“Türkiye’den başka nerede yaşayabiliriz?” diye araştırıp, farklı bir ülkede yeni bir hayat kurabilmek için heyecanlanırken bir yandan geleneklerimiz, ailemiz, geçmişimiz bizi burada tutuyor. theMagger’ın röportaj dizisi “Yurt Dışında Yaşamak”, buna cesaret etmiş ve bunu başarmış olanların hikayelerini anlatıyor. Sıradaki konuğumuz, iki yıldan fazladır Barselona’da yaşayan Işıl Vural.

_Sevgili Işıl, seni daha yakından tanıyabilir miyiz?

Merhaba! Ben Işıl Vural, Ankara doğumluyum ve 26 yaşındayım. Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü mezunuyum. Genel olarak çevremde spora olan ilgimle tanınırım. Koyu bir taraftar ve iyi bir izleyiciyim. Bunun dışında birçok insan gibi seyahat etmeyi çok seviyorum.

_Ne zaman Barselona’ya taşındın? Memnun musun Barselona’da yaşamaktan? Neden? Nelerini seviyor/neleri daha iyi olabilirdi diyorsun?

Barselona’ya yaklaşık bir buçuk yıl önce Sanat ve Kültür Yönetimi Master’ı yapmak için geldim. Yurt dışında bir hayat kurmak planlarım arasında yoktu açıkçası, ta ki Barselona seyahatime kadar… İlk seyahatimde Barselona’da yaşayabileceğimi hissetmiştim, ve şimdi burdayım. Bu büyülü şehirde doktora eğitimime devam ediyorum ve uzun yıllar burada kalmayı umuyorum. Tüm boş zamanlarını galerileri ve müzeleri gezerek, maç izleyerek geçiren biri olarak Barselona benim için eksiksiz bir şehir. Hem futbolla özdeşleşmiş bir kültür hem de sanat açısından doyurucu bir şehir. Sanırım şikayetçi olduğum tek konu burada bir hayat kurmak istediğinizde uğraşmanız gereken bürokratik işler. Malum İspanyollar rahat ve yavaş insanlar, bu durum problem yaratabiliyor :) Tabii Barselona’da yaşıyorsanız İspanyolca yeterli olmuyor, Katalanca da hayatınıza giriyor. Son zamanlardaki siyasi problemler biraz sorun yaratsa da burada her zaman eğlenmek ve mutlu olmak için yaşıyor insanlar, sanırım beni de en çok bu cezbediyor.

_İstanbul’u özlüyor musun? Özlüyorsan hangi yönlerini özlüyorsun veya hangi yönlerini hiç özlemiyorsun?

Hayatımı Ankara’da geçirmiş biri olarak İstanbul benim için her zaman rüya şehirdi çünkü gezmeye ve eğlenmeye geliyordum :) Ancak genel bir cevap vermem gerekirse en çok yemekleri özlüyorum. İlişkiler açısından sorun yaşamıyorum çünkü Akdeniz kültürü yabancılık çekmeme olanak vermiyor. İnsanlar çok sıcakkanlı ve bizden çok daha açıklar ilişkilerinde. Ve tabii ki trafiği hiç özlemiyorum!

_Yurt dışında yaşamanın, başka bir kültür deneyimlemenin birey olarak avantajları ve dezavantajları neler sence?

Türkiye’de hep ailemle yaşadım ve burada tek başıma başka bir kültüre adapte olmaya çalışmak, kendi ayaklarımın üstünde durmak benim için en doyurucu ve zevkli kısımdı. Dünya çok zengin bir yer ve bizler kendi ülke sınırlarımızda bilgisayar başında öğrendiklerimizle başka kültürleri tanımaya çalışıyoruz ancak onlarla aynı havayı solumadan bu mümkün olmuyor. Kısa ya da uzun süre fark etmiyor, bence yurt dışında vakit geçirmek bir insanın kişisel gelişiminin en büyük parçası ve kesinlikle ufkunuzu açan, size önyargısız olmayı öğreten bir deneyim.

Dezavantaj olarak söyleyebileceğim pek bir şey yok. Ama bir ülke ya da şehre ne kadar bağlansanız da orası sizin ülkeniz gibi olmuyor. İnsan bazen gerçekten özlüyor ve istediğiniz zaman sevdiklerinize ulaşamıyor olmanız can sıkabiliyor. Ama tüm bunlar da avantaj olarak bahsettiğim kişisel gelişimin bir parçası aslında.

_Barselona’dan bize birkaç lokal öneride bulunabilir misin? Buralara gidince neler denemeliyiz?

Kahvaltı… Benim şehirde 3 tane favori kahvaltı mekanım var. Bunlar Ugot, Mama’s Cafe ve Brunch & Cake. İspanya’da kahvaltı kültürü pek yok. Lokaller genelde sabahları bir kahveyle bocadillo dediğimiz sandviçlerden yiyorlar. Bahsettiklerim genelde başka ülkelerin kahvaltılarını sunan mekanlar. Tabii ki üçünün de ortak noktası English Breakfast.

Tatlı mekanı… İşte bu benim iddialı olduğum bir başlık! Barselona’da mutlaka yemeniz gereken iki tatlı var bunlar Churros ve Crema Catalana. Granja La Pallaresa size önerebileceğim en iyi ve köklü mekanlardan biri. Ayrıca donut ve özel olarak çikolata sevenler için de Chök gerçekten çok iyi bir tercih. İyi tatlı konusunda damak zevkime ve aldığım geri dönüşlere güvenerek Alsur Cafe’de mutlaka cheesecake yemenizi önerebilirim. Krep için en uygun yer isminden de anlaşılacağı gibi Creps El Born.

Akşam yemeği… Benim akşam yemeği tercihlerim daha klasik yemekler bulabileceğim restoranlar oluyor. Boca Grande, Banana’s, Citrus ve El Nacional favorilerimden. Citrus kesinlikle açık ara favorim. Passeig de Gracia’nın en güzel noktasında üst kattan caddeyi izleyerek yemeğinizi yiyorsunuz. Mekan ve lezzete bakınca oldukça da uygun fiyatlı. El Nacional ise size birden fazla mutfak sunuyor. Her mutfağın ayrı bir kısmı var ve sunduğu mutfağa göre dizayn edilmiş. Yemek yerken keyif veren yerlerden.

Spontane gidilebilecek bir pub… Bana göre şehrin en özel mekanı Bar Marsella. Bar Marsella Absinth Bar olarak geçiyor ve 200 yıllık bir bar. İç dizayn muhafaza edilmiş. Bu mekanın özelliği Miro, Picasso ve Hemingway’ı sıkça ağırlamış bir bar olması. Woody Allen sevenler mekanı Vicky Cristina Barcelona filminden hatırlayacaklardır, Juan Antonio ve Cristina’nın meşhur İspanyol birası Estrella’yı içtikleri yerdir :) Spontane gideceklere tavsiye; geç saatlere kalmayın zira yer bulması kolay değildir, ama sanatla iç içeyseniz beklemeye ve tecrübe etmeye değer!

Popüler bir kokteyl bar… Boadas şehrin en iyi kokteyl barlarından ayrıca bu mekan dünyanın en iyi kokteyl barları arasında da gösteriliyor. Espit Chupitos gençlerin uğrak mekanı. Aklınıza gelebilecek her türlü shot var ve size bunları çeşitli şovlar eşliğinde sunuyorlar. Benden tavsiye, Monica Lewinski içmenizi önerirlerse içen birini görmeden kabul etmeyin, biraz sürprizli çünkü :) Passeig del Born özellikle cuma ve cumartesi geceleri eğlenmek için doğru adres, sağlı sollu kokteyl barlar mevcut. Passeig del Born’da son zamanlarda en lezzetli kokteylleri yapan mekan Bar Sauvage, kendilerine has tariflerini denemelisiniz. Güzel bir Barcelona manzarasına karşı kokteyl yudumlamak isterseniz de Pullitzer Hotel Terrace, Bar Mirablau ve Eclipse’i tercih edebilirsiniz.

_Yalnız giderseniz kendinizi hiç yalnız hissetmezsiniz dediğin birkaç “cosy” mekan da önerebilir misin bize?

Kesinlikle Espai DeGats! Burası Barselona’nın ilk Cat Cafe’si. İçerde oldukça fazla sahipsiz kedi var. Kitap okuyabileceğiniz yeni insanlarla tanışabileceğiniz bir mekan. Eğer benim gibi kedisever biriyseniz size çok iyi gelecek! Çevrenizi saran kedilerle oynayabilir ya da birini kucağınıza alıp rahat bir yere geçip kitabınızı okuyup kahvenizi içebilirsiniz. Sahiplendirme de yapıyorlar.

Salterio ise dünyanın farklı bölgelerinden çeşitli çayları ve kahveleri deneyebileceğiniz bir mekan. Çalışanların ilgisi çok güzel ve ufak bir mekan olduğu için insanlarla iç içe vakit geçirip yeni lezzetler tadabiliyorsunuz.

Barselona’da hava genellikle güzel, özellikle benim gibi Ankara’dan geliyorsanız tam bir cennet. Kapalı mekanlarda kalmak istemeyenler için Parc de la Ciutadella ve Jardin del Teatre Grec şehrin en güzel parkları.

_Yeme/içme mekanları hariç şehirde yaşayan lokalleri görebileceğimiz meydanlardan/bit pazarlarından/kütüphanelerden/galerilerden bahsedebilir misin?

Gracia şehrin lokal bölgelerinden, çok büyük olmayan ama oldukça sempatik meydanlara sahip. Plaça del Sol ve Plaça de la Virreina lokalleri bulabileceğiniz meydanlar.

Her Perşembe Mercat Gothic kuruluyor. Eğer antikaya, eski kitaplara ve plaklara meraklıysanız Mercat Gothic’i ziyaret edebilirsiniz. Barselona’nın en büyük bit pazarıysa Mercat del Encants. Aklınıza gelebilecek her şeyi burada bulabilirsiniz. Aralık ayında Barselona’daysanız çok şanslısınız çünkü Christmas marketleriyle şehir bambaşka bir yer oluyor. La Fira de Santa Llúcia’yı mutlaka ziyaret etmelisiniz!

Şu an doktora yaptığım için Barselona’daki zamanımın çoğu okuyarak geçiyor, tabii ki en uğrak noktalarım kütüphaneler! Medya ve sinemayla ilgiliyseniz Biblioteca del Cinema’ya mutlaka gitmelisiniz. Bulabileceğiniz en iyi arşivlerden birine sahip. Biblioteca Jaume Fuster dizaynıyla ilgi çeken bir kütüphane. Büyük camlarıyla harika gün ışığı alıyor ve çok tatlı bir cafesi var.

Sergiler ve etkinlikler için düzenli olarak takip ettiğim 4 adres var: Palau Robert, Caixa Forum, MACBA ve CCCB. Şehrin en büyük ve güzel sergileri buralarda açılıyor. Ayrıca çok güzel workshop ve panellere de ev sahipliği yapıyorlar.

_Son olarak, yurt dışında yaşamak isteyen ama buna cesaret edemeyen kişilere birkaç tavsiyede bulunabilir misin?

Bence en önemli nokta yaşamak istediğiniz şehirleri önceden gezmeniz. Ya da halihazırda seyahatteyken gittiğiniz şehirlere bir turist gibi değil de yerleşmeyi düşünen biri olarak bakmaya çalışmanız. Bir gün karşınıza bir şehir çıkıyor ve siz kendinizi oraya ait hissediyorsunuz. Bunu hissettiğiniz zaman korkmayın ve plan yapmaya başlayın! O uçaktan inene kadar endişeleriniz devam edecek ama o şehre adım attığınız an yeni hayatınız sizi karşılayacak. Sadece sizi ne mutlu ediyorsa onu yapın ve bunun tadını çıkarın.

 

Dünyanın farklı yerlerinde yaşayanların deneyimlerini okumaya devam etmek için buraya tıklayabilir, siz de yurt dışında yaşıyorsanız ve röportaj serimizin konuğu olmak istiyorsanız bize Instagram hesabımızdan ulaşabilirsiniz. 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?