Slovenya denince çoğu kişinin aklına deniz gelmiyor, ki bu çok doğal çünkü Slovenya’nın Adriyatik kıyı şeridi sadece 50 km civarında. Ancak kıyısı şeridinde İtalyan kasabalarını andıran küçük şehirler ve Adriyatik’in berrak suyunda denize girebileceğiniz plajlar mevcut. Deniz turizmi anlamında ilk seçenek olarak değerlendirmeseniz de Slovenya içinde geniş bir tatil planlıyorsanız ya da Slovenya’dan İtalya’ya (Venedik’e geçecekseniz) uğrayıp bu şirin bölgeyi görebilirsiniz.

Slovenya’nın Adriyatik kıyısında Koper, Isola, Piran ve Portoroz gibi şehirleri mevcut. Bu bölgedeki en büyük şehir yaklaşık 50 bin nüfuslu Koper. Bir ticaret limanı olarak da kullanılan şehir bölgenin görsel anlamda en çekici ve şirin kent Piran’a yaklaşık yarım saat mesafede. Ben seyahatimde Koper’in içinden geçtim ancak inip şehirde vakit geçirmedim. Araba kiralayarak bölgeyi dolaşıyorsanız Piran’ın yanı sıra Koper ve Isola’ya da uğrayabilirsiniz. Ljubljana’dan bu bölgeye geçiyorsanız Piran’a en makul ulaşım yaklaşık 2saatlik otobüs yolculuğu olacaktır. Tren Koper’e kadar mevcut, dolayısıyla eğer nihai destinasyonunuz Piran ise Koper’den Piran’a otobüsle aktarma yapmanız gerekecek.

Piran

Piran bir yarımada üzerine kurulmuş, Orta Çağ mimarisinden eserler görebileceğiniz eski bir kent. Piran’a tepeden baktığınızda daracık sokakların birbirine yapışık bir bütün halinde görünen turuncu kiremit çatıların arasında kaybolduğu görecek, şehrin içerisinde gezerken de tarihte yolculuk yapmışçasına bir açık hava müzesinde geziyormuş gibi hissedeceksiniz. Aynı zamanda Slovenya’da olduğunuzu bilmeyenlere “bir İtalyan kıyı kasabasında mıyım” diye sordurtan bir şehir Piran. Zaten Piran 13. ve 18. yüzyılları arasında Venedik’e bağlı, I. ve II. Dünya Savaşı arasındaki periyotta ise İtalya’ya bağlı bir bölgede yer alıyor. Bölgedeki birçok tabelada ilgili yerin hem Slovencesi hem de İtalyancası yazıyor.

Şehri ve daracık taş kaldırımlı sokaklarda kaybolmaya ana meydan olan Tartini Meydanı’ndan başlayabilirsiniz. 18.yy’da yaşamış besteci ve kemancı Guiseppe Tartini’den adını alan bu oval meydanda kendisinin bir heykeli de bulunuyor. Tartini meydanı dışında görülmesi gereken bir diğer meydan da 1 Mayıs Meydanı. Burası da dar sokakların arasında yer alan etrafında kafe ve restoranların olduğu güzel bir alan.

Şehre ve Adriyatik’e tepeden bakma imkanı veren St.George Kilisesi ve bahçesine çıkıp etrafı gözlemleyebilirsiniz. Buradan yarımadanın ucunda bulunan deniz fenerine doğru bir kıyı yürüyüşü yapmak rotanızda yer alan bir diğer etkinlik olabilir. Piran’da eski şehri gezmek dışında ayrıca ilginize göre bir kısmı denizcilik ile alakalı olmak üzere çeşitli küçük müzeler de mevcut.

