Metin, 17 senedir binlerce insanın hayatına dokunmuş özel biri… Bu söyleşide, kendisiyle geçmişini, yeteneklerini, farkındalıklarını, geçtiğimiz hafta lansmanı yapılan “İyiliğin Hareket Hali” ve “İyiliğin Bilim Hali” kitaplarını ve özür dilemenin hayatımızdaki önemini konuştuk. Keyifli okumalar dilerim. #iyilikkazanacak

_Metin merhaba! Öncelikle röportaj talebimi kabul ettiğin çok teşekkür ederim. Başlamadan önce, bu röportajı okuyanların seni daha iyi tanıması açısından geçmişinden bahsedebilir misin?

Tabii ki seve seve. 36 yaşındayım. Üsküdar Amerikan Lisesi ardından Çapa Tıp Fakültesi Fizik ve Rehabilitasyon bölümünü bitirdim. Yaklaşık 17 senedir insanlara, hayatlarını fiziksel ruhsal ve zihinsel olarak daha kaliteli nasıl yaşayabileceklerini aktarmaya çalışıyorum. Bunu yaparken de meditasyon, düşünce gücü, tıbbi bakış açılarıyla gibi bir yaklaşımla bilgilerimi paylaşarak destek oluyorum. 17 senedir verdiğim seminerlerin yanı sıra 4 adet kitabım var bunlar; Aşkın İstilası Yol, Aşkın İstilası Dem, İyiliğin Bilim Hali, İyiliği Hareket Hali. Bunun dışında da kurumsal firmalarda seminerler verip, özel etkinliklerde konuşmacı oluyorum.

Kendimi daha bir samimi bir dille anlatmam gerekirse, hayatında kendi yolunu bulmaya çalışan, bunu yaparken de başkalarının hayatına katma değer sağlamaya emek veren biriyim. Özel hayatımda da meslek hayatımda da bu doğrultuda bir yaşam sürmeye çalışıyorum.

_“Yol” kitabının önsözünde de okumuştum ama tekrar sormak istiyorum. Kendi gücünü ve yeteneklerini fark etmenin hikayesini bize anlatabilir misin?

Kendimle ilgili ilk farkındalığımı 12 yaşında yaşadım. 15 yaşımdayken birisi tarafından keşfedildim ve eğitilmeye başladım. Eğitim sürecimde dünyanın dört bir yanında; farklı disiplinlerle farklı öğretilerle eğitimlerle kitaplarla yoğrulma şansım oldu. 17 yaşındayken babamın geçirdiği trafik kazası ve onu ayağa kaldıran Fizik Tedavi uzmanları, üniversitede seçtiğim bölüm konusunda bana ilham oldu diyebilirim. Üniversite hayatım esnasında aldığım batı tıbbı eğitimi fizyolojiyi anatomiyi anlamama yardımcı olurken, daha erken yaşlarda aldığım ve içsel yolculuğuma katkı sağlayan eğitimler ve verdiğim seminerlerdeki katılımcıların bana öğrettiklerini harmanlayarak bugünkü düşünce yapımı, sağlığa ve hayat bakış açımı şekillendirdim.

_İyiliğin Bilim Hali ve İyiliğin Hareket Hali adında iki kitabın çıktı. Biz çok heyecanlıyız. Öncelikle bu kitaplar Yol ve Dem kitaplarının devamı niteliğinde mi? Peki neden aynı anda iki kitap çıkarma ihtiyacı duydun?

Aşkın İstilası serisi üç kitaptan oluşacak. Aşkın istilası serisinin ilk kitabı Yol, ikinci kitabı ise Dem’di. Üçüncü kitabı ise henüz yazım aşamasında. İyiliğin Bilim Hali ve Hareket Hali ise başka bir serinin kitapları :) İki kitap aynı anda çıkarmak çok alışılagelmiş bir şey değil, ticari olarak da doğru bulunmayan bir hamle ama ben yazar olarak her zaman için okurun, okuduğundaki kazancının daha değerli olduğunu düşünüyorum.

_İyiliğin Bilim Hali  ve İyiliğin Hareket Hali’nde okuyucuyu neler bekliyor? Merak edenler için; kitapların onlara neler sunduğundan biraz anlatabilir misin?

İBH (İyiliğin Bilim Hali), iyiliğe karşı oluşan negatif sava karşı bir duruş sergiliyor. O sav da şu; “İnsanoğlu kötüdür, bunu artık kabullen bu gerçektir.” İyiliğin bilim halin de 210 adet bilimsel çalışma var. Bu çalışmalar; insanlığın sanılanın aksine daha iyi olduğunu, iyiliğin daha kolay bir yol olduğunu, hem özel hayatta hem de iş hayatında ilişkileri sağlıklı kılan bir değer olduğunu, yayılma hızının kötülüğe göre daha fazla olduğunu anlatıyor.

Bu bilimsel çalışmaların her biri çok anlaşılabilir bir dilde diyebiliriz. Ve her bir sayfa da kendi içinde bütün anlatması gerekeni anlatıyor ve siz sayfayı çevirdiğinizde başka bir bilimsel çalışma karşınıza çıkıyor. Yani kitap içerisinde başından sonuna sürekli okunması gereken bir kurgudan ziyade, başucunuza koyup her gün bir sayfa okuyup ilham alabileceğiniz bir sistem kurgulandı. Burada kişinin zihnini ikna etmekti amaç. Bu çalışmaları okuyan bir kişi zihninde, insanın kötü olduğu yanılgısıyla baş başa kalmayacak ve bu zihinsel bariyeri aşmayı başaracaktır.

Diğeri ise İHH (İyiliğin Hareket Hali). Bu kitapta insan hayatını temel anlamada değiştirebilecek 7 ana alanda toplam 210 adet mikro eylem gösterdik. Buradaki ana başlıklar bedensel sağlık, zihinsel denge, ilişkiler, verimlilik, ekoloji, içsel yolculuk ve iyilik hareketleri. Bu başlıklar altında yer alan aksiyonlarla insanlar minik minik her gün iyilik yapabileceği tatlı bir kitap. Bu kitapta da yine bir konu bütünlüğü yok. Amaçlanan; her sayfasında yer alan ufacık adımlarla iyiliğimizi açığa çıkartabileceğimiz bir yaşam stili oluşturmak. Bu kitapta;

“Dünyayı sen mi değiştireceksin?” “Sistem böyle ben mi değiştireceğim” diyenlerle cevap olsun istedik. Bu iki kitaba ben eş kitaplar diyorum. İkisinin de ardında büyük bir kurgu var. Birlikte okunduğunda, birbirini tamamlayan ve okuru çok büyük bir harekete geçirecek bir kurgu diyebiliriz. Bu iki kitap; tam 1,5 yıllık süren ve bine yakın araştırma ve eylemden elenerek elde edilen sonuçlarla ortaya çıkan kitaplar oldu. Yani anlayacağınız üzerinde büyük bir emek var. İHH’de önerilen bir mikro eylem, kafamıza göre önerdiğimiz bir eylem değil. Neredeyse her birinin ciddi tıbbi araştırmalarla desteklendiği, havada kalmayan ve insan hayatını olumlu anlamda değiştirebilecek bir etkiye sahip olan eylemler.

İBH kapağında bir yarım beyin var, İHH de kapağında yarım kalp var. Kitaplar yan yana koyulduğunda birleşip tam bir kalp görüntüsü oluşturuyor :)

_Axe, yaptığı kampanyalarla erkeklerin tabularını olabildiğince yıkmayı deniyor. Bu sefer de erkeklerin daha sık özür dilemeleri gerektiğini anlatan bir iletişim yapıyor. Axe’in basın lansmanında özür dilemenin bilimsel ve duygusal olarak yararlarından bahsetmiştin. “Özür dileme”nin hayatımızdaki önemini tekrar senden dinleyebilir miyiz?

Hepimiz ciddi bir yükle dünyaya geliyoruz ve her birimizin bu dünya için taşıdığı bir mesaj var. Kimimiz kitleleri harekete geçirebilir, kimimiz çocuk yetiştirebilir, kimimiz dergiye içerik hazırlayabilir… Herkesin, kendi kalbindeki mesajı kazıdığı bir yaşamı var. Bence, kırgınlık yaratarak kalbin yükünü arttırmak bizim alacağımız yolu zorlaştırır. Zaten bu yükler kalbin yüküyken, bir de insanları kırmanın yükünü taşımanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Toplumda ne yazık ki kadın daha fazla özür diler, daha duygusal olur gibi olur gibi bir kanı olsa da bana göre ne özür dilemenin, ne bilgeliğin, ne affetmenin, ne sevginin dili, dini, ırkı ve cinsiyeti yoktur. Bu insanların ortak değeridir. Yaşam içerinde hata yaparak öğreniyor ve yol alıyoruz ve bazen bu hatalarımızın ucu ister istemez başka insanlara değiyor ve onları kırıp onlar da yaralar açabiliyor. Ne kadar uğraşsak da laboratuvar ortamında bir hayat yaşamıyoruz. Bu sebeple en iyi üslup bu dünyaya misafir olduğumuzu unutmamak, bu adapla insanların kalbine misafir olmak ve olası kırgınlık durumlarında güzel ve içten bir özür ile hem onların hem de kendimizi kalbimizi hafifletmek hepimize iyi gelir.

_Daha sık ve daha kolay özür dilemek için neler yapmalıyız? Senden birkaç öneri alsak harika olur!

Özür dilemek ile ilgili algı hep kişinin hatalı olduğu, kişinin diğerine göre alçaldığı ile alakalı. Ama bence özür dilemeyen bir zihin, özür dileyene göre çok daha ilkel bir zihindir. Doğa ile ilgili şuna bakıyoruz. Her birimiz, gücün sertlikle ortaya çıktığını düşünüyoruz ancak doğa esnemenin güç olduğunu bize anlatıyor.

Bence özür dilemek karşımızdaki insana verdiğimiz değeri göstermek adına ve kendi kalbimize mükemmel olmadığımızı hatırlatmak için de büyük bir fırsattır. Bu sebeple sadece gidip özür dilemek ve bunu yaptıkça aslında ezilmediğimizi onurumuzdan bir şey yitirmediğimizi tam tersine yüceldiğimizi hissetmek önümüzdeki yeni özürler için de kapı açacaktır.

_Tüm bunların dışında, seninle ilgili pek bilinmeyen 3 şeyi bizimle paylaşabilir misin?

Gerçekten güzel bir soru teşekkür ederim!

*Bir eski tip atari oynamayı çok seviyorum. (Jeton atılan çocukluğumuzda oynadığımız atarilerden) Çocukluğumuzda limitli jetonumuz vardı ve her zaman istediğimiz kadar oynayamıyorduk. Şimdi evimde bir tane var. Arkadaşlarım evime geldiğinde doyasıya oynuyoruz. Oynamak istemeyenleri de zorla oynatıyorum :)

*İkincisi ben bir Burgazada aşığıyım. Elimden geldiğince ailemle dostlarımla burada zaman geçirmeye çalışıyorum. Dev eğlence mekanları olmayan, şehrin kaosundan uzak, sınırlı sayıda restoranın olduğu bu güzel yerde, denizin, dostluğun ve sakinliğin tadını çıkartıyorum.

*Üçüncüsü de plak dinlemeyi çok seviyorum. Onları temizleyip, kaplarına bakmak ve o eski müzikleri dinlemek bana çok keyif veriyor. Müziğin ardındaki o emeği hissedebilmek çok güzel bir fırsat.

_Seni ve İnsanagüven’i sosyal medyada ilgiyle takip ediyoruz. Özellikle youtube kanalında çok fazla şey öğreniyoruz. Bununla yetinmeyip seminerlerine katılmak isteyenler neler yapmalı? Son olarak bunları da sorup, sonlandıralım röportajımızı.  

Öncelikle ben çok teşekkür ederim. 2000 yılında seminerler vermeye başladım. Sonra bambaşka bir kurguyla kendi ilkelerimle ve katılımcıların daha fazla düşünüldüğü bir sistem ile insanagüven’i kurdum. İnsanagüven, 2008’den beri her gelen kişiyi misafir ederken, hassasiyetlere özen gösteren, farklı farklı birçok seminer ve bireysel çalışmalarla insanların yaşamlarını dönüştürmeyi amaçlayan bir yer. Dileyen herkes insanagüven’i sosyal medya hesaplarından takip edebilirler, www.insanaguven.com adresinden ya da youtube’dan bakabilirler. Burada benim ya da birbirinden değerli uzmanların seminerlerine katılabilirler. Biz her gelen kişiyi burada misafir etmekten onur duyuyoruz. Yeni insanları tanımaktan da mutlu oluyoruz :)

İnsanagüven, kendisi için ne istiyorsa onu karşısındakine sunan insanları inşa etmek, özgürleştirmek amacıyla kuruldu. Her gelen kişi bizim için kıymetli. Dileyen herkes, istedikleri zaman ziyaret edebilirler, seminerlerimize katılabilirler. Hiçbiri yoksa burada Fevziye abla’nın yaptığı kurabiyelerden yiyip ağızlarını tatlandırabilirler. Her zaman bekleriz!

Her şey için çok teşekkür ederiz!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?