Contemporary Istanbul Vakfı’nın sergisi “Seçici İletken”, Sinan Eren Erk küratörlüğü, Arda Yalkın yaratıcı direktörlüğünde Fişekhane’de ziyarete açıldı. Abel Korinsky, Ali M. Demirel, Ahmet Rüstem Ekici, Ahmet Said Kaplan, Ceren Su Çelik, Candaş Şişman, Dilara Başköylü, Dist Collective, ha:ar, Hakan Sorar, Orhan Kavrakoğlu, Ozan Türkkan ve Selçuk Artut’un 2022 yılı içinde üretilmiş eserlerine yer veren sergideki çalışmalar zaman zaman tek başına, zaman zaman birbiriyle diyolağa girerek, ironik ikilikler ve karşıtlıklar kuruyor.

cif_haar_distruption
ha:ar, “Disruption”

“Seçici İletken” başlığı sergiyi iki uçtan destekliyor. Seçici ve iletken kelimelerinin ayrılığı ve birlikteliği üzerine şekillenen sergi iki ana koridora yayılıyor. Organik formların mükemmelleşmesi ve nasıl aktarıldığı, dijital formların altın oranı ve bunların iç içe geçtiği bölümler Fişekhane’nin koridorlarına yayılıyor. Gerçek ile kurmaca arasındaki sınırların silikleştiği, tanımların bulanıklaştığı aslında bir nevi öneminin kalmadığı bir yüzyıldayız. Tam da bu belirsizlik serginin ilham noktasını oluşturuyor. 

İkilikler ve karşıtlıklar üzerine çokça düşünmemi sağlayan sergi, göstergeler ve sözcüklerin anlamlarının hemen hemen tamamen kendilerinin karşıtı olan göstergeler ve sözcüklerle belirlendiğini düşünen Ferdinand de Saussure’u aklıma getiriyor. Dilin ikilikler ve karşıtlıklar ile düzenlendiğini ifade eden Saussure’un ikili karşıtlıkları, ait oldukları sistemin ayrılmaz birer bileşenidirler aynı zamanda. 

cif_dilara-baskoylu_askin-donusumler-transcendent-transformations-image2
Dilara Başköylü, “Transcendent Transformations”

Serginin merkezinde ha:ar’ın çalışmaları konumlanıyor. İkilinin mekânın girişinde yer alan, daha önce Contemporary İstanbul’da sergiledikleri yapay zekâ yardımı ile oluşturulmuş “Disruption” işi ve yine serginin odağında yer alan “Impossible Sculptures” serisinde yer alan 23, 32 ve 34 numaralı çalışmaları seçkinin kurgusuna dair çok şey söylüyor. Dışarıda, mekân girişinde yer alan yapay zekâ üretimi “Disruption” restore edilmiş bir kompleksin önünde konumlanarak, içerideki serginin dijital ile fiziksel, organik ve inorganik, duyusal ile mekanik birlikteliğinin sinyallerini veriyor. “Impossible Sculptures” serisinde yer alan 23, 32 ve 34 numaralı çalışmalar da robot ütopyası ve insan distopyası arasında konumlanarak seçici iletkenliğe gönderme yapıyor.

Hemen karşısında bulunan Ahmet Said Kaplan’ın etkileşimli yerleştirmesi “Floating Matter”, seyirciyi kumaş fiziğinin gerçek zamanlı bir simülasyonuna davet ediyor. Hareket eden ve seyircinin hareketlerine tepki veren gerçekçi ve duyarlı yapı dalgalanmalar yaratıyor. Tüm teknolojik hassaslığının yanı sıra “Floating Matter”, bizi izleyen kocaman bir göz olarak serginin ana bölümüne yerleşiyor. (Eser 27 Mart’a kadar sergi alanında deneyimlenebiliyordu.) Dilara Başköylü’nün dönüşüm ve oluşumunu sürdüren, analog ve dijitalin kesiştiği serisi “Transcendent Transformations”, tarih boyunca kadın bedeninin sanatta nasıl temsil edildiğine referans yapıyor. İnsan bedeni, doğum, genetik aktarım ve dönüşüm çalışmanın ana ögelerini oluştururken diğer bir taraftan olasılıklara dönüşüyor.

cif_ali-m-demirel_stone-scenes-video-loop-4k-04-00-editing-2022
Ali Mahmut Demirel, “Taş Manzaraları”

Daha gif’e benzetilebilecek bir teknolojiyle seçkide yer alan Ali Mahmut Demirel, “Taş Manzaraları” adlı çalışmasında bir kaya formu ve üzerinde akan su ile karşımıza çıkıyor. Suyun kayayı oyduğu, kayanın da suyun gidiş yönünü şekillendirdiği organik bir sarmala dönüşen hikâye, doğaya ve evrime atıfta bulunuyor. Ceren Su Çelik’in bir oyunun içindeymişiz hissi yaratan video işleri 3 boyutlu mediumda üretilmesiyle dikkat çekiyor. Yerinde sayan, ileri geri hareket eden figürler, dijitalleşmiş bedenin mekânı nasıl deneyimleyebileceği üzerine düşündürüyor. 

Selçuk Artut’un “Geomart-ut4” adlı işi mimari soyutlamadan ilham alıyor. Geometrik formların kendi düzeni içinde karmaşık yapılara dönüştüğü çalışmada müzik önemli bir eşlikçi olarak varlık buluyor. Transformasyonun bir düzene dönüştüğü iş, tekrarın sonsuzluğunu çağrıştırıyor. Dist Collecive’in “Mina” adlı çalışması, blockhain’e kaydedilmiş yazılım parçalarından bir araya geliyor. Henüz bir koleksiyoner almadan önce neye benzediği bilinmeyen çalışmalar, belli parametrelerin rastlantısal bir şekilde nft’ye dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Tesadüfi protein sentezinin bir simülasyonuna benzetebileceğimiz çalışma, asimetrik dokusal kompozisyonlardan oluşuyor.

cif_hakan-sorar_float-series-cycle-digital-animation-00_43-loop-2160x3840-px-1-3-2022
Hakan Sorar, “Float Series”

Hakan Sorar’ın beden üzerinden temsili vurgulayan “Float Series” serisi, cinsiyeti, kimliği, yaşı, kökeni belli olmayan kafasız bedenlerle karşı karşıya bırakıyor bizi. Boşlukta, kendini arayan, bulamayan beden döngünün içinde tekrar ediyor. Çalışma kapsamındaki figürler erkek/kadın, güzel/çirkin gibi ikilikleri aşıyor, tanımların kapsayıcı sınırlarını kırıyor. Abel Korinsky ve Orhan “Aib” Kavrakoğlu’nun “Mottle II” adlı çalışması bizi karmaşık koordinatların ortasında bırakıyor.  Dünya yörüngesinde dönen etkileyici ve sürekli artan sayıda özel mülkiyete ait uydularla ilgili olan çalışma, gerçek zamanlı bir simülasyon sunuyor. 

Olasılıklar üzerine çalışan Candaş Şişman, “Moments of Patterns of Possibilities V2”de olasılıkların bir dökümantasyonunu karşımıza çıkarıyor. Sanatçının 2015 yılında zarlarla ürettiği “Pattern of Possibilities” isimli projesinin devamı niteliğindeki çalışma, olasılıkların birbirleriyle olan ilişkilerinin ortaya çıkardığı örüntülerden oluşarak 9 adet lightbox’ta ölümsüzleşiyor. Ozan Türkkan’ın “Bridges” adlı çalışması, Boris Yeltsin Başkanlık Kütüphanesi’nden topladığı arşiv ve internetten aldığı veriler kullanılarak St.Petersburg köprülerinin ikonik görüntülerinden yola çıkıyor. Yapay zekâ yardımıyla statik hesaplamaları yapan ve olasılıklar üzerine çalışan sanatçının üretimi sonucunda birçok sergi fikri ortaya çıkıyor. Bazıları gerçek bazıları kurmaca olan köprüler, yapay zekâ ve organik yapılar arasındaki köprülere de göndermede bulunuyor. 

cif_candas-sisman_moments-of-patterns-of-possibilities-v2
Candaş Şişman, “Moments of Patterns of Possibilities V2”

Ahmet Rüstem’in Fişekhane’de serginin yayıldığı bir diğer alan olan hamam içinde yer alan “Islak Hacim” adlı serisi tuvaletlere zamansız, kimliksiz, cinsiyetsiz bir açıdan yaklaşıyor. Mekâna ek olarak bedensel deneyime de dikkat çeken sanatçı mahremiyet, düşünsel, boşaltım alanlarını iç içe geçiriyor. Sanatçı biyolojik boşaltım sistemi için bir yapı inşa edilmesi, hijyenik nedenler, bedensel sağaltım alanları konularını bütüncül bir perspektiften ele alarak ıslak hacimlerdeki yolculuğunu, kişisel geçmişinin izleri ve gelecek tahayyülü ile harmanlayarak tuvaletlerde sonlandırıyor.

cif_ahmet-rustem_wet-area
Ahmet Rüstem, “Islak Hacim”

“Düşüncenin hızla yayıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Görüntüler, sesler ve cümleler, ‘bir salgın’ gibi hızla yayılıyor, bize bulaşıyor, zihnimizi yeni sorularla dolduruyor veya onu büyük bir bilgi yığını ile istila ediyor. Her şey akışkan ve uyarıcılar sınırsız. Teknolojinin yaygınlaşmasıyla hafızamız ve algımız dijitalleşirken, gerçek ile kurmaca arasındaki sınır daha da silikleşiyor. Bedenimiz ve zihnimiz, varlığını sürdürmek için yüzyıllardır yaptığı gibi, bütün bu değişime adapte oluyor, kendini yeniden programlıyor. Fikirlerimiz bedenlerimizden hızlı çoğalıyor ve yayılıyor. Geliştirdiğimiz teknolojiler ise gerçekliğimizi kopyalıyor ve onun sayısız versiyonlarını üretiyor.” Sinan Eren Erk

Son bir not: Sergiyi, 16 Nisan’a dek Fişekhane’de ziyaret edebilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı: Seçici İletken

İlginizi çekebilir: Artsy Magger’dan İstanbul Sergi Takvimi