Yolda giderken 1950’ler, 60’lar ve 70’lerden bir klasik araba gördüğünüz zaman, o andaki hayran bakışlarınızı düşünün… Klasik otomobil sevgisi çok ayrı bir tutku. Jag-Style olarak klasik otomobil koleksiyonerleriyle söyleşiler yapmaya başlıyoruz. İlk konumuğumuz; gençliğinden bu zamana klasik otomobiller aşığı olan Leon Kalma.

Merhabalar Leon Bey, öncelikle sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

Merhabalar. 1957, İstanbul doğumluyum, Saint Michel Fransız Koleji ardından Marmara Üniversitesi İşletme mezunuyum. Üniversiteyi gece okudum, bu sebepten çalışma hayatına hemen başladım. 22 yaşında otomobil yedek parça ticaretiyle ilgili firma kurdum ve bu firma daha sonra üretime de başladı. Şu anda oto yedek parça üretimi yapan ve büyük bölümü ihracata dayalı bir fabrikanın ortağıyım.

Otomobillere ve klasik otomobillere tutkunuzu ne zaman keşfettiniz?

Çocukluk yıllarımdan başlayarak otomobillere büyük ilgi duydum. Büyükdere’deki babama ait tuhafiye dükkanının önünde durup geçen otomobilleri sayıp modellerine göre de sınıflandırıp eğlenirdim. Babamın da yardımıyla 1976 model Murat 124 sahibi oldum. Otomobilin her yerini değiştirmiştim. Jantlar, tamponlar, koltuklar, direksiyon simidi… Bu ilk aşkım olan arabayla oynamayı çok severdim. Kurduğum işin sermayesi de tamamen bu araba satışıyla elde edildi.

Çok nadir gördüğümüz E-TYPE geçince peşinden koşardık yine 70’lerde. Bu senelerde gıpta ile seyrettiğim otomobilleri 40’lı  yaşlarımdan sonra sahip olabilmeye başladım. Genelde çoğunu restorasyona soktum ve tamamen elden geçirttim. Bugün halen topladığım bazı otomobiller var. Bu konuda teknik olarak bana yardım eden iyi bir ekip var; çünkü bir klasik araba restorasyon süresince birçok ustanın elinden geçiyor; kaportacı, boyacı, kilitçi, döşemeci…

Koleksiyonunuzda Jaguar modellerinden hangileri yer alıyor?

Klasik koleksiyonumun içinde Jaguar’ın ayrı bir yeri var. Jaguar her zaman bir lüksün, şıklığın, prestijin göstergesiydi. Tabi her ne kadar ticari fonksiyonlar günümüzde daha fazla ön plana çıktıysa da halen Jaguar çok prestijli bir marka. Kışkırtıcı bir ismi ve atmosferi var.

Şu anda 1958 model XK 150 DROP HEAD COUPE ve 1970 model E-TYPE Convertible klasik Jaguar sahibiyim. Bunun dışında çeşitli marka ve modelde klasiklerim koleksiyonumda yer alıyor; birkaç tanesi Amerikan; hepsi spor. Günlük kullandığım yeni model XF ve yine yeni aldığım F-TYPE S AWD Convertible sahibiyim. Nerdeyse bütün seri var!

Jaguar’ın şu zamana kadar ki en sevdiğiniz modeli hangisi?

Bugüne kadar üretilen tüm Jaguarlara baktığımda, her biri ayrı güzel ama benim favorim sahip olduğum XK modeli ve E-TYPE. Zaten Enzo Ferrari gibi bir efsane bile E-TYPE için, bugüne kadar üretilmiş en güzel spor otomobil demişti.

Jaguar’ın geçmişten bugüne gelen çizgisi ve duruşu hakkında düşünceleriniz neler?

Daha önce de çok Jaguar’ım oldu, 1998 model XJ Daimler sahibi oldum. Jaguar’ın bence çok başarılı ilk V8 modeliydi. Kullanımı müthiş zevkli! Yine 2004 senesinde siyah bir XJ satın aldım, 8 silindirli, oldukça uzun bir süre kullandım. Bu modelden sonra Jaguar çok rasyonel bir değişikliğe gitti stil olarak. Önceleri çok riskli geldi bana ama daha sonra kolayca alıştım. Halen de gerçekten başarılı bir şekilde devam ediyor!

Son nesil modellerden F-PACE de çok şık bir SUV, tüm dolaştığım ülkelerde görüyorum.En son Frankfurt fuarında gördüğüm E-PACE de çok beğenilecek bence. İhtiyaç olan bir boyut.

Klasik otomobillerine daha da iyi bakmak isteyenlere önerileriniz neler?

Tüm otomobillere ilgim çok büyük ama eskilerin yeri başka bende. Onların ayrı bir ruhu var ve onlarla vakit geçirmek bana büyük motivasyon veriyor. İmkanı olan herkese bir klasik otomobil tavsiye ediyorum. Çok da korkmasınlar; hem tamircisi var hem de artık günümüzde tüm parçaları çok rahatça bulunabiliyor.

Klasik otomobil tutkunları hangi müzeleri ziyaret etmeliler?

Klasikleri yakından görmek isteyenler mevcut bazı müzeleri ziyaret edebilirler. Bunların arasında Tarabya Ferahevler’deki Ataman Müzesi, Cengiz Arsay’a ait bir koleksiyon görülebilir. Koç Müzesi de güzel klasikler barındırıyor içinde. Ve tabi İzmir’deki Özgörkey Ailesine ait KEY Müzesi gerçekten görülmeye değer. Çok profesyonel ve çok kıymetli modeller var.

Otomobil sevdanız doğrultusunda dünyada hangi ülkelerde yaşamak isterdiniz?

İsviçre’de ve İngiltere’de. Buralarda bir hafta sonu sabah yola çıktığınızda, pırıl pırıl klasiklere rastlarsınız yollarda. Tüm hafta bunu özleyen klasik otomobil sahipleri direksiyona geçmişlerdir zevkle.

İstanbul’da insanların klasik otomobillere olan tepkisi nasıl oluyor?

Özellikle Pazar sabahları klasiklerimden biriyle gezerken çevrenin ilgisi müthiş oluyor. Modeli ve yılını yolda durdurup soruyorlar. Bu ilgiyi seviyorum; insanlarla klasik otomobiller hakkında sohbet etmek benim için en büyük keyif diyebilirim.

Çok keyifliydi; çok teşekkür ederiz!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?