Nisan Ceren ile: "Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan" Üzerine Bir Sohbet
Ne zaman bir yazar “ilginç, daha önce denenmemiş hatta deyim yerindeyse riskli” bir oyun veya proje üzerine çalışıyor olsa, kulağına bir soru gelir. “Nisan Ceren’e okuttun mu?” 20 yılı aşkın süredir sahne sanatları ve film alanında yapımcılık yapan Nisan Ceren Özerten’in bugüne kadar imza attığı projelere baktığımızda bu sorunun neden sorulduğunu daha iyi anlıyoruz.

Güzel Şeyler Bizim Tarafta, Arzu Tramvayı, Kürk Mantolu Madonna, Alice Müzikali, Evlat, Dünyada Karşılaşmış Gibi, Aydınlıkevler, Öteki, Hücreler ve son olarak da Fora’nın yapımcısı olarak tiyatroda, Bir Başkadır, 10 Bin Adım, Gönül gibi ses getiren dizi ve filmlerin yapımında hep Özerten’in imzası var.
Bugünkü söyleşimizi ise Nisan Ceren’in en yeni projesi Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan’ı iyice anlamak üzere heyecanla gerçekleştiriyoruz. Gelin, ilk duyduğumuzda “Nasıl olacak ki?” Diye sorduğumuz Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan’ı yapımcısından dinleyelim!

Hoş geldin Nisan nasılsın? Daha geçen hafta Fora’yı izlemiş ve çok sevmiştik ki yeni bir oyun haberiyle yine heyecanlandık. İranlı yazar Nassim Soleimanpour’un eseri olan Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan hakkında duyduğumuz ilk cümleler: “Bir metin, bir oyuncu, prova yok, yönetmen yok, her şey sahnede ilk kez” oldu ve haliyle biz de “Nasıl olur?” dedik. Nasıl olacak? (:
Hoşbuldum Ceren. İyiyim çok teşekkür ederim umarım sen de iyisindir. Aslında nasıl olacak hep birlikte göreceğiz. Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan sıra dışı bir oyun. Seyirci için olduğu kadar oyuncu için de.
Öncesinde herhangi bir hazırlık yok. Prova yok, yönetmen yok, oyuncu tek başına o an -yani oyun saati- sahneye çıkıyor ve ona uzatılan kapalı bir zarfın içindeki oyun metni ile karşılaşıyor. Seyirci ile aynı anda. Ve sonrası eşsiz bir sürpriz herkes için. Her akşam başka bir oyuncu oynuyor ve bunu sadece bir kez yapabiliyor. Her ne kadar her oyuncu hep aynı metni sahneliyor olsa da, her akşam ve her oyun biricik çünkü oyuncu ve seyirci farklı canlı bir performansın içinde, farklı bir denklemde. Günümüzde bolca kullanılan ve kısmen içi de boşalmış olan ‘deneyim’ kelimesinin bir karşılığı. 2026 Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında sahnede olacak oyunumuz. Her ay 10 oyuncu,10 temsil ile ilerleyeceğiz. 40 oyuncu, 40 akşam, yalnızca 1 metin!


Sence provasızlık ve yönetmensizlik fikri tiyatroya, oyuncuya, yapımcıya ve seyirciye neler öğretiyor?
Provasızlık ve yönetmensizlik fikri her ne kadar tiyatronun doğasına uygun değil gibi görünse de; bu oyun özelinde durum tamamen farklı. Bir tiyatro oyunundan ziyade bir tiyatro tecrübesi. Yazarın kurmaya çalıştığı oyun tam olarak her seferinde farklı oyuncu ve farklı seyirci ile yaratılan o canlı ana dair. İnsana ve insani hallere dair. Oyuncunun hiçbir hazırlığı olmadan provasız sahneye çıkması, bilmediği yazılı bir metin ile karşılaşması herkesin hayatında bir kez yaşayabileceği bir durum. Oyuncu ve seyirci oyun metninin yönlendirmesi ile kendilerini bir başka oyunun içinde buluyor. Hepimize adeta birbirimize yaklaşmak için bir fırsat tanıyor. Mahrem ve bir kereye mahsus; arkaya dönüp başa alamıyorsunuz, bir kez daha izleyemiyorsunuz. Sadece bu fikir bile heyecanlanmaya yetiyor. Yaşadığımız zamanın ruhunu da eğip büken hem kişisel hem de kolektif bir deneyim. Biz hazırlığımızı yapıyoruz, sahnenin koşullarını kuruyoruz, sonra oyunu oyuncu ve seyirciye teslim ediyoruz. O akşam ne olacaksa o anda doğuyor.


Nassim Soleimanpour, bu oyunu ülkesinden çıkamadığı yıllarda yazmış.
Bu koşulların metne sinmiş halini sen yapımcı gözüyle nasıl değerlendiriyorsun? İstanbul seyircisinin bağ kurabileceği anlar hakkında biraz ipucu verebilir misin?
Bu oyun Nassim Soleimanpour’un denize attığı içinde mesaj olan o şişe gibi adeta. Oyunun prömiyeri 2011 yılında Edinburgh Fringe Festivali’nde gerçekleşmiş ve ardından dünya Tiyatro sahnesinde büyük ses getirmiş. 25’ten fazla dile çevrilmiş 35 ülkede 1000’den fazla kez sahnelenmiş. Yazarın hayali gerçekleşmiş gibi görünüyor.
Metin evrensel kodlar ile, zekice ve muzipçe yazılmış. Dikkatimizin çalındığı, hızın neredeyse her şey olduğu, her şeye eriştiğimiz sanrısı ile aslında hiçbir şeyi tam yapamadığımız hakikat sonrası bu dönemde; seyirciye müthiş bir soluk olacak diye düşünüyorum. O an orada hem tek başımıza hem birlikte ve başka hiç bir şey düşünmeden, konsantre tekrarsız bir akşam. İstanbul seyircisi bu duygu hali ile projeyle sağlam bir bağ kuracaktır diye umuyorum. Zor bir durumla baş etmek, kendi hâlimize dışarıdan bakabilmek, hem ciddi hem hafif olabilmek ve kısıtlı bir alanda bile oyun kurabilmek. Bunlar bize çok tanıdık duygular.


Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan’da oyuncu için de seyirci için de “ilk kez karşılaşma” heyecanı olacak gibi hissediyorum. Bir nevi güven testi gibi doğru muyum? Senin bu süreçte “20 yıllık yapımcıyım ilk kez böyle bir sınavla karşılaştım” dediğin bir an oldu mu?
Her akşam bir prömiyer ve aynı zamanda son oyun. Her ne kadar metin aynı olsa da dediğin gibi ilk kez karşılaşma hali hep yeni. Tek kişilik bir oyun olduğu için oyuncu için adeta bir imtihan ve ciddi bir cesaret. Oyuncular oyunlarda bir karakter sunar bize; fakat bu oyunda oyuncu kişisi ile kendisi gibi sularda gezecek. Seyirci ile oyuncu arasındaki bağ, güven ve mahremiyet gibi. Aynı zamanda da o an bir topluluğa ait, bir olma hali gibi.


Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan şimdiye kadar dünyada birçok yıldız oyuncu tarafından oynandı. Bu isimler arasında Whoopi Goldberg, Martin Short, Jonathan Pryce gibi bayıldığımız oyuncular var. Türkiye sahnesinde yer alacak isimlerden bazılarını bizimle paylaşabilir misin?
Dünya gösterimlerinde yer alan isimler kuşkusuz çok etkileyici oyuncular. Türkiyedeki isimler hayranlıkla takip ettiğimiz, izleyicinin de yakın tanıklık hissettiği bizi müthiş heyecanlandıran oyuncular. 40 ismin tümünü burada söylemek fazla uzun olabilir 🙂 İstersen Ocak ayının oyuncularını paylaşabilirim. Kronolojik sıra ile, Demet Akbağ, Uraz Kaygılaroğlu, Cem Yiğit Üzümoğlu, Burcu Biricik, Şebnem Bozoklu, Beril Pozam, Enis Arıkan, Zeynep Dinsel, Ceren Karakoç, Devrim Yakut. Şubat, Mart ve Nisan’da da birbirinden değerli isimler olacak. Her birini sadece bir kez ve anın dinamikleri, seyircisi ile şekillenecek biricik bir performans ile bir daha tekrarı olmadığını bilerek izleyecek olmak tarifsiz bir deneyim olacaktır.


Son olarak sanırım oyun diyor ki: “İzlediğiniz şey bir daha asla önceki gibi olmayacak” Sana hayatta bu hissi başka hangi anlar veya olaylar verir?
“Bir daha aynı olmayacak” hissi. Bu cümleyi seviyorum çünkü çok sakin ama etkili bir yerden geliyor. İlla büyük olaylar olmasına gerek yok. Bazen küçük bir an, bir bakış, bir söz, bir karşılaşma bile insanın hayatında yer değiştirir. Tiyatroda da benzer anlara çok rastlıyoruz ve heyecanı da burada saklı. Oyuncunun bir anda açıldığı bir yer, seyircinin nefesinin değiştiği bir an, sahnenin kendi kendine kurduğu bir düzen. Bu oyun da seyirciye böyle küçük bir dönüşüm hissi bırakacaktır. Gürültüsüz, kalıcı ve unutulmaz.
Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyununu 12, 13, 14,1 5 ve 16 Ocak ile 23, 24, 25, 26 ve 27 Şubat tarihlerinde Paribu Art’da izleyebilirsiniz.
İlginizi çekebilir: Eda Geven’den 2025 – 2026 Sezonunda Yeni Oyunlar

Mag Porter






Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!