Vinales’e dogru giderken yolda Düşpatikası ayrıcalığıyla adanın tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerine göz atmaya devam ediyoruz. Ve ilk durağımız Cuevo del İndio Magarası.

Yazının ilk bölümüne buradan ikinci bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Cuaevo del İndio Mağarası

1920 yılında keşfedilmiş bu kireçtaşı mağaranın içini küçük teknelerle gezerek kayalardan oyulmuş farklı sekiller görüyorsunuz. Mağara çıkışı ise yemyeşil bir nehire bağlanıyor. Çıkışta ise, kolye ve bilezik gibi farklı takılar satılan hediyelik dükkanlar alışveriş müptelalarını bekliyor.

Video- Cuaevo del İndio Mağarası

Mural de la Prehistoria

Vinales yolunda kesinlikle kaçırılmaması gereken bir başka  yer ise Mural de la Prehistoria. Yüksekliği 120 metre, genişliği ise 180 metrelik bir kaya üzerine yapılmış bir duvar resmi. 1961 yılında ressam Leovigildo Gonzales Morillo tarafından tasarlanmış bu resimi 18 ressam 4 yılda ancak bitirebilmişler. İnsan evrimini sembolize eden bu resmin önünde çimlere uzanıp pina colada’nızı yudumlamak Kübayı ziyaret edenlerin öncelikli  ritüellerinden biri.

Video- Mural de Prehistoria

Manaca Iznaga Kulesi

Vinales’e dogru yol alırken bir sonraki durağımız Trinidad’ın 12 km kuzey batısında bulunan Manaca Iznaga Kulesi. Valle de los Ingenios ( Şeker kamışı tarlaları)’ na 180 yıldır tepeden bakan bu kulenin tarihsel önemi büyük. Yıllardır çeşitli fırtınalara, tornadolara, depremlere dayanarak ayakta kalmış . Zamanında  tarlalarda çalışan köleleri izlemek için gözlem kulesi olarak inşa edilen bu kule Küba’nın şeker üretiminin kültürel sembolü haline gelmiş. Rivayete göre 7 katlı ve içerisinde 184 basamak bulunan bu kulenin tepesindeki çan kölelerin tarlalarda işe başlama ve bitirme zamanlarını kontrol altında tutabilmeye yarıyormuş. 1978 ‘de ulusal anıt olarak kabul edilen bu kulenin tepesinden UNESCO kültürel miras olarak kabul edilen bu vadiyi izlemek gerçekten büyük keyif.

Vinales

Ve nihayet Vinales’e varıyoruz….

Vinales Unesco Dünya listesinde yer alan en iyi tütünlerin yetiştiği yemyeşil bir vadi. Burada yüzlerce yıl öncesine ait geleneksel tarım metodları kullanılarak tütünün yanı sıra birçok meyve ve sebzenin üretimi yapılıyor.

Sabah horoz sesleriyle uyanabileceğiniz, yollarında traktör, at ve motorsikletin aynı anda görebileceğiniz sevimli bir kasaba.  Verandalı, tek katlı ahşap evlerden oluşan bu kasaba adeta bir  film karesini andırıyor. Verandalarda sallanan bir sandalyeye oturmuş puro içen bir ihtiyara rastlamanız çok normal.

Rengarenk tek katlı evler, verandalarda sallanan sandalyelerle Vinales kovboy kasabalarını andırıyor.

Küba dünyada tütün yetiştirilen en geniş topraklara sahip ikinci ülke olduğundan gelir kaynağının en büyük kısmını ihraç ettiği purolardan sağlıyor. İşte Vinales de adanın uçsuz bucaksız tütün tarlalarının bulunduğu  en önemli yerlerinden.

Biz de tütün çiftliklerini gezerek küçük bir puro yapım atölyesinde, bir yandan puro yapımını izliyor bir yandan da nefis kahvemizi içiyoruz…

Vinales’de yapılabilecekler arasında at ile çiftliklerin arasında dolaşmak, uçsuz bucaksız tarlaların arasından bir gezintiye çıkmanın verdiği keyif bir başka.

Küba kahvesi deyince akla ilk gelen mekanlardan biri de Cafe Cubano. İşte bu kahvenin yapılışını görebileceğiniz çiftliklerden biri de Vinales’de.

Vinales’de Düş Patikası turunun bir ayrıcalığı olarak görme fırsatı bulduğumuz bir başka muhteşem mekan ise La Finca Agroecologica El Paradiso. Burası içerisinde restoranı bulunan taze meyve ve sebzelerin yetiştiği ekolojik bir tarım arazisi.

Burada geniş tarla manzarasına karşı şarabınızı yudumlayarak bölgeye has yiyeceklerden “Yuka” diye adlandırılan beyaz patatesi, muz kabuğunda dana kıyma ve malanga ekmeğini mutlaka denemelisiniz.

Müthiş manzara eşliğinde şarabınızı yudumlamak büyük keyif…

Ve biz de, son günümüzü Vinales’de geçirdikten sonra, seyahatimizin sonuna doğru yaklaşmanın verdiği hüzün ile istikametimizi uçağımızın bizi beklediği Havana’ya döndürüyoruz. Seyahat boyunca bizlere değerli bilgileriyle eşlik eden rehberimiz Özcan Yurdalan bey’e, dost yaklaşımıyla sorunlarımıza en etkili çözümleri bulan, bir dediğimizi iki etmeyen rehberimiz İbrahim bey’e ve turun organizasyonu ile yakından ilgilenen İbrahim Köseliören bey ve değerli Düşpatikası ekibine sonsuz teşekkürlerimizi sunarım.

Düşlerinizdeki seyahati gerçek kılmak için mutlaka Düş Patikası’na uğrayın derim!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN