Bir haftalık Skopje yani bilinen adı ile Üsküp ziyaretimde kendimi hem farklı bir coğrafyada hem de çok bilindik bir yerde, evimde hissettim. Makedonya vilayeti Osmanlı devleti döneminde hazineye en çok bağışta bulunan gözde yerlerden sadece bir tanesidir. Gelin görün ki Makedonya şu an tam anlamıyla Osmanlı hafızasından uzaklaştırılmakta. Nasıl mı?

DSCF8422

Makedonya … Balkanların şizofren çocuğu. Bu yazımda ilk olarak size Skopje, yani bilinen adı ile Üsküp’ten bahsedeceğim. Temmuz ayı ziyaretimizde mevsimin yaz olmasına rağmen hayatımda hiç görmediğim bir yağmur ile karşıladı bizi Makedonya. Yağmur damlaları yaza inat eder gibi gökyüzünden düşüyordu. Ben ise bavuluma yazlık giysilerimi doldurmuştum. Makedonya’da kaldığım sürece anladım ki mevsime aldanılmayacaktu. Gün içerisinde değişen insan yüzleri gibiydi. Bi yandan bol kahkaha atan bir güneş görüryorsunuz şehirde, bir yandan ağlayan bir gök. Bu değişimler çok kısa sürede oluyor.  Anı anını tutmayan bu şehri gelgelelim ki sevdim. Şehir çok büyük olmamakla beraber butik cafeleri ile küçük bir Paris olma yolunda ilerlemekte. Geniş caddelerin kenarlarına kurulmuş olan cafelerde müthiş kahveler pişirilmekte. İçlerinde en çok sevdiğim cafe ise Drama Drama oldu.

IMG_20140722_163149

Şehrin meydanında bizi  kahramanları İskender heykeli karşılamakta. Devasa büyüklükteki bu heykel Makedonların en büyük gurur kaynağı. Meydandan az ilerlediğinizde şehirde İskender heykeli ile yarışacak şekilde ve büyüklükte bir sürü heykeller ile karşılaşıyoruz. Adeta heykel turizmi yapılıyor! Bunun sebebini şöyle değerlendirdim. Biz Buradayız ve hatta buradaydık imajı sergileniyor. İskender heykelinin bulunduğu meydanda avaz avaz klasik müzik çalınması da bunun bir göstergesi.

20140722_172842

Gelelim tarihi Taş köprü’ye… Fatih Sultan Mehmet zamanında yaptırılan Taş Köprü’de yürüken kendinizi bugünden geriye doğru ilerleyen bir zaman sarkacının elinden tutmuş gibi hissediyorsunuz. Köprü, Hristiyan kesim ile Türk kesimini keskin biçimde birbirinden ayırmakta. Yazımın başında bahsettiğim Şizofrenik tanımı bu köprüden dolayı yapmıştım. İki halk yıllar boyunca hem bir arada yaşamaya çalışmış hem de farklılıklarını yaşamış gibi gözüksede sanki ufacık bir olay aranıyor birtakım şeyleri değiştirmek için.. Taş Köprü’den Türk mahallesi tarafına geçtiğinizde Türkiye’nin yaklaşık 40 yıl önceki hallerini yaşıyor gibi oluyorsunuz.

DSCF8442

Taş Köprü’den geçtiğimizde kendimizi dünyaca nam salmış köfteci Destan Köftecisi’nde buluyoruz. Makedonlar köfte yerine kebap demeyi tercih ediyorlar. :) Neyse köfteleri heyecanla beklerken Şopska salatası çıkageliyor. Üzeri mükemmel bir peynir ile kaplanmış mevsim salatası ama ne domatesi bildiğimiz domates ne salatalığı ayrı bir tat var bunlarda. Salata ile neredeyse doyan karnımızda elbetteki köfteler için de yer ayırıyoruz. Köfteler masada yerini bulduktan sonra tadına bakmak için yediğimiz köfteler müthiş bir tat bırakıyor damaklarımızda. Köftelerin tadı hala aklımda. Bizim bildiğimiz gibi küçük boyutta değiller kocaman kocamanlar.
Ayrıca Destan köftecisinin kurufasülyesinin tadına da gidince bakmayı unutmayınız.

Not: Servis şekilleri pek hoşunuza gitmeyecektir Destan Köftecisi’nin anlayamadığım gerginlikteki Türk garsonları insanın üzerinde ah ya keşke sipariş vermeseydik izlenimi verse de onların doğal tavırlarının bu olduğunu 1 haftada anlayabildim. Yine de gidilmesi gerekli diye düşünüyorum

IMG_20140722_194610

Destan Köftecisi’nden sonra canımız çok çay istedi ancak Türk çayı Üsküp’te tek bir yerde bulunmaktaymış: Kapan Han. Kapan Han’da çeşitli güzel restoranlar olmak ile beraber türk çayı yudumlayacağınız Pivnican beklentinizi fazlası ile karşılamakta.

20140722_194907

Üsküp’te sakin bir yaşam süregelmekte. Az insan, az AVM ile mutlu mesut yaşanıyor. Bizler belki İstanbul’un karmaşasına alışmış hissetsekte bu sessizlik insanın doğa ile vuslatı gibi. Bir yanda Vardar Nehri’nin akıp gitmesi bir yandan engin dağlar:) Necati Cumalı’nın Makedonya 1900 kitabını bana hatırlattı.

Şehrin gece hayatına gelince, epey hareketli. Vardar Nehri’nin kenarındaki çeşitli publarda dilediğiniz gibi içkinizi yudumlar ve müziğinizi dinlersiniz. Yine rock barlardan klasik müzikleri yapan mekanlara birçok alternatif sunmakta Makedonya.

DSCF8447

Genel hatları ile anlatmaya çalıştığım Üsküp’ü hayatınızda bir kere ziyaret etmenizi naçizane önermekteyim. Şehir hem ucuz hem doğası harika, hem sakin hem tarihi… Daha ne beklenir ki bi şehirden!

Ayrıca aramızda kalsın SkopjeMerak adı verilen mekanda müthiş yemekler yiyip canlı Balkan müziği ile unutulmaz bir gece geçireceksiniz.

IMG-20140725-WA0109

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?