Bazen bir bilgisayar, bir fincan kahve ve iyi hissettiren bir atmosfer tüm günü kurtarmaya yeter. İstanbul’un kalabalığına rağmen kendine has bir ritmi olan Karaköy, tam da bu hisleri yaşatan semtlerden. Hele bir de yolunuz Hacımimi’ye düşerse, tarih kokan sokakların arasında adeta şehirden kopmuş küçük bir evrenle tanışıyorsunuz. İşte o evrende yepyeni bir komşu var artık: CafeLU’s.

cafelus_bb_dis_gorsel_1
Fotoğraf: Cafe LU’s

Karaköy’ün geçmişe saygılı ama bugünü yaşayan havasını bilen bilir; burası bir zaman kapsülü gibi… Hacımimi mahallesi ise bu kapsülün içindeki en özel bölmelerden. Şimdi buraya çağdaş bir dokunuş da gelmiş. Mekâna adım attığım an ilk hissettiğim şey “ev gibi ama daha estetik” hissiydi. Modern ama gergin değil; tasarımsal ama soğuk değil. İçeri girdiğinizde ahşap detaylar, gün ışığını yansıtan geniş camlar ve masaların üstünde göz kırpan minik çiçek aranjmanları karşılıyor sizi. Her şey olması gerektiği kadar… Ne fazla, ne eksik.

Günün her saati farklı bir yüzünü gösteren CafeLU’s’un modern mimarisiyle günümüz sanatına göz kırpan dekorasyonu birleşince, ortaya ilham veren bir atmosfer çıkmış. Tam da freelance çalışanlar için bir “yarı-ofis, yarı-kafa toplama” mekanı olmuş burası. Kısa bir mola verebileceğiniz küçük bir oturma alanı, lezzetli kokularla bezeli bir arka plan ve aklınıza takılan her cümleye eşlik edecek iyi bir kahve…

cafelus_bb_gorsel_4
Fotoğraf: Cafe LU’s

Sabahın İlk Işıklarında Başlayan Lezzetli Bir Gün

CafeLU’s’ta gün, sabahın erken saatlerinde başlıyor. El yapımı artizan lezzetler, sabah uykusunu silkeleyen kahve kokularıyla birleşince, güne güzel bir başlangıç yapmamak mümkün değil. Üçüncü nesil kahveciliğin tüm detaylarını burada bulabiliyorsunuz. Filtre kahveden özel demlemelere, espresso bazlı içeceklerden soğuk kahve alternatiflerine kadar geniş bir yelpazeye sahip. Farklı kavurmalardan elde edilen kahve çekirdekleriyle hazırlanan her fincan, sizi birkaç dakikalığına bulunduğunuz zamandan alıp başka bir yere götürebilir. Benim tercihim; tabii ki yaz aylarının vazgeçilmezi “ice latte” oldu. Kimi zaman maillerin arasında bir durak, kimi zaman dostlarla edilen koyu bir sohbete fon olan kahve, CafeLU’s deneyiminin kalbini oluşturuyor.

Kahvaltıda ise tazelik ve sadelik ön planda. Menüdeki her detay, “az ama öz” felsefesine selam veriyor. Mevsimsel malzemelerle hazırlanan özgün tarifler Resident Chef Ali Efe Varol’un yaratıcı mutfağından çıkıyor. Öyle klasik tatlar değil; hem tanıdık hem de yenilikçi. Günün erken saatlerinde başlayan ve özel pişirme teknikleriyle hazırlanan ürünler, menüye özgün bir karakter kazandırıyor. Her şey taze, sade ama yaratıcı.

cafelus_bb_gorsel_2
Fotoğraf: Cafe LU’s

Kahvenin yanına tatlı söylemeden geçen bir Karaköy günü eksik kalmaz mı? Neyse ki CafeLU’s’ta o eksik hiç yaşanmıyor. Pastry Chef Eda Bektaş’ın elinden çıkan fransız pastacılık teknikleriyle hazırladığı tatlılar günün en zor seçimini oluşturuyor. Her biri hem göze hem damağa hitap ediyor. Tatlı vitrini sabahın ilk saatlerinde tazeleniyor; bu yüzden günün her anında taptaze bir tatlıyla karşılaşmanız mümkün. Hafif kremalı tartlar, çıtır hamur işleri, kat kat dolgulu pastalar… Hem enerjinizi toparlamak hem de kendinize küçük bir ödül vermek için en güzel bahane.

cafelus_bb_gorsel_21-05
Fotoğraf: Cafe LU’s

Sadece “gel kahveni iç, git” mekânı değil. Burası biraz yazı yazmalık, biraz hayal kurmalık, biraz da kendinle baş başa kalmalık. İster bilgisayarınızı alıp gün boyu çalışın, ister sadece kendinize sakin bir kahve molası verin; CafeLU’s, Karaköy’de geçireceğiniz zamanlara başka bir tat katıyor. Mekânın konumu Karaköy’ün karmaşasına çok yakın ama bir o kadar da ondan uzak. Sanki bir film karesinin içinde duraklamış gibisiniz. Mahalle kültürünü yaşatırken modern yaşamın gereklerine de cevap veren bu sıcak ve yenilikçi mekan, bir sonraki uğrak noktanız olmaya aday.

Kapak Fotoğrafı: Cafe LU’s

İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’dan Karaköy Mekânları