Siz de benim gibi bir şarap tutkunuysanız, Çanakkale’de konumlanan Porta Caeli sizi de gerçek anlamda bir harikalar diyarında hissettirecek. Leziz şarapları ve her biri sanat eseri niteliğindeki yemekleriyle Porta Caeli, Türkiye’nin butik otel konseptini yukarı bir standarda taşıyor. Alice’in Harikalar Diyarı’na benzetilerek kurulan Caeli’nde geçirdiğim bir hafta sonunu sizlerle paylaşmak istedim. 

Otel Caeli, Eceabat

Porta Caeli, İstanbul’dan üç buçuk saat uzaklıkta, Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde harika bir kaçamak alternatifi. Aynı zamanda da şaraba doyamayacağınız bir yer. Otel Caeli ve Porta Caeli bağları Trakya’nın Ege’ye uzanan kısmında yer alıyor. Her yıl Ağustos ve Eylül aylarında, burada kişiye özel bağ bozumu deneyimi yaşayabiliyorsunuz. Bağlarda gerçek chateau tarzı üretim yapılıyor yani üzümler hemen bağların içinde şaraba yerleştiriliyor. Buranın şaraphanesi dünyanın en özellikli dördüncü şaraphanesi olduğunu da belirtmemde fayda var.

Otel Caeli’ne gittiğinizde bu harika şaraphanede oldukça kaliteli şaraplar tadabilir, gölet kenarında piknik yapabilir, içerisinde, sanat koşu parkurunda ve açık hava heykel bahçesinde yer alan çağdaş sanat eserlerini inceleyebilirsiniz.

Yukarıda da bahsettiğim gibi Porta Caeli, Alice’in Harikalar Diyarı’na benzeterek kurulmuş. Kapıdaki büyük tavşan heykelinin sebebi de aslında bu. Markanın logosunda ise 50 tane çizgi yer alıyor; bu çizgiler merdivenleri temsil ediyor. İki tane 50 basamak birleşiyor ve Porta Caeli’nin Latince’deki karşılığı olan “Cennet Kapısı”nı oluşturuyor.

Caeli’nde Yemekler

Şimdi de beni bir hayli heyecanlandıran yemeklerden bahsedelim. İlk olarak kahvaltıyla başlamaya ne dersiniz? Bir oteli kahvaltı kalitesinden rahatça tanıyabileceğinizi unutmayın… Porta Caeli’nin kahvaltısında, masanıza tamamı kendi tarlalarında üretilen meyve ve sebzelerden yaptıkları reçeller getiriliyor. Servis edilen çeri domates, salatalık, zeytin gibi sebze ve meyveler de otel bünyesinde yetişiyor. Kahvaltı menüsüne dahil olan pastırma ve tüm kuru etler Kayseri’den tedarik ediliyor. Kaymak ise kendi besledikleri mandanın sütünden elde ediliyor. Fındıklı çikolata ezmesini de kendi çikolataları olan Pernigotti’den yapıyorlar. Bunların yanında masaya getirilen kıymalı ve peynirli pişiler tek kelimeyle leziz. Otel Caeli’nin taze ve lokal malzemelere saygılı olan kahvaltısı benden tam puan aldı.

Biraz da akşam yemeğinden geçelim. Öncelikle bahsetmek istediğim; Caeli’nin aşçısı olan Hakan Açıl ile tanışmış olmamız. Kendisi Kıbrıs’ta bir aşçılık okulunda öğretim görevlisiyken buraya transfer edilmiş. Söylediğine göre, tüm kuzu, sığır gibi hayvanları burada, özel olarak besliyorlar. Bu yüzden de her şey doğal. Tahmin edeceğiniz gibi asla hormon kullanılmıyor. Pancarları kendileri büyütüyor, baharatlarını da kendileri üretiyor.