Piran’da yazın yarımadanın çevresinde birçok yerde denize girilebiliyor. Deniz berrak ama kumsal şeklinde değil de direkt taşlık alandan denize girebilirsiniz. Ancak deniz için Portoroz’u ya da Isola’ya doğru farklı plajları da deneyebilirsiniz. Bunlardan en dikkat çekeni Bele Skale Plajı. Plaj dik bir yamacın eteğinde yer alan yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda bir plaj. Buraya direkt araç ulaşımı yok, hatta yaklaşık 20 dakika süren dik bir patikadan inerek buraya erişebiliyorsunuz.

Bele Skale plajına ulaşmak için aracınızla ya da Piran’dan (ya da Koper’den) kalkan otobüsler ile Belvedere durağına ve o bölgedeki kamp alanına gitmeniz gerekiyor. Kamp alanından başlayan patikaya saptıktan birkaç dakika sonra plajı tepeden görebileceğiniz bir alana ulaşıyorsunuz. Bu açıdan baktığınızda etkilenmemek elde değil. Turkuaz ve mavinin tonlarında berrak su, bölgeye demir atmış yelkenli ve yatlar, uzun taşlık bir plaj. Plajda bir tesis yok, dolayısıyla kendi imkanlarınızı kullanacağınız için tedarikli gitmenizi öneririm. Kumul değil taşlık bir plaj olduğu için denize girerken dikkatli olmak gerekiyor, bileğinizi sakatlamayın.

Portoroz

Piran’a araçla beş yürüyerek yaklaşık yarım saat mesafede bulunan sahil kasabası Portoroz (Portorose) ise lüks bir tatil beldesi gibi. Birçok beş yıldızlı lüks oteli ve büyük casinoları barındıran, sahil yolunda son model lüks spor arabaları görebileceğiniz, spa turizmiyle de öne çıkan bir yer. Bunun yanı sıra bölgedeki en kalabalık plaj olan Portoroz Halk Plajı’nı da barındırdığı için Portoroz sadece belli bir gelir seviyesine değil, her keseye hitap ediyor. Bölgedeki nadir kumul plajlardan olan halk plajı günün erken saatlerinde gittiğinizde daha sakin olduğu için tercih edebileceğiniz bir yer. Öğle zamanı ve sonrasında oldukça kalabalık olduğu için pek tavsiye edemeyeceğim. Bunun yerine özel plajlara giriş sağlayıp daha tenha bir denizin tadını çıkarabilirsiniz. Bunun haricinde Piran’dan Portoroz’a yürürken kıyı kesiminde deniz suyu temiz olduğu için herhangi bir yerde dahi insanların denize girdiğini görebilirsiniz.

Portoroz’da denize girmek, ilginiz varsa casinolara gitmek, spa keyfi yapmak ve yazlıkçı gibi takılmak dışında şehir gezeyim beklentisine girilmemesi gerekiyor. Zaten civarda gezilecek Piran ya da Isola gibi yerler olduğu için Portoroz’u yaz alternatifi olarak düşünebiliriz. Yaz mevsiminde çeşitli aktivitelerin olduğunu gördüm, örneğin benim bulunduğum dönemde Slovenya açık tenis turnuvası vardı ve bu kapsamda çeşitli konserler ve etkinlikler düzenleniyordu.

Piran ve Portoroz bölgesinde yeme içme anlamında gayet güzel restoranlar mevcut. Tabi ki burası sahil bölgesi olduğu için öne çıkan mutfak deniz ürünleri oluyor. Bölgede oldukça leziz deniz ürünleri tatma fırsatım oldu. Tavsiye edebileceğim deniz ürünü ağırlıklı restoranlar Piran’da Fritolin Pri Cantini, Gostisce Pirat; Portoroz’da ise Ribja Kantina Santalucija. Balkan mutfağı denemek isteyenlere Piran’daki Sarajevo 84 bir alternatif. Portoroz’daki (Ljubljana’da da şubesi bulunan) Cacao ise tatlı ve dondurmalarıyla ilk seçeneğiniz olmalı.

İlginizi çekebilir: Kadir Sayım’dan Bled

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN