Tirilye ve Cunda’dan sonra geldik hikayenin son bölümü olan Bademli’ye…

Bademli’yi anlatmak çok da kolay olmayacak. Çünkü bu şirin köyde çok fazla konaklama yeri yok, çok fazla restoran yok. Hatta ikisinden de toplamda bir-iki tane var. Ancak, Bademli’nin öyle bir denizi var ki anlatmak olmaz, yaşamak lazım…

Ayvalık’tan çıktığımızda Google Map’e Bademli yazdık. Ve 40 dakika sonra oradaydık. Bademli’ye gelmeden önce buranın bağlı olduğu Dikili beldesinden geçiyorsunuz. Dikili’de çok daha fazla hayat var; burası zaten biraz Ayvalık tarzında. Denizi güzel, sahilde balıkçılar var, kalacak yerler var. Dikili’den geçerken seneler sonra Bademli’ye gidecek olmanın heyecanı içindeydim ben.

Üç sene önce Bademli’den geçerek Kalem Adası’na gitmiştim. Bademli’deki küçük bir iskeleden bizi bir tekne alıp, 5 dakika uzaklıktaki adaya bırakmıştı. Kendimi filmlerde gibi hissetmiştim. Kalem Adası, üzerinde sadece Oliviera Resort adlı bir otel olan bir ada. Karayipler’deki adalar gibi; adada Oliviera’dan başka bir yerde kalamıyor, başka bir yerde gezemiyorsunuz; otelin dışındaki her yer ormanlık. Türkiye’de romantik bir tatil ve balayına gitmek isteyenler için Kalem Adası çok doğru bir seçenek. Resort’ta iki katlı küçük villalarda kalıyorsunuz ve gündüzleri otelin dillere destan denizine giriyorsunuz. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği otel için ödediğiniz fiyata dahil. Akşam yemeklerini güneş tam karşınızda batarken Midilli adasına bakan bir terasta yiyorsunuz. Akşam ise otelin kendini ait küçük bir barı var, orada müzik dinleyip, içkinizi yudumluyorsunuz. Fiyatları yüksek; ancak huzur ve değişik konseptte bir tatil için birebir Kalem Adası.

Ve Bademli Köyü’ne geri dönelim… Bademli’ye gittiğimizde bölge hakkında çok bilgi sahibi olmadığımızdan, etraftaki kişilere sorduk. Pissa koyunun, oranın en ünlü ve en güzel denizine sahip olduğunu öğrendikten sonra Pissa’ya doğru ilerledik. Ve karşımızda masmavi (bembeyaz bile diyebilirim) mükemmel bir deniz gördük. Çok soğuk denizi sevmem, Bozcaada’da öyle bir suya girmiştim ve bana biraz eziyet gibi gelmişti. Pissa’daki suyun sıcaklığı – bana göre – tam kıvamındaydı. Kumsalda, şezlong ve şemsiye kiraladık. Bunları kiralamak günlük 2.5 TL:) Pissa’da geldikten sonra, tüm gün denize girip, güneşlenip, koyun bembeyaz kumlarında matkot (sahilde küçük raketlerle oynanan oyun) oynadık. Gerçekten çok keyifliydi…

İkinci gün ise Pissa’nın biraz daha uzağında olan Fame Beach’e gittik, orası da çok güzeldi. Ama, denizine o kadar aşık olmuştum ki bir şansım daha olsa ikinci gün de Pissa’ya gitmeyi tercih ederdim. (Şuan kelimelerimin buradaki deniz için yetersiz olduğunu düşünüyorum…)

Bu arada Pissa Koyu’nun orada bir büfe var; orada harika bir gözleme yedik. Gözlemelerimizi beklerken, tezgahın üzerinde pet şişelere doldurulmuş, kırmızı şarap rengindeki içeceği merak edip sordum. Bu suyun adı “Koruk Suyu”ymuş. Bademli’ye özel bu içecek, üzümlerin daha olgunlaşmamış halinden yapılıyormuş. Üzümlerin suyu saklanıp, içileceği zaman esmer şekerle karıştırılıp, buzla servis ediliyor ve ortaya harika bir tat çıkıyor. Koruk suyunu bir şeye benzetmem gerekirse, üzümlü ice-tea diyebilirim. Bademli’ye giderseniz, merkezde de satılan Koruk suyundan içmeyi unutmayın derim.

Akşam neler yapabileceğimiz konusunda çok fazla bilgimiz ve seçeneğimiz yoktu; iyi ki de yokmuş çünkü Bademli’nin tek ve en ünlü balıkçısı olan Sunar adlı balıkçıya gittik.

Harika bir koyun tam yanında olan Sunar’da, unutamayacağınız bir gün batımı seyredip, lezzetli rakı-meze-balık keyfi yapabiliyorsunuz. Ben uzun zamandan sonra tekir yedim ve lezzeti gerçekten harikaydı.

Bademli’de konaklayabileceğiniz yerlere gelince… Benim bildiğim kadarıyla Kalem Adası’ndan başka, iki yer daha var. Almondville adlı işletmenin bir apartoteli bir tane de bungalovları var. Apartotelin geceliği 60-80 TL arasında değişiyor; bulgalovlarda kalmak ise 150 TL civarında. Kısacası gayet uygun. Apartotel’de klima vs yok, o yüzden fazla lüks bir yer beklemeyin, sonuçta unutmayın ki bir köyde konaklıyorsunuz :)

Bademli’den çıktığımızda Bandırma feribotuna gidene kadar önümüzde upuzun bir yol vardı. Biz bu yolu nasıl değerlendiririz diye düşünürken, yolumuzun üzerinde Kaz Dağları’nın olduğunu fark ettik. Arabayla Kaz Dağları’nın belirli bir bölümüne kadar çıktık, mutheşem manzarayı seyrettik. Sonrasında da merkezin orada Sütüven Şelalesi’ne gittik.

Sütüven Şelalesi’nin bir diğer adı ise, Hasanboğuldu Şelalesi. Bu ikinci isim, bir aşk efsanesinden geliyor. Hasan, aşık olduğu Emine’ye ve kızın ailesine aşkını kanıtlamak için sırtında bir çuval pirinç ile uzun bir yol yürüyor, ancak bu şelaleyi geçtikten sonra izine bir daha rastlanmıyor. Daha sonrasında Emine, Hasan’ın gömleğinin bir parçasını burada buluyor ve o parça ile kendini buraya asıyor… Hikayesi olan yerlere bayılırım, o yüzden Sütüven Şelalesi’ni de çok sevdim.

Doğayla içiçe, yemyeşil bir ortamda bulunmak istiyorsanız buraya gidebilirsiniz. Su tahminlerimizce 10 derece falandı. Ayaklarımızı oynatmazsak, karıncalanmaya başlıyordu. Çok zorlasa bile, size tavsiyem yanınızda bikini veya mayonuz varsa suya bir girip çıkın, yenileniyorsunuz.

İşte böyle… TirilyeCunda – Bademli-Kaz Dağları derken 5 günlük tatilimiz güzel anılarla bitti. Çok gezdik, çok yedik, içtik, eğlendik, denizin ve güneşin keyfini çıkardık. İyi bir guide olup olmadığımı tabii buraları siz de gezdikten sonra göreceğiz :) Sevgiler!

theMagger’da Plajları ve Mekanlarıyla Cunda yazısı…

theMagger’da Alaçatı Lezzet Durakları…

theMagger’da Eski Bir Rum Kasabası: Tirilye  yazısı…

theMagger’da Bir Kaş Tatili yazısı…

Fotoğraflar: Lisya Kalma

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Selamlar,

    Öncelikle tavsiyeniz için çok teşekkürler. Geçtiğimiz haftasonu bizde Pissa Koyu’na günübirlik bir ziyaret gerçekleştirdik. Sizin yazınızın üzerinden iki sene geçmiş, bende plajın şuanki halini birkaç kısa cümle ile özetlemek istiyorum. Plaja girişte 20tl ödüyorsunuz ve 2 şezlong+1 şemsiye 10tl. Denizi gerçekten muhteşem, su ne soğuk ne sıcak. Deniz kumuna bayıldım. Saat 12 gibi oradaydık, hemen hemen her yer doluydu. Dikkatimi çeken bir detayda plajda neredeyse çocuksuz aile yoktu. Şezlonglar biraz yerden kazanmak için dipdibe koyulmuş bu yüzden yanıbaşınıza kimin geleceğini kestiremiyorsunuz :) Şahsen biz tecrübe ettik toplamda 7-8 çocuklu 4 aile oturdu yanımıza ve tatilin rüya kısmı orada sona erdi bizim için. Birşeyler atıştırmak isterseniz eğer ufak bir atıştırma mekanı mevcut fakat sadece ayvalık tostu yapıyorlar. Kısaca özetlemek gerekirse mekan gerçek ötesi güzel fakat gerekli yatırımlar yapılmadığı için rahatsız edici birçok detay mevcut tuvaletler gibi…. Olabildiğimce objektif bir şekilde anlatmaya çalıştım umarım gitmeyi düşünen arkadaşlara fikir verebilmişimdir.

    İyi Tatiller,
    Tolgay

  2. Merhabalar Dikili Bademli ile ilgili burada da bir yazı buldum. Paylaşmak istedim. Gerçekten Dikili Bademli gezilip görülmesi gereken bir yer :) http://dikiliotelleri.balnet.net/Makaleler/KonuDetay.asp?id=737

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?