Her zaman söylerim; bir yeri gezmenin en güzel yolu oranın yerlileriyle takılmak, mekan tavsiyelerini onlardan almaktır diye. İstanbul nasıl sürprizlerle dolu bir şehirse, Barselona da öyle…Sürpriz yerleri de içeren bir yazıyla, “turist” olmaktan kaçınarak gezdiğim ve hakkında bolca “yerli” tavsiyesi aldığım Barselona’yı sizlerle paylaşıyorum!

Nasıl Başlasam?

Barselona seçenekleri bol olan, kocaman bir şehir. Biz burayı bölgelere ayırarak gezmiştik, ancak o şekilde sığdırabildik bir sürü yeri, size de tavsiyem öyle yapmanız. Öncelikle, bütün Barselona rehberlerinde hali hazırda yer alan “belirli turistik yerleri” yazmayacağımı belirtiyorum, zaten onlar aklınızda. Benim yazacaklarım daha çok oralılardan duyduğum tavsiyeler üzerine kurulu. Gaudi şehri olan Barselona’yı kesinlikle Barri Gothic, El Raval ve çevresinden gezerek başlamalısınız. En sevdiğim Gaudi eseri ne diye sorarsanız da, Casa Battlo derim, görülmesi gereken bir yapıt. Tabii siz diğer Gaudi eserlerini de muhakkak görün.

Bana Modern Sanat Lazım!

Modern sanat severler için cennet sayılabilecek; MACBA ve CCCB galerileri, El Raval bölgesinde bulunuyor. İkisi de çok büyük olduğu için, en az 3 saat ayırmanız gerekebilir. Ya da en azından sanatçı isimlerine göz atarak, yalnızca birinde karar kılabilirsiniz. CCCB binası 93′ yılında galeriye çevrilmeden çok önce, hastane binası olarak kullanılıyormuş. El Raval bölgesinde, hummalı kentsel dönüşüm projeleri sebebiyle sanat merkezleri gün geçtikçe çoğalıyor ve binaların bir kısmı bu şekilde kullanılabilir hale getiriliyor…

En İyi Katalan Yemeklerini Nerede Yerim?

Yerlilerin 1 numaralı tercihleri olan Romesco ve Bilbao Restoranları tavsiyemdir! Özellikle et seviyorsanız ve ‘esnaf lokantası’ atmosferine sıcak bakıyorsanız Romesco Restoran süper bir seçim olacaktır, El Raval’da yer alıyor ve her daim tıklım tıklım. Bilbao Katalan Restoranı ise Gracia bölgesinde yer alan sıcacık bir aile işletmesi.

En Güzel Gün Batımı

-Eğer vaktiniz kısıtlı değilse ve Barselona’da 3 günden fazla zaman geçirecekseniz, Montjuic tepesine çıkabilir ister burada isterseniz de bu tepeden binilen teleferiklerde gün batımını görebilirsiniz. Monjuic’in manzarası da bir harika, ama dediğim gibi fazla gününüz yoksa 4-5 saat sadece çıkıp inmekle geçtiği için çok da değmez diyebilirim. Ayrıca “less is more” diyen Van Der Rohe‘nin Pavillion’u da burada yer alıyor!

-Bir diğer gün batımı seçeneği, çok da tepelere çıkmanızı gerektirmeyecek Barcelonetta sahil çevresi. Şimdi gözlerinizi kapayın ve kaykay yapan gençler, paten kayan çocuklu aileler, deniz kenarına uzanmış bir sürü insan düşünün, saat 17:00′den sonra hepsinin yüzüne turuncu bir ışık vuruyor. Bu keyifli resmi gözünüzde dondurmak için, bir banka oturup gün batımını seyredebilirsiniz.

-Son seçenek ise Park Guell; Gaudi’nin rengarenk mozaiklerinden oluşan bu renkli parkını ne yapın edin gün batımında görün! Vallarca çevresi de bir o kadar güzel gün batımı seçeneği sunuyor; hemen Park Guell’in çevresinde yer alıyor bu bölge de.

Pazar, Market Dolaşmak İstiyorum!

Her rehberde karşınıza çıkan La Boqueria ve çatısı rengarenk tasarlanmış Mercat Santa Caterina marketleri size lezzetli seçenekler sunar evet ama siz daha çok antika eşya, kitap, dergi ve plak arayanlardansanız; Gothic Mercat‘a uğrayın derim; Pl.de La Seu üzerinde hafta sonları kuruluyor.

Bir diğer tavsiyem ise; Barselona’nın en büyük bit pazarı olan; Mercat Del Encants, porselenlerden, bisiklet parçalarına, vintage giysilerden mutfak robotuna kadar her şey bu pazarda! Salı, perşembe ve pazar hariç her gün 08:30′da kuruluyor, fakat uykunuza kıyıp erken gitmenizi tavsiye ediyorum aksi halde iyi eşyalar çabuk tükenmiş oluyor.

Öyle Bir Dükkan Olsun ki, Dışarı Çıkmak İstemeyelim!

Şimdi size söyleyeceğim 3 dükkanı da bir yere kaydedin! Oradan, ister bir şey alın, ister almayın fark etmez ama görün bence. Birincisi, Barri Gothic bölgesinde yer alan Barselona’nın ilk mumcu dükkanı; Cerreria Subira! Her şekilde ve her renkte binlerce mum var burada. Ayrıca kiliselere de burada yapılan mumlar konuyormuş. Binasının dekoru da ayrı bir güzel, tarihi iç mimariyi seven herkese tavsiye ediyorum.

Bir diğer tavsiyem ise “Perfume: The Story of a Murderer” (Koku: Bir Katilin Hikayesi) filmi sahnelerinin de bir kısmının çekildiği aktar; L’herboristeria del Rei, yine Barri Gothic bölgesinde yer alıyor. Baharat, bal, çeşitli esanslar bulmak mümkün bu muhteşem yerde.

Son olarak da Monimoon Globe Store; adından anlayacağınız gibi içinde binlerce dünya kürenin olduğu bu dükkanda biraz başınız dönecek ama bence değer! (El Born bölgesinde yer alıyor)

Alternatif Alışveriş Yerleri

Benim gibi vintage ve ikinci el delisiyseniz; El Born bölgesinde yer alan Carrer dels Tallers ve Carrer de la Riera Baixa sokaklarına uğrayın derim. Buralarda vintage butikleri, müzik dükkanları ve ikinci el eşya dükkanlarına sık sık rastlayacaksınız, hepsi yan yana sıralanmış. Fakat şunu belirtmeliyim ki; fiyatlar hiç de ucuz sayılmaz, hatta Barselona’da ikinci el giysiler, sıfır olanlardan daha pahalı denilebilir, tıpkı İstanbul gibi!

Ayrıca Lefties isimli dükkana da uğramakta fayda var, Zara ve H&M çizgisini seven kadınların dikkatini çekecek fazlalıkta ürün var, hem de çok ucuz! (El Born bölgesinde)

Gece Hayatına Doymak İstiyorum: Bar, Club, Barlar Sokağı..

-Gecehayatının en canlı olduğu üç bölge var: Biri El Raval bölgesi, diğeri Gracia bölgesinde yer alan Carrer de Verdi sokağı, sonuncusu ise; Passeig Del Born. El Raval daha çok turistlerin akınına uğruyor, bu bölgede size kesinlikle tavsiye edebileceğim en önemli yer Bar Marsella! 1820′de açılmış bu eski Absinthe barında, gerçek Absinthe içmenin keyfine varacaksınız. Hemingway’in zamanında sıkça uğradığı ve denizcilerin de sarhoş olmaya geldikleri bir bar olarak anılıyor, yalnız uyarıyorum içeriden hiç çıkmak istemeyebilirsiniz. Bir diğer sevdiğim bar ise; Zelig Bar, özellikle kokteylleri enfes, yerliler arasında ismi “LGBTT friendly” bir bar olarak da geçiyor.

Carrer de Verdi ise daha çok lokallerin olduğu, küçük bar ve restoranların yan yana sıralandığı bir sokak. Özellikle Teatreneu Café Bar’da (bir kısmı tiyatro bir kısmı cafe) güzel bir yemek yemenizi, ardından Bar Chatalet‘de (Placa de la Virreina üzerinde) güzel bir kokteyl içmenizi öneririm. Gecenin ilerleyen saatlerinde de isterseniz kalabalığın arasına karışıp, Placa de la Virreine meydanında biranızı yudumlarsınız, isterseniz de son tavsiyem olan Passeig del Born’a gidebilirsiniz.

-Passeig del Born; üzerinde bir sürü bara ev sahipliği yapan canlı hareketli bir barlar sokağı. Özellikle cumartesi geceleri çok kalabalık!

-”Underground club“lardan hoşlananlar için tavsiyem Apollo. Her katında ayrı bir müzik çalan ve sabaha kadar kalabalık olan Razzmatazz ise bir diğer club önerim.

-Ayrıca Barri Gothic’de yer alan Bar Oviso da yerellerin sık sık uğrayıp, bira, kokteyl içtikleri ve sohbet ettikleri sıcak bir bar. Yalnız barlarda çantalarınıza sahip çıkın, çünkü turist olduğunuzu anlayan hırsızlar bu barlarda fırsat kolluyor!

Bir de unutmayın ki “Barselona sabaha kadar eğlenir” efsanesi yalnızca cuma ve cumartesileri için geçerli!

Lokallerle dolu bir bölge arıyorum…

Turiste nerdeyse hiç rastlamadığım Gracia bölgesi benim en sevdiğim bölgelerden biri. Placa de Rius i Taulet, Placa del Sol ve Placa de la Virreina en kalabalık meydanları. Bu meydanlarda üstü açık cafelere rastlayacaksınız, hepsinde içki ve yemek çeşitleri mevcut.

Gracia’nın ara sokaklarındaki butiklere uğrayabilirsiniz. Ayrıca manavlarında, orada yaşayanların ellerinde file çantalarla yaptıkları alışverişlere tanık olacaksınız.

Entelektüel sol diye tanımlanan kesimin de sıkça uğradığı bir mekan olan Flash Flash Restoranına ise kesinlikle uğramalısınız, omlet yanına da cava (şampanya) verilir mi demeyin burada veriliyor ve çok da lezzetli! Ayrıca duvarlarında yer alan pop çizimler, bu mekanın ironisini sorgulamanıza sebep olacaktır.

theMagger’da bir başka Barselona yazısı okumak isterseniz, sizi buradan alalım…

Fotoğraflar: Deniz Yılmaz

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Deniz yazıların çok tehlikeli olmaya başladı benim ve bütçem adına! İstanbul’da senden duyduğum mekanlara gitmek tamam da, şimdi Paris-Barcelona derken bir de yurt dışına açıldın. :)

    İki hafta önce Seda’nın Barcelona yazısı zaten Barcelona özlemimi depreştirmişti ama şimdi yepyeni şeyler öğrenince çok daha fazlalaştı. Montjuic dışında bahsettiğin yerlerin hiçbirini bilmiyordum, sanki benim gezdiğim başka bir şehir, senin anlattığın başka…

  2. Nefis, nefis, nefis! Sanki iki ay önce gitmemişim gibi, tekrar gitmek istedim.

  3. deniz cok guzel yazmissin :) emrenin dediklerine katiliyorum, farkli bir barcelonayla tanistim bu yaziyla… eger olurda ispanyol topraklarina bir daha adim atarsam, yazinin baskisini yanimda goturmeyi unutmicam!

    eline saglik..

  4. ezberlenmiş turistik ticaret mekanlarından çıkıp, halkının Barcelona’sını izlemeniz çok güzel olmuş.

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?