Dün Tirilye yazımın başında da söylediğim gibi; Cunda’yı çok sevdim ben. Ayvalık’ı da sevdim, ama Cunda daha şık, daha şirin. Daha benlik. Rum kasabası tarzında.

Peki bu sempatik adaya gidince neler yapabilirsiniz? Cunda’da nerede denize girebilirsiniz? Başlıyorum!

Öncelikle söylemeliyim; Ayvalık tam tahmin ettiğim gibi bir yer çıktı. Denize kıyısı olan bir şehir gibi; biraz Çeşme’nin merkezi, biraz Antalya gibi… Cunda ise çok farklı; dar sokakları, onlarca balık restoranı, şirin cafeleri, şarap evleri, butikleri ve Ortunç Beach Club’ıyla hemen kalbimi çaldı!

Cunda’da Nerede Kalınır?

Otelimize vardığımızda, içeri girip şirin ortamı ve odamı gördüğümde bu adaya daha da kanım ısındı. Otelimizin adı, Güle’ydi. Güle Butik Otel, genç bir işletmeci olan Leyla tarafından işletilen 6-7 odalı bir butik otel. Cunda’nın merkezine, yürüyerek 1 dakika mesafede. Akşamları gidilicek restoranlar, balıkçılar için araba almaya gerek kalmıyor, otelden çıkıyorsunuz; en fazla 3 dakika sonra istediğiniz yere varabiliyorsunuz.

Güle’deki odaların her birinin kendine ait bir konsepti var; bir odanın adı Yasemin’ken, diğerinin Akşamsefası, diğerinin Leylak… Biz üst katta Leylak’ta kaldık. Odaların içi bembeyaz ve sade romantik çizgilerden oluşuyor. Tuvaletler ve genel ortam çok şık. Abartılı süslere kaçılmamış; Fransız tarzındaki beyaz odada sadece koltuk kırmızı ve antikaydı. Birbirlerini çok güzel bir şekilde bütünlemişlerdi. Bildiğiniz gibi Türkiye’deki butik otellerde genelde çok detay olmaz; burada duş terliğinden zeytinyağlı sabunumuza kadar her detay düşünülmüştü. Güle Otel’e geldiğim anda kendimi evimde gibi hissetmem, tatilin ne kadar güzel geçeceğinin işaretiydi…

Güle Hotel’in web-sitesini buradan ziyaret edebilirsiniz. 

Cunda’da Hangi Plajlara Gidilir?

Gündüzleri plaja gitmek istiyorsanız, ister Cunda’da da kalabilirsiniz, isterseniz Ayvalık’a geçebilirsiniz. Ayvalık’ta Sarımsaklı ve Badavut koyları var. Buraları halk plajı; şezlong ve şemsiyeniz için yüksek olmayan, belirli bir fiyat ödüyorsunuz o kadar. Öğlen de tost ve burger satan cafelerde nefis Ayvalık Tostu yiyebiliyorsunuz. Ayvalık plajlarında dikkat etmeniz gereken iki şey var; biri (çok fazla) çocuk gürültüsü. O yüzden yanınıza müzik dinlemek için kulaklığınızı almanızı öneririm. İkincisi ise denizi. Ayvalık ve Cunda’nın denizi neredeyse Bozcaada’nın denizi kadar soğuk. Ama her şeye değiyor, o ayrı!

Cunda’da denize girmek istiyorsanız, yine bir halk plajı olan Çataltepe var. Burada müzik bile çalmıyor, özel bir işletmesi yok; ama denizi güzel. Çataltepe’yi “Cunda’da denize girelecek yerler” listenize alabilirsiniz.

Şimdi söyleyeceğim yer, harika bir plaj ama Cunda-Ayvalık standartlarına göre biraz pahalı. Cunda’da Ortunç diye bir beach resort var; mavi bayraklı olan bu koyu Ortunç Hotel işletiyor. Ortunç Beach daha çok Çeşme ve Bodrum’daki beachlere benziyor. Girişte kişi başı 150 TL gibi bir giriş parası veriyorsunuz. Evet pahalı, ama bir gün gitmeye değebilir. İçerideki ortam çok şık ve nezih. Lounge müzikler çalıyor, ortamda çok ses olmadığından kafanızı dinleyebiliyorsunuz. İşletmeyi alkışlamak istedim, garsonlar ve tüm görevliler inanılmaz kibar. Ortunç Beach’te her şeyin kusursuz olması için gerçekten uğraşılmış. Ayrıca, yemekleri gerçekten çok lezzetli. Öğle yemeği olarak Levrek ızgara söyledik; harika bir sunumla gelen, enfes bir levrek yedim. Öğünümü yine çok lezzetli olan rokoko ile bitirdim. Bir de bu senenin en leziz şeftali frozen’ını orada içtim.

Ortunç Beach’ın web-sitesinden daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. 

Cunda Mekanları 

Cunda merkez/sahilde balıkçıların hepsi – aynı Çeşme’de Dalyan’da veya Büyükada kumsalda olduğu gibi – yan yana. Önlerinden geçerken ağzı laf yapan garson şefi, “Buyrun efendim” diyerek meze bölümlerini gösteriyor. Çok klasik :)

Bu kadar yer gezdim, mezeyi ne kadar sevdiğimi her fırsatta söylerim, ben buradaki meze çeşidini hiçbir yerde görmedim. Börülceden deniz mahsüllü dolmaya, balık mantısından yörenin özel peynirlerine kadar şuan sayamadığım onlarca meze çeşidi var. Sipariş verirken kendinizden geçiyorsunuz, o yüzden kendinize ve/ya arkadaşlarınıza hakim olmaya çalışın :)

Nesos Restoran: Gittiğimiz ilk akşam, sahildeki Nesos Restoran‘da yemek yedik. Garson çok kibardı, mezeler lezzetliydi. Fiyatları Çeşme’deki Dalyan’dan çok farklı beklemeyin; Cunda, Ayvalık gibi ucuz bir yer değil. Fiyatlar buradaki Arnavutköy’deki balıkçılar ayarında.

Taş Kahve: Cunda merkezde, yiyebileceğiniz başka bir şey de meşhur Cunda lokması, ben abartmamak için yemedim ama dediklerine göre harika bir lezzeti varmış. Unutmadan, balıkçıların orada bulunan Taş Kahve, bu kadar ünlü olmasının nedeni ise kahvesi… Buranın hem lokalleri hem turistleri yemek yedikten sonra Taş Kahve’de bir çay veya kahve içmeden evlerine veya otellerine dönmüyorlar.

Vino Şarap Evi: Kalan iki gecemizden bir tanesinde rakı içmek istemediğimize karar verip; otelimizle aynı sokak üzerinde olan Vino Şarap Evi‘ne gittik. Burası çok sempatik bir yer; sokak üzerinde oturup, şarabınızı içip, romantik Fransız şarkıları dinliyorsunuz. Üzeriniz sarmaşıklar ve renkli ampüllerle kaplı… Biz çok lezzetli bir Şili beyaz şarabı (Savignon Blanc) ve yanında peynir tabağı sipariş ettik. Müzikler, peynir tabağı, beyaz şarap ve sımsıcak ortamıyla unutulmaz bir gece geçirdik.

Ayna Cunda: Taş verlerden birine konumlanmış, her öğün için gidip, hepsinden ayrı memnun kalacağını bir yer olan Ayna’ya da mutlaka uğramalısınız. Farklı tatlı tatlar deneyeceğiniz uzun soluklu bir kahvaltı veya akşam yemeği için buranın Cunda’da favori mekanlarımdan biri olduğunu söylemeliyim.

Uno: Cunda’da hafta sonu yer bulmak için sıra bekleyeceğiniz nadir restoranlardan biri Cunda Uno’yu da programınıza eklemelisiniz. Biz gittiğimizde enfes bir pizza söyledik. Ancak isterseniz leziz çökertme kebabı gibi seçenekler de bulunuyor.

Dantela: Dantela Cunda içerisindeki antika eşyaların her birinin satılık olduğu bir antikacı-cafe. Bir kahve molanızı burada yapmayı ve bolca fotoğraf çektirmeyi ihmal etmeyin.

Moshos: Cunda’daki son gecemizde ise öncesinde çok tavsiye edilen bir Yunan Tavernası olan Moshos‘a gitmeye karar verdik. İyi ki de vermişiz! Moshos’un dışarısındaki bölümde önce rakı-balığınızın keyfini çıkarıyorsunuz, daha sonra 9buçuk – 10 gibi sizi içeri alıyorlar; çünkü içeride gecenize renk katacak olan muhteşem bir canlı müzik şovu başlıyor. İçeri geçene zaten rakınızın 3. kadehine başlamış oluyorsunuz; elinizde rakınız, yanınızda sevdikleriniz ve Rumca-Türkçe karışık Fedon şarkılarıyla unutamayacağınız bir gece geçiriyorsunuz.

Moshos’ta da fiyatlar biraz el yakıyor tabii. Biz çok sayıda meze, arkasından da Fener kavurma söyledik. Moshos’ta bir kez daha karar verdim; ortaya bu kadar meze söyleniyorsa, ana yemek çok zorlama bir şekilde yeniyor. Hem yarıda kalıyor; hem de adisyon kabarıyor :)

Bu güzel tatilden söyleceklerim bu kadar… Moshos’ta geçirdiğimiz son gecenin ertesi sabahı arabaya atlayıp, Ayvalık’a  güneye doğru 40 dakika mesafede, denizi Maldivler’le yarışma potansiyeline sahip olan Bademli Köyü‘ne gittik. Orası için yarını bekleyin. Sevgiler!

İlginizi çekebilir: Faysal Altunbozar’dan “Yaratıcı İnsanlar, Lezzet Dolu Mekanlar: Ayvalık ve Cunda Rehberi”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Leyla Süner :) Sevgili Leyla’nın oteli Cunada’nın en iyilerinden. Sevgiler. :)