Slovenya yaklaşık iki milyon nüfusuyla küçük bir ülke ve kendisi gibi küçük olan başkenti Ljubljana’nın da nüfusu sadece üç yüz bin. Ancak bu küçük ülkede yapılacak ve gezilecek çok şey var denildiğinde lütfen şaşırmayın. Slovenyalılar ülkelerinden bahsederken biraz gururla şunu söylüyorlar: “Bizde her şey var; doğa, deniz, orman, kültür sanat ve şehir hayatı”. Doğal olarak her birinin en iyi örneğine burada rastlayamayabilirsiniz ama kesinlikle her şeyden biraz barındıran bu küçük ülke görülmeye değer. Herkesin dilinde romantik Bled Gölü olsa da bence ülkenin incisi Bohinj Gölü. Göl ve çevresi doğaseverler için eşsiz bir deneyim sunacak cinsten.

Slovenya eski Yugoslavya’nın dağılmasıyla kurulan ülkelerden birisi ve İtalya, Avusturya, Macaristan ve Hırvatistan’a komşu. Ayrıca küçük de olsa denize bağlantısı var: Adriyatik Denizi’nde yaklaşık 50 km uzunluğunda bir kıyı şeridine sahip. Başkent Ljubljana’ya İstanbul’dan haftanın her günü direkt uçuşlar bulunmakta. Bu ülkeye planlamayı düşündüğünüz gezinin üç gün ila bir hafta arasında olmasını tavsiye ederim. Ljubljana’yı 1.5 günde rahatlıkla bitirebilirsiniz, buna turistik Bled Gölü ve çevresini eklediğinizde ise 3 gün sizi rahatlıkla tatmin edebilir. Ancak benim kesinlikle görülmesini tavsiye ettiğim Bohinj Gölü ve çevresini de gezinize eklerseniz 4 günlük bir planlama yapmanız gerekecektir. Yaz aylarında deniz kıyısına da ineyim derseniz bir haftalık tatil isteğinizi karşılayacaktır. Slovenya gezimde sadece milli parklar ve göl civarında kamp yapmaya gelen, doğal güzellikleri yerinde görmek isteyen kişilerle tanıştım ve Slovenya’ya bahar ve yaz aylarında tatil için gelenlerin içerisinde bu tarz gezginlerin azımsanmayacak kadar fazla olduğunu gözlemledim.

Ljubljana

Ljubljana tipik bir Orta Avrupa kenti hüviyetinde. Ortasından geçen bir nehir, üzerinde köprüler, mimari açıdan kayda değer binalar ve yapılaşma, nehir kenarında minik kafeler ve etrafı seyredebileceğiniz alanlar, kültür sanat deneyimi sunan müze ve yapılar, eski şehir bölgesindeki dar Arnavut kaldırımlı sokaklar ve şehre hakim bir kale. Dolayısıyla Ljubljana bir nevi Budapeşte ve Prag’ın daha kompakt, küçük bir versiyonu. Böyle olunca tüm şehri aslında bir günde rahatlıkla gezebilirsiniz. Buna kültür sanat anlamında bir iki de müze ve sergi eklerseniz 1.5 gün size fazlasıyla yetecektir.

Şehrin gezilecek yerleri şu şekilde sıralanabilir:

Preseren Meydanı ve Triple Bridge

Ljubljana’nın içinden geçen küçük nehir (evet bu da küçük) Ljublanica Nehri ve Tuna Nehri’nin büyük kollarından biri olan Sava Nehri’ne bağlanıyor. Şehirde bu nehrin üzerine kurulmuş birçok köprü var ve bunların en önemlisi Triple Bridge. Yan yana üç köprüden oluşan bu yapı 13. yüzyılda ahşap olarak inşa edilmiş ancak sonrasında 19. ve 20. yüzyılda mimar Plecnik tarafından yenilenmiş. Turistlerin ortak buluşma noktası bu köprü civarında olduğu için her daim kalabalık diyebilirim. Köprünün açıldığını Preseren meydanında ise, pembe rengiyle dikkat çeken Franciskani Kilisesi’ni görebilirsiniz.

Dragon Bridge

Şehrin bir diğer önemli köprüsü olan Dragon Bridge taşıt ulaşımına da açık. Köprünün her iki yanında dört adet yeşil ejderha heykeli bulunmakta. Ljubljana şehrinin simgesi olan ejderha bu köprüyle hayat bulmuş.

Ljubljana Kalesi

Şehre hâkim bir tepede yer alan kaleye isterseniz yürüyerek, isterseniz de füniküler ile çıkabilirsiniz. Hele de sıcak bir günde gittiyseniz bu dik yokuşları yürüyerek çıkmanızı çok da tavsiye etmem, dilerseniz inerken yürüyebilirsiniz. :) Füniküler’e bilet alınan yerden kaleyi gezmek için de bilet alınabiliyor. Kalenin en yüksek kısmı olan kulesinin tepesine çıkabilir ve şehri seyredebilirsiniz.

Cooperative Bank Binası

Vurnik House da denilen bu bina mimar Vurnik çifti tarafından inşa edilmiş. Art Nouveau tarzında yapılmış binanın dış cephesinde kullanılan renkler Slovenya bayrağındaki renkleri sembolize ediyor.

Metelkova

Yugoslavya’nın dağılmasının ardından kışla olarak kullanılan bu bölge zamanın sanatsever gençleri tarafından alıkonuluyor ve içerisi sokak sanatlarını, çeşitli heykelleri ve çağdaş sanat eserlerini görebileceğiniz bir sanat kompleksi haline geliyor. İçeride ayrıca bar, sanat galerileri ve etkinliklerin düzenlendiği alanlar da mevcut. Binaların cephelerindeki çizimler, yapılar, bahçedeki eserler ve içerisi Ljubljana’da görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.

Bunların yanı sıra Museum of Modern Art, St. Nicholas Cathedral, Ulusal Kütüphane Binası, Kongresni Meydanı şehirde diğer görülebilecek yerler arasında yer alıyor. Zaten yemyeşil olan şehrin batısında ise Tivoli Park yer alıyor. Parkta gezmeyi sevenler için ideal bir yürüyüş rotası sunan parkta bisikletle de gezebilirsiniz. Bisiklet demişken hem Ljubljana hem Slovenya bisikletin oldukça yaygın kullanıldığı bir yer. Bisiklet kiralayan birçok yer var, hem genellikle düz bir şehir olduğu için hem de özel ayrılmış yollar yapıldığı için bisikletle gezmek için uygun.

Ljubljana’da Ne Yenir?

Slovenya mutfağı komşusu İtalyan ve Balkan mutfağından öğeler içeriyor. Ülkede, deniz kenarındaki şehirlerde oldukça güzel deniz ürünleri yeme şansınız bulunmakta. Onun haricinde şehirde de alternatif sayısı fena değil. Öncelikle belirtmek gerekir ki Gostilna adı verilen restoranlar yerel Sloven mutfağından yemek sunan lokanta benzeri yerler. Eğer lokal mutfaktan tatlar denemek isterseniz Gostilna’lara gitmeniz gerekiyor. Ama şehirde yer alan birçok restoranda da yine lokal yemekleri, örneğin mantar çorbası ya da peynirli mantı olarak sunulan Struklji (mantıdan çok rulo şeklinde sarılmış hamur tabakaları) deneyebilirsiniz. Bunlardan bazıları Robba, Julija, Landerik. Et seviyorsanız Balkan mutfağı yemeklerinden olan köfte benzeri Cevapcici’yi Das ist Valter’de deneyebilirsiniz.

Tatlılara gelince yediğim en güzel tatlılar listesinde kesinlikle üst sırlarda yer alan Kremna Rezina’ya ayrı bir paragraf açmak isterim. Aslında bu tatlı Bled bölgesine özgü ve oradaki The Park Cafe’de oldukça iyi bir versiyonunu yiyebilirsiniz. Ama Ljublijana’da da fırsat buldukça yemenizi öneririm. Oldukça hafif bir tatlı izlenimi bırakan Kremna Rezina’nın içi kalın krema katmanından ve dışı da çıtır milföyden oluşuyor. Ljubljana’da Zvezda bu tatlıyı yiyeceğiniz alternatiflerden birisi. Bunun yanı sıra yine Zvezda ve Cacao’da farklı tatlılar da deneyebilirsiniz. Cacao’nun dondurmalarının da oldukça güzel olduğunu söyleyebilirim. Bir kahve molası ya da kahvaltı seçeneği arayışında iseniz Le Petit Cafe güzel bir seçenek.

Ljubljana tek başına Türkiye’den kalkıp gelmek için çoğu kişiye yetersiz gelebilir. Dolayısıyla gezinize doğal güzellikleriyle ön plana çıkan Bled Gölü ve çevresini ve Bohinj Gölü’nü ekleyebilirsiniz.

Ayrıca Adriyatik kıyısına inip biraz deniz biraz İtalyan kasabası havası alayım, üstüne bir de güzel deniz ürünleri tadayım derseniz Piran ve Portoroz şehirleri tam da size göre.

Slovenya’da şehirlerarası ulaşımı tren ya da otobüsle sağlayabilirsiniz. Her lokasyona otobüs seçeneği var ve fiyatlar uygun. Yollar düzgün olduğu için araba kiralama da bir diğer seçenek.

Ben bu ülkede yaptığım altı günlük gezimde gitmedim ama Slovenya’da dünyanın en tanınmış ve en uzun mağaralarından olan Postojna Mağarası yer alıyor. Ljubljana’ya (ya da Koper’e) 1 saat mesafede yer alan bu mağaranın içindeki belli bir kısmı mini trenle, bir bölümüne yaya olarak gezme şansınız oluyormuş. İlgi duyanlar Adriyatik bölgesine inmeyip en az yarım günlük bir planlama yaparak burayı da rotalarına ekleyebilirler.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN