Mısır Apartmanı’nı yazmak nereden aklıma geldi bilmiyorum. Düşüverdi öyle aklıma. Zaten İstanbul’a geldiğimden beri çok severdim. Bana özel, güzel iki tane de anım var burada. O yüzden, kendisine teşekkürüm olsun bu yazı.

2007’de özel bir insana 360’ta sürpriz doğumgünü partisi düzenlemiştim, sonra DOT’taki oyunların müptelası olduğum 2008-2009 dönemi gelmişti. Sonra da, bu yazının sonunda bahsedeceğim bir buluşma. Tüm bunlar varken, yazmasam olmazdı zaten.

Galatasaray Lisesi’ni biraz geçince solunuzda beliren 303/305 numaralı apartmanı bilir misiniz? Bilmiyorsanız, gidiniz ve biliniz. Mısır Apartmanı yaşıyor gibi. Yanından geçerken gayriihtiyari başınızı çeviriyorsanız aldığı nefesi duyduğunuzdan olabilir. Bu yazıyı, binanın her katında beşer dakika oturarak gözlemlerim halinde yazacaktım ki, apartman yöneticisi Mahter Hepdiker’e ulaşmamla beraber seyir değişti. Birinci kattaki Galata Yapı’da keyifli bir söyleşi yaptık, yaptığı işe ve Mısır Apartmanı’na aşık bir kadından burayı dinlemek ayrı oluyormuş. Kısaca tarihinden bahsetmekte fayda var. Her kaynakta geçtiği haliyle hikaye şöyle başlıyor: Mısır Valisi Abbas Halim Paşa Ermeni asıllı mimar Hovsep Aznavuryan’a kışlık konak olarak yaptırıyor burayı. Yapımına 1905 yılında başlanıyor ve beş yıl sürüyor. Art nouveau tarzındaki bina dünyaya konak olarak gelse de, Paşa’nın ölümünden sonra apartman haline getirilip Hayri İpar’a satılıyor ki sonra asıl hikâye başlıyor.

Mısır Apartmanı’ndan kimler geçmiyor… Mehmet Akif burada yaşamış. Önce Osmanlı, sonra Cumhuriyet’in bütün devlet adamlarının dişçisi olan Sami Grünzberg’in muayenehanesi de buradaymış. Mahter Hanım diyor ki, ‘Kim nasıl sevmesin burayı? Atatürk’ün gelip de diş çektirdiği apartman. Aynı yerlerden, biz yürüyoruz şimdi her gün.’ Terzisi de eksik olmamış Mısır Apartmanı’nın. Canan Yaka, annesi Mualla Hanım, Nedret ve Lütfiye Hanım da müşterilerini burada ağırlamış. İsim yelpazesi öyle renklere sahip ki, Hüsamettin Cindoruk’un 55 yıldır ofis olarak kullandığı daire üçüncü katta. İnternetten araştırırsanız, İsrail Gizli Servisi MOSSAD’ın kuruluş temellerinin burada atıldığı haberlerine rastlayabilirsiniz…

Mahter Hanım yedi yıldır apartmanın yöneticiliğini yapmakta. Mısır Apartmanı’nı bugünkü haline getiren, parlamasını sağlayan asıl olayın, ünlü restoran 360’ın teras katına açılması olduğunu belirtiyor. Hatta Koray Korkmaz ile birlikte bence dahiyane bir fikre imza atmışlar. Asansör, 360′tan aşağı yöne bir seneliğine çalıştırılmamış ki insanlar binanın içini göre göre insinler, apartmanı tanısınlar. Basamakların yüksekliği az, genişliği de çok olduğundan pek zahmetli bir iş değil yürüyerek inmek. 360’ın şefi Mike Norman da yemek resimleri değil, apartmanın resimleri dağıtıyormuş; ‘Ne yediğin değil; nerede yediğin önemli.’ diyerek. Mısır Apartmanı’nda ayrıca beş sanat galerisi bulunuyor: CDA Projects, Galeri Nev, Galeri NON, Pi Artworks ve Galeri Zilberman.

Mahter Hanım’la siz de bir konuşsanız anlarsınız Mısır Apartmanı’nı nasıl sevdiğini. Gelip ne yapıyorsunuz, diye sorduğumda gülerek şöyle diyor: “İstediğim yerine gidiyorum. Her taraf benim, bodrumundan terasına kadar. Mısır Apartmanı benim!” Kuş uçurtmam, dediği apartmanın her dairesinin önünde bir kamera var ve Mahter Hanım evinden de kontrol ediyormuş mümkün mertebe. Aslında normal bir apartman yöneticiliği olduğunu söylüyor. Tarihi bir yapı olduğundan, biraz daha özen gerekiyor sadece. Bu özen güvenlik kameralarını gece gündüz takip etmeye kadar varabiliyor tabii. İstiklal’de böyle başka apartmanların da olduğunu söylüyor Mahter Hanım. Boter Apartmanı, pislik içinde ama en az Mısır Apartmanı kadar güzel, diyor.

Mısır Apartmanı yıllardır bir sürü hayata şahitlik yapıyor. Hepsi ayrı renk, ayrı ses. Hem de apayrı zamanlardan. Burası bazılarının işi, bazılarının evi, bazılarının ziyareti. Girdiğiniz andan itibaren ihtişamlı avizeleriyle göz almaya başlıyor, asansörü bile size sürpriz yapıyor kapılarıyla. Sanki hep güzel şeylere vesile olmuş Mısır Apartmanı, aklım almıyor ki birine dert getirmiş olsun.

Bu son kısım aslında ilk yazdığım kısım, yazıyı yazmaya buradan başladım yani. Birinci katın merdivenlerinde otururken, Mahter Hanım’la görüşmemin hemen ardından. Kafam korkuluklarda, aşağıya bakıyorum. En üst katın tavanından iplerle aşağıya sarkıtılmış 3 ve 0 rakamlarını seçebiliyorum. 360’ın rakamları herhalde. Öyleyse, 6 bir yerlere kaybolmuş. Merdivenlerde amaçsızca oturmak yasak ama çok az daha otursam, kimse gelip kaldırmaz herhalde. Mısır Apartmanı’nın sayısız anıları arasından benimkileri çıkardım bir an. Gülümsedim. Öyle bir yer ki sayısız insanın güzel anısına mekân olmuş. Hocam Arman Manukyan, 56 yıllık eşi Alis’e, ilk tanışmalarının üzerinden yıllar geçtikten sonra burada bir partide rastlamış ve bu vesileyle görüşmeye başlamışlar. Alis Hanım’ın yerinde olsam burayı her andığımda gülümserdim. Her nesle güzelliğinden bir parça nasip olmuş Mısır Apartmanı’nın. Öyleyse Hovsep Aznavuryan’a, namı bir yüzyıldan taşmış bu apartmanı inşa ettiği için selam edelim. Siz de bir kere öylesine gidin, sadece merdivenlerinde oturun. Mahter Hanım’ı kızdıracak bir şey yapmadığınız sürece, Mısır Apartmanı sizin!

Fotoğraflar: Melis Özgenç

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?