Coachella: Karşı Kültürün Lüks Vitrinine Dönüşümü
Bir zamanlar toz, ter ve müziğin mihenk taşı olduğu; 2010’lu yıllardaki gençlerin hayali olan çölün ortasında kurulan o geçici özgürlük… Coachella. Peki Coachella nasıl oldu da ortaya çıkışındaki Indie kültürünü altüst edip bir karşı kültür alanından çıkıp küresel bir vitrine dönüştü? Ayrıca bu festival yüzbinlerce insanı Kaliforniya’nın bir çölüne nasıl çekebildi?
Bu efsanevi festivalin tarihi aslında o dönemin popüler grubu Pearl Jam ile Ticketmaster arasındaki bir çatışmayla doğdu. Müzik sektörünün tekelleştirilmesine ve fahiş bilet fiyatlarına karşı grup 1994 yılında Ticketmaster ile çalışmayı reddedip alternatif mekanlar aramaya başladı. Ama Ticketmaster’ın geniş çaplı himayesi uygun mekân bulmayı imkânsız hale getirince, Pearl Jam Kaliforniya’nın çöl bir arazisi Indio’da konser verdi. Bu konser yalnızca bir performans olmakla kalmadı, kontrolün büyük şirketlerden ziyade kişilerin ve deneyimin kendisinde olduğu bir müzik deneyimi yarattı.
Goldenvoice organizasyon şirketinin kurucularından biri olan Paul Tollett, Pearl Jam’in bu konserinden çok etkilendi ve insanlara bir “kaçış” imkânı sunacak, şehrin gürültüsünü müzikle susturabilecekleri bir festival yaratmaya karar verdi. Aslında buna festival demek yerine bir kaçış alanı demek daha doğru olur. Sonuçta Coachella ana akım grupların yanında alternatif ve Indie sanatçıların çıktığı, insanların görünmek için değil de deneyime ortak olmak için geldiği bir yerdi.
Indio’nun tozlu, sıcak ve altın tonlu renkleriyle şekillenmiş bu atmosferi sadece bir fon olmaktan çıkıp estetiğin yegane belirleyicisi oldu. Çölün sıcaklığına, tozuna ve güneşine dayanabilmek için giyilen salaş kıyafetler, takılan Cowboy şapkaları pratik zorunluluktan doğan tercihler olarak başlamışken sonrasında ise bir kimliğin kendisi oldu. Boho Chic artık sadece bir stil olmakla kalmadı, bir hayat kurgusu haline geldi.
Peki ya ne oldu da bir başkaldırı olarak başlayan bu festival, büyük markaların ve iş birliklerinin en büyük reklamlarından biri oldu? Bu değişim yalnızca kültürel bir olgu değildi; ekonomik bir zorunluluğun da parçasıydı. Festivalin büyümesiyle birlikte prodüksiyon maliyetlerinin ve sanatçıların kaşelerinin artmasıyla Coachella da sürdürülebilirliğini korumak için markalara alan açmak zorunda kaldı. Böylece bir zamanlar şirketleşmeye karşı çıkmış olan bu festival, varlığını sürdürebilmek için tam da karşı çıktığı sistemin bir parçası haline gelmiş oldu. Öncesinde özgürlükten doğan o rastlantısal seçimler şimdi önceden yazılmış bir görsel senaryoya, pazarlanması gereken hayatlara evrildi. Kim olmak istediğine daha karar verememiş kişilerin de ilgisini çeken bu Boho Chic stili, zincir mağazalardan alınan kıyafetlerle “umursamaz, hayat dolu ve kendi özgürlüğünü elde edebilmiş” birine dönüşebilme imkanını bize pazarladı.
Eskiden spontane ve kontrolsüz olan bu atmosfer yerini Instagram’lanabilir anlara bıraktı. Bütün festival yaşanan bir deneyimden, planlanan ve tüketilmek üzere tasarlanan bir reklama dönüştü. Eskiden kurulan kampların yerini beş yıldızlı oteller; herkesin tek yerden giriş sağladığı eşit sistemi VIP localar aldı. Yani Coachella artık sadece bir festival değil, kimin neye erişebildiğini gösteren bir statü sembolü oldu.
Coachella’nın bu dönüşümü aslında ani bir kırılmayla değil de yavaş yavaş olan bir kaymanın sonucuydu. Sosyal medyanın görünürlüğü metalaştırdığı, moda endüstrisinin kişinin kendisini yansıtmasından ziyade ticaretleştirdiği günümüzde Coachella’nın bir pazarlama alanına dönüşmemesi pek de kaçınılabilir değildi sanki. Coachella gibi dünyanın en büyük festivallerinden biri olan ve hippi kültürünün ayrılamaz bir parçası sayılan Woodstock konserin de şu an halen devam etse neye dönüşeceğine şüphe yok. Coachella’nın hikâyesi bir istisna değil, karşı kültür unsurlarının zamanla kendi karşısına dönüşmesinin tipik bir örneği sadece. Belki de burada asıl soru şu olmalı, karşı kültür varlığını uzun süre gerçekten sürdürebilir mi yoksa görünür hale geldiğinde kaçınılmaz olarak pazarlanabilir bir ürüne mi dönüşmek zorunda kalır?
Kapak Fotoğrafı: Pinterest
İlginizi çekebilir: Melo Magger’dan Dünyanın En İyi Müzik Festivalleri

Doğa Alpman 









Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!