Bu ay keşfettiğim mekanlar arasında en sevdiklerim Teşvikiye’nin nefis manzaralı terası restoranı Tiraje Teras ve Galata’nın ruhuna uymuş Salon Galata oldu!

Teşvikiye’de Glens’in en üst katında bulunan Tiraje’ye yolumun düşme sebebi en yakın arkadaşımın doğum günü kutlaması idi. Ayvalık’ta kutlarız diye düşünüp Teşvikiye’de sonlanan bu yolda Tiraje bizi öyle mutlu etti ki neredeyse Ayvalık planının iptaline sevinir hale geldik. Kapıdan girip de manzarayı ve çalan müzikleri hissettiğimiz an güzel bir akşamın sinyali verilmiş oldu. Güleryüz de cabası! Tabii ilk anlarda ne kadar lezzetli yemekler yiyeceğimizden habersizdik; ama seçtiğimiz mezeler bir bir masaya geldikçe bunu da anlamış olduk.

Tiraje’nin menüsü fazlasıyla yeterli. Mezelerden tek tek bahsetmesem olmaz çünkü enfeslerdi. Özellikle top şeklinde servis edilen soslu Girit ezmesi, patlıcan, klasiklerden humus, atom ve mis gibi fava. Her birinden ikişer kez söylemek durumunda kaldık çünkü tabiri caizse bu lezzetlere doyamadık. Ardından gelen jumbo karides ve Boşnak böreği ise geceye damgasını vurdu diyebilirim. Mekanda kokoreç, ciğer, avokado püresi ve acılı domates sos ile hazırlanan iç midye tempura ve ılık ahtapot salatası da fazlasıyla seviliyormuş.

Bir saatten sonra DJ eşliğinde 90’lar pop çalmaya başladı. Tiraje diğer mekanlara göre hem daha ıssız ve keşfedilmemiş, hem de keşfedilse dahi lezzetleri çok özel, denenesi. Tüm bu deneyimin sonunda arkadaşımın doğum günü için bir San Sebastian Cheesecake getirdiler ki; bu tatlıyı normalde hiç sevmeyen ben bile dakikalarca hayranlıkla tadını çıkardım. Bir sonraki gelişimde de tatlılardan laz böreğini deneyeceğime kendi kendime söz verdim. Kısacası Tiraje Teras’ı çok sevdim, özel günler, toplantılar, bazen sakin bir yemek için dahi uygun olan bu mekanı sizin de deneyimlemenizi öneririm.

Instagram

Salon Galata

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Salon Galata (@salongalata) on

Favori keşiflerim derken öylesine söylemiyorum. Hem Tiraje Teras hem de Salon Galata beni kapıdan girdiğim an mutlu etti. Salon Galata Bankalar Caddesi’nin girişinde, tarihi bir binanın en alt katında. Şimdiden keşfedilmiş! Özellikle dışardaki kısmında bulunan yeşil minderli şık oturma kısmı dolu dolu, içeride ise bambaşka bir dünya var. Başka bir şehirdeymiş hissi veren yeşil ve kahverenginin hakimiyetindeki dekorasyonun en güzel kısmı duvarlara asılan Ara Güler’in fotoğrafları sanırım. Etrafı seyrederken içinizi ısıtan bir müzik doluşuyor kulaklarınıza.

Menüde kahvaltılar, salatalar, levrek, beğendili köfte, etli pazı sarma gibi bazı ana yemekler, özel olarak yapılan ıspanaklı somonlu, kuru domates soslu pestolu tagliatella gibi makarnalar ve tahin sufle, fırın sütlaç gibi tatlılar ile kahve çeşitleri mevcut. Yemekler çok lezzetli, üstüne ikram ettikleri ve adını maalesef sormadığım çikolatalı tatlı ise bir harika! Vaktin nasıl geçtiğini anlayamayacağınız mekan, Galata’nın ruhuna öyle yakışmış ki, bayılacağınıza eminim. :)

Instagram

 

Bonus: Favori keşiflerime, yeni açılmayan; ancak benim henüz çok yeni gidebildiğim iki yeri daha eklemek istiyorum çünkü tek kelimeyle harikalardı! Biri Asmalımescit’te Pera Palas Otel’in karşısındaki Meze By Lemon Tree (humus ve karidesini tatmalısınız!) diğeri ise İsmet Saz’ın şef mekanı Toi (Beef Wellington’ı yenmeli!). Tavsiyemdir :)

İlginizi çekebilir: Zeynep Canaz’dan “Zaaf Galata: İki Şefin Gizli Yemek Atölyesi”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN