Hep gezilecek yerleri, yenecek yemekleri, katılacağımız etkinlikleri anlatıyoruz. Bu sefer de bunları tek başımıza yapsak nasıl olur diye konuşalım mı? “Solo travel” akımı aldı başını gitti, ben de hakkında bir şeyler karalamak istiyordum uzun zamandır. Birçoğumuz bugüne kadar tek başına sayısız şehir gezdi, bazılarımızın kafası hâlâ soru işaretleriyle dolu. Toparlanın, konfor alanımızı terk etmenin zamanı geldi!

Tatil hikayelerimi dinleyen birçok kişi sohbetin sonunda aynı soruyu soruyor: tek başına sıkılmıyor musun? Yaşadığımız her şey başkalarıyla paylaştıkça daha güzel, daha anlamlı. Tartışmasız, sevdiklerimizle seyahate çıkmanın tadı da ayrı. Ancak kendi başına yola çıkmanın verdiği keyif, kattığı tecrübe başka. Hayır, sıkılmıyorum.

Tek başına seyahat etmek elbette yeni bir şey değil fakat son zamanlarda trend haline geldiği, parladığı da bir gerçek. Özellikle yabancılar arasında oldukça yaygın olan “gap year” kavramının etkisiyle tek başına yola çıkacaklar için tavsiyelerle dolu internet alemi. Hangi seyahat sitesini açsak yalnız gezginler hakkında yazılar yayınlandığını görüyoruz. Gitmeyi düşündüğümüz şehirler hakkında araştırma yaparken yalnız gezginler için özel olarak paylaşılan ipuçları karşımıza çıkıyor. Pinterest’te tek başına seyahat edenler için hazırlanmış özel rotalar, mekanlar, oteller, etkinlik önerilerinden oluşan gönderiler çok popüler. Youtube tek başına seyahat edenlerin vlogları ile dolu.

Ben de size fikir vereceğini düşündüğüm birkaç noktayı yazdım, bakalım nelermiş?

Solo Travel Akımına Katılacak Olanlara Öneriler

Yola çıkmak için sebebiniz olsun. 

Tek başına seyahate karar vermek için farklı sebepleriniz olabilir. Kimimiz tek başına yapabileceklerini görmek, sınırlarını test etmek, kendini denemek isterken kimimiz yalnızca kafa dinlemek, bir süreliğine insanlardan uzaklaşmak için bunu tercih ediyor. Mesela ben, gerçekleştirmek istediğim şeyler için başkalarına ihtiyacım olmadığını, kimseyi beklemem gerekmediğini fark ettiğimde yola çıkmaya karar vermiştim. Daha sonra arkadaşlarımla programımı uyduramadığımda ya da katılmayı çok istediğim ama diğerlerinin o kadar da hevesli olmadığı bir etkinlik olduğunda tek başıma seyahat etmeye devam ettim.

Yabancı ülkelerden birçok insanın ortak sebebi ise gap year. Yani uzun bir süre için okula ya da sabah dokuz akşam beş iş hayatına ara vererek yola çıktıkları, değişik ülkeler gezip yeni kültürler tanıdıkları, rutini bozdukları zaman dilimi. Bundan daha güzel bir sebep düşünemiyorum.

İlk adımı atın.

İlk seyahatinizde Avustralya ya da Nepal’e uçmak zorunda değilsiniz. Konfor alanınızdan hele bir çıkın, sıra onlara da gelecek. Kendinizi daha rahat hissedeceğinizi düşündüğünüz başlangıçlar yapabilirsiniz. Ankara’dan trene atlayıp Eskişehir’e gidebilir ya da Çeşme’den feribotla Sakız adasına geçebilirsiniz. Yeter ki deneyin.

Araştırma ve hazırlık önemli.

Arkadaşlarla ya da yalnız fark etmez; seyahate çıkmadan önce araştırma yapmak, gidilecek ülke ve gezilecek yerler hakkında fikir sahibi olmak şart. Hepimiz kocaman insanlarız, popüler yerleri haritada işaretlemek gerekir diye tavsiye vermek haddime değil. Dikkat çekmek istediğim nokta yalnız yola çıkarken araştırma kısmının özellikle güvenlik açısından ne kadar önemli olduğu. Beş kişi gidilen bir tatilde şehrin dış mahallelerinde konaklamak çok sorun olmayabilir belki ama yalnızken işler farklı. Kalacağınız otel ya da hostelin şehrin güvenli bölgesinde yer aldığından, ulaşım seçeneklerinin fazla ve saatlerinin uygun olduğundan emin olmakta fayda var.

Seyahatinizde size yardımcı olacak uygulama önerimiz için tıklayın.

İlginizi çekebilir: “Seyahat Uygulamaları: Daha Çok ve Daha Hızlı Keşfe Çıkın”

Hosteller öcü değildir.

Hostellerin adı çıkmış. Muhtemelen sizin de etrafınızda vardır çok kalabalık, pis, güvenli değil diye burun kıvıran tipler. Emin olun, o kadar abartılacak bir yanı yok.

Bembeyaz çarşafların, konforlu yatağın ve otel odası sakinliğinin müptelasıyız ancak yalnız çıkılan tatillerde hostelde kalmak çok daha iyi bir fikir olabiliyor çoğu zaman. Hosteller otellere oranla daha fazla kaynaşma imkanı sağlıyor. Farklı ülkelerden insanlar neler yapıyor, hayatları nasıl, neden yola çıkmışlar, bu zamana kadar nereleri gezmişler; bunları konuşmak ve insanlardan ilham almak seyahatin belki de en büyük kazanımı olur. Kim bilir?

Yardım istemekten çekinmeyin.

İlk solo travel deneyimimde kaybolmuştum. İstanbul’dan Londra’ya uçtum, oradan Bournemouth’a geçtim. Elimde adres, kalacağım yeri buldum; ertesi gün okuluma gittim. Buraya kadar her şey yolunda. Dersten sonra eve dönmek için otobüse bindim ama o da ne? Hangi durakta inmem  gerektiğini bilmiyorum. Haliyle yanlış durakta inmişim, bir de üstüne ters yöne yürümüşüm. Evi bulamıyorum, bütün sokaklar hatta binalar birbirine benziyor. Bin yaşındaymışım gibi laflar etmek istemem ama o zaman telefonlarda navigasyon yok, hatta yanlış hatırlamıyorsam akıllı telefon da yok. Yolumu bulabilmek için karşılaştığım İngilizlere sorular soruyorum, harika aksanlarıyla anlamadığım cevaplar veriyorlar. Yön duygum iyice karışmış, paniklemiş ve saçma sapan bir haldeyim. Elimde haritayla bu sefer karşıma çıkan benzinliğe daldım. Sağolsun sevimli bir teyze beni arabasına bindirdi, kaldığım yerin kapısına kadar götürdü. Bol şans dileyip gitti.

Her ne kadar planlı bir şekilde yola çıkmış olsanız da ters giden şeyler olabilir. Yardım istemekten, soru sormaktan çekinmeyin. Bulunduğunuz ülkeye, karşılaştığınız kişilere göre değişir elbette ama yardımcı olmak için ellerinden geleni yapacak insanlar oralarda bir yerde sizi bekliyor. Birine sordunuz ilgilenmedi mi? Başka birine daha sorun, mutlaka işinize yarayacak bir şeyler söyleyecektir. İşin sırrı vazgeçmemek.

İlginizi çekebilir: Keşif Tutkunlarına: Lokallerle Tanışın, Yeni Kültürleri Öğrenin

Yalnızlık bu sefer size özgürlüğü vadediyor. 

Hayatta en çok sevdiğiniz insanla bile seyahate çıksanız bir süre sonra birbirinize tahammül etmek zorunda kaldığınızı fark etmişsinizdir. Beklentiler her zaman örtüşmez, fedakarlık yapmak gerekir. Ancak tek başınayken fedakarlık yapmaya gerek kalmıyor.

Favori Van Gogh tablonuzun önünde saatler geçirebilir, sırf kahvesi çok hoşunuza gitti diye üç gün üst üste aynı mekanda kahvaltı yapabilirsiniz. Bütün şehri yürüyerek dolaşabilir, ertesi gün öğleye kadar uyuyabilirsiniz. Ayak uydurmanız gereken birileri olmadan seyahat etmenin tadına varınca bunu sık sık tekrarlamak isteyeceksiniz.

Emin olun kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. 

Döndüğünüzde bambaşka bir insan olacaksınız gibi beylik laflar etmek istemem ancak özgüveninizin tazeleneceği de kesin. İstediğiniz bir şeyi gerçekleştirmiş olmanın getireceği o muhteşem hafifleme hissini de unutmamak gerek. Denemeye değmez mi?

Eğer buraya kadar okuduysanız hemen yeni bir sekme açıp uçak bileti bakmaya başlayacağınızı umuyorum. Keşke gitseydim demek yerine iyi ki gitmişim demeyi seçin.

Bol şans!

Fotoğraflar: https://www.pexels.com/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN