Netflix’te yakın zamanda yayına girmesine rağmen şu anda en çok izlenen filmler listesinde dört numarada yer alan “Unknown Number: The High School Catfish” belgeseli Amerika’nın Michigan eyalatinde doğup büyüyen Lauryn Licari ve erkek arkadaşı Owen McKenny’nin bilinmeyen bir numara tarafından 1.5 yıl boyunca yaşadığı tacizi merkeze alıyor. Taciz kelimesini açıkça kullanmamın sebebi belgeseli izleyince de anlayacağınız üzere yaşanılanların yalnızca bir “siber zorbalık” olarak adlandırılamayacak kadar korkunç olması. Dilerseniz belgesele kısaca bir göz atalım.

youtube play youtube play

Yıl 2020’yi gösterirken o zamanlar 14-15 yaşlarında olan Lauryn Licari isimli bir genç kız bilinmeyen bir numaradan erkek arkadaşı ile ilgili mesajlar almaya başlıyor. Numara tarafından kendisine “erkek arkadaşının artık Lauryn’i sevmediği ve mesajı atan kişi ile birlikte olacakları” gibi mesajlar gönderiliyor. Bu mesajlar öncesinde ne Lauryn’i ne de Owen’ı rahatsız edecek nitelikte değil. Çünkü 2 yıldır birlikte olan çift hem birbirlerini çok seviyor hem de okuldakiler tarafından da “Altın Çift” olarak anılıyor. Hal böyle olunca Owen’ın annesi Jill McKenny’in röportajda söylediği gibi çevrelerinde bu altın çiftimizi kıskanan birçok kişi olabilir. O dönemdeki yaşları da düşünüldüğünde ilk başlarda bu mesajların kıskanç bir akran tarafından atıldığı düşünülüyor. Ta ki mesajların içeriği müstehcenleşip karşı tarafın fiziksel özelliklerini aşağılayıcı ve en sonunda fiziksel zarara varacak kadar ağırlaşınca devreye polis dahil oluyor. 

Yazarın Notu: Bundan sonrası belgesel ile ilgili spoiler içerebileceğinden yapımı henüz izlememiş olan değerli okuyucularım dilerse burada yazıya son verebilirler. Ama izleyince mutlaka bekliyorum, yorumlarınız çok kıymetli benim için.

Unknown Number: The High School Catfish | Fotoğraf: Netflix

Nerede kalmıştık? Evet Şerif Mike Main’in dahil olması ile olay okul dışında kasabada da yayılma başlıyor. Tabii ki de olay şerife gidene kadar bu durum neredeyse bir yıl civarında devam etmekte. Şerif Main’in yaptığı ilk hamleler başta olayın ana kişileri Lauryn ve Owen olmak üzere okuldaki öğrencileri sorgulamak oluyor. Burada elde edilen bilgilerde Owen’ın yakın arkadaşı Khloe, kuzeni Adrianna gibi isimler de sorguya çekiliyor. Her ne kadar belli oklar bu kızlara işaret ediyor olsa da telefonlarına el konulduktan sonra olayın her ikisiyle de alakası olmadığı ortaya çıkıyor. Bu olaylar devam ederken göz ardı edilemeyecek en büyük durum ise Lauryn ve Owen’ın psikolojileri. Akran zorbalığının yaşattığı travmayı tahmin edebilirsiniz. Buradaki zorbalık geceli gündüzlü 40-50 mesaja ulaşarak artık bir taciz boyutuna geldiği için bu gençlerin psikolojisi gün geçtikçe daha da bozulmaya başlıyor. İnsanlara karşı yaşanan güvensizlikleri kendi aralarında da vuku bularak ilişkilerinin sonunu getiriyor. Okuldan uzaklaşmaya başlamaları da cabası. Yaşanan bu durum yalnızca gençleri değil ailelerini de yakından ilgilendiriyor. Lauryn’nin anne babası Kendra ve Shawn ve Owen’ın anne babası Dave ve Jill McKenney yaşanan zorbalığın çocuklarının intiharına dahi sebep olabilecek korkusu ile haklı olarak soluğu sıkça Şerif Main’in yanında alıyorlar. 

Unknown Number: The High School Catfish | Fotoğraf: Netflix

Burada Şerif Main’in o dönemki en büyük hatası olayı derinlemesine incelemeden ebeveynlere “Çocuklarınıza yeni bir telefon alın, numaralarını değiştirin” demek oluyor. Olayın sonuca varamaması ve gittikçe karanlıklaşmasından dolayı dosya siber suçlarla ilgilenen FBI ajanı Brandley Peter’a devrediliyor. Ajan Peter’ın en büyük hamlesi bilinmeyen numaranın izine düşürek bağlı olduğu IP adresini bulmak oluyor. Ve sonuç olarak numaraya ait olan ve herkesi şok eden o isim bulunuyor: Kendra Licari!

Yanlış görmedik ya da yanlış izlemedik. İlk gördüğümde şoka uğradığım için sahneyi başa alarak izledim doğru mu anladım diye. Eminim ki birçok kişi benim gibi olmuştur. Çünkü akıllarımıza gelen ilk şey “Neden?” oluyor. “Bir anne kendi öz kızına bunu neden yapar?” Bu soruların cevabı da belgeselde Kendra ile yapılan röportajlarda ortaya çıkmaya başlıyor.

4-239
Kendra Licari | Fotoğraf: sinemalar.com

Belgeseli buraya kadar nesnel olarak incelediğimize göre şimdi öznel bir gözle bakabiliriz. İzlerken de aklımda canlanan yorumları sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendra suçunu kabul ettikten sonra yapılan röportajlarda kendisinin iyi bir ruh hali içerisinde olmadığını belirtiyor. Girdiği iki işten de kovulmuş ve bunu ailesi ile paylaşamamış, gittikçe de içine kapanmaya başlamış. Söylediğine göre ilk başlarda atılan mesajların ona ait olmadığı kendisinin buna sonradan başlayarak amacının da bilinmeyen bu numarayı bulmak olduğunu belirtiyor. Burada araya giriyorum. Bu yoruma asla inanmadım. Çünkü mesaj içerikleri birbirine çok benzer olduğu için işin içine sonradan girdiği yorumu bana samimi gelmedi ki olayı araştıran yetkili kişilerin de böyle düşündüğü belgeselin devam eden sahnelerinde gösteriliyor. Ayrıca 17 yaşında tacize uğradığını belirten Kendra, kızının büyümesiyle eski travmalarının tetiklendiğini belirtiyor. Olayların başında Kendra’nın olduğunu öğrendiğimden beri geçmişle alakalı bir travması olduğunu düşünmeye başlamıştım çünkü sağlıklı bir insanın böyle bir şey yapmayacağını düşünüyordum. Devamında böyle bir hikâye duymak beni açıkçası çok üzdü. Kendra’nın yaşadıklarına çok üzülsem de yıllar sonra kendi kızına böyle bir şey yaşatmasını da kabul edemedim. Her ne kadar onun isteği kızının büyümesinden korkması ve onun kahramanı olmak istemesi olsa da bunun yolunun asla böyle bir şeyden geçmeyeceğini biliyoruz. Belgeselin bu kısmı bana yıllar öncesine damga vurmuş  olan “Gipsy Rose ve Clauddine Blanchard” olayını anımsattı. Hatta döneme o kadar damga vurdu ki “The Act” adında dizisi dahi çekildi. Şu anki konuyla birebir örtüşmese de psikolojik bir rahatsızlık sonucu kendi çocuğunu da kendine mahkum etme ve onun kahramanı olma eğilimi bana benzer geldi. Bir olay çocuğu fiziksel olarak hasta ederken diğeri ise psikolojik olarak etkiliyor. Her ikisi de çocuk istismarına birer örnek. 

Gipsy Rose ve Clauddine Blanchard | Fotoğraf: biography.com

Belgeselin sonuna geldiğimizde de şu an Kendra’nın 1.5 yıl kadar hapiste yattıktan sonra özgür kaldığını ve çok pişman olduğunu görüyoruz. Kendra yüzünden mağdur olup suçlanan diğer gençlerin ve ailelerinin de bu olaydan oldukça büyük yaralar aldığını izliyoruz. Ama en çok içimi burkan ise hiç şüphesiz Lauryn oldu. Bir yanı hayatındaki en önemli kişiye karşı güven sorunlarıyla baş ederken bir yanı hâlâ annesini yanında istiyor. Ona kızamıyorum çünkü nihayetinde hâlâ bir çocuk. Bu belgesel beni derinden sarstı. Bu konuyla ilgili görüşlerinizi ve yorumlarınızı çok merak ediyorum. Son olarak ise eğer siz ya da çevrenizden biri herhangi bir zorbalığa uğruyorsa lütfen bir uzmana danışmayı ve yardım istemeyi unutmayın. Her insan biricik ve çok değerlidir, kendinizi sevmenize kimsenin mani olmasına izin vermeyin. Kendinize çok iyi bakın, yeni yazıda görüşmek üzere…

Kapak Fotoğrafı: Netflix

İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan Netflix’te Bu Ay