Ahşaba olan ilgisini keşfederek başarılı tasarım markası ODUN Design’i kuran Ezgi Köroğlu’nun eğlenceli hikayesi ve ilgi alanlarını “Masanızda Neler Var”da konuştuk…

Seni ve markanı kısaca tanıyabilir miyiz? Hikayeni bize anlatabilir misin?

Ezgi Koroglu

Ben Ezgi Köroğlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi işletme bölümünü bitirdikten sonra, Milano IED schoolda fashion design&textile master’ı yaptım. 2 yıl Milano’da kaldıktan sonra İstanbul’a mecburi bir dönüş yapmak zorunda kaldım. Kendimi bulamadığım, hayallerime motive olamadığım 1 yıl geçirdim. Sonunda bir terzi bir kalıpçıyla özel bir koleksiyon hazırlamaya başladım. Bu süreç içerisinde zeytin ağacından kendim için tasarımlar yaptırdığım bir atölye vardı. Sürekli yeni bir fikirle o atölyeye gidip, saatler geçirip, bir tasarımımı gerçekleştirdikten sonra onu kullanıyor olmak bana inanılmaz keyif veriyordu. Bir an bir aydınlanma yaşamış gibiyim sanırım ki, her şeyi bırakıp ahşap oynamaya başladım. Tamamen bana haz veren o özel alanımı bulduğumda ise gerisi geldi. Aniden başlayan, özgün ve duygusal bir hikayesi var ODUN design markasının kısacası. Şu anda Floransa’da yaşıyorum. Üretimim İstanbul’da olduğu için sürekli gelip gidiyorum. Sürekli hareket halinde olduğum için, kendimi “globetrotter designer” diye bir tanım yarattım.

Peki… Şu anda masanda neler var?

Masa

Kalem, not defteri, ODUN design yeni kupa fincanında kahve, telefon, bir kaç takı, özel yapım çikolata, dergi ve çeşitli sanat etkinliklerinin olduğu broşürler…

Masanı nereden aldın?

Zeytin ağacıyla çalışırken bir gün atölyeye kocaman bir zeytin ağacı gövdesi geldi. Resmen aşık oldum! Natural görüntüsünü bozmayacak şekilde, çelikten simple bacaklar taktık.

Sürekli gezgin yaşayıp, yerleşik düzeni sevmediğim için masamı henüz evime götüremedim. Atölyede duruyor. Tamamen hayattan zevk alan, öğrenmek ve merak tutkusu olup yenilikleri denemekten korkmayan, kahvenin, yemenin içmenin, her bir eylemin tadını çıkaran, estetik ve özgün bir tarz… “Anda kal!” mesajıyla farkındalık yaratıyor diyebiliriz.

Hangi blog ve dergileri takip edersin?

Çok fazla blog takip etmem fakat arada incelediklerim; Marte Marie Forsberg, Kinkfolk. Takılı kaldığım bir dergi yok. Ruh halime göre her tür dergiyi alır karıştırırım.

Neyi/nereyi sen tasarlamış olmak isterdin?

Kafamda canlandırdığım, tamamen el oymalarıyla dolu, süryalist yaklaşımı olan, bir taraftan da Osmanlı’nın ironisi olacak kocaman bir şehir kapısı var. İstanbul’a bu kapı şart gibi. Çünkü İstanbul gerçek Türkiye değil, gerçek tarihine de sahip çıkmış değilken, bir taraftan gümbür gümbür gelen yeni bir kültür, yeni bir nesil tarzı var. Yeni bir İstanbul düşlüyorum. Aydınlık, fresh, vizyonu olan…

Ezgi Köroglu

Tasarımlarını nerelerde görmek isterdin?

Tasarımlarımın duruşu ve anlatmak istedikleri butiklerde sergilenmesine pek uygun değil. Mağaza olarak Archive Galata ile çalışıyorum. Tamamen tasarım odaklı bir mağaza. Yakın zaman için Milano Rinascente, NY MOMA Store gibi mekanları düşünüyorum. ODUN design markasının ulaşmak istediği hedef kitlesine sahip mağazalar… Şu anda İletişim halindeyiz.

Sence kendi alanında gelmiş geçmiş en iyi tasarımcı kim?

John Galliano! Düşlerinde değil, düşleri hayatında yaşatıyor. İnanılmaz keyifli mesajlar veriyor. Yarattığı algı, bende bir yaşam sevinci. Gerçek şudur, doğru budur gibi şeylere takılmadan var olan bir tasarımcı. Kendimi bu konuda Galliano’ya çok benzetiyorum. Burnumun dikine giderek tasarım yapıyorum.

Tasarım açısından en beğendiğin şehir?

Milano! Yer yüzüne tasarım yapmak için gelmiş olmalılar! İlk önce, sunumun nasıl yapılacağını iyi biliyorlar. İlk özel hissetiren şey bu! İkincisi ise; Bir düşünün, Da Vinci, Boticelli ya da Bellini ile büyüyorsunuz. Çocukken gelişen algılar olağan üstü! Daha sonra Carlo Scarpe ile devam ediyorsunuz vs… Estetik genlerine işlemiş!

İşinle ilgili en çok neyi seviyorsun?

Kafamda tasarladıklarımı, imkansız, olanaksız gibi kelimeleri duymazdan gelip, vazgeçmeden gerçekleştirmeyi, yani zorlamayı seviyorum.

Sence “ilham” ne demek?

Şundan ilham alıyorum, şöyle ilham geliyor gibi durumlarım yok! İlham kaynağım yıllardır edindiğim birikimlerim. Yerinde duramayan biriyim. Her sokağa, her dükkana girer, her kitabı inceler, her sanat galerisine bakar, sürekli ama sürekli hareket ederim. Algımı yükselttikçe, bilinç altımı estetik açıdan zenginleştirdikçe farkındalığım artıyor ve bu da ilham demek!

Ajandanda bu hafta/ay için neler var?

Venedik’te bir cam ustasıyla küçük bir çalışma, Floransa’da ki heykel traş derslerim, Chianti şarap turu, ODUN design yeni koleksiyon için ürün çizimleri, klasik müzik konserleri…

Bize Milano’dan kahvaltı önerileri verebilir misin?

Milano

Tabii. Princi (Brera), Caffe’ Pasticceria Cuchi (Corso Genova), Botega Caffe Cacao ve Luca & Andrea (Porta Genova Naviglio)

Teşekkürler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?