Freya Akaretler şehrin en sevdiğim bölgelerinden birine açıldı. Akaretler, İstanbul’un kendine has yaşam dinamiği olan ender semtlerinden ve son yıllarda yenilenen çehresi ile özellikle hafta sonlarımızın sevilen yeni adreslerinden biri.

Kitap alışverişlerimi yaptığım Minoa’ya her gidişimde semtte bir tur atıp yeni açılan mekanları denemeye çalışıyorum. Kimi mekanları seviyor, kimilerine ise çekimser kalıyorum ama deneyimim her ne olursa olsun semtin enerjisini fazlasıyla yüksek ve keyifli buluyorum. 

Yaz günleriyle birlikte Akaretler semti de hareketlendi elbette. Sokaklar artık daha cıvıl cıvıl, müzik sesleri daha da yüksek. Kahkahalar, kalkan kadehler, hararetle anlatan gözleri güleç insanlar.. Hepsi de yaşama dair izlenesi manzaralar sunuyor. Bir köşeye ilişip yalnızca bu manzaraları seyre dalmak bile stresli bir iş günü sonunda bünyeye iyi geliyor diyebilirim. İşte böyle bir iş günü sonunda, sanırım semtin en yenisi FREYA Akaretler ile tanıştık biz. İyiden iyiye canlanan Şair Nedim Caddesi üzerinde bulunan mekanın girişi minnak, ancak mekana girip bir alt kata indiğimizde bizi şaşırtan genişçe bir bahçeye açılıyordu. Bahçe, yeşillikler ve gökyüzü. Yazın bir mekandan daha başka ne bekleyebiliriz ki?

Freya Akaretler’de günümüzün yorgunluğunu ilk önce birer kokteyl içerek atmak istedik. İyi ki de öyle yapmışız, lakin seçimlerimizi emanet ettiğimiz barmenimiz bize şahane birer kokteyl denemesi yaptırdı. Üzerine, mekanın kokteyl menüsünün hemen hemen her hafta ya da her on günde bir yenileneceğini öğrenince aslında bu konudaki iddialarını da anlamış olduk.

Yemek menülerine açıkçası baştan bir miktar endişeli yaklaştığımızı söyleyebilirim. Genel olarak yeni deneyimlediğimiz bir mekanda daha konsantre menülerle karşılaşmayı arzu ettiğimizden, hepimizin isimlerini çok iyi bildiğimiz zincir restoranlar tarzında geniş bir menü bulmak bizi pek de mutlu etmedi, ancak güler yüzlü mekan çalışanlarından destek alıp aksam yemeğimiz için lezzetli denemeler yaptığımızı söyleyebilirim.

Ilk kez bir menüde karşımıza çıkan ya da bizim ilk kez ilgimizi çeken “Balık Taco” ve sonrasında da “Somon Füme Bruschetta” sunumları ile görsel hafızamızda, lezzetleri ile de damağımızda nefis izler bıraktılar. Özellikle balık taco bu mekan için kokteyl sonrası yıldızlı favorimiz oldu diyebilirim. Sos dengesi tam yerinde “Kuşkonmaz ve Parmesanli Roka Salatası” yine keyifli ve yaz akşamları için hafif bir tercihti. Izgara kuşkonmazlarımızın lezzeti çok yerindeydi ama sap kısmı daha derinden kesilmiş olsaydı yerken daha da keyif alabilirdik. Bu yorumumuzu mekanın gelişimine katkımız olabilir düşüncesiyle kendilerine de ilettik, lakin o akşam beklentilerinin üzerinde yoğun olmaları bazı önemli dokunuşları aceleye getirmiş olabilirdi. Bizim için açılalı bir ay olmuş bir mekan için bu bir nazar boncuğuydu yalnızca. Eminim zaman içinde tüm detaylar daha da yerli yerine oturacaktır. Ana yemek olarak ise; bir menüde risotto görüp deneyimlememem pek olası olmadığından, balık ile başladık öyle devam edelim diyerek “Deniz Mahsüllü Risotto” siparişi verdik. Risotto pirinçleri olması gerekenden bir miktar fazla pişmiş olsa da, içinde kullanılan deniz ürünleri lokum gibiydi, büyük bir keyifle yedik.

Bu arada Freya’nın harika da bir isim hikayesi olduğunu okuduk mekan duvarlarından. Cuma gününe de ilham vermiş Freya isminin, mekanın ismi olarak seçilmesi ve dolayısıyla lezzetlerini mitoloji ile betimlemelerini pek sevilesi bulduk. Son olarak mekana dair sevdiğimiz bir diğer detay da müzikleriydi. Arada esen tatlı 90’lar tınıları yanında günümüz müzik kültüründen de keyifli örnekler dinledik. Ses dengesi tam da istediğimiz gibi birbirimizi duymamıza engel olmayacak seviyedeydi. Özellikle kokteyllerimizin yanına çok yakıştı. Galiba kız arkadaşlarımla durmaksızın konuşup, bol bol kokteyl içmek istediğim akşamlar aklıma gelecek ilk mekan Freya olacak artık ;)

Şehre hoş geldin Freya!

İlginizi çekebilir: Gizem Dereci’den “Akaretler’de Çikolata: La Vie Praline”

Freya Akaretler Instagram

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?