Ah Berlin! Öğrenmek için yüz farklı yerden araştırma yapsanız da kendi deneyiminizi yaşarken tekrar tekrar keşfedeceğiniz, herkese aradığını veren şehir. İster en havalı mekanlarından birinde şarabınızı yudumlayın, isterseniz de birbirinden lezzetli sokak yemekleri için saatlerce sıra bekleyin; bu şehirde matruşka bebekleri gibi her son zannettiğiniz anda yeni bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Bu yazıda radarımda Bar Tausend var!

Havanın buz gibi soğuk olduğu bir Ocak ayında ziyaret ettiğimiz Berlin için size verebileceğim en iyi tavsiyelerden biri kaldığımız otelin terasında yer alan Monkey Bar olsa da bu yazıda farklı bir tecrübemi paylaşmak isterim.

Starship Commander Eva Be ready for takeoff into the night… 🚀🖤🔥 #evabe #lostinmusic #noflash #dj #bar #musiclove #discolights #femaledj #intothenight #djart #theartofdj #bartausend #clubbing #nightlife #nachtleben #spacegirl #goldenlights #clubphotography #akberlin

75 Likes, 12 Comments – AK Berlin (@a.k.berlin) on Instagram: “Starship Commander Eva Be ready for takeoff into the night… 🚀🖤🔥 #evabe #lostinmusic #noflash #dj…”

Bir tatili planlarken uçak biletlerini aldıktan sonra ilk işim kahvemi alıp theMagger’den gideceğim lokasyonu aratmak olur. Arama çubuğuna Berlin yazdığımda, bu sefer okumam gereken ne çok şey olduğuna inanamadım. Not defterine mutlaka yapılacakları sıralarken, tüm dünyada popüler olan ve bazen bir telefon kulübesinden bazen de gizli bir asansörle parola söylenerek girilen gizli barlardan bir kaçına rastladım. Ufak bir araştırmanın sonrasında bana göz kırpan Mitte’de konumlanmış Bar Tausend oldu.

E-posta ile yaptığımız rezervasyon talebimize gün içerisinde dönüş aldık. Friedrichstrasse tren istasyonuna yaklaşık 500m uzaklığındaki adresi incelediğimizde ulaşımın pek zor olmayacağına inanmıştık. Ancak taksi sokağa girdiğinde yanlış bir yerde olduğumuza neredeyse emindik. Kaybolduğumuz yetmezmiş gibi etrafta bu akşamı geçirebileceğimiz benzer bir yer bile yoktu. Ama asıl sürpriz de burada değil mi zaten? 11 numaraya yaklaştığımızda duvarlardaki graffitilerin arasında eski bir demir kapı karşıladı bizi. Bir umutla kapıyı çaldığımızda karşımızdaki kişinin sadece gözlerini görebileceğimiz şekilde küçücük bir sürgü açıldı ve rezervasyon bilgilerimiz soruldu. Sürgü geri kapandı, kısa bir sessizlik oldu. Evet, gizemli akşam yemeği planımıza ulaşmıştık.

Kapı yavaşça açılıp içeri girdiğimizde oldukça şık giyimli ve kibar bir personel bizi karşıladı. Küçük bir koridorun sonunda kapılar, harika bir şekilde tasarlanmış bara açıldı. Barın hemen arkasında ise açık mutfağı ile siyah rengin hakim olduğu küçük bir yemek salonuna ulaştık. Restoran kısmında menü oldukça sade ve bu sadelik yemeklere de yansımıştı. Kendinize göre bir şeyler bulacağınıza emin olsam da sipariş verdiğiniz yemeğin minimalist bir şekilde servis edileceğini hatırlatmak isterim. Benim tercihim tam kıvamında pişmiş dana etinden yana oldu, kesinlikle tavsiye ederim.

Ancak ben bugün Berlin’e tekrar gitsem, Bar Tausend’i yemek yerine gecenin ilerleyen saatlerinde bir şeyler içmek için tercih edebilirdim. Çünkü burayla ilgili aklımda kalan güzel anılar daha çok iyi bir müzik dinleyip, kalabalığa karıştığımız o muhteşem barda geçiyor. Göz şeklindeki sembolik dekorasyonunun hemen önünde kokteylimi yudumlarken tam olarak üzerimizdeki köprüden geçen bir trenin gürültüsüyle Berlin’in sessiz sokaklarından birindeyim. İşte benim bu şehirde aradığım!

Bar Tausend’de haftanın her günü için ayrı bir müzik programı var, bizim gittiğimiz akşam keyifli bir DJ performansı vardı, internet sitesinden zevkinize uygun olanı seçmenizi ve buna göre bir planlama yapmanızı tavsiye ederim. Burası ya da bir başkası olsun gizli bir kapı bulup, içerisini merak etmenin o küçük heyecanını denemek için Berlin en doğru yer.

Instagram

İlginizi çekebilir: Özlem Karagöz’den Berlin Gezi Notları

İlginizi çekebilir: Berlin’de Yaşamak

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR