Deniz ve Türker “hayallerini biriktirmeyi seven” iki yol arkadaşı. Kağıttan inanılmaz keyifli maketler yaptıkları Papier Atelier projesi, bir gün izledikleri filmlerin birinde gördükleri bir karakterin kağıttan maketini yapmaya karar vermeleriyle ortaya çıkar. Başarılı olduklarını görünce projelerini “Anything with paper” mottosuyla büyütmeye karar verirler. Deniz ve Türker aldıkları özel şiparişlerle insanların aile fertlerinin, sevdiklerinin maketlerini yaparlar, atölyeler düzenlemeye başlarlar… Bu keyifli projeyi sizlerle de paylaşmak istedik. Siz de Papier Atelier’in bir parçası olmaya ne dersiniz?

Papier Atelier’i ve Deniz & Türker ikilisini sizden dinleyebilir miyiz?

Papier Atelier projesi “Away We Go” filmindeki Burt karakterinin, kağıttan maketini yapmaya karar vermemizle 2012 başlarında ortaya çıktı. Bu süreçte hem kendimiz için, hem de sipariş üzerine birçok maket ürettik.

Malzeme olarak, benim (Deniz Yılmaz) yaptığım kolajlarda bolca kullandığım; Türker Akman’ın ise mesleği gereği çok da uzak olmadığı kağıdı seçtik. Kağıt; günlük hayatta çok fazla kullanılan ama hak ettiği değeri bulamayan bir malzeme, onun basitliği ile neler yapılabileceğini görmek hoşumuza gitti.

Papier Atelier’in yaratıcılarından biri olan, Türker 10 yıldır İstanbul’da yaşayan bir mimar, resim yapmayı ve analog fotoğraf çekmeyi seviyor. Deniz ise Koç Üniversitesi sosyoloji mezunu şu sıralar da yüksek lisans yapıyor, yazı yazıyor ve fotoğraf çekiyor (cargocollective.com/denizyilmaz). İkisi beraber Papier Atelier projesinde keyifle üretmeye devam ediyorlar.

Şu anda masanızda neler var?

Kesme matı, guaj boyalar, fırçalar, eskiz defteri, maket bıçağı, yapıştırıcı, suluboya çizimlerimiz, not aldığımız defterler, çok kollu nesne:), ilk maketlerimizden biri, Moleskine ajandalarımız ve kalemler.

Masanızı nereden aldınız?

Fuga’dan aldık. Aslında belirli bir hikayesi yok, sade ve kocaman olmasına önem verdik. Asıl hedefimizde, Papier Atelier için özel tasarlanmış, cam yüzeyli ve daha kullanışlı bir masa almak var.

Dergi, blog, tasarımcı olarak kimleri/neleri takip ediyorsunuz? 

Takip ettiğimiz bir sürü blog ve dergi var ama aklımıza ilk gelenler; Freunde von Freunden web-sitesi, Sartorialist, Designboom ve A/SH moda blogu, dergilerden de XOXO, Bant Mag, That Magazine ve theMagger. Clint Reid (chechitout.tumblr.com), Maya Wronska, David Allen Reeves severek işlerini takip ettiğimiz isimler.

En sevdiğimiz tasarımcılar ise; Achille Castiglioni, Emille Aillaud, Verner Panton, Tim Roeloffs, Jacques Prévert, Friedensreich Hundertwasser, Karl Lagerfeld, Hanefi Yeter, Daniel Libeskind ve  Sruli Recht.

Neyi/nereyi siz tasarlamış olmak isterdiniz? 

Deniz: Madrid’deki Crystal Palace’ı ben tasarlamış olmak isterdim. Her yerinden ışık geçen ve her şeyi yansıtan saydam şeyleri çok seviyorum. Fikir ve büyüklük olarak da benim için yeteri kadar iddialı.

Türker: Daniel Libeskind’in Royale Ontario Museum’ını tasarlamış olmak isterdim, tamamen kural tanımadan, hatta saygısızca (!) tasarlanmış bir bina. Cesaret verici işleri sevdiğim için.

İlerde neyi/nereyi tasarlamak istersiniz? 

Tam olarak sorunun cevabı değil fakat; yakın zamanda Papier Atelier olarak Chelsea Hotel’in maketini de içeren ve bizim için çok anlamlı olan bir  kurgu yapmayı düşünüyoruz. İçersinde kolaj da olacak, kağıttan karakterlerimiz de.

Tasarımlarınızı nerelerde görmek isterdiniz?

Yakın zamanda Contemporary Istanbul’da, uzun vadede de;  Centre Pompidou, Istanbul Modern, NYC Moma. Ve çok çok ilerisi için, ütopyalarımız da dahilse bu soruya; özel bir koleksiyonda görmek isterdik:)

Tasarım açısından en beğendiğiniz şehir?

Tasarım açısından en beğendiğimiz şehir Berlin. Çünkü düzensiz, ezber bozan ve sokak sanatıyla dolmuş taşmış şehirleri seviyoruz. Berlin de bunlardan biri, ayrıca devasa binalarının yanından geçerken bile şehre karşı bir yabancılaşma hissetmiyorsun, çünkü her köşesinde sanat var. Fabrikaların, eski alışveriş mağazalarının ve santrallerin yeniden işlevlendirilmesi fikrine de çok açık bir yer! Ayrıca cafélerinin  tasarımlarına, çıkış fikirlerine bayılıyoruz.

İşinizle ilgili en çok neyi seviyorsunuz?

Yaratıcılık içeriyor olması, insanlara yönelik yapılıyor olması. Başkalarının hayallerine vücut veriyor olmak heyecan verici.

Sizce “ilham” ne demek?

Deniz: İlham bence detaylardan faydalanabilmektir.

Türker: Nerede ve ne zaman geleceği belli olmayan; elimdeki tüm işleri bırakıp kaçırmadan not etme ihtiyacı duyduğum dürtü.

Ajandanızda bu hafta/ay için neler var? 

Comedus şarküteriye gitmek, Kumabracı50’de Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesinde oyununu izlemek, İMÇ5533’te Art Barter’a dahil olmak, Milk Gallery’de Sedat Girgin ve CDA Projects’de Denize Açılmak Gerek sergilerini gezmek.

Pazar kahvaltısında sizi nerelerde görebiliriz?

Pando’nun Yeri (Beşiktaş), Yer café  ve Bast Café (Kadıköy), Kahve6 (Cihangir) ve Ops Karaköy.

İstanbul’da özellikle ilham veren semtler hangileri ve bu semtlerde hangi cafe/restoranlarda oturuyorsunuz? 

_Bize en çok ilham veren semtlerin başında Çukurcuma, Pera, Sirkeci ve Kadıköy geliyor.

_Çukurcuma en sevdiğimiz semt diyebiliriz, hem binaları hem de esnaf lokantaları ve iç içe geçmiş  farklı katmanlardan insanların yaşadığı bir yer olması sebebiyle. Çukurcuma Café 49 ve Holy Cafe de bu semtte en çok takılmayı sevdiğimiz mekanlar.

_Kadıköy’de antikacılar ve sahaflar çarşısını gezmeyi seviyoruz. Arkaoda’da saatlerce vakit geçirebiliriz.

_Karaköy‘de Maya, Karaköy Lokantası ve Karabatak vazgeçilmezlerimiz arasında.

_Atlas sineması ambiyansını çok seviyoruz.

_Sirkeci’deki PTT Büyük Postane binasına mektup atma bahanesiyle sık sık gideriz.

_Feriköy pazarına, eski ve antika kokusu ve bulursak da işe yarar eşyalar almaya gidiyoruz.

_Özyer hardalcısına ve binasına hastayız (St Pierre Hanı)

Tasarımlarınızı, neler yaptığınızı ve bu keyifli süreci bizimle paylaşabilir misiniz?

Bugüne kadar balıkçı dededen, bulut kıza, Bodrum evlerinden, kurt kafasına ve kitap kurdundan Hagi’ye kadar geniş bir yelpazede kağıt maket tasarımları yaptık. Süreç olarak ilk önce eskiz aşaması var, kendi hayalimizdeki veya maketi isteyen kişinin tarifleri üzerine çiziyoruz. Sonra da, bunu bilgisayarda 3 boyutlu olarak tasarlayıp, baskıya hazır hale getiriyoruz.

Bu süreçte eğer aklımıza farklı bir malzeme ya da teknik gelmişse, onla ilgili araştırma yapıyoruz, ek malzemeler alıyoruz bu sürecin en keyifli kısımlarından.  Baskı alındıktan sonra da, kesme yapıştırma ve boyama-süsleme aşamalarından geçiyor.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?