Sanatın, felsefenin, mutfağın, doğanın, mimarinin ve kültürün yoğun bir şekilde nefes bulduğu kent Beyrut, iç savaşın ve acının ardından dünyaya var gücüyle gülümseyebiliyor.

Uzun yıllar iç savaşla savaşmak zorunda kalmış, bir zamanların Paris’i olarak anılan Beyrut, El-Hamra, Downtown, Jemmayze bölgeleriyle halen Orta Doğu’nun incisi olarak hayatına devam ediyor.

On sene öncesine kadar şehrin en gözde semti olan El-Hamra’nın yerini lüks konutları ve gökdelenleri ile Downtown bölgesi almış durumda. Souk bölgesi (çarşı anlamına geliyor) açık hava alışveriş merkezi olarak şehre maddi ve kültürel zenginlik katıyor.

Downtown’da alışveriş yaptınız, oradan Jemmayze’ye doğru yola koyuldunuz. Biraz Orta Doğu mutfağı seviyor veya merak ediyorsanız yolunuzun üzerinde, Ashrafieh ile kesişen bölgede Le Chef karşınıza çıkıyor. Hayatınızda böylesine mükemmel humus yemiş, bu kadar doymuş olduğunuz hatırlamıyor olacaksınız.

Le Chef’ten çıkıp kahve içmek istediğinizde iki soru çıkıyor karşınıza: Klasik Arap kahvesi mi istersiniz, biraz şöyle modern çekirdekten demleme kahve mi? İlk sorunun cevabı biraz uzakta, sahilde yer alan Boulevard Bessieres. Zaitunay Bay marina şeridindeki bu güzel deniz manzaralı mekanın fiyatları ve kahvesinin lezzeti, şehirde başka hiçbir yerde denk gelemeyeceğiniz türden. (2017 Eylül fiyatlarına göre 1 double Arabic coffee= 2.33 USD).

İkinci cevabı verdiyseniz yol Jemmayze’den devam ediyor: Urbanista. Birkaç şubesi daha bulunan Urbanista’nın 2. ve 3. nesil çok çeşitli kahve menüsü var, yani bulunduğu bölge kadar zengin bir kahve evi. Fiyatlar Beyrut ortalaması, İstanbul Karaköy dengi. Le Chef’in çaprazı, küçük sanat galerisinin iki dükkan yanı, gece galerisinin biraz ötesi… (Not: Beyrut’ta mevsimlere göre kent yönetimi kitapçık basıyor. Nerede yemeli/içmeli, yeni yerler, alışveriş rehberleri gibi birçok seçeneğin olduğu bu mini-dergilerde “tanışmak için” diye ayrı bir mekan kategorisi açılmış. Deneyimlemedim ama tanışmak için geçen mekanlarda Urbanista da yer alıyor.)

Galeriyi gezmekten bahsetmedim bile, galeri sonrası biraz Ashrafieh yokuşları, Fairuz’un duvar resmi ve kablolarla dolu silüetleri fotoğraflayıp, tam bir Akdenizli gibi sindire sindire turladıktan sonra artık akşamüstü içkisi için Jemmayze’nin “underground bohemma” mekanlarında günü tamamlayabilirsiniz.

Beyrut için 15 altın kural:

_Uber uygulamasını indirip havaalanına tahmini varışınıza göre bir araç rezerve edin. Beyrut merkeze 10 USD tutan yol için 30 USD isteyen taksicilere aldanmayın.

_Beyrut’ta pazarlık yapın. Çünkü şehir ne kadar zengin bilinirse bilinsin, büyük bir kısmı mülteci ve düşük gelirli. Ne koparsak bizimdir mantığı ile yaşıyorlar maalesef.

_Turist olduğumuz her halimizden belli. Tuhaf bakışlar giydiğiniz şort yüzünden değil, melez görüntünüz olmamasından.

_Le Chef’te humus, Abdel Vahab’ta falafel yemeden dönmeyin.

_Garten ve türevi bir mekan seçin, gece 11’den sonra muhakkak bir partiye katılın ve Arapların Avrupalılara taş çıkaran eğlencesini görün.

Beyrut’un gece hayatıyla ilgili birçok öneri için Canan’ın “Orta Doğu’nun Romantik Şehri: Beyrut” yazısını da mutlaka okuyun.

_El-Hamra, İstiklal Caddesi gibi artık simgesel bir yer. Baştan sona turladıktan sonra ara sokaktaki bir bara gidin ve oryantal bilmediğinizi fark edin.

_Beyrut’ta aktar ve hediyelik eşya dükkanı aramayın, yok. Hava alanında hediyelik/simgesel hiçbir şey bulamazsınız, şehirde bulduğunuz yerde satın alın.

_Yokuşu bol, sıcağı sıcaktır. En çok yokuş da şehrin kalburüstü mahallelerindedir. Buralarda gönül rahatlığıyla yürüyebilirsiniz. Yürürken gördüğünüz binaları fotoğraflayın. Hepsi farklı ve ünlü mimarların tasarımlarıdır.

_Ermeni mahallesine ben gidemedim, siz gidin. Giderken bölgeye mümkünse yürüyerek değil araç ile geçin çünkü o yola yolum düştü, Filistinli caddesidir, önermiyorum.

_Lübnan rakısı Arak’tan tadın. Anasonu ve içindeki şeker oranı bizdekilere göre fazla fakat lezzetli. Aynı zamanda şaraplarından da mutlaka edinin.

_Zaitunay Bay’da boylu boyunca yürüyün. “Zenginlik be!” cümlesi ile etrafa bakıyorsunuz.

_Güvercin kayalıklarından tekne ile geçebilirsiniz, sizin tercihinizdir, sadece izleyip fotoğraf çekmek de.

_Cumartesi günleri Beirut Souks alışveriş merkezinde “Souk el Tayeb” isimli gurme pazarı kuruluyor, tüm yemeklerden tadın.

_200 metre aralıklarla  gördüğünüz askerlerden korkmayın, onlar güvenliğiniz için orada. Adres sormak için de. Çünkü İngilizce ve Fransızca ana dilleri, mükemmel konuşuyorlar.

_Omar Cami’sine gidin, oradan çıkıp Place De L’etoile’deki kilise ve sinagoglara gidin. Lübnan on beşe yakın dine sahip kozmopolit bir ülke ve iç savaş sonrasında insanlar birbirlerine saygıyı öğrenmiş. Ülke yönetimi farklı dinlere mensup yöneticilerden oluşmak zorunda.

Lübnan çok hüzünlü, çok güzel ve gizemli bir ülke. Beyrut onun göz bebeği bir kent. Tek başına bir kadın olarak güvenli ve huzurlu bir keşif için doğru adreslerden biri.

          

Beyrut’tan daha fazla öneri için Verda’nın “Orta Doğu’nun Ritmine Aldırmayan Şehir: Beyrut” yazısını da okuyabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?