Stuttgart, Almanya’nın diğer şehirlerine göre daha az popüler bir şehir. Hâlbuki şehrin barok mimarisi, çağdaş unsurlar ile beraber kendine has bir şehir ortamı yaratıyor. “Fernsehturm Stuttgart” (Stuttgart Televizyon Kulesi, Almanya’nın Stuttgart kentinde yer alan 216.61 metre yüksekliğinde bir televizyon kulesi), sanat ve doğa tarihi müzeleri, Avrupa’nın en büyük hayvanat ve botanik bahçelerinden biri olan Wilhelma bu şehirde yer alıyor. Stuttgart, kütüphaneleri ve festivalleri ile görülmesi gereken bir Avrupa şehri.

Bunların dışında, Stuttgart’ın daha özel bir yönü daha var: Burası gerçek bir otomobil şehri. Her otomobil tutkununun hayali… Neden mi? Çünkü; dünyanın en büyük otomobil markalarından ikisi olan Porsche ve Mercedes’e ev sahipliği yapıyor.

Stuttgart’ta Ulaşım ve Konaklama

Mercedes ve Porsche Müzelerine geçmeden önce biraz ulaşım ve konaklamadan bahsetmek istedim. Stuttgart’ın içinde muhteşem bir raylı sistem var. Havaalanından merkeze çok rahat bir şekilde raylı sistem ile ulaşabilirsiniz. Elbette tren sistemini kullanmadan önce, turist bilgi merkezinden (havaalanının içinde var.) mutlaka ulaşım bileti alın. İhtiyacınız doğrultusunda farklı seçenekler var.Raylı sistem ile aynı zamanda şehir içinde de istediğiniz her noktaya rahatça ulaşabilirsiniz.

Şehir içinde konaklayabileceğiniz bolca otel bulunuyor. Bir diğer alternatif ise AirBnb’den ev kiralamak. Ben bu seyahatimde tercihimi “Hotel Unger” den yana kullandım ve oldukça memnun kaldım. Bulunduğu konum çok merkezi, trene, mağazalara, barlara ve restoranlara çok yakındı. Hotel Unger’in en beğendiğim kısmı kahvaltısı oldu. Muhteşem bir kahvaltı sunuyorlar.

Mercedes – Benz Müzesi, Stuttgart


Stuttgart’ta ilk ziyaret yerim Mercedes Benz müzesi oldu. Burası için sadece bir otomobil markası ve onun modellerinin sergilendiği bir müze diyemeyiz. İçeriği girdiğiniz an “burada başka bir şey var” diyorsunuz. Müzedeki asansörlerden yukarı çıkınca müze turunuza başlıyorsunuz. Asansörün kapısı açıldığında gördüğünüz ilk şey bir at. En eski ulaşım şekli.

Oradan seyahatin evrimini ve onunla ortaya çıkan sorunları ve bu sorunlara yönelik çözümleri inceleyebiliyorsunuz. Yol kazaları, hava yastıklarının icadı, trafik sıkışıklıkları, otobüslerin icadı, motor-sporları ve yarışlar, geçmişten-günümüze kadar ve hatta geleceğe bakış olarak Mercedes’in yarattığı otomobiller ile anlatılan muhteşem bir hikâyenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Müze, özellikle bu hikâyeyi size anlatmak için kusursuz bir şekilde tasarlanmış.

Porsche Müzesi, Stuttgart

Ben gerçek bir Porsche tutkunuyum. Fabrikasını ve müzesini görmek, “ölmeden önce yapılması gerekenler” listemde en üst sırayı alıyordu. Hal böyle olunca, Stuttgart’taki ikinci günümün neredeyse tamamını Porsche Müzesi’nde geçirdim.

Müze, Porsche’nin her nesilden otomobillerini ve yarış otomobillerini sergiliyor ve onları bu kadar özel yapan şeyleri size aktarıyor. Porsche tarihini taşıyan yaklaşık 80 araç ve 200 küçük parça sergileniyor. Sergide, Profesör Ferdinand Porsche’nin 20. yüzyılın başlarındaki başarıları, 356, 911 veya 917 modelleri gibi klasikler ve tabii ki onun tarafından inşa edilen “Beetle” in bile bir gurur yeri var.

 

Tarihi yarış ve spor otomobillerin bakımı için müzenin 26.000 metrekarelik kendi atölyesi bulunuyor. Kafe kısmı ile atölye arasındaki cam bölme sayesinde, mekaniklerin klasik Porsche yarış ve spor otomobillerinde çalışmalarını izleme olanağı sağlıyor.Sergi dışında Porsche müzesinin ziyaretçilerine çok özel bir aktivite daha sunuyor. Hayranı olduğunuz Porsche modelini kiralayıp kullanabiliyorsunuz. Elbette bu kiralamada bazı ön koşullar var:

_Türkiye Turing ve Otomobil kurumundan almanız gereken uluslararası araç kullanım belgesi,

_Yaşınızın 27+ olması,

_En az 5 senelik bir ehliyetiniz olması gerekmesi.

Bunlar en temel koşullar. Diğer koşulları bu adresten öğrenebilirsiniz.

Bu konuyla ilgili bir uyarım da ki önemli bir uyarı, Porsche size arabayı teslim etmeden önce tenzili olarak 2500 Euro alıyor. Kredi kartınızda bu miktarı karşılayabilecek bir limit olması gerekiyor. Bu miktar, oluşabilecek bir kaza, trafik cezası, anahtarı kaybetme hatta yanlış benzin doldurma durumuna karşılık onların aldığı bir önlem.



Ben 3 saatlik 911 Carrera 4 GTS kiraladım. Muhteşem bir deneyimdi. Nerelerde gezeceğiniz size kalmış. Benim ilk durağım Porsche modifikasyonunda en önemli isimlerden TechArt Showroom’unu ziyaret ettim.

İkinci durağım, Porsche’nin yarış arabalarının ve RS modellerinin tasarlandığı fabrikanın olduğu yere gittim.

Üçüncü durağım otobandan Stuttgart’a dönmek oldu. Bir Pazar sabahında Stuttgart şehir merkezinde 911 Carrera 4 GTS ile gezmek gerçekten çok güzeldi. Bu kendiliğinden oluşan güzergah, 911 Carrera 4 GTS’i deneyimlemem için bana her açıdan da yetti.

Porche Müzesini ziyaret emek ve bir 911 kullanmak benim için bu seyahatin en önemli kısmıydı. Çünkü Porsche adını taşıyan ilk araç 8 Haziran 1948’de kaydedildi ve 356 “No.1” Roadster oldu ve Porsche markasının doğduğu gün oldu. Porsche’nin spor otomobil tarihinde 70. Yılında müzede olmak… dediğim gibi benim için çok özel bir deneyim ve anı oldu.

Stuttgart’ta Gastronomi

Ziyaretim boyunca kahvaltıyı otelde yaptım. Öğlen yemeklerini ziyaret ettiğim Mercedes Benz ve Porsche müzelerinde yedim.
İki müzenin de sunduğu mutfak, klasik Alman mutfağında sunulan yemeklerdi. İki restoran da birbirinden güzeldi.

Akşam yemeği olarak çevrede gidebileceğiniz birçok seçenek var. Ama özellikle otelin yakınlarında bulunan “Block House” unutamayacağım bir deneyimdi. Tahmin edersiniz ki çok farklı ülkelerde, şehirlerde, restoranlarda et yemişimdir ama inanın ben böyle bir et yemedim. Et öncelikle çok iyi dinlendirilmiş ve kendine has muhteşem bir aroması var. Cheflerin eti mükemmel tuzlaması, pişirmesi ve dinlendirmesi lezzeti tavan seviyelerine çıkartıyor. Bu muhteşem etin yanında servis ettikleri buram buram yeşillik kokan salata, fırın patates ve sarımsaklı ekmek. Mutlaka deneyimlemelisiniz.

Gün içerisinde kahve molası ve bir tatlı yememek olmazdı. Alman yemek kültüründe birbirinden güzel tartlar, pastalar ve kremalar bulunmaktadır. Schwarzwalder Kirschwasser (kara orman pastası) gün içerisinde kahve molanızda tatmanız gerekenlerden sadece biri.

Apfelstrudel (elmalı tart), Berliner (reçel dolgulu kızarmış hamur), Rote Grütze (kırmızı meyveler ile yapılan ve vanilyalı krema ile servis edilen bir puding) seçenekleri ile seçim yapmak tam bir serüven oluyor.

Stuttgart’ın düşündüğünüzden çok daha hareketli bir gece hayatı var. Birbirinden değişik ve özgün barlar ve dans mekanları burada yer alıyor. Daha sakin bir akşam geçirmek isteyenler için çok güzel bira bahçesi seçenekleri ile beraber şarap evleri de mevcut.

Üç gün süren Stuttgart deneyimimin sonuna geldik. Eğer benim gibi bir otomobil tutkunuysanız mutlaka uğramanız gereken bir şehir.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN