Bayramdan 1-2 gün önce tatile gidip, telaştan ve kalabalıktan uzak zaman geçirip, tam bayram vaktinde geri dönerek İstanbul’un ıssız halinin keyfini çıkarmayı bu aralar huy edindim. Yine bu bayramda da bahsettiğim şekilde Sakız Adası planı yaptık.

Sakız Adası’na Ulaşım

Ege’de Karaburun’un tam karşısında bulunan Sakız Adası, Yunanistan’ın beşinci büyük adası. Adaya Çeşme’den yaklaşık yarım saat süren bir feribotla ulaşılıyor. Adanın Çeşme’ye bu denli yakın olması, İzmirli günübirlikçiler için avantaj oluşturmuş; fakat bizim gibi İstanbul’dan gelenlere bu güruhun yarattığı kalabalık, hafif can sıkıcı gelebilir. Mesela biz gittiğimizde sırf bu yüzden araba kiralayamadık, çoktan hepsi kiralanmıştı; ancak buna rağmen yine, yeni yeniden Yunanistan’da olmak bana çok çok iyi geldi!

Sakız Adası’nda Konaklama

Otelimizi Sakız Adası’ın en sakin köylerinden bir olan Kambos’ta seçtik ki, huzurlu zaman geçirebilelim. Öyle doğru bir tercihmiş ki, sanırım bunu bas bas bağırarak anlatmalıyım. Kambos köyündeki otelimizin adı Topakas House; bir avlu içerisine kurulmuş ve kocaman da bir bahçesi var. Yalnızca 10 odası var, betimlemesi güç ama sahiden dünyanın en huzurlu yeri diyebilirim. Bununla birlikte misafirperverlik de had safhada. Otelin sahibesi Eleni, kapıdan içeri girdiğimiz ilk anda kahve ve damla sakızlı su ikram etti ve bizi o harika bahçedeki bir masaya oturtup elinde haritayla gidebileceğimiz yerleri tek tek işaretledi. Misafirperverlik bununla da bitmedi pek tabii. Herhalde bu sebepten, akşamları deniz keyfimiz sona erince etrafta takılmak yerine Topakas House’un bahçesinde bulduk kendimizi.

Sakız Adası Köyleri

Kambos Köyü

Topakas House’ın bulunduğu Kambos Köyü, en sakin Sakız Adası köylerinden biri. Köye İtalyan mimarisi hakim ve bu yapıları geçmişte Cenovalılar inşa etmiş. Köyde 1000 tane konak yapılmış, ancak sadece 227’si ayakta kalabilmiş. Konaklar bahçeli ve yüksek duvarlı. Bu arada burada genelde narenciye üretiliyor, her yerde bulabiliyorsunuz. Hatta tarihte, narenciyenin tedavi edici özellikleri de burada keşfedilip dünyaya yayılmış. Anlayacağınız Kambos köyü; farklı, huzurlu ve bana kalırsa enfes bir köy.
Kambos’u zorlukla terk edebildiğimiz anları pek tabii ki Sakız’ın enfes denizine koşup yüzerek ve dinlenerek geçirdik. Pek çok güzel koy var, özellikle volkanik taşlarla dolu bir denize sahip Emporios Beach ve Glaroi Beach’in harika; ama Karfas da keşfedilesi. Özellikle zevkli bir tesise de sahip olan Glaroi Beach’te vakit nasıl geçti anlamadım. Hem çalan müzikler hem de Yunan biraları ile (Chios’un kendine özel birası, deneyin!) vakit aktı gitti.

Mesta Köyü

Mesta, 14. yüzyılda kurulan bir kale köyü. Cenovalılar sakız ağaçlarını korumak ve korsan saldırılarından korunmak için burayı kale şeklinde kurmuş ve hatta bunun için bir gözetleme kuleleri var. Evler dip dibe, boşluk yok ve minicik. Çatıları bulunmuyor, terasları var. Bunların böyle olma sebebi korsanlardan korunmak ve evlerin üzerinden gözetleme kulesine koşarak varabilmek. Bu yüzden de köy size bir labirenti anımsatabilir. Bu arada Sakız Adası’nın en büyük klisesi burada bulunuyor. Hatta burası Yunanistan’ın da en büyük 4. kilisesiymiş. Nüfusa gelecek olursak; Mesta’da yalnızca 150 kişi yaşıyor. Genç nüfus yok, gençlerin çoğu Atina’da, bir kısmı da Amerika’ya yerleşmiş.

Pirgi Köyü

Gelelim, adını “kule” anlamında kullanılan Pirgos’tan alan Pirgi’ye. Piri, adanın güneyindeki en büyük köy. Sağlık ocağı bile var içerisinde. Siyah beyaz duvarlarıyla meşhur olan ve Instagram’da fazlasıyla gördüğümüz köy tam da burası. Çünkü bu duvarların bulunduğu evler epeyce fotojenik. Bahsi geçen duvarları yapmak için siyah kumla çimentoyu yatay ve dikey şekilde sıvayıp kireci kazımak gerekiyor. Bu iki asırlık bir gelenek ve zor da bir şey aynı zamanda. Köyler gerçekten gelip görülesi, Sakız’a gelirseniz ya bir tura dahil olarak ya da araç kiralayıp buraları görmeye mutlaka gelin. Turlar keyifli olsa da tam anlamıyla tadına varmak, buralarda uzun vakit geçirmek için araç kiralamak sanırım daha mantıklı bir yol.

Sakız Adası’nda Yeme İçme

Deniz sonrası karınlar zil çalıyorsa gidilecek en güzel yer merkezdeki birkaç taverna ve yerel lezzetlerin bulunabileceği restoranlar. Bizim tercihimiz, To Tsikoudo oldu. Klasiklerden gidip Yunan salatası, kabak kızartma ve caciki yedik, üstüne de yine yeniden sardalya da masamızdaydı! İlk iki gün daha hafif yiyip, otelde vakit geçirmeyi tercih ettiğimizden bu yazı yeme-içme yerleri konusunda tatmin edici olmayabilir; ama bize tavsiye edilen yerleri de sıralayayım, belki birini tercih edersiniz; To Apomero, Meltemaki ve Agyra.Sözün özü, Sakız Adası fazlasıyla mutluluk verici, bize yakın ve de huzurlu bir ada. Yeniden gelip daha da ayrıntılı şekilde gezmek görmek ve anlatmak için sabırsızlanıyorum!

İlginizi çekebilir: Betsy Penso’dan “Yunanistan Samos Adası‘nda Ne Yapılır?”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN