Kendinize ayıracak biraz zaman buldunuz ve size kendinizi iyi hissettirecek bir filme mi ihtiyacınız var? İşte o zaman benden bir öneri: The Station Agent!

01

Yaz tatiline yeni girdiğim şu günlerde, kendime rahatlamak, keşfetmek ve evde olacağım zamanların bir kısmını doldurmak adına birkaç film seçmek için DVD’lere bakınırken gözüme çarpan filmlerden biriydi The Station Agent. İnsanın içini açan, hem renklerle hem görüntüsüyle hoş bir an vardı kapakta, Sundance Film Festivali’nden üç ödül aldığı belirtilmişti ve “Bir Dostluk Hikayesi” yazıyordu. Bir dostluk hikayesi olduğunu iddia eden ama klişelerden öteye gidemeyen onca film olmasına ve oyuncular, sonradan utandığım üzere, adını duyduğum ama oyunculuklarına pek aşina olmadığım isimler olmasına rağmen, konusu da sunuluşu da hoşuma gittiğinden almak istedim. Sonuç: o kadar sevdim ki, iyi ki de almışım!

finnjoe

The Station Agent ya da çevrildiği haliyle “Hayatın İçinden”, 2003 yapımı bir film. Başlarda apayrı hayatları ve kişilikleri ile sunulan üç karakterin sonradan bir araya gelmesiyle oluşturduğu üçlünün hikayesini izliyoruz. Patricia Clarkson, Peter Dinklage ve Bobby Cannevale canlandırıyor bu üçlüyü.
Kısaca konudan bahsetmek gerekirse, ilk başta Fin McBride karakteri ile tanışıyoruz. Fin, (Dinklage) fiziksel özelliklerinden dolayı hep dışlanmış, dalga geçilmiş ya da yok sayılmış. Yalnızlığa alışmış ve duvarları olan bir insan. Hayatının temelinde ise trenler var. Trenlerin modellerini, tarihlerini, güzergahlarını, çalışma şekillerini vs. kısacası onlara dair ne varsa biliyor Fin. Bir gün, ıssız bir tren istasyonunun önündeki minik bir kulübede yaşamaya başlıyor. Seyyar sandviççi olan, geveze ve biraz serseri ama iyi niyetli bir hale sahip olan Joe ve depresyondaki, yetenekli ressam Olivia ile bir şekilde yolları kesişiyor ve birbirine çok zıt olan bu üçlünün yaşadıklarını, sürekli filmden zevk alarak ve bir sonraki sahneyi merak ederek izliyorsunuz.

Patricia Clarkson Station Agent

Filmin gidişatına dair daha fazla ipucu vermek istemiyorum. Tür açısından bir komedi-drama olarak geçiyor ve gerçekten de çok güzel espriler barındırıyor ama, aynı zamanda üç insanın birbirinden farklı sorunlarıyla nasıl baş etmeye çalıştığını, geçirdikleri evreleri de size içtenlikle hissettiriyor. Yer yer az sayıda diyalogun olduğu bölümlerde oyuncuların, özellikle de Peter Dinklage’in mimikleri ve vücut dili çok ön plana çıkıyor ve insanı etkiliyor. Bittiğinde yüzünüzde güzel bir gülümseme, içinizde tatlı bir sıcaklık yaratıyor film ve gerçekten de karakterlerle benzer sorunları ya da hayatları tecrübe etmemiş olsanız bile size tanıdık ve sahici geliyor ve dostluğa dair naif bir üslupla güzel anlamlar iletmeye çalışıyorlar, bu nedenle filmin Türkçe adı da uygun. 88 dakika süren filmde hiçbir kopukluk yok, her kare ve ilerleyiş çok güzel bir araya getirilmiş. Senaryonun ve repliklerin tamamının ustalıkla ve zekice yazılmış olduğunu, tahminlere pabuç bırakmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle alışıldık bir sona sahip olmaması açısından da hoşuma gitti.

stationagent

Görüntülerin kalitesi ve anlatılanlarla uyumu da harika. Özellikle istasyon etrafında yürüme sahnelerinde ortaya çıkan hoş manzaralar ve filmin içindeki film olan trenli kısa film; trenlerle hiç alakası olmayan biriyseniz bile sizde bir ilgi uyandırabilir. Hele bir de zaten bir ilginiz varsa, mutlaka izlemelisiniz.

The Station Agent, Sundance Film Festivali’nde En İyi Drama İzleyici Ödülü, En İyi Senaryo Ödülü (Tom McCarthy) ve En İyi Oyuncu Ödülü’nü (Patricia Clarkson) kazanmış.

2129+the-station-agent-hayatin-icinden-izle-jpg

Bu yazıyı yazmamın hemen ardından, film hakkında yapılmış yorumların bir kısmına göz attım. Hep olumlu eleştiriler yapılmış ve güzel puanlar almış. Filmin son sahnesi bittiğinde ve yazılar akmaya başladığında, soundtrack bitsin istemedim açıkçası. The Station Agent’in koleksiyonumda hep özel bir yere sahip olacak, siz de çok tatlı bir dostluk hikayesine tanık olmak, hatıranızda ve arşivinizde bir güzel filme daha yer açmak isterseniz izleyin derim.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR