Bir ilkbahar gününde, onca işin arasında, sırt çantamızı kaptığımız gibi düştük yollara. Tadı damağında kalır kısa bir zamanda ansızın yapılan gezilerin. Ve ben korkunç yorucu olan bu gezilere hayran kalırım hep.

1 Mayıs günü İstanbul’dan çıktık yola, yüzyıllardır birçok kültürle yoğrulmuş fakat taze kokusunu hala üzerinde taşıyan Anadolu’nun ufak ama sıcak bir kentine gitmek üzere… Belki 24 saat soluyamadığım bu kentin havası beni oldukça etkiledi; muhteşem camisi, yüzyılların yaşlandıramadığı çınarı ile.

Evet tahmin ettiğiniz üzere beni kendine hayran bırakan bu kent Bursa. Tek günde tamamladığım Bursa gezisinde şehri bir günde tümü ile gezmenin mümkün olamayacağını en başta belirtmem gerek. Ancak, biraz hızlı davranarak görmek istenilen birçok yer ziyaret edilebilir.

İki arkadaşım ile birlikte gereğinden fazla süren otobüs yolculuğu sonunda Bursa Otogarı’na adım attık. Ama bu gezi dışında benim için önemli olan başka bir durum da vardı. 1 Mayıs’ı daha önce başka bir şehirde geçirmemiştim. Bursa’da 1 Mayıs İstanbul’dan daha farklıydı; daha yerelde ve daha sakin.

 

bursa - setbaşı

Şehir gezi planı yapmamıza ve tarihi yerlerin oldukça zıt yerlerde olmasına rağmen ulaşım kolaylığı sayesinde çok fazla sıkıntı çektiğimizi söyleyemem. İlk olarak Bursa’nın ünlü yerlerinden olan Setbaşı‘nda börek ve çay tavsiye ederim. Köprü altında, nehir kenarında bulunan simit sarayı, şehir içinde doğadan ufak bir parça taşıması sebebiyle inanılmaz bir enerji veriyor.

Aldığımız enerji ile soluğu I. Bayezit tarafından yaptırılan, Bursa’nın simgelerinden biri olan Ulu Camii‘de alıyoruz. Gerçekten yapı bir harika.

bursa - sokaklar

Bazı sokaklar, insanları kimliksizleştirir ve benliğini unutturur ve sanki hiç olmadığınız bir kişilikle daha önce bambaşka bir zamanda orda olduğunuzu hissedersiniz. Tam da bu duygular ile bir sokaktan geçtim. Belki sakince adımladığım yolu etkiledi, belki de sokakta güneşin aralardan sızarak vurduğu boş bank, bilemiyorum. Yeşil Türbe yolunda rastladığım bu sokağı çok sevdim. Banka oturup kısa bir soluk aldım ve gülümsedim.

bursa - koza han

Yeşil Türbe’nin ardından ipeklerimizi almak üzere Koza Han‘a doğru yola koyulduk. Kozahan’da yaşam, hanın kapısından içeri girildiğinde farklı olduğunu hissettiriyor. Gelenekselliğin içinde tanıdık bir şeyler bulabileceğinize eminim. Tarihi ve eski dokusu insanı geçmişi gözünde canlandırmasına zorluyor adeta. İki katlı olan ufak çarşı, tarihte ipek kozalarının satışının yapıldığı yer olması sebebiyle tekstil merkeziymiş. Şu an da farklı olduğunu söyleyem. Çeşit çeşit ipek bulacağınız, güleryüzlü insanların bulunduğu dükkanlar var.

bursa - inkaya çınarı

Ve en sonunda Bursa’nın İnkaya Köyü’nde bulunan tarihi İnkaya Çınarı‘nın gölgesinde soluklanmak için  epeyce bir yol kat ettik. Buraya otobüs ile ulaşım mümkün fakat pek sık sefer yapılmıyor. Bu nedenle biz de taksi ile ulaşmayı tercih ettik. Çınara giden yollar dar sokakları takip ediyor. Bu sokaklardan geçmek benim için şirin, kısa bir yolculuk oldu. Çınarın olduğu bölgede bir kafe bulunuyor. Buradan bahsedip de meyvelerinden bahsetmemek mümkün olamaz. Ballı kaymaklı meyve tabakları hem çok ucuz hem de çok lezzetli; çilekleri, kirazları, erikleri ve muzları…

bursa

Son olarak Tarihi İskender Kebapçısı’nda iskenderi de tescilledik onayladık, harika! :) Çalışanlar çok ilgili ve samimi. Küçük bir mekan ve bu nedenle müşteriler ile iletişim oldukça kuvvetli sağlanıyor.

Unutmadan, Bursa’da birçok müze bulunuyor. Biz gezimizde çok fazla yer veremedik. Bir dahaki sefere mümkünse…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?