddi bir yatırım yapmak istiyor, nereden başlayabiliriz araştırmaya diye danışan da oldu. Bizim şöyle bir projemiz var, bunu da paylaşır mısınız diyenler de var ya da sadece teşekkür edenler. Bunlar bana çok iyi geliyor!

Şu an için bidestek’te kaç proje yer alıyor?

Şu ana kadar haber başlıklarını saymazsak yaklaşık 36 tane paylaşımım oldu. Bunların bir kısmı STK, bir kısmı proje, bazıları dijital platform. Kimisi bir lokanta, kimisi gezici bir gönüllü grubu, kimisi kampanya… Her gün, ya da en azından iki günde bir mutlaka paylaşım yapmaya çalışıyorum. Haberlerle birlikte toplamda 46 paylaşım yaptım 1.5 ay boyunca.

Bidestek’le ne hedefliyorsun? Neler yapmayı planlıyorsun?

Sosyal sorumluluk, sosyal fayda, hayırseverlik… artık adına ne dersen, iyiliğin çok olduğunu ve daha da çoğalmasını, bilinirliğin ve farkındalığın artmasını hedefliyorum. Şu anda bunu boş zamanlarımda kalan kaynaklarımı kullanarak yürütüyorum fakat zamanla daha profesyonel bir noktaya gelmesini hedefliyorum doğrusu. Aynı zamanda gelir yöntemi olarak da kullanılabilecek; hem kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin tanıtımını yapmak, hem de doğrudan ya da dolaylı sosyal fayda yaratan ticari ürünlerin satışına destek olacak tanıtımlar yapmak gibi düşüncelerim var mesela. Bir de elbette Türkiye’de yaygınlaştırdıktan sonra global düzeyde yabancı dilde de paylaşımlar da yapmak arzusundayım.

Vermek istediğin mesaj ne? Ne anlatmak istiyorsun insanlara?

Başlarda da bahsettiğim gibi bugün aslında Türkiye’de 90.000’e yakın sivil toplum kuruluşu bulunmakta. Bunlar dışında sayısını bilmediğimiz girişimler, dijital ve fiziki oluşumlar, bireysel gönüllüler var. Ve biz yine de dünyada hayırseverlik endekslerinde hep son sıralarda yer alan bir ülke konumundayız. Çünkü tüm bunların kendi ekosisteminde yaşadığına inanıyorum. Çünkü inanılmaz bir bilgi yoğunluğu ve dağınıklığı ve hatta kopukluğu bulunmakta.

Yaptığım anketlerde, birebir görüşmelerde destek denilince ya para ya da zaman harcamanın akıllara geldiğini anladım. Hem bu bilgi dağınıklığını toparlamak hem de sosyal fayda için sadece bunların gerekli olmadığını göstermek istiyorum Bidestek ile. Bidestek ile insanlar ülkemizde eğitim, bilim, sağlık gibi farklı kategorilerde sosyal fayda anlamındaki oluşumları görebilir; maddi bağış dışında farklı bağış türleri, gönüllülük, alışveriş ve hatta yeme-içme gibi farklı aktivitelerle bile yaratabilecekleri destekleri görebilirler. Para yerine meyve ile girilen partilerin olduğunu ve bu meyvelerin evsizlere dağıtıldığını görebilirler mesela, ya da çok moda olan bez çantaların bir derneğin kendi atölyesinde çok uygun fiyata yapıldığını. Bir kafeye, lokantaya giderek sadece yediklerinin ücretini vererek bile nasıl fayda yaratabileceklerini öğrenebilirler. Ayrıca çocuklar, kadınlar, sokak hayvanları, yaşlılar gibi farklı gruplara göre de ayırım yaparak ulaşmak istedikleri kitleye yardım için farklı alternatifleri bulabilirler.

İşte bu yüzden diyorum ki; Sosyal fayda yaratabileceğin çok seçenek var. Yeter ki sen iste!

bidestek.org/

Instagram: @bidestek

İlginizi çekebilir: Larissa Varol’dan “Çevre Dostu 5 Türk Markası”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN