Wishbone Ash: Unutulmaz Parçaları Mercek Altında
Son zamanlarda ülkemizde sık sık konser veren progresif ve hard rock’ın önde gelen gruplarından Wishbone Ash, 12 Eylül tarihinde If Performance Hall Beşiktaş’ta sahne alacak. Bu yazıda çift solo gitarlı yapısıyla Judas Priest’dan Metallica’ya, Van Halen’dan Opeth’e bir çok önemli gruba ilhan vermiş grubun çok sevdiğim bazı parça ve albümlerinden bahsedeceğim.

Grup, 1969 yılında İngiltere’nin Devon kentinde kuruldu. The Empty Vessels isimli grupta çalan basçı ve vokalist Martin Turner ve davulcu Steve Upton, bu grubun dağılması üzerine yeni bir proje için gitarist arayışına girdiler. İlana başvuran Andy Powell ve Ted Turner’ın ikisi de beğenilince aralarında seçim yapamadılar ve yola çift solo gitaristle başladılar. Böylece ilerde dev grupların ilham alacağı çift gitarlı Wishbone Ash efsanesi doğdu.
Hem grubun hem de tüm progresif rock dünyasının en güzel parçalarından biri olan “Persephone” 1974 tarihli There’s The Rub albümünde yer alıyor. Yunan mitolojisindeki Persephone’den esinlenen parçanın gitarında, Ted Turner’ın gruptan ayrılması üzerine Andy Powell’ın yanında Laurie Wisefield yer aldı. Yaklaşık yedi dakikalık bu şaheserin her yeri ayrı güzelliğe sahip. Giriş melodisi zaten muhteşem, parçanın ortasında vokalli bölüm bittikten sonra adeta bir geçiş töreni başlıyor. Bayramlar, karnavallar ya da Halloween tarzı kutlamalarda çeşitli okullar, organizasyonlar kendi pankartlarıyla geçiş yapar ya, bu parçada da önce mandolin solo geçer, onu harika bir gitar solo takip eder, o azalarak bittikten sonra ayrı bir gitar solo devreye girer. Bitiş rifi bile harika olan şarkının bence en can alıcı kısmı “In Your Eyes” sözünün geçtiği yerdeki Martin Turner’ın vokali.
Grubun 1972 tarihli Argus albümü, tüm zamanların en güzel progresif rock albümlerinden biri. Argus ismi, mitolojideki her şeyi gören yüz gözlü devden geliyor. Albümün kapağında yer alan kırmızı pelerinli savaşçının, Yıldız Savaşları’ndaki Darth Vader karakterine ilham verdiği yönünde çok fazla söylenti var. Albümün yıldızlarından ilki “Sometime World”. Hafif melankolik ve duygusal harika bir melodi ile başlayan “Sometime World”, sonrasında ise insanı kendinden geçiren bas yürüyüşleri eşliğinde bitmek bilmeyen müthiş gitar soloları ile devam eder. Dağ evinde sakin ve romantik bir hayat yaşayan çiftin duygusal – romantik tarzda hikâyesini izlediğimizi zannederken bir twist’le bir anda uzaylılar ortaya çıkar ve sakinlik yerini bitmek bilmeyen bir aksiyona bırakır. İşte bu parça da böyle bir film gibidir.
Albümden bir başka unutulmaz parça ise “Throw Down The Sword”. Parçanın introsu size tam olarak bir cisim yaklaşıyor diyor. Televizyondaki yarışma programlarında cevap açıklanmadan önce artarak giden bir gerilim müziği vardır ya, işte giriş ona benzer. Ama asıl olay, vokal kısmından sonra gelen, Andy Powell ve Ted Turner’ın üst üste binerek adeta birbiriyle dans eden gitar soloları. “Warrior” ise yine bu albümde yer alan grubun en önemli parçalarından bir başkası.
Grubun 1971 tarihli ilk albümü Wishbone Ash’de benim çok sevdiğim üç parça bulunuyor. Grubun en epik parçalarından “Phoenix”in ilk bölümü dinleyeni melankoliye boğarken sonraki tempolu bölümde sololara kendinizi kaptırırsınız. Deep Purple’ın “Child In Time” parçasının bir bölümü de sololar sırasında parçada geçer. Progresif rock dışında saykodelik rock ve blues gibi türler parçanın içinde yer alır. Blues demişken bu albümde yer alan favorilerimden “Queen Of Torture” hard rock ve blues karışımı kısa ama öfkeli bir parça tabirini hak ediyor. Melodik parça “Errors Of My Way” yine melankolinin öne çıktığı ve koro benzeri çok sesli vokalleriyle benim için bu albümün bir başka öne çıkan şarkısı.
Grubun dördüncü albümü olan Wishbone Four’da iki tane şeker gibi parça yer alıyor. Bunlardan biri “Ballad Of Beacon”. Epik, sert, bol sololu sevdiğim Wishbone Ash parçalarının aksine bu parça dingin, huzurlu, hafif folk öğeleri taşıyan bir yapıda. Diğer sevdiğim parça ise “Sorrel”. Bir folk rock balladı olan “Sorrel” giriş melodisiyle hemen kendini belli ediyor. Bu parça da dingin yapıda olmasına rağmen, içinde yine çok güzel gitar sololar ve bas yürüyüşleri barındırıyor.
Grubun en iyi parçaları yetmişlerin ilk yarısındaki albümlerden olsa da ileriki dönemlerde de gayet başarılı işlere imza attılar. Son olarak onlardan bir örnek vermek istiyorum. 2001 tarihli Bona Fide albümünde yer alan “Faith, Hope And Love” grubun 70’ler dönemine göz kırpan çok güzel bir power ballad. Vokalde Andy Powell, gitarda ise Andy Powell ile beraber sadece bu albümde yer alan Ben Granfelt yer alıyor.
Çift solo gitarıyla çığır açan grup, özellikle benim gibi gitar sololarını sevenler için adeta çift kaşarlı tost gibidir. Sonraki yazıda görüşmek üzere. Hoşça kalın.
Kapak Fotoğrafı: Wishbone Ash
İlginizi çekebilir: Gürkan Sonat’tan Guns N’ Roses Konseri Öncesi

Gürkan Sonat







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!