İşte karşınızda İstanbul’a arabayla sadece iki saat uzaklıkta, şehrin tüm keşmekeşinden uzak, yeşilliklerle çevrili bir kaçamak mekanı: Sakarya, Ortanca Evleri.


Ortanca Evleri

Buradan otel diye bahsetmek istemiyorum, çünkü burası her şeyiyle bir evin sıcaklığını aratmayacak nitelikte. Bu küçük, doğal ve bir o kadar da samimi yerin düzenlemesi şöyle: en ortada mekanın işletmecisi Faruk abi ve eşinin kaldığı, tasarımı tamamen onlara ait olan büyük bir ağaç ev var, senelerdir yaz kış demeden burada yaşıyorlar. Evlerinin tam karşısında yan yana dizilmiş üç küçük ağaç ev daha yer alıyor, bu evler müşteriler için. Ve son olarak içeriye adımınızı attığınız anda dekorasyonuyla ağzınızı açık bırakan bir ortak alana sahip burası.

Bahsettiğim ortak alan Faruk abi ve eşinin bir nevi anı deposu: yıllardır biriktirdikleri objeler, eşyalar hep burada. Bu nostalji kokan mekanı müşterilerle de paylaşmak isteyip adını ortak alan koymuşlar. Plaklar, rengarenk örtüler, mumluklar,tatlı bir kitaplık, yukarıya asılmış tencere ve tavalar, farklı desenlerde tepsiler, çeşit çeşit bitkiler ve daha neler neler… Bu alan her detayıyla onlara özgü. O kadar fazla obje var ki burada, hangi birini inceleyeceğinize karar veremiyorsunuz. Biz ilk gittiğimiz gün, odamıza eşyalarımızı bıraktığımız gibi buraya koştuk. Etrafı incelerken saatler nasıl geçti anlamadık, bir baktık ki akşam olmuş. Eminim siz de bu rengarenk ve büyülü mekana adımınızı attığınızda zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız!

Ağaç evlere yani bungalovlara gelince… Odaların dekorasyonu oldukça sade, kapıdan girdiğiniz an sanki bir ses size “işte her şeyden uzakta, doğanın en ortasındasın!” diyor. Her odanın önünde yer alan ve kocaman ormanı gören koltuklar, mis gibi ahşap kokusu ve dışarıdan gelen rüzgar sesinden büyülenmemek elde değil. Peki burada ne mi yapılabilir? Yalnızca huzuru hissedin. Biz orada kaldığımız üç gün boyunca, telefonlarımıza gün içinde sabah ve akşam olmak üzere yalnızca iki defa bakma kuralı koyduk. Bunun dışında teknolojiyle bağımızı kesip kendimizi doğanın kollarına bırakmanın zevkini yaşadık. Burada günlerimiz güneşin doğuşunu ve batışını izleyerek, doğa yürüyüşleri yaparak, kitap okuyarak, meditasyon yaparak ve bol bol sohbet ederek geçti. Geri döndüğümüzde ruhumun yenilendiğini hissediyordum.

Ortanca Evleri’nden bahsedip yemeklerine değinmemek olmaz. “Parmaklarını yemek” tabirini gerçek anlamda tattığım bir tatil oldu diyebilirim. Ama bundan önce Ortanca Evleri’nin onu diğer konaklama yerlerinden farklı kılan önemli bir özelliğine değinmek istiyorum: ortak alandaki büyük masa. Evet, bütün müşteriler kahvaltılarını ve akşam yemeklerini o büyük masada Faruk abi ve eşiyle birlikte yiyor, bir aile gibi. Faruk abi’nin eşi ve onlara yardımcı olan tatlı Gökçe elleriyle, özene bezene hazırlıyor tüm yemekleri, sıcak sıcak masaya getiriliyor her biri. Hepsi ev yemeği, hepsi taptaze. Gökçe’nin anlattığına göre her kahvaltıyı birbirinden ayıran en az bir şey olmalı. Örneğin ilk gün gözleme yediysek, ikinci gün pişi veya börek. Böyle bir özen gerçekten az bulunur dedirtti bana gördüklerim bu tatilde. İşlerini öyle severek yapan insanlar ki, o sıcaklığı, samimiyeti hissedip neşelenmemek elde değil.

Biz orada iki gece kaldığımız için iki günde de farklı insanlarla tanışıp onlarla yemek yeme fırsatını bulduk. Birinde evlenmeye karar vermiş bir çiftle tanıştık, diğerinde fotoğrafçı bir babayı, tatlı oğlunu ve gezgin ve aynı zamanda bir instagram fenomeni, işinde çok başarılı bir kadını tanıdık. Faruk abi, eşi, Gökçe ve tanıştığımız diğer herkesin bir bir hikayelerini dinledik, onlardan ilham aldık, biz de anlattık. Hala konuştuğumuz, iletişimde olduğumuz değerli insanlar her biri. Yani anlayacağınız Ortanca Evleri yalnızca benzersiz atmosferiyle değil, bize kattığı birbirinden ilham verici insanlarıyla da bizi etkiledi.

Bütün bunların yanında, özellikle hayvanseverler için Ortanca Evleri’nin tam bir kedi ve köpek cenneti olduğunu söyleyebilirim. Onlar bütün gün bahçede koşturup koltuklarda keyif yaparken sizden sadece onları okşayıp sevmenizi bekliyorlar! Fakat eğer benim gibi köpeklerden korkan biriyseniz, Faruk abi eminim ki bana yaptığı gibi ilk geldiğiniz an, siz daha arabadan bile inmeden elinize içinde yalnızca su olan bir fısfıs tutuşturacaktır. Ne işe yarıyor diye sorabilirsiniz, işte cevabı: birebir gözlerimle gördüm ki, oradaki tüm hayvanlar fısfısı gördüklerinde sizden uzaklaşıyor, böyle eğitilmişler. O kadar kedi ve köpeğin içerisinde sıkıntı duyduğum, keyfimin kaçtığı tek bir an olmadı.

Sözün özü, böyle tatillere ihtiyacı var ruhumuzun. Biraz sessizliğe, farkına varmaya, dinlemeye, dinlenmeye. İşte Ortanca Evleri böyle bir tatil için biçilmiş kaftan. Bu bir yazıyı bir işaret olarak görün, tüm iş trafiğinize, koşturmacanıza bir ‘dur’ deyip ödüllendirin ruhunuzu. Doğanın içinde olmayı hissedin, onun yüceliğini farkına varın ve teslim olun. Burada bol bol “iyi ki” diyeceksiniz. Sevgiler.

İlginizi çekebilir: İrem Bali’de “Kocabahçe Glamping: Bozburun’da Konforlu Bir Kamp Deneyimi”

Ortanca evlerinde kalmak istiyorsanız, iletişim için tıklayın.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN