“Uzak Bir Ülkede” Üzerine: Selçuk Demirel ve Lyliane Adra ile Sohbet
Uluslararası alanda tanınan çizer ve illüstratör Selçuk Demirel ile yazar Lyliane Adra’nn politik alt metinlere sahip yeni kitabı Uzak Bir Ülkede ile okurları ile buluştu. Biz de “Uzak Bir Ülkede’yi kitabın yazar ve çizeriyle konuştuk.

Dünya çapında saygın bir çizer olarak tanınan Selçuk Demirel, yazar Lyliane Adra’nın derinlikli ve şiirsel metinleriyle buluşarak oluşturduğu yeni kitabı Uzak Bir Ülkede ile, çizginin sessiz ama güçlü anlatımını bir kez daha sahneye taşıyor. Kitabın Fransızca orijinal metni, titiz bir çeviriyle Melike Aydın tarafından Türkçeye kazandırıldı. Okuyan Us Yayınları tarafından yayımlanan bu grafik anlatı; baskı, gözetim, hafıza kaybı ve bireysel direniş gibi günümüzün evrensel meselelerine zarif ama çarpıcı bir dille yaklaşıyor.
Bir çizgi roman olan bu kitap; birey – iktidar ilişkisine, hafızanın yok edilişine, baskıcı sistemlerin absürtlüğüne ve belirsizlikle kuşatılmış bir ülkenin karanlık mizahına dair evrensel bir anlatı sunuyor. Kitabın yazarı Lyliane Adra ve çizeri Selçuk Demirel ile “Uzak Bir Ülkede – Harflerin İsyanı” başlıklı kitabı çağrışımlarıyla masaya yatırdık.
Okumayı yasaklayan ve özgürlüğün tehdit altında olduğu bir dünya yaratma fikri bugünün dünyasıyla da düşününce çok “uzak bir ülke” olmadığı fikrini veriyor. Sizi, “Uzak Bir Ülkede” kitabını ortaya çıkarmaya iten hangi duygulardı?
Lyliane Adra: Hikayeyi “uzak bir ülkede” konumlandırma fikri tamamen uzaklık ve yakınlık arasındaki gerilimden geliyor; “Uzak”’ diyerek okuyucunun yönünü şaşırtmak ve bir adım geriye gitmesini sağlayacak bir masal yaratmak istedim… Ancak aynı zamanda bu ülkenin aslında o kadar da uzakta olmadığının yavaş yavaş farkına varmasını istedim. Çıkış noktam, huzursuzluk hissi oldu. Bugün dünyanın birçok yerinde temel özgürlük hakları endişe verici bir gerileme yaşıyor: ifade özgürlüğü, eğitim hakkı ve okumaya erişim. Kitabın yok edildiğini, sansürlendiğini, yasaklandığını görmek artık geçmişten gelen bir görüntü veya hayali bir distopya değil, yeniden su yüzüne çıkan gerçeklik. Kitap, bu çelişkili dünyayı irdeliyor. Bu hikaye bir kurgu ama gerçek dünyadan gözlemlerle besleniyor: sansürün çoğalması, kitaplara, fikirlere kelimelere duyulan güvensizlik. Dolayısıyla evet, bu uzak ülke… Gerçek dünyaya çok benziyor. Bize bir ayna tutuyor ve bize okuma, öğrenme ve düşünme özgürlüğümüzü savunmaya ne kadar istekli olduğumuzu soruyor.
Selçuk Demirel: “Uzak bir Ülkede /Harflerin İsyanı” Lyliane ile üzerinde uzun bir suredir düşünüp tartıştığımız bir projeydi. Sonuç olarak olmasını istediğimiz gibi yayımlandı. Başta Cem Mumcu ve Okuyan Us Yayınları’na ve de hem kitabın çevirmeni hem de editörü Melike Aydın’a teşekkür etmek istiyorum. Veredonia hem uzakta, hem çok yakınımızda hatta bazen de içinde olduğumuz ve hayal ettiğimiz bir ülke. Bütün dünya kültürlerinden beslenen, mimarisiyle ve coğrafyası ile de birçok yeri andıran bir ülke. Bu ülkede yaşayan insanların mutlu, mesut ve refah içerisinde yaşayabilecekleri bütün koşulların var olmasına rağmen işler umdukları gibi gitmiyor…

Kitapta kelimeler ve kitaplar susturuluyor. Sözcüklerin gücü ve baskıya karşı özgürlüğün direnci hakkında ne mesaj vermeyi amaçladınız?
Lyliane Adra: Mesaj, sözcüklerin gücü ama aynı zamanda kırılganlıkları hakkında. Hikayede kitaplar oradan kayboluyor ve onlarla birlikte kolektif hafızanın bir parçası da gidiyor. Benim bu hikaye ile söylemek istediğim, sözcükler susturulmaya çalışılsa da bir şekilde geri dönüyorlar, içimize sızıyorlar ve direniyorlar. Okumak adeta bir başkaldırı hareketine dönüşüyor. Hikaye anlatmak, “hala özgürüm” demenin bir yoludur. Bu hikaye bastırmaya çalışılan kelimelerin bazen bir çocuğun ağzından, bazen bir dayanışmadan bazen de cesur bir sesten nasıl yeniden doğabildiğini anlatıyor.
Tanınmış bir illüstratör olarak, Uzak Bir Ülkede’de yarattığınız görsel dünyayla ilgili yenilikçi bir tarz ve yöntem uyguladınız mı? Kitap bu yönüyle hangi yaratıcı ve yenilikçi unsurları içeriyor?
Selçuk Demirel: Kitaptaki resimleri çizmeden önce nasıl bir yöntem ve nasıl bir teknikle çizmeliyim konusunda epeyce düşündüm. Sonunda kitabı kendim için yaptığımı düşünerek kendi beğenime dönük desenler yapmamın daha doğru ve samimi olacağına karar verdim. Her zamanki çalışma tempomla kitabın resimleri birer birer ortaya çıktı. Lyliane ile oluşturduğumuz sinerji çok iyi çalışıyordu. Bu kitabın resimlerini yaparken ne bir çocuk kitabı ne de büyükler kitabı gibi bir ayrım yapmadım. Biraz iddialı bir örnek olacak ama Ne Lewis Carroll “Alice Harikalar Diyarında” kitabını yazarken ne de Antoine de Saint-Exupery “Küçük Prens”i yazıp çizerken okuyucuları arasında çocuk ya da yetişkin diye bir ayrım yaptıklarını sanmıyorum. Fakat her ikisinin de kitaplarının kahramanları çocuklardı. Bu durumun bizim kitabımız için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Çocuklar geleceğimiz, umutlu yarınlarımızdır.
Kitap hem çocuklar hem de yetişkinler için yankı uyandırıyor gibi görünüyor. Kitabın hem çocuklara hem yetişkinlere hitap ettiği söylenebilir mi? Hedef kitle olarak seçtiğiniz bir demografi var mı?
Lyliane Adra: Bu kitabı en başta daha büyük çocuklar için yazmıştım. Onlara, çocuklara uygun bir dilde, özgürlükten, cesaretten ve adaletsizliğe karşı boyun eğmeme üzerine güçlü bir hikaye anlatmak istedim. Ancak yazarken, metnin birden fazla düzeyde yorumlanabileceğini hissettim. Yetişkinler başka bir şeyler çıkabilir: hafif politik bir alegori, toplumsal bir eleştiri, hassas özgürlüklerimiz üzerine bir düşünce. Bu konuda en çok hoşuma giden şey, kitabın ailecek, yüksek sesle okunabilmesi ve herkesin kendinden bir şeyler bulması fikri oldu.
Bir çocuk basit bir soru sorar ve bu soru karışınsa yetişkin sarsılabilir. Böylelikle kitap bir diyalog başlatabilir diye umuyorum. Çocuklar genelde aklımızın bir köşesine attığımız şeyleri bize hatırlatır: hayal gücü, açık fikirlilik ve direniş. Çocukların bakış açılarının uykuda olan toplumları uyandırabileceğine kalbimle inanıyorum. Bu kitap, Selçuk ile tam anlamıyla bir iş birliği sonucu ortay çıktı. Kelimeler arasındaki nefesleri bile birlikte oluşturduk. Selçuk inanılmaz bir duyarlılığa sahip. Kelimelerin ardındaki duyguyu, bazen daha söylenmeden önce bile nasıl bir his uyandıracağını bilir. Selçuk’un çok isabetli bir gözü vardır. Bir işin özünü yakalamayı bilir; çizgileri inanılmaz derecede güçlüdür. Bazı sayfalar neredeyse sessiz, ama aslında çok şey söylüyor. Yazarak ifade edemeyeceğim bir görsel, duygusal, biraz da politik bir boyut getirdi. Selçuk’un çizimleri kitaba hayal bile edemediğim bir derinlik kattı; zenginleştirdi ve boyut kazandırdı.

Paris’te yaşarken ve özgürlük ile ifade üzerine düşünürken sansür ve baskı altındaki yasakların dozajının günlük yaşamda veya karakterlerin davranışlarında etki ettiğini gözlemliyor musunuz? Vérédonia, sizin gözlemlediğiniz belirli toplumsal sorunları yansıtıyor mu?
Lyliane Adra: Tabii ki, Paris’te bile bu gerilimi hissediyorum. İfade özgürlüğümüz yasalarla güvence altına alınmış olsa da başka şekillerde daha sinsice aşınabiliyor: “Yanlış bir söz” söyleme, dışlanma korkusu, geri çekilme, dikkatli olmaya çalışma veya otosansür yaygın. Resmi bir sansürden çok, yük olan bir baskı iklimi var. Vérédonia, yani bu kurgusal ülke aslında bir ayna. Haklarımızı yavaş yavaş unutuşumuzu ve kabul edilemez olanı kabul etmeye doğru yavaşça kayma hâlimizi yansıtıyor. Bir toplumun kaybettiklerini nasıl unutarak yitip gidebileceğini göstermek istedim. Ta ki biri, –genellikle bir çocuk – karanlığı yeniden aydınlatana kadar.
Selçuk Demirel: İster Macron’un Fransa’sı ister Trump’un Amerika’sı ister Georgia Meloni’nin İtalya’sı ya da Victor Orban’ın Macaristan’ı olsun. Değişik güncel koşullardan dolayı terörizm, göçmenler vb. “ulusal güvenlik” politikaları ile özgürlüklerin sınırları yeniden gözden geçirilebilir. Geçici kanun hükmünde kararnamelerle kısıtlamalara ve basın ve medyada sansürlere gidilebilir. Daha sonra bu geçici kararnameler süresiz ve kalıcı olabilir. Böylelikle düşünce özgürlüklerinin sınırları her gün yeniden çizilebilir. Uzun mücadelelerle edinilmiş haklar bazen geri dönülmez bir biçimde ortadan kalkabilir. Bu kitabı tasarlarken bütün bu konuları anlamaya da çalıştık.
Kapak Fotoğrafı Kaynağı: Selçuk Demirel
İlginizi çekebilir: Enes Kudu’dan İsmail Güzelsoy ile: Edebiyatın Sunduğu Keşif Alanları Üzerine

Mag Porter







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!