Ülkemizde hakkını veremediğimiz güzelliklerden biri de Ordu… Adı türkülerde geçen, ilçeleri adeta şehir gibi anılan, Karadeniz’in naif durağı.. Karadeniz’de olup, bir Avrupa kasabasını andıran, bölgeden biraz farklı bir tarzı olan, kendine has bir dokusu olan bir şehir Ordu. İnsanıyla, doğasıyla, ritmiyle sizi kendine hayran bırakacak bu ken seyahat rotanızın başına eklemeye hazır olun.

slide1

Bu yazıyı yazmak için geç kalmış olsam da, üzerine Karadeniz turu yaptım ve gözlerimle gördüm: Ordu’nun Karadeniz’in diğer şehirlerinden ayrı bir havası, tadı var. Haziran ayında televizyonlara haber olan sel günlerinde Ordu’daydım. Kaldığımız süre boyunca güneş yüzünü çok az göstermesine rağmen, Ordu’nun tadı damağımda kaldı.

slide_3

Ordu’ya ilk kez gidiyorsanız, merkeze yakın Taşbaşı mahallesinde Evimiz Otel’i şiddetle öneriyorum. 1850’li yıllarda Osmanlı’nın Trabzon valisi Osman Paşa’nın bölgeye gelmesiyle Osmanlı ve Rumların bölgeye ikameti artmış. Evimiz de işte bu yıllarda Osmanlı Rumları tarafından yapılmış, 1923 yılında yapılan mübadele ile Selanik’ten gelen bir Türk aileye verilmiş ve 1945 yılında şimdiki sahipleri Salih Zeki Çakmak’ın dedesi Salih Zeki Bey tarafından bu aileden satın alınarak çocukları ile burada yaşamaya başlamış ve belki de bize kadar ulaşan macerası işte böyle başlamış Evimiz’in. Yıllar içinde aile büyüyerek Türk aile yapısına uygun olarak, aynı avluda kan bağı olan haneler olarak yaşamaya devam etmişler. Ve büyüklerin vefatından sonra torun Salih Zeki Çakmak 2013 yılında mimar Haluk Saymaz ile restorasyon projeleri hazırlayarak butik otel olmak üzere rekonstrüksiyonu yapmış. 17 odadan oluşan bu otelde kendinizi hakikaten evinizde gibi hissediyorsunuz. Sahipleri Salih Bey ve eşi inanılmaz sıcak ve zarif ev sahiplikleriyle size kendinizi o kadar iyi hissettiriyor ki hiç ayrılmak istemiyorsunuz. Restoranlarının manzarasının yanında mutfaklarından çıkan harika Karadeniz yemekleri ise anlatılmaz yaşanır.

slide_5

Ordu’ya gidip otelde vakit geçirin demiyorum tabii ki… Ordu küçük ama yaşayan bir şehir. Üniversiteli gençlerin enerjisi ile yükselen bir şehir. Sahil kenarındaki, her zevke hitap eden kafe ve restoranlarıyla size birçok seçenek sunuyor – ki birçok Karadeniz şehrinde olmayan bir özellik bu. Deniz kenarından içlere doğru girdikçe meşhur caddesi Fidangör Caddesi, tüm halkın buluşma noktası haline gelmiş. Şehrin kalbinin attığı bu caddeye gelmeden köşede bir Denizciler Dondurma var ki akıllara zarar! Böylesini pek yememişsinizdir, tadına bakmadan giderseniz yazık olur. Yalnız yazın sezonda öğleden sonra açılıp akşam dokuz gibi dondurması bitiyor. El yapımı ve tek parti yaptıkları için devamı olmuyor, elinizi çabuk tutmanız lazım, benden söylemesi.  Şeftalilisi benim favorim, deneyin derim.

1003

Fidangör’den ilerleyip, meydana çıkınca denizin mavisinden dağların yeşiline uzanan teleferiği görebilirsiniz. Takip ettiğinizde ise dillere destan Boztepe’ye ulaşacaksınız. Ordu’ya gidip teleferiğe binmeyeni dövüyorlarmış, ben de bindim tabii ki. Dünya gözüyle görebileceğiniz en harika manzaralardan biri… Şehrin güzelliğini tepeden görmek hayranlığımı daha da arttırdı. Düğün çekimleri yapanlar, sıra sıra çay bahçelerinde çay içenler ve asla cesaret edemeyeceğim ama hevesle izlediğim yamaç paraşütü yapanlar olmak üzere muazzam bir kalabalık vardı. Anladım ki havanın güzel olmasını fırsat bilen herkes hakkını Boztepe’den yana kullanmış. Kısa bir yemek molasının ardından, tekrar merkeze inip, muhteşem Ordu fındığından yapılan çikolataların satıldığı minik dükkanlardan birine giriyoruz. İçeri girdiğinizde metropollerdeki, süslü püslü, fahiş fiyatlarla gram çikolata satan dünya markalarının mağazalarında, yarı parfüm yarı çikolata ile elde edilmiş kokunun aksine; buram buram saf fındık ve çikolata kokusu duyuyoruz. Sade, temiz ve mütevazi bu dükkanın sahibiyse çikolataları kadar tatlı bir amca. İçerisinde hiçbir katkı maddesi bulunmayan çokokremlerin olduğu, son dönemin sık duyulan zehirleri palmiye yağlarının adının bile bilinmediği bu dükkandan elimiz kolumuz dolu çıkıyoruz ve Ordu’daki ilk günümüzü tamamlıyoruz.

957

Akşam bizi otelde harika bir sofra karşılıyor. Karalahana çorbasından, mıhlamaya, fasulye diblesinden, turşu kavurmasına kadar ne ararsan var… Keyifle yedikten sonra ertesi gün erkenden kalkmak üzere günü bitiriyoruz.

992

İkinci günde planımız marinadan kalkan, belediyeye ait olduğunu öğrendiğimiz tekne ile kıyıyı turlamak ve şehri bir de denizden görmek. Havanın kararmasına aldırış etmeden çıkıyoruz. Denizde ilerledikçe, birkaç gün önceki selden kopup gelen ağaçları görüyoruz, üzülüyoruz, şaşırıyoruz.  Sonra kafamızı kaldırıp karşıda inci gibi duran güzel şehre bakıyoruz. Yapılaşmanın yavaş yavaş onu da esir aldığını görmek bizi üzse de  hala öyle güzel ki, gölge düşüremiyor o yapılar. Epey reklamı yapılan deniz üstündeki havalanını da gördükten sonra turu tamamlayıp, geri dönüyoruz.  Akşam sahil kenarındaki öğrenci kafelerinden birinde oturup kahvemizi içip, akşamın tadını çıkarıyoruz.  Büyük şehirde trafik çilesini yaşayanlara ilaç gibi gelecek bir şey yapıp, bulunduğumuz yerden kısa bir yürüyüşle otelimize varıyoruz.

938

Son günümüzdeyse denize karşı kahvaltı keyfi yapıp huzuru tattıktan sonra pazar gününün sessizliği çökmüş olan sokaklara inip merkezde bulunan Serüven Kitap Cafe’ye gidiyorum. İki katlı, altı sahaf, üst katı kafe olan mekanda deniz gören bir cam kenarına oturup, aşağıdan aldığım Jane Eyre’e dalıyorum keyifle. Camdan baktığımda gördüğüm manzara, deniz olan şehirlerin vazgeçilmezliğini bir kez daha kanıtlıyor bana. Ordu’da böyle kitap kafeleri epey fazla gördüm. Dar sokak aralarında sokağa attıkları birkaç taburede ellerinde kitap, tartışan genç arkadaşları görmek güzeldi. Belki de Ordu’yu böylesine beğenmiş olmamın en büyük sebeplerinden biri insanları. Karadeniz insanının sıcaklığının yanında, entellektüellikleri, üslupları, zariflikleri ile gerçekten etkileyiciler. Hava muhalefetinden dolayı planlarımızda olan Fatsa, Ünye ve Yason Burnu’na gidememiş olsam da bu kadarı bile beni Ordu’ya hayran bırakmaya yetti.

1056

İlk fırsatta tekrar gidip, köşe bucak gezeceğimden emin olabilirsiniz. Son olarak ülkemizde böylesine güzel yerleri görmezden gelmeyin diyorum. Sevgiyle kalın.

Otel’e ait görseller için: http://www.evimizbutikhotel.com/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Ne güzel alternatif bir rota okumak ve hayalini kurmak! Ülkemizi keşfetmek çok güzel ve keyifli.. Kaleminize sağlık :)