Yaz süresince ara verdiğim İstanbul Keşif Günlüğü serime, “şehrin en nostaljik hali” ile geri dönüyorum. Biliyorum ki; İstanbul’un hala keşfedilmemiş köşeleri ve her daim içimizi ısıtan nostaljik durakları bizi çağırmaya devam ediyor. Belki sokaklarda yazınki kadar coşku yok ama keşfedilmeyi bekleyen duvar yazıları ve “buradayız işte” diyen insan sesleri hep yankılanıyor. Biz de bu insan seslerini takip ederek, konseptini belirlediğimiz bir hafta sonunda İstanbul sokaklarında gezmeye çıkıyoruz. Biraz nostalji yaşamak, biraz da sokakların hakkını verebilmek için…

Amaç: Nostaljik bir gün yaşamak

Yerler: Beşiktaş, Karaköy, Beyoğlu

Bonus: Ballı kaymak, eski “Burda” moda dergileri

Bulgar Pando’nun Yeri

*Bulgar Pando’nun Yeri maalesef kapandı.*

117 yıllık geçmişe sahip, içerinden mis gibi süt kokularının geldiği, taze yumurtaların piştiği Pando amcanın yerine geldik ilk olarak. Burası Beşiktaş’ta en sevdiğimiz yerlerden biri hiç şüphesiz. Mavi penceresi ve doğal kahvaltısı bizi bir kez daha çağırdı. Taze kaymağından, balından, omletinden ve yeni pişmiş sıcak sütünden söyleyip güne güzel bir kahvaltı ile başlamış olduk. Eğer siz de, günün en çok kahvaltı öğününü seviyorsanız ve doğal ürünleri tercih ediyorsanız bu mekana muhakkak uğrayın.

Bulgar Pando’nun Yeri Adres: Köyiçi Cad. Mumcu Bakkal Sok. No:5, Beşiktaş

02-Özyer Hardal

Sen Piyer Hanı – Özyer Hardal

Karaköy’deki Kamondo Merdivenleri’ni pek çoğunuz bilirsiniz. Hatta ne zaman bu merdivenlerden geçmeye kalksak, birileri (genellikle turistler) bu merdivenlerde poz verir, yolunuzu kapatırlar. Bir süre bekler ve fotoğraf çekme aşamasına eğer dahil olmazsak; “bizi çeker misiniz?” diyen tatlı bir çifti kim kırabilir ki, bu merdivenlerden çıkarız ve hemen solumuzda yer alan Sen Piyer Han’ının da olduğu Eski Banka Sokak’ta buluruz kendimizi. Bu sokağa adımımızı attığımızda ilk dikkatimizi çeken Cenevizlilerden kalma duvar yazıları olmuştu. Daha sonra da, 1860’larda ilk Osmanlı Bankası’nın içinde yer aldığı Sen Piyer Hanı dikkatimizi çekmişti. Şimdilerde içinde bir tek Özyer Hardal var. Taze hardal tohumlarından üretilen ve toz halinde satılan bu hardalı, eğer acıyı seviyorsanız seveceksiniz. Sen Piyer Hanı’na da gitmişken de, “binanın arkasından duyulan dalga sesleri” mitini de test edin. Belki hayal gücünüz Karaköy’den gelen dalga seslerini duymanıza yardımcı olur!

Özyer Hardal Adres: Bankalar Cad. Eski Banka Sok. Sen Piyer Han No: 102-103-104 Karaköy

03-narmanlı

Narmanlı Han

Taksim Tünel civarından sayısız geçmişliğimiz var. Hatta bu binanın önünden de defalarca geçtik ama belki de birçoğumuz burada böyle bir bina olduğunun farkında değil. Narmanlı Han’dan bahsediyorum. Tünel’in biraz ilersinde, Rus Konsolosluğu’nun karşısında bulunan, eskimiş kiremit rengiyle ve sümbüllerle dolu bahçesiyle İstanbul’u yeniden keşfe çıktığım ilk günlerden bu yana benim için daima farklı bir yeri olan bu hanı da listeye eklemeden edemedim. Ne yazık ki satıldığını ve belki ileride yerinde bile olamayacağını duydum. Umarım öyle olmaz diyerek ve iç çekerek bir kez daha geldik bu hana. Girişinde birkaç büfe ve dükkan sıralı, bir de eczanesi var. Avlusuna kilit vurulmuş olsa da görmeye, fotoğraflamaya değer. Narmanlı Han, 1830’larda Rus Elçilik binası olarak inşa edilmiş. Daha sonra mahkeme ve hapishane binası olarak kullanılmış. Narmanlı ailesine satılınca da; yazarlara ve ressamlara kiralanmaya başlanmış. 1930’larda Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi isimlerin yaşadığı bu hanın o zamanki atmosferini hayal etmek ve gözünüzde canlandırmak için Narmanlı’ya muhakkak gelin.

Narmanlı Han Adres: İstiklal Caddesi No: 390 Beyoğlu

04-santa maria

Santa Maria Draperis

“Ah bu kilise de nereden çıktı şimdi, turist miyiz biz?” dediğinizi duyar gibiyim. Ama karşı konulamaz güzellikte olan bu kiliseyi ziyaret ederek; binasına, Tezer Özlü ve Demir Özlü kitaplarında bahsi geçen atmosferine ve çanının arkasından gözümüze çarpan İstanbul bulutlarına bir kez daha bakın. Sanki ilk kez İstanbul’a geliyormuşçasına… Sanki birkaç günlüğüne bu şehirde kalıp sonra gidecekmiş gibi. Bu kilise 1584 yılında kurulan, İstanbul’daki en eski Roman-Katolik kiliselerinden biri. Nostaljik turumuza dahil etmesek bir şeyler eksik kalırdı sanki.

Santa Maria Draperis Adres: İstiklal Cad. No: 215 Beyoğlu

05-Kelebek-Korse

Kelebek Korse

*Kelebek Korse artık Beyoğlu’nda değil, yeni şubesinin adresini aşağıda bulabilirsiniz.*

Dededen babaya, babadan da oğula kalan dükkanlardan biri; İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Kelebek Korse. 100 yıldır, değişmeyen vitrini ve çizgisi ile aynı kalmayı başarabilmiş nadir yerlerden biri burası. Korse takan kadınların kendini kelebek gibi hafif hissetmesinden yola çıkarak, bu dükkanın ismine “kelebek” denilmiş. İçeride çeşitli bedenlere göre korseler var ve her biri insanı zamanda yolculuğa çıkarıyor. 16.yüzyıla dayanan korsenin yeniden “moda” veya “ihtiyaç” olmaya başlamasıyla beraber gözümüz bu dükkana takılıyor ve kendimizi naftalin kokulu korselerin arasında buluyoruz.

Kelebek Korse Adres: Feriköy Mahallesi, Baruthane Cd. No:49, 34377 Şişli/İstanbul

06-Kızlı Sardalya

Kutuda Sardalya

Birazdan önereceğim kurutulmuş Kızlı Sardalya balığını eski İstanbullular, Beyoğlu’ndaki Balık Pazarı’na uğrayıp alır, sofralarından eksik etmezlermiş. Biz de; turumuza Beyoğlu Balık Pazarı’nı gezerek devam ediyoruz; bu vesileyle de; kurutulmuş “Kızlı Sardalya” satın alıyoruz. 1928 yılında; Gelibolulu Alaeddin Kemerli tarafından, Gelibolu’da fabrikası kurulmuş. Rumların tuza batırarak kuruttukları sardalyaları; ilk konserveleyen ve kutulara koyan da yine Kemerli imiş. Kesin olmamakla beraber, kutuda yer alan kızın hikayesi de; 1920’lerde kurulan konserve fabrikasında, fabrika sahibinin görüp aşık olduğu bir kız ile ilgili. Çok sonra bu kız ortadan kaybolur ve kızı bulabilmek amacıyla da kutulara o kıza benzer resimler basılır… Efsaneyi merak edenlerdenseniz, bir an evvel bu sardalyalardan alın ve hikayesiyle birlikte tadına varın.

Bulabileceğiniz yerler: Beyoğlu Balık Çarşısı

07-avrupa-pasajı

Avrupa Pasajı

Galatasaray Lisesi’nin tam karşısında, Balık Pazarı’nda yer alan Avrupa Pasajı, iç cephesindeki heykelleri, antikacı dükkanları ve tarihi ile görülmeye değer bir diğer nokta. Kendimizi bu pasajda o kadar “nostaljik” hissediyoruz ki, birden 1860 yıllarında bu pasajda yer alan “Jardin de Fleurs” adındaki tiyatroyu yine burada bulabilirmişiz hissine kapılıyoruz. 1870 Beyoğlu büyük yangınından sonra ismi “Avrupa Pasajı” olarak değiştirilen pasaj, üzerinde o yıllarda kim bilir kimlerin yürüdüğü harika mermerleri, tepede gökyüzünü delen cam tavanı ile hep çok özel. Hafta sonu kalabalık olacağından, hafta içi bir gün gidip, tarihi eşya satan dükkanları gezip, mimarisini incelemeniz daha uygun olacaktır.

Avrupa Pasajı Adres: Meşrutiyet Cad. No:8 Beyoğlu

08-aslıhan pasajı

Aslıhan Pasajı

Avrupa Pasajı’nın hemen yanında yer alan Aslıhan Pasajı’na eski Burda moda dergileri bulmaya geliyoruz. İçinde birçok sahafa ve plakçıya ev sahipliği yapan pasaj yıllardır aynı havasını koruyan nice pasajlardan biri. Toz tutmuş kitapların arasında bir sevgiliye yazılmış bir mektup, ya da kutular içinde kimlere ait olduğunu asla bilemeyeceğiniz eski fotoğraflar bulabilirsiniz. Hepsi çok nostaljik ve biraz da hüzünlü. Ben aradığım dergileri aldıktan sonra, kitapçıları da bir bir geziyorum. Gözüme ilişen birkaç eski İstanbul kartpostallarından ve bir de fotoğraf albümleri arasından gözüme çarpan birkaç siyah beyaz fotoğraftan alıyorum. Bu fotoğraflardan birini daktilomda yazdığım bir mektuba iliştirip, nostaljik ruhu başkalarına da bulaştırmak amacım. Bir sonraki İstanbul Keşif günlüğüne ve bu şehri yeniden keşfetmek için bulduğum türlü bahanelere kadar hoşça kalın!

Aslıhan Pasajı: Hüseyinağa Mah. Meşrutiyet Cad. No: 18 Beyoğlu

09-burda

Fotoğraflar: Deniz Yılmaz & Türker Akman

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Deniz, yazını ancak bugün okuyabildim ve bayıldım:) Nostaljik geziler için tam nokta atışı yerler olmuş, gitmediklerime en kısa zamanda bir gezi düzenleyeceğim:)!

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?