Normal şartlarda 10-21 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleşecek 39. İstanbul Film Festivali, her ilkbaharda olduğu gibi yüzlerce filmin Türkiye prömiyerine ev sahipliği yapacak, dünya sinemasından önemli konukları ağırlayacak, ulusal ve uluslararası yarışmalara sahne olacak ve bizi unutulmaz klasiklerle buluşturacaktı. COVID-19 nedeniyle ertelenen birçok etkinlik gibi, İstanbul Film Festivali de henüz kesinleşmeyen bir tarihe ertelendi. Fakat festival, bu şartlar altında olabilecek en iyi sürprizi yapmakta gecikmedi: 15-29 Mayıs tarihleri arasında her gün bir filmin Türkiye’deki ilk gösteriminin gerçekeleşeceği, 15 filmlik bir seçkiden oluşan İstanbul Film Festivali Çevrimiçi Gösterim Programı!

İstanbul Film Festivali Çevrimiçi Gösterim Programı

İstanbul Film Festivali, bildiğiniz gibi her yıl yarışma bölümlerinde ya da farklı kavramsal çerçeveler altında toplanmış seçkilerden oluşan farklı bölümlerinde yüzlerce filmin Türkiye’deki ilk gösterimine ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında en güzel keşiflerin çıktığı bölümlerden biri, önceki aylarda dünyanın farklı noktalarındaki festivallerdeki ilk gösterimlerinin ardından adını duymaya başlayıp merak ettiğiniz filmlerle buluştuğunuz Dünya Festivallerinden bölümüdür. İçinde bulunduğumuz, fiziksel ya da psikolojik sağlığımızı olduğu kadar sosyal yaşamımızı da derinden etkileyen COVID-19 krizi nedeniyle festival planlandığı gibi 10-21 Nisan tarihleri arasında gerçekleşemeyince, başta şubat ayında düzenlenen Berlin Film Festivali’nde öne çıkanlar olmak üzere, birçok filmle randevumuz gecikti. İKSV, hem bu bekleyişi daha uzun tutmamak hem festivalin yeni tarihlerine kadar yeni filmlerin de listeye ekleneceğini düşünüp programı hafifletmek hem de izleyicisiyle her şartta buluşabilmek için yeni normalde dünyadaki birçok film festivalinin başvurduğu yönteme başvurdu: Çevrimiçi bir film festivali.

youtube play youtube play

İstanbul Film Festivali çevrimiçi gösterim programında, nisan ayında gerçekeleşebilmesi halinde festivalde izleyeceğimiz, birçoğu Şubat 2020’deki Berlin Film Festivali ve 2019’daki Venedik Film Festivali programından 15 film bulunuyor. 15-29 Mayıs tarihleri arasında, filmlerin her gün biri filmonline.iksv.org adresinden 5 gün süreyle erişime açılıyor ve çevrimiçi biletlerini almış olan izleyiciler bir filmi başlattıktan sonra 30 saatlik bir süre içinde tamamlayabiliyorlar.

İlginizi çekebilir: Sinema Askıya Alındı: Koronavirüsün Sinemaya Etkileri

Çevrimiçi festival nedir, çevrimiçi festivalde neden kontenjan var?

istanbul film festivali çevrimiçi gösterim programı

Netflix, Amazon Prime, BluTv gibi dijital platformlar sayesinde sınırsız seçeneğin elimizin altında bulunduğu, birçok filmi tüm dünyayla aynı anda evimizden izleme fırsatı bulduğumuz, istediğimizi istediğimiz zaman izlemeye alıştığımız (ve bir çırpıda tükettiğimiz) bu çağda, çevrimiçi festival kavramının da hayatımıza bir noktada girmesi kaçınılmazdı. Bunun için bir pandemiye gerek var mıydı, sanmıyorum. Ama COVID-19’un sonuçları arasında film dağıtım ve film izleme alışkanlıklarını kökten değiştirecek gelişmelerin de olacağı kesin. Çevrimiçi festivaller de bu sonuçlardan biri olacak. Fakat bu gelişmeleri izlerken, festival gösterimi ve genel gösterim arasındaki, festival ve vizyon arasındaki farklılıkları unutmamak gerekiyor. Çevrimiçi gösterimlerde kontenjan olması ve 15 filmin de biletlerinin bir günde tükenmiş olması bu yüzden pek şaşırtıcı değil.

Film festivalleri, onyıllardır filmlerin diğer sinemacılarla, sektör çalışanlarıyla, basınla ve sınırlı sayıdaki izleyiciyle buluştuğu etkinlikler. Bazen haftalar, bazen aylar sonraki genel gösterim tarihleri öncesinde filmi izleyenler arasında filmin haklarını satın almak için izleyecek dağıtımcılar, filmin tanıtımını yapmak için izleyecek sinema yazarları ve film hakkında konuşmaları başlatacak sinemaseverler oluyor. Söz konusu genel gösterim tarihinin bir sinema salonunda ya da dijital bir platformda olması fark etmeksizin (dilerseniz geçtiğimiz yıllarda Netflix ya da Amazon Prime’ın ödül sezonuna damgasını vurmuş iddialı yapımlarının çeşitli festivallerdeki gösterim tarihlerine ve platformlardaki erişim tarihlerine göz atabilirsiniz), film önce dünyadaki festivalleri dolaşarak hanesine ödüller, olumlu/olumsuz eleştiriler, alıntılar ve yorumlar ekliyor. Filmler hakkında söylenenler kulaktan kulağa ya da Letterboxd’dan Twitter’a yayılıyor ve böylece hem film genel gösterime açılana kadar ilgi ve merak arttırılarak reklamı yapılmış hem de sezonun sonunda hazırlanacak yılın en iyileri listelerine veya ödül sezonuna kadar hatırlanması sağlanmış oluyor.

İçinde bulunduğumuz düzende, çevrimiçi bir festivalin de aynı şartlarda gerçekleşiyor olması şaşırtıcı değil; İstanbul Film Festivali’nin ya da dünyadaki farklı festivallerin bundan sonra gerçekleşecek çevrimiçi gösterimleri de bu yüzden coğrafi ve/veya izleyici sayısı sınırlamalarıyla karşımıza çıkacak. (Dağıtımcılarla yapılan sözleşmeler gereği, söz konusu seçkideki filmlerin her biri için 1200 kişilik kontenjan bulunuyormuş ve linklerin Türkiye dışından erişimine izin verilmiyormuş.) Tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi bu filmler birkaç festival daha dolaştıktan sonra, birkaç hafta ya da birkaç ay içinde kaçıranların da erişimine açılacak. Sinema salonlarında ve/veya dijital platformlarda…

Çevrimiçi Festivalde Öne Çıkan Filmler

Festivalin çevrimiçi seçkisindeki 15 film arasında ilk gösterimini geçtiğimiz şubat ayında Berlin Film Festivali’nde yapmış olan filmler ağırlıkta, ayrıca 2019’daki Cannes ve Venedik festivallerinden filmler de var. İstanbul Film Festivali çevrimiçi gösterim programı için kombine biletiniz varsa kaçırmayın ya da kaçırdıysanız bundan sonraki fırsatlar için şimdiden listenize ekleyin:

servants
Služobníci / Servants (2020, Ivan Ostrochovský)

Soğuk Savaş yıllarında Çekoslovakya’da geçen Služobníci / Servants, Berlin Film Festivali’ndeki kişisel favorilerimden ve en şaşırtıcı keşiflerimden biriydi. Slovakya’dan bir ilk film olan bu kara film, iki baskıcı düzen arasında, kilise ve komünist rejim arasında sıkışıp kalmış bir grup ruhban okulu öğrencisinin ikilemlerine odaklanıyor. Filmin siyah-beyaz görüntüleri muazzam.

berlin alexanderplatz
Berlin Alexanderplatz (2020, Burhan Qurbani)

Berlin Alexanderplatz, Fassbinder’in klasikleşen 1980 yapımı televizyon projesinin ardından, Alfred Doblin’in aynı adlı romanının yeni uyarlaması. Burhan Qurbani‘nin filmi 1929 yılı Weimar Cumhuriyeti’nin olaylarını günümüz Berlin’ine aktaran film, Afrika göçmeni bir genci Berlin’in suç dünyasında izliyor.

istanbul film festivali çevrimiçi gösterim programı
Martin Eden (2019, Pietro Marcello)

Bir diğer uyarlama ise Martin Eden. Yönetmen Pietro Marcello ve Venedik Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülü kazanan Luca Marinelli, Jack London‘ın romanını Fransız Yeni Dalgası ve 1970’lerin Amerikan sinemasından esinlenerek 20. yüzyılın ortalarına, Napoli’ye taşıyorlar.

istanbul film festivali çevrimiçi gösterim programı
1982 (2019, Oualid Mouaness)

1982‘nin başrolünde aynı zamanda yönetmen olarak tanıdığımız Nadine Labaki var. Oualid Mouaness‘in filmi adını Lübnan tarihindeki en büyük kırılmalardan birinin yaşandığı yıldan alıyor. İki çocuğun gözünden toplumu gözleyen bu film, geçtiğimiz ödül sezonunda ülkesinin Oscar adayı seçilmişti.

istanbul film festivali çevrimiçi gösterim programı
You Will Die at 20 (2019, Amjad Abu Alala)

Geçtiğimiz yıl Venedik ve Toronto festivallerinde ilgiyle izlenen filmlerden You Will Die at 20, Sudan’dan. Bir kehanetin insanların kaderini nasıl etkileyebileceğini gösteren film, dünyadan izole, yaşamın kendi inançları ve gelenekleri doğrultusunda sürdüğü bir köyde geçiyor.

istanbul film festivali çevrimiçi gösterim programı
Petite fille (2020, Sébastien Lifshitz)

Belgesel izlemeyi sevenler içinse iki önerim var: Çinli yönetmen Jia Zangke’nin ülkesinin edebiyatçılarına adadığı, farklı kuşaklardan birçok Çinli edebiyatçıyla yapılan röportajların yanı sıra alıntıların ve anekdotların yer aldığı Yi zhi you dao hai shui bian lan / Swimming Out Till the Sea Turns Blue ve Fransa’dan, toplumun tüm önyargılarına, fobilerine ve saldırılarına karşın bir çocuğun dilediği gibi olma arzusunu konu alan Petite fille / Little Girl.

Vrba / Willow (2019, Milcho Manchevski)

Bunlar dışında programda Fransa’dan Un monde plus grand / A Bigger World, İtalyan çizgi roman uyarlaması gangster filmi 5 è il numero perfetto / 5 is the perfect number, İlker Çatak’ın yeni filmi Es gilt das gesprochene Wort / I was, I am, I will be, Kolombiya’dan Litigante, Nina Hoss’un başrolde yer aldığı Schwesterlein / My LittleSister, ABD’den Rusya’ya yürüyerek geçmeye çabalayan bir genç kadını izleyen Lillian, Makedonyalı ünlü yönetmen Milcho Manchevski’nin yeni filmi Vrba / Willow, Almanya’dan belgesel Walchensee Forever.

Not: Berlin Alexanderplatz, Schwesterlein / My LittleSister, Martin Eden, 1982 ve Vrba / Willow filmleri için ek kontenjanlar açıldı.