Cadiz, bir Endülüslü olarak hemşehrileri Malaga, Sevilla, Cordoba ve Granada kadar görkemli olmasa da hem doğal hem de tarih açısından güzel bir deniz kenti. Endülüs’ün Portekiz sınırında okyanus kıyısında yer alan Cadiz Avrupa’da deniz ile en fazla içli dışlı olan kentlerden biri, belki de birincisi. Cadiz’in sokakları gerçekten deniz kokuyor; deniz adeta tüm kenti kucaklamış gibi. Sonsuz gibi uzanan rüzgarlı kumsalları ile ilk bakışta bir ‘sayfiye’ ve ‘yazlıkçı’ şehri olarak görülebilecek olan Cadiz görece mütevazi ve ‘sayfiye’ kasabalarına özgü bohem görünüşünün arkasında gerek tarihi gerekse de şehir mimarisi açısından çok büyük kültür barındırıyor.

caleta beach cadiz

Fenikeliler tarafından yaklaşık M.Ö. 1100 tarihlerinde kurulduğu varsayılan Cadiz sadece İspanya’nın değil Avrupa’nın da en eski yerleşim bölgesi olarak kabul ediliyor. İlkçağlarda sırasıyla Kartaca ve Roma egemenliği altını giren şehir sonrasında da Vizigotların ve Arapların Endülüs’ü ele geçirmesi ile de Müslümanlar’ın yönetiminde çağlar boyunca bir liman şehri olarak denizcilik alanında önemli bir merkez haline geliyor. Cadiz bu özelliği sayesinde İspanya’nın keşif ve denizcilik tarihinde de dönem dönem çok önemli roller üstleniyor: Atlantik’teki konumu dolayısıyla Cadiz Kolomb’un seferlerini başlattığı liman oluyor; 16. Yüzyıl ile birlikte İspanyol Hazine Filosu’nun üssü haline geliyor. 18.Yüzyıl’da İspanya’nın Amerika Kıtası ile yaptığı ticaretin merkezini Sevilla’dan Cadiz’e taşıması ile şehir İspanyol İmparatorluğu’nun en görkemli, zengin ve kozmopolit şehirlerinden biri konumuna yükseliyor. Diğer Endülüs şehirlerinin aksine, altın çağını 18. ve 19. Yüzyıllarda yaşayan şehir Napolyon Savaşları’ndaki stratejik konumu ile İspanya’nın Fransız kuvvetlerinin işgaline karşı direnişin önemli kalelerinden biri haline geliyor. Hatta savaş sırasında İspanyol Kurmay Yönetimi’nin ve Parlamentosu’nun da merkezi olarak bir süre gayri resmi başkentlik yapıyor. Şehir 19. Yüzyıl’da İspanya’da ortaya çıkan liberal ve devrimci fikirlere ev sahipliği yapıyor. İspanya’da cumhuriyetçi fikirler ve buna yönelik isyanlar Cadiz’den yayılıyor.

Cadiz_Foto

Cadiz diğer Endülüslü kardeşleri gibi geçmiş parlak günlerini eski şehrin binalarında, sokaklarında, anıtlarında yaşıyor ama maalesef onlar kadar şanslı değil; çünkü bu görkemli tarihin ancak bir bölümü günümüze kadar ulaşmış durumda. Yine de bu kalanlar bile Cadiz’i ‘karakterli bir şehir’ yapmaya yetiyor. Kentin en önemli simgesi olan ‘duvarları’ ile çevrili tarihi merkezi, daracık sokakları ve bu sokakları sağlı sollu çevreleyen eski evleriyle her birinde tarihi değeri yüksek anıtların yer aldığı meydanları şehri bir başka güzelleştiriyor. Dar sokakların geniş meydanlara açıldığı bu mimari yapısı ile Cadiz Küba’nın başkenti Havana ve Porto Rico’nun başkenti San Juan gibi ‘Hispanik Amerika’ şehirlerinin kurulmasına da ilham kaynağı olmuş.

Catedral-de-Cadiz

Cadiz bu tarihi ‘Latin karakteri’ ile de aynı zamanda diğer Endülüs şehirlerinden ayrılır. Malaga, Sevilla, Cordoba ve Grenada’dan farklı olarak Müslüman-Arap etkisi hissedilir derecede azdır Cadiz üzerinde. Cadiz’in en önemli tarihi anıtları arasında bu döneme ait neredeyse tek bir yapıtın olmaması bu durumun bir kanıtı.

Şehir, dünyanın en önemli karnavallarından biri olan ‘Cadiz Karnavalı’na ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda İspanyol Klasik Müziği’nin en büyük bestecisi Manuel de Falla ve Flamenco’nun en önemli birkaç isminden biri olan Paco de Lucia doğum yeri.

Cadiz, itiraf etmek gerekirse tarihsel ve kültürel geçmişi, Avrupa’nın yıl içinde en fazla güneş ışığı alan şehri olmasını sağlayan iklimi, Avrupa’nın en muhteşem plajlarına sahip kıyıları ile ilgi çekici bir turistik merkez olmasına karşın Endülüs’ün dört büyükleri, Malaga, Sevilla, Cordoba ve Grenada yanında biraz sönük kalıyor. Günümüzde yaşadığı ekonomik ve kentsel sorunlar da şehrin genel atmosferini olumsuz etkiliyor. Tüm bunlara rağmen Cadiz, denizin, kumsalın ve güneşin tadını çıkarırken çevrenize baktığınızda geçmişte, kadim zamanlarda görkemli günler görmüş-yaşamış bir yerde bulunduğunuz izlenimi veren ama İspanya’nın diğer sahilleri ile kıyaslandığında ‘halk plajı’ tadında, mütevazi, salaş ve ziyaret edildiğinde pişman olunmayacak bir şehir.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?