Peki akşam yemeğinde neleri tercih ettik? Saroz körfezinden kaplan karides, yabani taze baharatlı sos eşliğinde Çanakkale bebek kalamar ızgara, balkabaklı buğday risotto tabanında kuzu pirzola, patatesli ev yapımı mantı ile ızgara bonfile dilimleri… Bunların hepsini tattık. Karideslerde kömür ateşinde pişirilmesinden dolayı gelen bir kömür lezzeti vardı. Izgara tadından çok kömür tadı aldık, bu da yemeğe lezzet katmıştı. Karideste de kalamarda da çok doğru bir deniz mahsulü pişirme yöntemi uygulamışlardı. İkisi de (baby kalamar olmasına rağmen) çok ideal bir yumuşaklıktaydı.

Yediklerimize doyamadık ve tamamen Çanakkale’nin peynirlerinden oluşan bir peynir tabağı siparişi verdik. Caeli ekibi, yöreye ait olmayan peynirleri özellikle tabaklarına eklemiyorlar. Çanakkale ve etrafının peynirleri çok özel ve lezzetli peynirlerdir; o yüzden lokali destekleyerek kesinlikle doğru bir karar verdiklerinin altını çizebilirim.

Biz peynirleri yerken ikram olarak masaya iki adet tatlı geldi. İlk ayva tatlısı ve Çanakkale’ye özgü bir tatlı olan peynir helvası… Peynir helvasının içine manda sütünden yaptıkları dondurmayı koymuşlardı ve üstünü pürmüzle yakmışlardı. Peynir helvası sevenlerin Caeli’nin bu tatlısına bayılacaklarına garanti verebilirim. Ancak ben en çok ayva tatlısını beğendim. Altında keçi sütünden muhallebi ile servis edilen ayva tatlısı uzun zamandır yediklerimin en iyilerindendi. Mutlaka not alın derim.

Porta Caeli Şarapları

Takdir edersiniz ki Porta Caeli’nin şaraplarından bahsetmeden olmaz. Denediğim 2016 üretimi Pacem adlı şarap; %70 Sauvignon, %15 Chardonnay, %15 Viognier üzümünden yapılıyor. Asiditesini çok iyi bulduğum bu şarabı sadece öğlen servisinde öneriyorlar; hafif ve çok lezzetli.

Beyaz şarap tercih edenlere ise yine Pacem’i önerebilirim; gerçi hem kırmızısını hem de beyazını yapıyorlar. Ama şarabın ünü beyazından geliyor. Pacem’in kelime anlamı “huzur”muş. Kırmızı şarap istiyorsanız da “aşk” anlamına gelen Ament’i denemelisiniz. Ament en başarılı oldukları kırmızı şarap.

Porta Caeli’nin roze şarapları da mevcut; adı ise Felicità. Rozede de çok iddialılar; özellikle koyu renkli ve çok lezzetli olan 2015 şaraplarında. Blush’ı sorduğumda ise, blush kırmızı üzümün çöplerinden üretildiği için blush üretmeye kesinlikle karşılar olduklarını vurguladılar. Bu yaklaşımda olacaklarını tahmin etmiştim.

Otel Caeli’nde atmosfer, çalışanlar, her şey gerçekten harikaydı. Tüm çalışanlar çok sempatik, her sorunuza kibarlıkla cevap veriyor, her ihtiyacınıza koşuyorlar. Sizi her şeyin en güzelini yemeniz ve görmeniz için yönlendiriyorlar.

Demem o ki, bir hafta sonunuzu ayırın ve atın kendinizi Porta Caeli’nin kollarına. Akşam yemeği için favori üçlüm olan karides, kalamar ve ayva tatlısını mutlaka deneyin. Kahvaltıda da kendi yaptıkları kaymağı, siyah çikolatalı ezmeleri, çeri domates ve inek tulumu peynirini yemeden dönmeyin. Afiyet olsun!

Websitesi

İlginizi çekebilir: Lisya  Kalma’dan Casa Lavanda Butik Otel

İlginizi çekebilir: İrem Bali’den Ortanca Evleri 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN