Kuzey ışıklarının en iyi göründüğü dönem Kasım-Şubat arası, biz Kasım sonunda gittik. Kışın ilk birkaç ayı yağacak olan tüm kar yağıp gökyüzü berraklaşırsa kuzey ışıklarını görmek daha mümkün oluyor diyorlar.

Yaz çocuğu Fufu’nun doğumgünleri Kaş’larda Boracay’larda kutlanırken benimkiler hep İstanbul’da geçerdi, ama bu sene şeytanın bacağını kırdım ve muazzam bir kış tatilinde kutladık doğumgünümü. Kuzey ışıkları altında, kuzey kutup dairesinde! Bu aksiyondan aksiyona koştuğumuz tatilin detaylarına girmeden önce ülkeye girişte başıma gelenleri anlatmak istiyorum, zira ibretlik bir hikaye!

Fransa’dan aldığım vizemle ilk giriş ülkem Norveç olunca ve üstüne bir önceki vizem de Fransa’dan olup iki senedir Fransa’ya hiç gitmediğim için başıma gelenler… Daha önce Malta’dan vize alıp bir sürü Avrupa ülkesine girip gittiğim Almanya pasaport kontrolünde gerginlik yaratan polisle konuşmamız 5-10 dakika sürmüştü ve ülkeye girmiştim, bu tecrübemin verdiği rahatlıkla ilk girişimin vize aldığım ülkeye olmasına çok takılmıyordum. Ama maalesef Oslolu polisler takıldılar, Fransa’nın vize verme kriterlerinin kendilerininki kadar sıkı olmadığını söyleyerek telefonlarımıza el koyup aktarma uçağından valizlerimizi indirttiler, karakola götürüp 45-50 dakika beni sorguya çektiler. Epey sinir bozucu bir süreçti, Tromso aktarma uçuşumuz 4 saat sonra olmasaydı o günün tek uçuşunu kaçırıp parasını ödemiş olduğumuz ertesi gün aktivitelerimizi kaçıracaktık. Toplamda bir buçuk saati havaalanının çeşitli polis merkezlerinde geçirdikten sonra ülkeye girebileceğimize karar verdiler. Bu hikayeden çıkarmanızı umduğum ders şu: perifer ülke vizeleriyle merkez ülkelere, merkez ülke vizeleriyle İskandinav ülkelerine giriş yapmayı denemeyin (tabii ki ilk girişten bahsediyorum.) Avrupa ülkelerinden aldığınız vizelerin hepsi aynı kalitede kabul edilmiyor, eşitler arasında daha eşit olanlar var yani! Neyse ki bu sinir bozucu başlangıç bile tatilin biricikliğini gölgeleyemedi.

Tromso’da otele varır varmaz o akşam için aurora borealis kovalama turu satın alabildik, çünkü otel seçimimiz süperdi :) Tüm turların önünden kalktığı iki otelden birinde, Radisson Blu’da kaldık, tavsiyem ya bu otelde ya da Scandic Ishavsotel’de kalmanız. Biz Radisson Blu’dan çok memnun kaldık.

İlk akşam gittiğimiz kuzey ışıkları kovalamacasında daha önce hareket eden diğer turlardan gelen bilgiler ışığında Finlandiya sınırına gitmenin daha uygun olacağını söyleyen tur rehberimiz gece boyunca bizleri hem bilgilendirip hem de fotoğraf çekimlerinden ekstra kar kıyafetleri sağlamaya, sıcak çikolata ikramlarından tatlılara sürekli ilgi gösterdi, en memnun kaldığımız tur bu oldu, belki dans eden ışıklar göremedik ama yeşilli pembeli gökyüzünü gözlemledik ve fotoğrafladık. Ve tabii donduk, kendi kıyafetlerimin üstüne ekstra tulum giydiğim halde soğuğu hala hissedebiliyorum.

Kuzey ışıklarının en iyi göründüğü dönem Kasım-Şubat arası, biz Kasım sonunda gittik. Kışın ilk birkaç ayı yağacak olan tüm kar yağıp gökyüzü berraklaşırsa kuzey ışıklarını görmek daha mümkün oluyor diyorlar. Bizim gittiğimiz günün önceki gecesinde inanılmaz bir ışık dansı varmış, insanlar evlerinin önünden, şehrin içinden bile gözlemleyebilmişler. Bizim ilk gecemizden itibaren kar yağışı gökyüzünü kapatmaya başladığı için biz hep şehir dışına, daha karanlık noktalara doğru açılmak zorunda kaldık.

Çeşitli internet siteleri ve aplikasyonlar üzerinden Kp index izlemek kuzey ışığı takipçisi turistlerin bir numaralı araştırma ödevi. Alaska Üniversitesi’nde günlük ve daha uzun zamanlı tahminler var, gitmeden önce gittiğinizde tercih edeceğiniz turlar açısından bakmanızda fayda var. Mesela Tromso üzerinde aktivite görünüyorsa ve gökyüzü de bulut ve ya karla kapalı değilse kamplardan kuzey ışıklarını takip edebilirsiniz, ama aktivite düşük ve şehirde kar yağışı varsa ışığın daha iyi olabileceği noktalara doğru giden karada ve ya denizde kovalamacalı turları tercih etmek daha mantıklı olabilir.

Ertesi günümüzü komple kızaklara ayırdık, sabah Husky Safari ile başladık, akşam ren geyikleriyle devam ettik. Sabah kahvaltımızı karanlıkta yapıp, karanlıkta Villmarkssenter kampına doğru yola çıktık. Husky kızakları için normalde planlanan alandan daha kuzeye gitmemiz gerekti çünkü nispeten hafif geçen kış nedeniyle husky kampında yeterli kar yoktu. Yedek kampa vardığımızda hava aydınlanmıştı, her gün 3 saatlik gün ışığı ve birkaç saatlik alacakaranlıkla yetinen Tromso halkını sadece bunun için bile kutlamak gerekirken yanına bir de kar kıyamet havalar eklenince bu insanların direkt cennetlik olduğunu düşünüyor insan.

Huskyler normal kamptan yedek kampa geldiklerinde koşmaya başlayabilmek için çığlık çığlığalardı. Kızak sürücümüz bize köpekleri nasıl sıraladıklarını anlattı. En öne daha zeki (!) oldukları için ve kızağı doğru yönlendirmeleri için dişi huskyler, ortaya grubu neşelendirmeleri için yerleştirilen çığırtkanlar, en arkaya da daha güçlü oldukları için erkek huskyler koşulurmuş. Öyle husky deyince aklınıza masmavi gözlü iri köpekler gelmesin, buradaki köpekler baya çelimsiz ve sokak köpeği görünümündeler. Alaska, Grönland ve ya İzlanda huskylerinin farklı fiziksel özellikleri var. Genellikle optimum husky’yi yaratmak için her cinsin en iyileri çiftleştirilerek hepsi kırılmış. Köpekleri yönlendirmek de marifet istiyor, aniden fırlayabiliyorlar, sürücünün ayakta olması gerektiği ve Fufu’nun da dizinde problem olduğu için biz sürücülü bir kızakla yola çıktık. Yan bağlarına güvenenler kendileri de kullanabilir. Epey hızlı ve zevkli bir aktiviteydi. Tavsiye ederim.

Akşamki ren geyiği turu ise geyikleri yakından görmek, beslemek ve Sami kültürüyle tanışmak için güzel bir fırsat, fakat husky kızağı gibi sürat beklemeyin, epey aheste çekiyorlar kızakları.

Samiler, Kutup yerlileri, ufak tefek çekik gözlü insanlar, görüntülerine bakınca Asya’dan gelmiş olabilecekleri düşünülebilir fakat aslında genetik olarak Avrupa’nın Bask Bölgesi’yle ilişkililermiş, küresel ısınmayla ren geyikleri kuzeye hareket ettikçe Samiler de peşlerinden kuzeye yerleşmişler. 1980’lere kadar Norveç’te yaşayan Samiler eşit bir azınlık olarak görülmüyorlarmış, dillerini konuşmalarına ve yerel kıyafetlerini giymelerine izin verilmiyormuş. Yakın tarihte İskandinavya gibi yüksek refah ve eğitim seviyesindeki bir bölgenin bu tarz bir asimilasyon girişiminde bulunmasını insanın aklı almıyor. 1995 yılında çıkardıkları yasayla Sami’lere kuzey topraklarının ve ren geyiklerinin tamamının sahipliğini vererek geçmişle hesaplaşmaya çalışmışlar ama Sami dilinin de unutulmaya yüz tutmasına engel olamamışlar maalesef. Sami Experience’dan rehberimiz Ken, kıyafetlerinden ağıtlarına, yemeklerinden geleneklerine pek çok konuda Sami hikâyeleriyle turu paha biçilmez kıldı. 20’li yaşlarında bir gencin adının ayrımcılığa maruz kalmaması için Sami isimlerinden konulmadığını ama kardeşi doğduğunda durum düzeldiği için ona Sami ismi verilebildiğini anlatması hayli ilginçti. Kendi coğrafyamızda normalleşen saçmalıkların başka coğrafyalarda da, hele hele de Avrupa’nın en müreffeh bölgesinde de yaşanıyor olması beklemediğim bir benzerlikti. Doğum günümde karmaşık duygularla uyudum.

Kızaklı günün ardından tekneli gün başladı. Sabah balina gözlemine akşam da gemi ile kuzey ışıkları takibine katıldık. Yine kışın hafif geçmesi nedeniyle daha soğuk sularda takılan balinaları görebilmek için Polar Adventures ile oldukça kuzeye gitmek zorunda kaldık, Skjervoy adlı balıkçı kasabasından küçük bir balıkçı teknesiyle denize açıldık. Çok sayıda sakin sakin yüzen ve ya uyuyan kambur ve katil balina gördük. Katil balinanın da sakinini tercih ederim şahsen!

Alacakaranlık çökmeye başlarken teknemiz kıyıya dönüp bizi otobüsümüze teslim etti ve uzun bir kara yolculuğu başladı. Otele vardığımızda bu sefer de tekneyle kuzey ışığı kovalamacası için bilet alıp tekrar tura katıldık. Tromso’da son gecemizde minnak ışık aktivitelerine şahit olabildik, ilk gecenin görüntüsüne maalesef bir daha ulaşamadık.

Neyse ki hayat uzun. Kuzey ışıklarının görülebildiği bu kadar ülke/şehir, bizde de bu gezme azmi varken daha nice kuzey ışıkları görürüz…

Seyahat rotanızda Norveç varsa ve farklı seyahat deneyimlerinin peşindeyseniz, Buket’in Norway in a Nutshell tren rotasını anlattığı bu yazısını ve farklı öneriler için “Norveç Günlükleri” yazısını okuyabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Çok güzel deneyimler hepsi, zevkle okudum! Sami kültürdünden ve Sami halkına yapılanlardan bu kadar etkilendiyseniz “Sameblod / Sami Blood” (2016) filmini izlemenizi öneririm. Dediğiniz gibi, hepsi yaşadığımız ülke ve bölgeden alışık olduğumuz şeyler aslında ama dünyanın en medeni bölgesinde de çok kısa bir zaman öncesinde benzer şeyler yaşandığını görmek beni de şok etmişti.

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?