Sizlere duvarları kek, çatısı pasta ve pencereleri şeker gibi görünen İstanbul’un tarihi ve lezzetli şekercilerinden bahsedeceğim. Yanımda bir kavanoz Ali Muhiddin Hacı Bekir’den aldığım susamlı ve fındıklı akide şekeri var, bakalım yazı bitene kadar kaç tane yiyeceğim?

Kötü kalpli üvey annelerinin ormana bıraktığı Hansel ve Gretel, evlerini ararken kaybolmuşlar. Ormanda, üç gün üç gece, aç ve korkudan titreyerek dolaşmışlar. Üçüncü günün sonunda, bir ağacın dalında bembeyaz ve çok güzel bir kuş görmüşler. Masal o ki, kuş da güzel sesiyle şarkılar söylüyormuş. İki kardeş korkularını ve açlıklarını unutup kuşun peşine düşmüşler. Kuş onları dışardan bakınca garip görünen bir evin önüne getirmiş. Bu evin duvarları kekten, çatısı pastadan ve pencereleri rengarenk şekerdenmiş.

Hansel ve Gretel tüm sıkıntılarını unutmuşlar ve eve doğru koşmuşlar. Hansel çatıdan, Gretel pencereden bir parça yerken içeriden bir ses duyulmuş: “Evimi kim kemiriyor?” Bir de ne görsünler, kapıda dünya tatlısı yaşlı bir teyze. “Ah zavallı çocuklarım,” demiş kadın, “girin hemen içeri, demek bu kadar açsınız”. İçeri girmişler ve hayatlarında hiç yemedikleri yiyecekleri yemişler. O gece kuş tüyü yataklarda yatmışlar.

Masal bu noktadan sonra biraz korkutucu, o nedenle devamını yazmıyorum :) Masal yerine, akide adındaki enfes lezzeti tanıtarak devam etmek isterim anlatmaya. Akide şekeri, Osmanlı mutfağının en eski şekerleme türlerinden biri. Akide sözcüğü Arapça’daki akit (sözleşme) sözcüğünden geliyor ve “bağlanma” anlamı taşıyor. Aynı zamanda akide şekeri, Osmanlı Devleti’nde yeniçerilere ulufe töreninde dağıtılır, yeniçeriler de kendilerinin yaptığı akide şekerini divana ikram edermiş. Bu tören askerlerin padişaha bağlılıklarını, memnuniyetlerini ve itaatlerini kanıtlarmış. Akide şekerini de tanıdıysak, isterseniz İstanbul’un tarihi şekercilerine geçelim!

İstanbul’un Tarihi Şekercileri

Ali Muhiddin Hacı Bekir

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Ali Muhiddin Hacı Bekir A.Ş. (@hacibekir1777) on

Kastamonu doğumlu Bekir Efendi, 1777 yılında İstanbul Bahçekapı’da ilk şekerci dükkanını açmış. Bu dükkan, yapımına 1775 yılında başlanan I. Abdülhamit Külliyesi’nin medrese bölümünün altındaki çarşıda açılmış. Bugün, aradan geçen yıllara meydan okuyan Bekir Efendi’nin açtığı şekerci dükkanı aynı yerinde. Dükkanın ismi ilk zamanlarda Hacı Bekir iken sonradan oğlunun ismi de eklenerek Muhiddin Hacı Bekir olmuş, sonra da torunun ismi eklenmiş ve isim bugünkü halini almış: Ali Muhiddin Hacı Bekir.

Ali Muhiddin Hacı Bekir ile ilgili diğer bir ilginç hikaye ise, Malta asıllı ressam Preziosi tarafından çizilen Bekir Efendi’nin resminin aslının bugün Louvre Müzesi’nde bulunması. Herhangi bir Ali Muhiddin Hacı Bekir dükkanına adım attığınızda göz alıcı pirinç kapaklı kavanozlarda dizilmiş; limon, tarçın, portakal, kahve, bergamut, gül, fındık, susam, bal ve naneli akidelerin yanı sıra güllüden sakızlıya, naneliden cevizliye, kaymaklıdan çifte kavrulmuşa çok sayıda lokum çeşitleri, mevlit şekeri, meyve şekeri, badem şekeri, fındık şekeri, Antep fıstığı şekeri, kestane şekeri ve drajeler de bulabilirsiniz. Ayrıca, badem ezmeleri, madlen çeşitleri, helva ve pişmaniye de satıyorlar, helvayı özellikle öneririm.

Instagram

Şekerci Cafer Erol

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Magger | theMagger.com (@themagger) on

Kadıköy’ün hareketli, kalabalık haline çok yakışan bir şekercisi var, Cafer Erol. Her seferinde önünden geçerken vitrinine hayran hayran bakıyorum. Onlarca çeşit akide şekeriyle, lokumu, çikolatası, tatlılarıyla Şekerci Cafer Erol, 1807 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Sadece akide şekerinin 25’ten fazla çeşidi bulunuyor dükkanlarda. Güllü, fıstıklı, kaymaklı, fındıklı, narlı, damla sakızlı gibi 35’e yakın çeşitte lokum, badem ezmeleri, helva ve reçelleri bulunuyor. Bense en çok taze meyveli kuplarını seviyorum!

Instagram

İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’den “Moda Mekanlarının En İyileri”

Meşhur Bebek Badem Ezmecisi

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Alper Üner (@babaneyiycez) on

Bazı lezzetler görkemli geçmişin, eski semtlerin anısını yaşatıyor hala. Bebek’te Cevdet Paşa Caddesi üzerindeki Bebek Badem Ezmecisi tam olarak böyle bir yer. Ticari sicil kayıtlarına göre 1904’te kurulan, Bebek’in 1000 nüfuslu bir köy olduğu zamanlardan bugüne kadar uzanan dükkan artık tadıyla, lezzetiyle bir kültüre dönüşmüş. Dükkanı şuan kurucusu Mehmet Halil Bey’in kızı Sevim İşgüder sebatla yönetiyor. Hiçbir katkı maddesi eklenmeyen ve tamamen elde üretilen badem ezmeleri Sevim Hanım’ın kontrolünden geçiyor. Sözün özü, Bebek’e gittiğinizde badem ve fıstık ezmesini özenle deneyin derim. İçeri girip ahşap bölmelerden badem ve fıstık ezmelerinizi alırken Sevim Hanım’a babasından yadigar ‘Yaşasın Şeker’ isimli panoya, antika avizeye, opalin şekerliklere göz atmayı da ihmal etmeyin. Hepsinde tarihin izleri var…

Üç Yıldız Şekerleme

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Üç Yıldız Şekerleme (@ucyildizsekerleme) on

1926 yılında Beyoğlu’nda, üç arkadaşın ortaklığıyla kurulan adıyla maruf Üç Yıldız, kurulduğu yıllardan itibaren lokum, reçel, akide şekeri, beyaz tatlı, badem ve fıstık ezmesi üretimini yapmaya devam ediyor. Kendi imalatları olan çilek, vişne, gül, ayva, portakal, ağaç çileği, yabani incir ve elmacık reçeli bulunuyor. Elmacık reçeli, elma bahçelerinin ortasına dikilen ve normal elma ağaçlarının oluşmasını sağlayan damızlık elma ağacının, napolyon kirazı büyüklüğünde olan elmalarından yapılıyor. (Artvin’de dedemin evinin bahçesinde de bu elmalardan vardı, yazarken o güzel evi hatırladım, ruhun şad olsun dedeciğim.)

Üç Yıldız Şekerleme’nin ürettiği çok özel bir tatlı da var, uzun yıllar köklü Rum ailelerinin misafirlerin servis ettikleri kaşık tatlısı olarak adlandırılan “çevirme beyaz tatlı” ise vanilya ve bergamotlu  olarak iki ayrı çeşidiyle günümüze kadar tadını koruyabilmiş. Haliç’te bulunan Ortodoks Rum Patrikhanesi özel günlerde misafirlerine Üç Yıldız’ın çevirme beyaz tatlısını ikram ediyor. Balık Pazarı’ndan alınan balığa akşamında eşlik edebilecek o meşhur tatlardan, kış mevsiminde içinizi ısıtacak tahin helvası da Üç Yıldız’ın en güzellerinden. Kısaca, tatlı krizi duraklarınıza Üç Yıldız’ı da ekleyin, çünkü farklı özelliklerde her lezzeti denenmeyi hak ediyor!

Instagram

Şekerci Hafız Mustafa

 

View this post on Instagram

 

A post shared by 🥭 (@nlrwf) on

1864 yılında İsmail Hakkızade tarafından kurulmuş. İlk olarak akide şekeri üretimiyle adım atılmış şekerciliğe, daha sonra unlu mamüller de üretilmeye başlanmış. Müşteriler sunulan her lezzete çok ilgi gösterdiğinden İsmail Hakkızade’nin oğlu, babasından işini devralmış ve 1926 ile 1938 yılları arasında şekercilik ve tatlıcılık alanında Avrupa’da 11 adet madalya kazanmış. Bergamot, mandalina, ayva, kıtır kabak, yeşil incir, kestane şekeri, domates gibi şekerlemeleri, tatlıyla arası olmayanları bile kendine hayran bırakacak türden lezzetler olarak bu zamana kadar ulaşmış. Günümüzde işletme birkaç kez el değiştirse de, mevcut sahipleri dükkanın tarihi dokusunu korumaya devam etmişler. Geleneksel Türk tatlılarının birçoğunu burada bulabilirsiniz, Eminönü’ndeki şubelerinde başka hiçbir yerde bulamayacağınız çeşitlerini de.

Cemilzade

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Cemilzade 1883 (@cemilzade) on

Lokum ve badem ezmeleriyle meşhur, tarihi işletmelerden biri de 1883 kuruluş tarihi ile Cemilzade. Şekerci Udi Cemil Efendi’nin kurduğu Cemilzade’nin dükkanları Etiler, Nişantaşı, Selamiçeşme ve Şaşkınbakkal’da bulunuyor. Baba mesleği tatlıcılık torunlara aktarılmış, dördüncü kuşak bile hala dede mesleğini sürdürüyor. Selim İleri şöyle demiş Cemilzade için; “Cemilzade’nin şekerlemeleri, bizim bu mirasyedi savurganlığımıza itiraz edip duruyor. İyi ki de öyle yapıyor ezmeler, akideler…”

Instagram

Üç tane fındıklı, iki tane susamlı akide şekeri yemiş olmanın verdiği mutlulukla yazımı sonlandırıyorum :) Ağzınızın tadı daima yerinde olsun ve yaşasın şeker!

İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’den İstanbul’un En İyi Pastaneleri

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN