Tatiliniz arasına deniz, güneş, kum üçlüsü dışında bir etkinlik eklemek, aynı zamanda da içinizdeki yaratıcılığı ortaya çıkarmak için beklenmedik bir adres: EkoAtölye. Edremit Altınoluk’ta keşfettiğim bu güzel atölyede bambaşka bir deneyim yaşadım. Eğer siz de benim gibi kendi giydiklerini yaratmaya bayılan biriyseniz, yolunuz Altınoluk’a düştüğünde sizi doğa ile bütünleştirecek bu deneyimi atlamayın derim.

Tatili geçirmek için Çeşme, Bodrum, Antalya döngüsünü kırarak yönümü Altınoluk ve Cunda Adası’na çevirdim bu yaz. İyi ki de çevirmişim çünkü hiç pişman olmadım. Bir kere sonsuz kalabalıktan ve kasıntı beach’lerden uzakta Altınoluk’ta ve Cunda Adası’nda bir tatilden beklenen huzuru yakalayabiliyorsunuz. Bir de bunlara yaratıcı etkinliklere de dahil olunca her dakikası dolu bir tatil geçirmek mümkün.

İlginizi çekebilir: Lisya Kalma’dan Cunda Plajları

Açıkçası ben tatillerde, klasik deniz, güneş beklentilerinden çok yeni şeyler keşfetmeyi ve deneyimlemeyi hedefleyen biriyim. Bulunduğum gittiğim yerdeki sanatsal etkinlikleri takip etmeyi, farklı atölyelere katılmayı seviyorum. Bu bakımdan EkoAtölye’yle karşılaşmak ve doğal baskıyı denemek de benim için bu tatilin unutulmazları arasında oldu.

Doğal Baskı Nedir?

Doğal baskı aslında doğal maddeler kullanarak boyanmamış kumaşlara baskı yapılmasını ifade ediyor. Yani endüstriyel her türlü işlemden arınmış, toksik, kansorejen olmayan ve çevre kirliliğine yol açmayan maddeler ile kumaşlar yaratıyorsunuz. Peki nedir bu maddeler derseniz, yanıtı son derece basit: çeşit çeşit çiçekler ve ağaç yaprakları!

EkoAtölye’deki Deneyimim

 

View this post on Instagram

 

A post shared by ekoatolyeSM (@atolye_sm) on

Kendi yarattıklarını giymeye ve kullanmaya bayılan biri olarak yaratım sürecinde ilhamı doğadan almak en sevdiğim şeylerden biri. Ancak bitkileri bu kadar elle tutulur biçimde kullanabilmek benim için bambaşka bir deneyim oldu.

Öncelikle EkoAtölye’de işler şu şekilde yürüyor; sizler kendi istediğiniz ve sağlayabildiğiniz kumaş ya da giysileriniz ile atölyenin kapısından içeri giriyorsunuz. Tabi, atölye deyince aklınıza öyle kurumsal bir yer gelmesin. Atölye aslında sahiplerinden Sabire Hanım’ın tatlı yazlık evi. Hatta öyle ki bahçesinde gezinen minik civcivlerle karşılaşıyorsunuz.

Bizleri karşılan Sabire Hanım ve Mübeyyen Hanım, kendileri de yaratıcı kurs esnasında tanışmışlar. Doğal baskı ise Mübeyyen Hanım’ın hasta olan bir yakını için doğal giysiler arayışı ile ortaya çıkmış ve ikili çeşitli yöntemleri uzun süreler boyunca deneyerek doğal baskı yapmanın en kolay ve keyifli yöntemini bulmuşlar.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by ekoatolyeSM (@atolye_sm) on

Süreç nasıl gelişti derseniz, iki tatlı hanımla birlikte kumaşlarımızı serdik ve kendileri bizleri kumaşlarımızın üzerine baskılamak üzere onlarca çeşit yaprak ve çiçekle tanıştırdılar. Hayatının tamamını şehirde geçirmiş biri olarak atölye sayesinde okaliptüs yaprağı ile çınar yaprağını ayırt edebilme becerisi geliştirmek bile kendimle gurur duymamı sağladı diyebilirim. :)

Yaratıcı süreç ise işin en keyifli kısmı çünkü bu kısımda tasarımcı yalnızca sizsiniz! Yapraklarınızı ve çiçeklerinizi istediğiniz şekil ve desenlerde kumaşınıza yerleştiriyorsunuz. Bu sırada seçtiğiniz bitkilerin verecekleri renk ve desenler konusunda ev sahibi hanımlardan yardım isteyebilirsiniz.

Bundan sonra ise işin stres alıcı kısmı başlıyor çünkü tasarımızın üzerine bir örtü örtüp bitkilerin doğal renklerini kumaşa geçirmek amacı ile bitkilerinizin üzerine resimdeki tokmaklarla vurmanız isteniyor. Bu sırada her türlü eski sevgilinizden, çokça özlemiş olduğunuz sevgili (!) iş arkadaşlarınıza kadar pek çok kişiyi aklınızdan geçirerek bitkilerinizi dövebilir; sessizlik diyerek ve tokmağınızı vurarak içinizdeki Amerikan hakimini harekete geçirebilirsiniz.

Sonrasında ise kumaşınız sarılarak doğal bitkilerle dolu, güzel kokular yayan sıcak bir kazanda kaynatılıyor ve özel yöntemlerle kurutularak açılıyor. Kaynama sürecinde ise Sabibe Hanım tarafından hazırlanmış, şekersiz ve ev yapımı atıştırmalıkları deneyebiliyorsunuz.

Şunu belirtmekte fayda var ki eserinize aynı gün kavuşamıyorsunuz zira bir kuruma ve işleme süresi var. Ancak açma kısmı ayrıca keyifli çünkü denizde veya tuzlu suda açmanız isteniyor. Ben şahsen denizi tercih edenlerdenim ancak aynı özelliklerde bir tuzlu su hazırlayarak da açmak mümkün.

Sonuç olarak kendi yarattığınız kumaşınızı, şalınızı, elbisenizi giyip nereden aldığınızı soranlara bitkilerle kendiniz yaptığınızı söyleyerek 2016 Met Gala’da Emma Watson gibi hissedebilirsiniz. Meraklıları için kendi Instagram hesaplarından bilgi ve randevu almak mümkün.

İlginizi çekebilir: Ek Biç Ye İç

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN