I Can’t Give Everything Away: David Bowie’den Kuvvetli Bir Son Perde
David Bowie’nin era box setlerinin sonuncu halkası I Can’t Give Everything Away (2002-2016), geçtiğimiz günlerde dinleyiciyle buluştu. Grammy ödüllü Blackstar başta olmak üzere dört stüdyo albümü, iki konser ve bir derleme albümünü barındıran set Bowie’nin orta yaştan yaşlılığa evrimine, ölüm, melankoli ve yalnızlık temalarına beşiklik ediyor. Oldukça kuvvetli albümlerin arasında şüphesiz parlayan yıldız 2002 yılı Montreux Jazz Festival konserinin kaydını barındıra albüm. 2002-2016 dönemi Bowie’nin son on dört yılını ifade etse de esasında kendi kariyeri ve yaşamının kuvvetli bir son perdesi.

I Can’t Give Everything Away (2002 – 2016) İnceleme
Canlı Bir Melankolik Milenyum
Dönem box setlerinin son halkası olan I Can’t Give Everything Away (2002–2016), ticari kaygıların belirleyici olduğu 80’lerin ve deneyselliğin zirveye ulaştığı 90’ların ardından dengeyi bulmuş, ellilerindeki melankolik bir Bowie’yle dinleyiciyi karşılıyor. ISO Records / Parlophone etiketiyle yayımlanan setteki tüm stüdyo albümler Tony Visconti prodüktörlüğünde gerçekleşti.
Yirmi iki yıl aradan sonra Visconti ile Bowie’yi yeniden bir araya getiren Heathen, 11 Eylül sonrası kasveti yansıtan albüm melankoli yalnızlık, yas temalarına yoğunlaşıyor. Albümde Sunday, Slow Burn, Everyone Says ‘Hi’, I Would Be Your Slave ve The 5:15 Angels Have Gone, Bowie’nin melankolikliğinin ağırlığını taşıyan fakat Bowie’nin müzisyenliği ile vokalistliğinin muntazam olduğu şarkılar arasında yerini alıyor. Ayrıca, Pixies ve Neil Young cover’larıyla Bowie, başkalarının şarkılarını yeniden sahiplenmedeki ustalığını bir kez daha gösteriyor.
Ardından bir yıl gibi kısa süre sonra Reality ile Bowie, elektronik-rock yönelimini bırakıp rock ve caz ağırlıklı düzenlemelere yaslanıyor. Açılışta New Killer Star, Pablo Picasso (Modern Lovers coverı) ve Never Get Old dikkat çeker. Ancak sound açısından Heathen kadar bütünlüklü değil. Buna karşın 1990’larda defalarca kaydedip tatmin olamadığı Bring Me the Disco King, Bowie’nin ölümlülük ve yaşlanma temalarını işlediği olgunluk dönemi şaheserlerinden biri olarak öne çıkarıyor.
Ertesi Gün Kaygıları ve Blackstar
On yıllık sessizliğin ardından yayımlanan The Next Day, tematik ve müzikal açıdan selefleriyle kardeş olmakla birlikte 1970’leri anımsatan aranjmanlarıyla öne çıkıyor. Ancak bu tercih, ucuz bir nostaljiyle değil; Bowie’nin geçmişine 2010’lar perspektifiyle harmanlanarak hazırlanmış. Albüm sonrası çıkan The Next Day Extra EP’si ise 10 parçalık hacmiyle bir albüm boyutunda sayılabilir. Love Is Lost’un James Murphy remiksi, God Bless the Girl ve Atomica öne çıkan deep cut şarkılarından.
Bowie’nin vedası niteliğindeki Blackstar, 59. Grammy Ödülleri’nde beş dalda ödül aldı. Donny McCaslin, Jason Lindner ve Tim Lefebvre gibi caz kökenli müzisyenlerle kaydedilen albümde eksiksiz bir bütünlük var. Blackstar, Lazarus, Girl Loves Me, Sue (Or in A Season of Crime), Dollar Days, ’Tis a Pity She Was a Whore ve kapanıştaki I Can’t Give Everything Away ile Bowie, ölüm anksiyetesini yaratıcılığa dönüştürüyor. Albüm, Bowie’nin ölümünden sonra gerek Barnbrook’un albüm ambalajındaki görseller gerek albümdeki mesajlar dolayısıyla hayranların Bowie ve albüme dair teoriler atmalarını sağlamış. Keza, Blackstar şarkısının Elvis Presley’nin 1960 yılında kaydettiği Flaming Star’ın ilk versiyonu olan Blackstar şarkısıyla paralellik arz ettiğini söyleyenler de var. Ardından gelen No Plan EP’si, Lazarus müzikali için kaydedilen üç yeni şarkıyı içererek Bowie’nin son mirasına noktayı koyuyor.
Konserler, Hatıralar ve Geride Kalanlar
Stüdyo albümlerinin yanı sıra iki konser albümü mevcut. Bunlardan biri, dinleyicinin aşina olduğu A Reality Tour albümü. Albüm, bu box set için 2003 yılındaki konser setlistinden yola çıkarak tekrardan düzenlenmiş şarkı listesine sahip. Lakin setin en güçlü konser albümü ve seti “satacak” unsur, gayriresmi mecralarda dolaşımda olan ve Bowie dinleyicilerinin resmi albümünü iple çektiği Montreux Jazz Festival albümü. 2002 yılında kaydedilen konserin ilk yarısı hem o dönem çiçeği burnunda yeni albümü Heathen’ı tanıtmak için seçilen şarkılar hem de 1972-1997 yıllarında kaydedilen hit şarkıları yer alıyor. Albümün esas doruk noktası konserin ikinci yarısında, doğru kronoloji olmasa da Bowie’nin en iyi albümleri arasında sayılan Berlin Üçlemesi’nin ilk halkası Low’un bütün şarkılarının çalınması olabilir. Keza, 1978 Stage konser albümünde de bazı Low parçalarını çalan Bowie, 25 yıl sonra melankolik bir olgunluk ve nitelikli müzisyenleriyle albümün harikulade canlı performansını dinleyiciye sunuyor. Stüdyo kaydının yerini tutmasa da stüdyo kaydına yaklaşacak bir kayıt ve performanstan bahsetmek mümkün.
Setin kapanışını yapan Re:Call derleme albümü ise üç disk boyunca alternatif mixler, farklı sanatçılarla ortak çalışmaları kapsıyor. Bring Me The Disco King‘in Underworld filmi için yapılan remiksi, Arcade Fire’dan Lou Reed, David Gilmour’a uzanan düetleri, 2005’teki Life on Mars canlı performansı ile caz müziğinin önde gelen müzisyenlerinden Maria Schneider ile kaydettiği versiyonuyla Sue ve T’is A Pity She Was A Whore Bowie’nin yaşamının son perdesinde eklektikliğini sürdürğünü gösteriyor.
Değerlendirme
I Can’t Give Everything Away (2002–2016), Bowie’nin ellili yaşlarından son günlerine kadar uzanan son dönemini hem stüdyo hem sahne kayıtlarıyla bütünlüklü bir portreye dönüştürüyor. Melankoli ve kaygıyla yoğrulmuş bu dönem, Bowie’nin üretkenliğinin azalmadığı; aksine ölümle yüzleşirken bile yaratıcılığını en yüksek seviyeye çıkardığı bir zaman dilimini yansıtıyor. Box set, esasında bir sanatçının hem geçmişi hem de geleceği arasında kurduğu köprüyü gözler önüne seriyor. Bowie, bu bağlamda artık bir “ikon” olmanın ötesinde, canlı, kırılgan ve hâlâ deneysel bir müzisyen olarak karşımıza çıkıyor. Geride bıraktığı şarkılar ise onunla birlikte bir çağın melankolisini ve umutlarını yankılamaya devam ediyor.
I Can’t Give Everything Away (2002-2016) box setini tüm dijital platformlarda dinleyebilir, CD ile plak formatlarına da seçkin müzik alışveriş sitelerinden erişebilirsiniz.
Kapak Fotoğrafı: X
İlginizi çekebilir: Gürkan Sonat’tan Müzik Dünyasının Günceli

Yüksel Enes Altınok 







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!