Bilge, Şişman ve Kırmızı Şehir: Bologna

İlk gün otele yerleşip kendimizi hemen Bologna’nın revaklarıyla ünlü sokaklarına attık. Kış sezonunda da olsa hava şansımıza tüm tatil boyunca 10-15 derece arasındaydı. Genellikle bu tip Avrupa seyahatlerinde en büyük korkum havanın soğuk olmasındansa yağışlı olmasıdır. Fakat Bologna’nın revaklı mimarisi sayesinde hava yağışlı olursa da hiç ıslanmadan tüm şehri gezebilirsiniz.

Bologna-Palazzo dell’Archiginnasio- anatomi sınıfı
İlk durağımız, mezunları arasında Dante, Erasmus, Kopernik gibi önemli isimlerin bulunduğu, Avrupa’nın en eski üniversitesi Bologna Üniversitesi’ydi. Gerçekten de insanın her biri adeta saray yavrusu olan kampüslerde öğrenci olası geliyor. Özellikle Palazzo dell’Archiginnasio’nun eski ve tahta işlemelerle süslü anatomi sınıfını mutlaka görmelisiniz. Dünyanın her yerinden gelen öğrenciler ile artan genç nüfus, Bologna’ya diğer küçük Avrupa şehirlerinde olmayan bir dinamizm katmış.

Bologna-Şarküteri
Her köşe başında her bütçeye uygun restoran, bar ve pubları rahatlıkla bulabilir ve hepsinde de bölge mutfağının demirbaşları olan Tagliatelle al ragù’yu, Polenta’yı, şarküteri ürünlerinden ve başta Parmesan olamak üzere peynir çeşitlerinden antipastoları deneyebilirsiniz. Dilerseniz sayısız şarküteri dükkanından dilediğiniz ürünleri vakumlu olarak uygun fiyata alabilirsiniz. Özellikle Parmesan peyniri Türkiye’ye oranla gerçekten çok uygun.















