!f İstanbul ve theMagger işbirliğiyle, !f Yeni bölümündeki filmleri sizin için inceledik! Sıradaki film, Mehmet Salih Demir’den “Cano”…

Türkiye ve Türkiyelilere ait sinema alanı !f Yeni bölümünde bizlerden hikâyeler, bizlerle buluşuyor. Mehmet Salih Demir’in senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği “Cano” filmi de bizlere hemen herkesin içinde olan bir hikâyeyi anlatıyor.

Adı Cano olmasına karşın film bizlere Cano’nun değil, onun yakın arkadaşı İbrahim’in hikayesini anlatıyor. Her şey, kendisi gibi bir öğretmen olan arkadaşı Cano’nun günün birinde ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Arkadaşının ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmasına anlam vermeyen İbrahim, herkesin aksine Cano’yu, can dostunu bulmak için bir mücadeleye girişiyor. Sevdiği kadınla arasının bozulmasına aldırış etmeksizin, kendini Cano’nun gidişine odaklıyor, adeta kendi sorunlarından kaçmak için, hiçbir gerekçe göstermeksizin hayatını geride bırakıp giden Cano’nun peşinden koşturuyor. Arkadaşlarıyla görüşüyor, köyüne gidiyor, soluğu Cano ile bağlantısı olduğunu duyduğu herkesin yanında alıyor. Ne var ki hiçbir yerde yakın dostu Cano’dan ses seda çıkmıyor.

Bizleri İbrahim’in dünyasına sokan ve onun dertlerini, onun sorunlarını arkadaşını bulmak için çıktığı arayış üzerinden anlatıyor Cano. Bir insanın yeter artık diyeceği noktada İbrahim şansını daha da zorluyor, etrafındakilere rahatsızlık vermeye başlıyor. Attığı her adımda çok yakını saydığı Cano hakkında yeni yeni bilgiler edinen İbrahim, etrafındakilerin umursamazlığı karşısında daha da bileniyor. Cano hakkındaki her yeni bilgiyle aslında kendini de sorgular oluyor, yakın arkadaşıyla arasındaki uçurumun yanı sıra yakınlıklarına, benzerliklerine de şahit oluyor. Bir taraftan sevdiği kadınla arasındaki sorunları, evlilik meselesini çözmeyi isterken içten içe, bir diğer yandan da adını koyamadığı bir korkudan ötürü kendini ondan uzak tutmaya çalışıyor, kendi içinde çelişiyor. Ve bu keşfi sırasında aslında hem arkadaşıyla ilişkisinde hem de sevdiği kadınla ilişkisinde geride duranın kendi olduğunu fark ediyor.

İbrahim’in arayışı ilk bakışta bir dostun kaybolan dostunu aramasına benzese de, motivasyon olarak kendi sorunlarından kaçması gösterilebilse de esasen bunun da ötesinde. İbrahim’in asıl problemi, kendinin yapmadığını kendinden çok daha sessiz, çok daha sakin, çok daha içine kapanık görünen Cano’nun yapabilmesi, tüm cesaretini toplayarak her şeyi geride bırakmayı başarmış olması. Senaryo konusunda bazı zayıflıkları olan (örneğin İbrahim ile Cano arasındaki benzerlikleri seyircinin tahmin etmesini beklemek, bu ilişkiyi kurmayı onlara bırakmak yerine doğrudan söylemesi) film sinematografik anlamda ise düşük bütçesi ve elindeki imkan(sızlık)lar düşünüldüğünde kabul edilebilir, göze batmayan ancak bir farklılık da katmayan ölçüde. Oyunculukların yer yer amatör kaçtığı 81 dakikalık filmin izlenebilirliği ise oldukça kolay, izleyicinin dikkatini çekme ve kendini izletme konusunda harikalar yaratmasa da başarılı.

Türkçe ve Kürtçe’nin karışık olduğu filmin dile dair en büyük sorunu -en azından benim izlediğim kopyada- İngilizce altyazıların küçük hataları (filmin kaderini etkilemese de izleyicinin kafasını karıştırma potansiyeline sahip) ve Türkçe altyazıdaki yazım yanlışlarının sayısı. Filmin seyir keyfini etkilemese de takılan gözler için bir sorun olabilir, umarım gösterilen kopyasında bu hatalar düzeltilmiş olur. Toparlayacak olursak dili, diller arası geçişleri izleyicinin gözüne sokmaksızın doğal bir ilerleyişle aktaran Cano, !f Yeni’nin keşfedilesi filmlerinden biri. Hem yarattığı İbrahim karakteri hem de İbrahim’i canlandırışıyla ilgimi çeken ve beğenimin yanı sıra takdirimi de kazanan Mehmet Salih Demir’i takip edilmesi gereken yönetmenler listesine eklemek gerekli. Daha büyük bütçelerle, kafasındaki fikri ve kamerayı daha aktif kullanabildiği filmler görebilmek dileğiyle…

!f Yeni filmlerinden Canoyu 21 Şubat Çarşamba 19.00‘da ve 24 Şubat Cumartesi 11.00‘de Cinemaximum Nişantaşı City’s‘de; ayrıca 1 Mart Perşembe 13.00’de !f İzmir, 2 Mart Cuma 17.30’da !f Ankara’da izleyebilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN