Nepal’e Ağustos ayının son bölümünde 10 gün süren bir gezi yaptım ve bu gezi için gitmeden internet üzerinde çeşitli araştırmalar sonucu Nepalli bir tur şirketinden bana göre dizayn edilmiş bir tur programını seçtim. Bu tur kapsamında Katmandu, Chitwan, Pokhara, Patan, Bhaktapur ve Nagarkot’a gittim. Nepal tatiliniz için siz de sadece ülkeyi gezme amaçlı bir tur düşünüyorsanız ve ana gidiş sebebiniz dağcılık ya da dini bir ziyaret değilse bu gezi için en az 1 hafta, makul olan da 10 gün ayırmanızı tavsiye ederim. Nepal için Eylül ve hatta Ekim sonrasındaki bir dönem gezi için tavsiye ediliyor. Çünkü bizim yaz aylarımıza denk gelen kısım Muson ikliminin yağışlarına sahne oluyor ve bunun yanı sıra bulutlu hava Himalayalar manzarasını görmenize engel teşkil edebiliyor.

Benim turumun detayı şu şekildeydi:

1.Gün: Katmandu’ya erken saatte iniş, Katmandu’da geçirilen gün, akşam saatlerinde Asan ve Thamel bölgelerini gezmek.
2.Gün: Katmandu’daki 4 ana bölgeye ziyaret.
3. Gün: Chitwan’a yolculuk, İkindi vaktinden sonra Chitwan Milli Parkı’nda orman yürüyüşü ve akşam yerel köy kültür organizasyonu.
4. Gün: Chitwan milli parkı aktiviteleri. (Kano turu, orman yürüyüşü, yerel köye ziyaret, fil yetiştirme merkezini ziyaret, fille safari)
5. Gün: Pokhara’ya yolculuk, Akşam göl kenarı gezisi.
6.Gün: Sabah gün doğumunu izlemek üzere Sarangkot’a gidiş, Phewa gölünde kayık turu ve World Peace Pagoda’ya tırmanış, Davis Şelalesi ve Mağarası, Uluslararası Dağ Müzesi.
7. gün: Katmandu’ya dönüş yolculuğu, akşam Katmandu’da kalış.
8. gün: Patan ve Bhaktapur ziyaretleri, akşama Nagarkot’a varış.
9.gün: Himalayalar üzerinde gün doğumunu izlemek üzere Nagarkot izleme kulesine gidiş, sonrasında dağ köylerinden geçen rotada 2 saat trekking, öğleden sonra Katmandu’ya dönüş.
10.gün: Türkiye’ye dönüş.

Nepal Gezisi

Nepal dini açıdan Budizm, Hinduizm ve her ikisinin farklı versiyonlarının hakim olduğu bir lokasyon, dolayısıyla gezilecek önemli tapınaklar ya Budist ya da Hindu tapınakları. Buda’nın doğduğu şehir olan Lumbini de Nepal sınırları içerisinde yer alıyor. Bunun yanı sıra Nepal Dağcılık, Trekking ve Rafting alanlarında birçok turisti kendisine çekiyor. Dünyanın 8.000 metreden yüksek olan 14 zirvesinin 8 tanesi Nepal’de yer alıyor. Dünya’nın en yüksek zirvesi olan Everest’in de Nepal’de yer aldığını sanırım hepimiz biliyoruz. Ancak benim seyahatim genel gezi üzerinde olduğu için dağcılık, trekking rotaları veya rafting üzerine bir not bulamayacaksınız.

Yazının genelinde de bahsedeceğim üzere Nepal tezatlıklar ülkesi. Katmandu’nun karmaşık, daracık ve yer yer çamurlu sokaklarında bir yandan etrafa bakınmaya bir yandan da otomobil, motorsiklet ve insan yığını içerisinde ilerlemeye çalışırken, Pokhara da göl kenarında huzur bulabilir ya da Chitwan’da orman yürüyüşünde doğayla başbaşa kalabilirsiniz. Dolayısıyla size birden fazla şey vadeden Nepal, gezmeyi ve keşfetmeyi sevenler ve farklılığa uyum sağlayanlar için ideal bir gezi rotası. Şunu da hatırlatmak gerekir ki, 2015 yılında Nepal’de gerçekleşen deprem sebebiyle çoğu şehirdeki bazı simge yapılar ve ana meydanlardaki tapınaklar yıkılmış. Bunların bir kısmı renove edilirken bir kısmı hala yıkık (ancak enkazı temizlenmiş) bir şekilde sizi karşılayacak.

Katmandu

Katmandu hareketli caddeleri ve tapınakları ile karmaşanın hakim olduğu bir şehir. Şehrin birçok ana bölgesi olmasına rağmen tapınaklar hariç turistlere hitap eden üç merkezi bulunuyor. Bunlar turistik merkez olan Thamel, şehrin ana meydanı olan Durbar Square ve bu ikisi arasında kalan ve yerel pazar konumunda olan Asan. Şehirde genelde turistik anlamda gezi paketi olarak sunulan dört adet temel yer bulunuyor.

Durbar Square: Katmandu’nun eski kraliyet ailelerinin yaşadığı sarayın olduğu bölge. UNESCO World Heritage Site listesinde. Bu alana giriş turistlere ücretli. Alanda kraliyet sarayını, tapınakları ve müzeyi gezebilirsiniz.

Swayambhunath Stupa (Monkey Temple): Maymun Tapınağı olarak da bilinen bu budist tapınağı şehre hakim bir tepenin üzerinde kurulmuş. Kısmen ağaçlı ve bolca ziyaret edilen bir alan olduğu için maymunlar burayı mesken edinmişler. Zaten şehrin çeşitli bölgelerinde de maymun görebiliyorsunuz. Hem bu tapınak olsun hem diğer bütün tapınaklarda büyük miktarda sembolizm mevcut. Örneğin Buda’nın yüzden fazla duruş şekli bulunuyor ve her birinin bir anlamı var. Buna ek olarak renklerin, şekillerin, yönlerin ve yapıların her birinin hem soyut hem somut anlamları bulunuyor ve tüm bu sembolizm tüm tapınaklara ve şehrin mimarisine işlemiş durumda. Örneğin Stupa denilen yapı yarım küre şeklinde ve dört tarafında dört farklı Buda heykeli yer alıyor. Stupaya üstten bakıldığında her bir yönün, merkezin ve şekillerin bir anlamı var. Bunları rahatlıkla internetten bulabilirsiniz. Stupaların üstten görünen şeklini Mandala adı verilen çizimlerde yer aldığını görebilirsiniz. Bunlardan en bilineni “Kalachakra Mandala”. Eğer ilginiz varsa şehrin turistik bölgelerinde Mandala satan dükkanlardan edebilir ve ne anlama geldiği üzerine satıcı ile bir sohbete girişebilirsiniz.

Boudhanath: Bir budist tapınağı olan bu yapı Budizm anlamında önem teşkil ediyor. Budistlerin hacı olmak için ziyaret ettiği yerlerden bir tanesi. Bu yapı geniş bir meydanda yer alıyor ve etrafı bir avlu gibi binalarla çevrili durumda. Ancak bu binalar şu an restoran ve turistik malzemeler satan dükkanlarla çevrilmiş durumda.

Pashupatinath: Bir Hindu tapınak bölgesi olan bu bölge Hindular açısından önemli. Burayı ziyaret ettiğinizde ölülerin yakılma seansına denk gelmeniz muhtemel çünkü günün her saatinde bu şekilde ritüeller yapılıyor. Birden fazla tapınaktan oluşan bu bölge nehir kıyısına kurulumu durumda ve yakılan bedenin külleri bu nehire bırakılıyor. Bu nehir daha sonra Hindistan’daki Hindularca kutsal sayılan Ganj nehri ile birleşmekteymiş. Bu tapınakları gezerken Hindu din adamlarını veya inzivaya çekilmiş Hindu’ları görebilirsiniz. Şehirde bu ana tapınakların dışında birçok irili ufaklı tapınak yer alıyor. Hatta yüzlerce diye tabir edilen bu tapınakların herhangi bir tanesinin kapısını alelade bir sokaktan geçerken görebilirsiniz. Kapıdan içeri girdiğinizde ortada bir avlu yer alıyor ve bu avlunun etrafını içinde ailelerin yaşadığı evler oluşturuyor. Dolayısıyla bu tapınaklar orada oturan kişiler tarafından bakılıyor ve bir nevi bu aileler tapınakların koruyucu konumunda. Zaten zamanında bu tapınakları ülke yönetimi değil, halkın kendisi inşa etmiş. Dolayısıyla hala bu gelenek sürdürülüyor ve geziniz esnasında sokaktan farketmeden önünden geçip gittiğiniz belki de onlarca tapınak olacak.

Bunlara ek olarak Katmandu’nun iki bölgesi ön plana çıkıyor:

Thamel: Thamel Katmandu’nun turistik merkezi ve burada oteller, restoranlar, barlar, hediyelik eşya dükkanları, alışveriş yapılacak mekanlar yer alıyor. Thamel’den Durbar bölgesine giden 3-4 paralel sokak bulunuyor ve bu sokaklar daha sonra Asan Bölgesi’ne varıyor. Bu sokakları birbirine bağlayan bir sürü ufak sokak var ve aralarında gezerken kayboluyor hissine varabilirsiniz. Ama genel anlamda Thamel çok da büyük bir bölge değil. Muhtemelen şehrin bu civarında kalacağınız için havaalanı dışında şehirle ilk temasınız bu bölge olacaktır. Dolayısıyla şehrin ilk karmaşasını yaşayacağınız için ilk başta zorluk çekebilirsiniz ancak gerek insanların kendi halinde ve iyi niyetli olduğunu anladığınızda ve de sokaklarda gezdikçe size farklı gelen kültürü anlamaya çalıştıkça bu zorluğu aşacağınıza eminim.

Asan: Asan bölgesi Thamel ile Durbar Square arasında kalıyor ve kaba tabirle bir nevi Eminönü-Mahmutpaşa kıvamında. Günün belli saatlerinde, özellikle de saat 17’den hava kararana kadar geçen süre içerinden bu bölgeye tam bir karmaşa hakim. Asan bölgesi yerel halkın alışveriş yaptığı ana merkez konumunda. Burada turistik dükkanları pek göremeyebilirsiniz. Onun yerine meyve-sebze, kıyafet, baharat, günlük malzemeler vb. gibi tamamen Nepallilere hitap eden bir bölge olduğunu rahatlıkla fark edeceksiniz. Thamel bölgesinde yolda yürürken kısmen daha rahatsınız ancak buraya günün yoğun bir saatinde giderseniz kendinizi daracık sokaklarda otomobil, motosiklet, bisiklet, insan ve hatta hayvanların olduğu büyük bir kaosun içerisinde bulacaksınız. Bu bölge hem yerel halkı, hem de size muhtemelen ilginç gelecek alışveriş ve dükkan ortamını görmek için güzel bir bölge. Günlük yaşamdan çarpıcı ve güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Sokaklarda gezerken birçok küçük tapınak görmeniz de bir diğer artısı.

Chitwan

Chitwan ile Katmandu arası turist otobüsleriyle ortalama 6-7 saat sürüyor. Aslında kilometre anlamında çok uzak olmayan bu iki şehrin arasının bu kadar sürmesinin sebebi yol koşulları. Örneğin vadilerden geçen yolların dar ve dönemeçli olması sebebiyle ağır vasıtalar dönüşlerde birbirleriyle karşılaştıklarında trafiğin durma noktasına gelmesi bunlardan bir tanesi. Katmandu’nun çıkışında böyle bir bölge var ve burayı geçmek neredeyse 2 saat sürüyor. Bunun dışında otobüslerin Katmandu’dan çıkması da en az 1 saati buluyor, hem yolcu almaları hem de trafik karmaşası bunu tetikliyor. Bunlara ek olarak şehirlerarası yolların devamlı iki şerit olması ve otobüslerin sık sık öndeki yavaş araçlar sebebiyle yavaşlaması sebebiyle yol bu kadar uzuyor. Dolayısıyla eğer Katmandu-Chitwan-Pokhara üçgeninde 3 defa otobüs yolculuğu yapacaksanız her biri için en az yarım günün yolda geçeceğini ve yolculuk günlerinin ikindiden sonrasının kullanılabilir olduğunu unutmayın.

Chitwan Milli Parkı, gezinin ikinci durağıydı ve bu bölgede yapılacak faaliyetler bir nevi Afrika’da olduğunuzu hissettirecek seviyedeydi. Milli parkta kano turu, orman yürüyüşleri, civardaki yerli köye ziyaret, yerel halk olan Tharuların kültürel gösterileri, fille safari, fil üreme merkezini ziyaret ve fille banyo gibi birçok çeşitli aktivite yapabilirsiniz. Kano turunda milli parkta yaşayan iki farklı timsah türünü yakından görebilme şansınız var. Bunlardan ilki Gharial denilen balıkla beslenen ve dünyanın en uzun timsahı olarak bilinen tür, diğeri ise bir nevi nehrin kralı olan, önüne gelen herşeyi yiyen Mugger Crocodile diye adlandırılan tehlikeli bir tür. Bu timsahları hem nehirde sinsi sinsi yüzerken hem de nehir kenarında çamurların üzerinde dinlenirken görebilirsiniz. Yine kano turunda birçok kuş türü, ki bunların arasında uçarken gördüğünüzde şaşırabileceğiniz tavuskuşları, kingfisherlar ve küçük yırtıcı kuşlar görülmeye değer. Eğer isterseniz milli parkta özel kuş izleme yürüyüşleri de yapılıyor. Yine kano turunda nehrin kenarındaki bölgelerde maymun, geyik ve hatta şanslıysanız gergedan görebilirsiniz.

Rehberinizle yapacağınız orman yürüyüşleri de inanılmaz bir deneyim sunuyor. Ormanda gerek açık alanlarda gerek de sık ağaçlıklı bölgelerde yürürken yine bir çok kuş çeşidi, geyikler, maymunlar, büyük termit yuvaları, çeşitli değişik çiçek ve ağaçlar, sulak bölgelerde timsahlar ve diğer bazı hayvanlarla karşılaşabilirsiniz. Ayrıca direkt olarak karşılaşmasak da rehberin anlatımıyla yabani domuz, kaplan ve ayı gibi nadir görülen hayvanların ayak izini görebilirsiniz. Benim en etkilendiğim görüntülerden biri de rehberin dediğine göre ağaç yiyen ağaç “parazit ağaç”tı. Bu ağaç başka ağaçların gövdelerine sarılıyor ve buradan farklı ağaçlara doğru ilerleyip o ağaçları da gövdelerine hapsediyor. Benim gördüğüm bir örnekte bu parazit ağaçlardan bir tanesi oldukça büyük bir ağacın gövdesini kendi gövdesiyle sarmalamış, buradan yaklaşık 10 metre uzaktaki başka ağaca yönelip onu da sarmalamış bununla da yetinmeyip üçüncü büyük bir ağacın üst dallarını yavaşça sarmalayıp içine almış bir şekildeydi. Rehberin verdiği bilgiye göre bu ağaç sarmalayıp içine hapsettiği diğer ağaçları yavaş yavaş öldürmekteymiş. Milli parkta yapılan başka bir aktivite ise fille safari. Dört kişilik ekipler halinde filin üzerine binip yaklaşık iki saat boyunca ormanın derinliklerinde bazen güneş ışığının sıkı dalların arasından kısmen süzülebildiği alanlarda ilerlerken bazen açık alanlardan, bazen de su birikintilerinin içinden geçiyorsunuz. Fillerin üzerindeyken geyiklere daha fazla yaklaşabiliyorsunuz, sanırım alışmışlar ve kolayca korkmuyorlar. Yine fillerle safaride farklı hayvanları görmeniz mümkün. Ormanın derinliklerinde ilerlerken duyduğunuz sesler, yabani yaşamın güzelliğini ortaya çıkarıyor. Ben gezimde gergedanlara rastladım ama ne yazık ki kaplanı göremedim. Milli park 1000 km 2 büyüklüğünde ve burada 125 civarında Bengal kaplanı yaşıyormuş. Doğa yürüyüşünde ayak izini görsek de kendisini canlı görememek biraz burukluk yaratsa da tüm diğer deneyimler ve doğayla içiçe olma durumu tüm bu gezinin en güzel noktalarından biriydi.

Fillerin beslenme ve üretim merkezinde de anne ve yavru filleri görme ve fillerle alakalı bilgiler almanız mümkün. Fille banyo benim gittiğim dönemde su seviyesi nehirde yüksek olduğu için yapamadığımız bir aktivite oldu ama meraklısına filin üzerine çıkıp filin hortumuyla sizi ve kendisini ıslatması şeklinde bir eğlence sunuluyor. Chitwan bölgesinde Nepal’de yaşan 125 etnik gruptan biri olan Tharular yaşıyor. Tharuların yaşadığı köye gidip kendileri hakkında kısa bir bilgi alıyorsunuz. Bu köyde yerel jalkın bir kısmının hala geleneksel şekilde bambu ve çamurdan yapılmış evlerde yaşadıklarını ve hayvancılık ve tarım yaptıklarına şahit oluyorsunuz. Chitwan kasabasında ise Tharuların kültür merkezinde akşamları yaptğı 1 saat süren yerel dans gösterisi sergileniyor. Bu danslardan bazıları oldukça eğlenceli. Chitwan bölgesi, Hindistan sınırına yakın, rakım olarak göreceli alçak ve sulak bir bölge olduğu için sivrisinek açısından da zengin bir bölge. O yüzden koruyucu kullanmanızı öneririm.

