Keşif Sineması: Keş!f Zamanı Vol.3

14. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali sona erdi!
theMagger olarak festivalin en ilham verici, en güzel keşiflerle dolu bölümü Keş!f’i yakından takip ettik ve bu bölümde yarışan filmleri yorumladık.

PLEMYA (The Tribe | Kabile) | Miroslav Slaboshpitsky, Ukrayna, Hollanda
Nefreti, sevgiyi, acımasızlığı anlatmak için sözcüklere ihtiyaç olmadığını kanıtlıyor Plemya. 130 dakika boyunca insan ırkının en ilkel duygularının, içgüdülerinin sessiz ama bir o kadar da çığlık çığlığa halini izliyoruz. Sağır ve dilsiz öğrencilere eğitim veren okula yeni gelen öğrenci ile birlikte biz de dahil oluyoruz bu tanımadığımız ortama. Neşeli bir törenle döneme başlanan, öğrencilerin çok sevdikleri öğretmenlerine çiçekler getirdiği bu pek sevecen görünümlü okulun ilerleyen sahnelerde aslında şiddetin, istismarın, acımasızlığın en ağır hallerine şahit olduğumuz çarpık bir yapı olduğu anlaşılıyor. Yeni gelen çocuğun çoğu zaman doğruyu ya da yanlışı sorgulamadan hayvani içgüdüleriyle fuhuş, hırsızlık ve zorbalığın kol gezdiği okula dahil oluş sürecini izliyoruz. Adını krediler akana kadar öğrenmediğimiz karakterimizin kırılma noktası, pazarlamaya başladığı kız öğrencilerden birine aşık olması oluyor. Henüz dahil olduğu sürünün merhametsiz düzenini bozacak davranışları pek tabii tolere edilmiyor. ‘Kötülüklerin karşısında yenilmez masum aşk’ gibi bir peri masalı sunulmuyor izleyiciye. Filmin başından beri masum olduğuna inanmak istediğimiz, aşk diye nitelediğimiz ergenliğinin getirdiği karşı konamayan cinsel saplantıları ve aslında çıkarları söz konusu olduğunda sürünün geri kalanından pek de farkı olmayan ‘kahraman‘ımız tek çıkış kapımız haline geliyor. Varlığını duymak, bilmek istemediğimiz bu hikayeye kulaklarımızı tıkama şansı bırakmıyor film. Plemya dayak atarcasına hissettirmek istediğini hissettirirken, izleyicinin anladığı dilde bir altyazıya ya da dublaja gerek duymuyor.