Pokhara

Chitwan ile Pokhara arası turist otobüsleriyle ortalama 5-6 saat sürüyor. Yol Katmandu-Chitwan arasına göre bir nebze daha iyi. Yol manzarası olarak yemyeşil doğa ve çamur renkli ırmak dikkat çekiyor. Irmak üzerinde yer yer rafting yapan turistlere rastlayabiliyorsunuz. Pokhara Nepal’de gördüğümde şaşırdığım yerlerden biri oldu. Yüksek dağlara yakın, Annapurna zirvelerinin görüldüğü bir kent. Küçük bir göl olan Phewa gölünün kıyısında ve bir nevi bir tatil kasabası hüviyetinde. Katmandu’nun karmaşa dolu ve kaotik ortamına tezat Pokhara’da zaman sanki sizin kontrolünüzde. Phewa gölü kıyısı şehrin ana merkezi konumunda. Göl kıyısındaki yürüyüş yolları, göl üzerindeki renkli renkli kayıklar, etraftaki tepe ve dağların yeşil rengi ve bulutlarla çevrili zirvelerin etrafında kendinizi bir an cennet bahçesinde sanmanız olası. Pokhara’ya vardıktan sonra ilk akşam etrafı gezerek geçirdim ve sabah erken saatte Himalayalar’a karşı gün doğumunu izlemek üzere Sarangkot’a gitmek üzere hazırlandım. Benim orada bulunduğum vakitte güneş 5.30 gibi doğuyordu dolayısıyla 4.30 gibi hotelden çıkıp Sarangkot’a doğru yola koyulduk. Sarangkot Pokhara civarında Himalayaların buzlu zirvelerini izlemek için en ideal nokta. Benim bulunduğum günlerde maalesef hava bulutlu olduğu için net bir Himalaya görüntüsü yakalayamadım ama yine de o yükseklikten etrafı izlemek, Pokhara ve Phewa gölü manzarasına bakmak, uzaktaki tepe ve zirvelere bakıp büyülenmek oldukça keyifliydi. Sarangkot gezisi sonrası Pokhara’da yapılacak diğer aktiviteler için tekrar şehre gitmeniz gerekiyor.

Pokhara’da Sarangkot haricinde Phewa Gölü kayık turu yapabilir ve World Peace Pagoda, Davis şelalesi ve mağarası, Uluslararası Dağcılık Müzesi gibi yerleri gezebilirsiniz. Biz rehberimle rota olarak Phewa gölünde yarım saatlik bir kayık turu yapıp World Peace Pagoda’ya kıyıdan tırmanışı seçtik. Bu şekilde ilerlerseniz yaklaşık 45 dakika boyunca tırmanış ve muhtemelen sıkı bir terleme sonucu World Peace Pagoda’ya varabilirsiniz. Bu tapınak dünya barışına adanmış ve bunun için inşa edilmiş. Bu yapı göl kıyısında şehre hakim bir tepede kurulduğu için buradan etrafı doyasıya izleyebilir ve geniş açılı manzara fotoğrafları çekebilirsiniz.

Buradan bir sonraki durak Davis şelalesi ve mağarası. Şelalenin aslında yerel dilde de farklı bir adı var ancak Davis adını 60’lı yıllarda nehirde yüzen ve boğularak hayatını kaybeden İsviçreli bir çiftten alıyor. Şelalenin üst kısmını gördükten sonra döküldüğü yerdeki mağarayı görmek için yolun karşı tarafına geçip oldukça güzel ve turuncu renkli döner merdivenlerden inmeniz gerekiyor. Ama söylemem gerekir ki direkt olarak şelaleyi karşıdan görme fırsatınız olmuyor. Uluslararası Dağcılık Müzesi ise bilgilenmek adına güzel bir durak. Müzede üç ana sergi bölümü yer alıyor: Dağlarda yaşayan Nepalli etnik gruplara ait bir bölüm, dağcılık faaliyetleri ile ilgili bir bölüm ve dünyanın en yüksek zirveleri ve buraya tırmanışlarla ilgili bölüm. Bunun dışında geçici sergiler ve etraftaki doğal ve jeolojik yapıyı anlatan ek bölümler de mevcut. Gezerken etkilenebileceğiniz güzel bir müze diyebilirim.

Patan 

Pokhara’dan Katmandu’ya yaptığım yaklaşık 8 saatlik yolculuktan sonra o akşamı Katmandu’da geçirdim ve ertesi gün Patan ve Bhaktapur’a gitmek üzere sabah yola çıktım. Bu iki şehir Katmandu Vadisi içerisinde yer alıyor ve Katmandu’ya oldukça yakınlar. Trafik durumuna göre değişse de Patan ile Katmandu arası ortalama yarım saat sürüyor. Patan yaşayan en eski Budist şehir olarak biliniyor. Patan’da Golden Temple, Durbar Square ve bu meydanda yer alan Patan Müzesi gezilecek yerlerin başında geliyor. Golden Temple bir sokaktan gireceğiniz ve yine Katmandu’daki tapınaklar gibi bir avlu içerisinde bulunan bir yapı. Hem sokak tarafındaki hem de iç avludaki kapılardaki ahşap oymacılığı ve figürler görülmeye değer. Durbar Square ise yine eski kraliyet ailesinin yaşadığı sarayı ve çevresindeki tapınakları içeren bir meydan. Bu sarayın içerisinde birkaç sene öncesine kadar kapalı olan ve ziyarete açılan Tusa Hiti Royal Step Well Patan’daki en güzel mimarı yapı diyebilirim. Burası saraydaki bir avlunun içerisinde yer alan küçük bir havuz. Bu havuzun iç duvarları gerçekten oldukça etkileyici. Birçok figüre sahip ve zor işçilik eseri bu yapıyı görmeden Patan’dan ayrılmayın. Meydandaki sarayın bir kısmı Patan müzesi olarak hizmet veriyor. Bu müzede Budizm ve bölge tarihi ve sanatı ile ilgili eserler görmeniz mümkün. Patan sanatçılar şehri diye biliniyor. Eski zamanlarda şehre yerleşen rahiplerin zamanla güzel sanatlara yönelmesinden sonra şehirde bu yönde bir gelişim olmuş. Dolayısıyla hem turistik eşya satan dükkanlarda hem de şehrin mimarisinde bunu ağırlıkla görebilirsiniz.

Bhaktapur

Bhaktapur Patan’dan yarım saat mesafede bir şehir. Ben hem Patan’a hem de Bhaktapur’a tur rehberimin ayarladığı özel araç ile gittim, ancak bu bölgelere Katmandu’dan taksi ayarlayarak ve fiyatta pazarlık ederek gidebilirsiniz. Bhaktapur Nepal’in yaşayan orta çağ şehri olarak biliniyor. Hatta bir açıkhava müzesi olarak tanımlayanlar da var. Avrupa’da Brugge’e gittiğimde hissettiklerimi Nepal turumda Bhaktapur’a girdiğimde hissettim. Bhaktapur’da hemen ana gezilecek yerlere gitmeden önce civar sokaklarda bir tur gerçekleştirdim, size de bunu tavsiye ederim. Kiremitten oluşan evler, dar sokaklar ve rehberimin anlattığına göre hala hemen hemen 200 yıl önceki şekilde yaşayan Bhaktapurluları görebileceğiniz bu gezi sizi kesinlikle etkileyecek. Örneğin Bhaktapur’un eski şehir olarak adlandırılan bölgesi oldukça iyi korunmuş ve bu bölgede birçok evde banyo yok ve bu ihtiyaç için evlerin önündeki dar avlularda veya açıklık alanlarda su, banyo ve mutfak ihtiyacını gerçekleştiriyorlar. Bu bölgede eğer bir renovasyon yapılacaksa inşa edilen evler de eski tarzda yapılıyor. Dolayısıyla komşusu Patan gibi Bhaktapur’da da çeşitli sanat ve mimari alanda tarihsel bir birikim var ve bu gözünüze kolaylıkla çarpıyor. Bhaktapur’da Durbar Square ile birlikte 4 ana meydan var ve bunlar yaklaşık 2 kilometrelik bir alana sıralanmış durumda ve hepsi UNESCO Heritage Site olarak tanımlanmış. Bu alanların hepsinde farklı bir öncelik hakim, örneğin bu alanlardan bir tanesi Pottery Square olarak adlandırılıyor. Burada çömlekçilik yapılıyor, hem yeni hem de eski tip fırınları ve sergilenen kil malzemeleri görebiliyorsunuz. Bhaktapur’un Durbar meydanı ise oldukça güzel. Farklı mimarilerdeki tapınaklar aynı alanda yer alıyor. En çarpıcı tapınaklardan ikisi Nepal’in en yüksek tapınağı olan Nyatapola Tapınağı ve Bhairava Tapınağı. Nepal’de dinsel figürler eril ve dişil olarak ikiye ayrılıyor ve eğer eril bir tanrıya atanmış tapınak yapılıyorsa hemen karşısına dişil bir tanrıçaya adanmış tapınak oluyor. Bu en küçük avlu içi tapınaklarda bile mevcut. Sembolizmin yoğun olduğu dini kültürde bu yaklaşım da önemli bir ayrıntı. Bhaktapur Durbar meydanındaki Bhairava eril bir tanrıya adanırken, Nyatapola tapınağı da dişil bir tanrıçaya atanmış durumda. Nyatapola görsel olarak benim en beğendiğim tapınaklardan biri oldu ve önünde bir fotoğraf çektirmeden edemedim. Meydanda ayrıca, 55 pencereli kraliyet sarayı ve ahşap işçiliğinin doruk noktası sayıldığı söylenen Peacock Window’ı barındıran Dattratraya tapınağı mevcut.

Nagarkot

Nagarkot Katmandu civarında Himalayaları görmek için gidilebilecek en yüksek tepe. Patan ve Bhaktapur’u gezdiğim günün akşamında Nagarkot’a vardım. Nagarkot Bhaktapur’dan yaklaşık 1 saat, Katmandu’dan ise ortalama 2 saat mesafede. Sabah erkenden gün doğumunu izleyebileceğiniz ve 360 derece görüş açısı olan gözetleme kulesine erkenden gitmeniz gerekiyor. Gerçi muhtemelen manzaralı bir otelde kalırsanız otel odanızdan veya avlusundan da güneşin doğuşunu görebilirsiniz ama bunu doğru yerde yapmak en güzeli. Benim gittiğim gün hava kısmi parçalı bulutlu olduğu için her yöndeki zirveleri görmesem de bazı kısımları görme şansım oldu. Himalayaların Everest ve Annapurna dahil Nepal’den görülen 3 ayrı bölümünü de Nagarkot’tan görebileceğiniz söyleniyor. Eşsiz dağ manzarasını dakikalarca seyrederken vaktin nasıl geçtiğini anlayamayabilirsiniz. Dağ manzarası ve kahvaltı sonrasında yaklaşık 2 saat süren, dağ köylerinden geçen, patika yollarda yağtığımız trekking ile Nagarkot gezisini tamamladım. Yürüyüş esnasında hem köy yaşantısına dair gözlemler yapabilirsiniz hem de yemyeşil bitki örtüsüne ve ender görebileceğiniz kelebek türlerine rastlamanız mümkün.

Nepal’de Yemek: Nepal Mutfağı

Nepal Mutfağı, Çin, Hindistan ve Tibet mutfaklarından etkilenmiş. Asya mutfağını seviyorsanız Nepal yemeklerini de seversiniz. Damak tadımıza en uygun yemekler ise şu şekilde sıralanabilir:

Momo: Büyükçe mantı diyebiliriz. Haşlanmış ya da kızartılmış seçenekler ile sunuluyor. Tavuklu, etli ya da sebzeli alternatifleri mevcut. Özellikle tavuklu olanlarının çok lezzetli olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

Dal Bhat: Tuzsuz pirinç pilavının yanında mercimek bazlı bir çorba (Dal: mercimek anlamına geliyor) ve tabağınıza bunlara ek olarak çeşitli sebzelerden, körili bir karışımdan ve seçeneceğiz çeşide göre (etli, tavuklu ya da sebzeli) eklenen yemek ile geliyor. Tüm bunları isteğinize göre pilav ile karıştırıp yiyorsunuz.

Chowmein: Noodle diye bildiğimiz yemeğin benzeri. Seçtiğiniz malzemelere göre hazırlanıyor.

Thukpa: Noodle çorbası ve içeriği yine seçtiğiniz ana türe hazırlanıyor.

Bunun dışında daha yerel ve farklı gelebilecek yemekler de mevcut.

Ek olarak:

– Nepal’de yemek yanına ekmek kültürü pek yok ama Hint mutfağına özgü Naan veya Chapati (lavaş) söyleyebilirsiniz.
– Bana ilginç gelen tavuklu seçimlerin etli seçimlerden daha pahalı olduğuydu.
– Nepal’de sokak yemeklerini pek tercih etmeyin, çünkü musluk suyu kullanılarak yapıldıkları için hasta olma ihtimaliniz yüksek. Bunun yerine çeşitli sosyal uygulamalarda iyi puanlar almış restoranları seçebilirsiniz.
– Aynı şekilde buzlar muhtemelen lokal su kullanılarak yapıldığı için içecek içerken buzu tercih etmeyin. Salatalar da suyla yıkandığı için mümkün oldukça salata yemeyin. Buradan rahatlıkla söyleyebilirim ki şişe su dışında kesinlikle su içmeyin. Çay ve kahve kaynamış suyla yapıldığı için (ve belli yerlerde musluk değil de mineral suyu kullanılarak yapıldığı için) içebilirsiniz, zaten bu tatlardan mahrum kalmayın.
– Bira neredeyse en pahalı içki. Buna yerel biralar da dahil. Viski, votka veya diğer alkollü içkiler (kokteyller hariç) biradan daha ucuz.

Nepal’le İlgili Diğer Bilgiler

1) Hediyelik eşya olarak şunları alabilirsiniz:
-Çeşitli çaylar, organik kahve, çeşitli baharatlar
-Kaşmir veya yün atkı, şal vb. giysiler
-Mandala çizimleri
-Fil vb. hayvan figürleri, biblolar
-Buda vb. dini figürlü biblolar
-Outdoor malzemeler
-Ahşap oymacılığı eserleri
-Singing Bowl
-Masaj yağları ve özleri

2) Nepal’in para birimi Rupi. Benim gittiğim periyotta 1 USD: 110 Nepal Rupi’si civarındaydı. Şehirdeki tüm döviz büroları Merkez Bankası’nın bugün yayınlanan kuru ibaresi altında aynı fiyata işlem yapıyorlar. Ama yine de daha güvenilir olsun derseniz, eğer otelinizde döviz işlemi
yapılıyorsa ve piyasa ile çok yakın oranlar veriyorsa otelden yapabilirsiniz.

3) Ben Nepalli tur şirketinin ayarladığı programla ülkeyi gezdim. Bana sunulan paket içerisinde bazı öğlen ve akşam yemekleri ve ülkeye giriş için verdiğim vize ücreti hariç hemen hemen herşey mevcuttu. Hele ki iki kişi iseniz otel odası avantajından dolayı bu paketler tek kişilik gezgine sunulan fiyata oranla daha avantajlı olabilir. Tabi ki bu paketler herşeyi kendi başınıza yapmanızdan daha pahalı olacaktır ancak aradaki fark tüm o karmaşayı, aksaklıkları ve bazı yerlere gidememe ihtimalinizi ortadan kaldırmaya değer. Zaten bu turların önemli bir kısmı (Chitwan hariç) hemen hemen private tour gibiydi.

4) Dolar kurunun yükselmesi ile birlikte Nepal çok ucuz ülke konumundan ucuz ülke konumuna geçiş yapmış bulunmakta. Yemekler çok da ucuz değil. Genellikle liste fiyatına (aksi belirtilmediyse) %10 servis ücreti ve %13 vergi ekleniyor. Dolayısıyla alkolsüz bir içecekle basit bir ortalama öğün yemek 600-800 rupiye (6-8 USD), gelebiliyor. Bu tutar mevcut kurlarla çok da ucuz değil. Alkol alırsanız doğal olarak bu tutarlar artacaktır.

5) Ben gezimde ödemesem de takip ettiğim kadarıyla şehirlerdeki ana meydanlara giriş yaklaşık 1.000 Rupi (Bhaktapur: 1500) civarında. Müze ve diğer turistik tapınaklar ise 150 ila 500 rupi arasında değişiyor. Diğer bazı yerlere giriş ise (örneğin Nagarkot ve Sarangkot) 100 rupi civarında. Chitwan’daki aktivitelerin ise fiyatını tam olarak bilmiyorum.

Nepal’e Gitmeden Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler:

Sağlık: Çeşitli görüşler sonrasında ve İstanbul-Karaköy’de yer alan seyahat sağlığı merkezini ziyaret ettikten sonra üç alanda koruma yapmam tavsiye edildi. İlki sıtma hapı. Nepal’in Hindistan sınırı olan bölgelerinde zaman zaman sıtmaya rastlanıyormuş. Dolayısıyla özellikle Chitwan o bölgede olduğu için bu merkezden ücretsiz olarak sıtma hapı tedarik ettim. Daha hafif yan etkileri olan, gitmeden iki gün önce başlanılan, seyahat süresince günlük alınan ve döndükten sonra yedi gün daha kullanılan sıtma hapını kullandım. İlk günlerde midemi bozduğu için mide koruyucu bir hap ile birlikte kullandım. İlk birkaç gün de duruma göre antidiyareik hap kullandım. Maalesef sıtma hapının ishal yapıcı etkisi oluyor ve buna karşı önlem almanız gerekli, ancak anladığım kadarıyla vücut birkaç gün sonra alışıyor. İkinci ve üçüncü koruma alanı ise Hepatit A ve Tetanos aşılarıydı. Aile sağlığı merkezinden Tetanos aşınızı ve Hepatit A’ya karşı bağışıklığınızı tahlil ettirdikten sonra aşınızı ücretsiz olabilirsiniz.

Giysi: Gezeceğiniz yerler kirli, çamurlu ve doğa ile iç içe olacağı için mutlaka hasar görmesinden çekinmeyeceğiniz bir çift spor ayakkabı yanınızda olsun. Gittiğiniz mevsime göre yağmur durumunu araştırın, eğer yağmura meyilli bir mevsimdeyseniz bir yağmurluk yanınıza alın, hiç belli olmuyor günün bir diliminde güneş varken aniden yağmur yağabiliyor.

İlginizi çekebilir: Mirel Fis’ten “Nepal Fotoğrafları” 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN