Son zamanlarda sıkça duyduğumuz “fast fashion” kavramına zamanla daha aşina hale geliyoruz. Peki hızlı moda aslında nedir? İsminden de anlaşıldığı gibi hızlı moda, perakendecilerin yılda 52 stil sezonu yaratmalarının getirisi olarak müthiş bir hızla değişen moda sektörünün dönüşümünü anlatmak için bugün kullanılan bir kavram. Tıpkı “fast food” gibi “fast fashion” da her şeyin göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleştiği günümüz şartlarında daha çabuk üretilebilir ve aynı hızla tüketilebilir giyim alışkanlıklarını kapsıyor.

Hızlı Moda
Hızlı Moda | Fotoğraf: mariefranceasia.com

Geçmişte perakendeciler, geleneksel anlamıyla “sezonlara”, daha doğrusu mevsimlere uyum sağlamak için yılda dört kez yeni stiller piyasaya sürüyorlardı hepimizin bildiği gibi. Ancak günümüzde hızlı moda perakendecileri her yedi günde bir yeni sezonlar oluşturma çabasındalar.  Hiç bitmeyen indirimlerle de desteklenen bu yeni stilleri haliyle üretimi  nitelikten ziyade daha çok dürtüler ve niceliğe dayanan bir “hızlı moda” tüketicisi kültürünü ateşledi. Pek çoğumuz bunu kendimizden de yola çıkarak fark etmiştir zaten. Benim bugün vurgulamak istediğim ise, tüm bu dönüşümün hayatımıza nasıl girdiği ve bizden neler götürdüğü?

Hızlı moda kültürünün ne zaman tüketim hayatımıza girdiğini anlamak için zamanı biraz geriye sarmak gerekiyor. 1800’lü yıllardan önce moda çok yavaş ilerleyen bir sektördü. Çünkü, yün veya deri gibi materyalleri kendiniz tedarik etmeniz ve gerekirse dokumanız hatta kıyafetleri de büyük ölçüde sizin yapmanız gerekiyordu. Sanayi Devrimi ile birlikte dikiş makineleri üretilmeye başlayınca giysi üretmek çok daha kolay, ucuz ve hızlı hale geldi. Orta sınıf, terzi dükkanları gibi lüks imkanlara kavuştu. Haliyle hemen herkesin ulaşabileceği küçük giysi dükkanları açılmaya başladı. 1960 ve 70’li yıllara gelindiğinde moda çoktan giyim ihtiyacını tedarik eden bir sektörden ziyade, kişisel bir ifade biçimi haline gelmişti. Ancak yine de, haute couture* ve sokak modası arasında çok belirgin bir ayrım vardı. 

1800'lerde Moda
1800’lerde Moda | Fotoğraf: bitgab.com

Hızlı moda konseptinin hayatlarımıza girip tüketim alışkanlıklarımızı tamamen değiştirmesi ise 1990’ların başına kadar gidiyor. Kavram ilk kez Zara, New York’a ilk ayak bastığında, bir giysinin tasarım, üretim ve mağazada satış sürecinin 15 gün kadar kısa bir sürede tamamlandığını vurgulamak için The New York Times’da kullanıldı. Bu gelişmeden çok kısa süre sonra, H&M, Gap, Forever 21, Top Shop ve daha birçok hızlı moda perakendecisi rekor sürede giyim üretmeye başladı. Bu markalar, en iyi moda evlerinden görünüm ve tasarım öğelerini alıp hızlı ve ucuza yeniden ürettiler. Artık herkes istediği zaman trend kıyafetler için alışveriş yapabiliyordu.

Peki, asıl can alıcı nokta şu; iklim krizinin tüm tehlikesiyle kapıda beklediği dönemde hızlı modanın doğaya maliyeti ne? Hızlı modanın yarattığı bir çok endişe sebebi olsa da acil bir şekilde eğilmemiz gerekenlerden kısaca bahsedeceğim.

Hızlı Modanın Maliyeti

Su Kullanımı

Hızlı Moda
Hızlı Moda | Fotoğraf: researchgate.net

Giysi üretimi hakkında düşünürken göz ardı edilen şey, üretim sürecinde meydana gelen toplu su tüketimidir. Hazır giyim sektöründe her yıl yaklaşık 93 milyar metreküp su tüketiliyor ve asıl çarpıcı olansa, bu su miktarının aslında 5 milyon kişinin ihtiyacını karşılamaya yetecek miktarda olması. Şöyle bir örnekle resmi somutlaştıralım. Bir tişörte ihtiyacım var, bu tişörtün pamuk ya da polyester olduğunu varsayalım. Pamuğun üretilmesi için büyük bir miktarda su ve böcek ilacı gerekir. Yani gardırobunuzda yer alan bir tişörtün doğaya maliyeti 2.700 litre sudur. Bu tişörtü bir de jean ile kombinlemek istiyoruz. Bir kot pantolonun ihtiyacı olan su miktarı 3.781 litre. Evet yanlış okumadınız. Üstelik hızlı modanın sınırsızca  su kullanımına sebep olan tek alanı kumaş üretimi değil. Kumaşların boyanması işlemi de doğaya bir hayli yüksek fiyata mal oluyor. Şu an dünyadaki atık suyun %20’si kumaş boyama ve işlemenin doğrudan bir sonucudur ve bu atık su, su sistemlerimize geri pompalanarak içeriğini toksinler ve ağır metallerle kirletir. Bu sadece suyun sağlığını olumsuz etkilemekle kalmaz, aynı zamanda biz insanlar da dahil olmak üzere suyu tüketen hayvanların hayatını da olumsuz etkiler. Çok acı değil mi?

Tekstil Atıkları

Hızlı Moda ve Atıklar
Hızlı Moda ve Atıklar| Fotoğraf: calpirg.org

Korkunç bir istatistik duymaya hazır mısınız? Her yıl dünya çapında 92 milyon ton tekstil atığı oluşuyor. 2030 yılına kadar, yılda 134 milyon tondan fazla tekstil ürününü çöpe atmamız bekleniyor. Bu tekstillerin %95’i yeniden kullanılabilir ve geri dönüştürülebilir. Ancak bunun önünde bir engel var, hızlı moda ve sürekli değişen trendler. Bu kültür, satın aldığımız giysilerin tek kullanımlık olduğuna inanmamıza neden oluyor. En son modayı alacaksanız, eskilerden kurtulmak konusunda kendinizi rahat hissetmelisiniz. Ancak yeni giysiler satın alırken, atılan giysilerimiz çöplüklere gönderiliyor. Bütün bu karmaşanın üstüne bir de sosyal medya kullanımının bu tüketime etkisini göz önünde bulundurulunca nasıl bir çıkmazda olduğumuzu fark edebiliriz. 

2018 yılında, 17 milyon ton tekstil atığı çöplüklerden toplandı ancak bu çöplerin ayrıştırılması 200 yıl kadar sürebiliyor. Bugüne kadar giysilerin %84’u hala çöplüklerde veya yakma fırınlarında bekliyor ve bu tekstil atıkları her geçen gün gezegeni zehirlemeye devam ediyor.

youtube play youtube play

Konuyla ilgili olarak ünlü komedyen Hasan Minhaj’in The Ugly Truth of Fashion adlı yarım saatlik gösterisini Youtube üzerinden izleyebilirsiniz.  Acı gerçekleri kahkahalar eşliğinde öğretme konusunda çok başarılı olduğunu bilmeyen yoktur sanıyorum. 

Karbon Salınımı

Karbon Salınımı
Karbon Salınımı | Fotoğraf: DW

Eğer bugüne kadar hiç duymadıysanız şimdi söyleyeceğim şeye çok şaşıracaksınız. Hazır giyim endüstrisi, karbon emisyonunda hala bir numara olarak liderliği elinde tutan petrolden sonra ikinci sırada yer alıyor. Açıkçası bu sektör için utanç verici bir durum ve bu hızla 2030 yılına kadar sera gazı emisyonları %50’den fazla artacak. Yalnızca hızlı moda endüstrisi nedeniyle tahminen 1,2 milyar ton karbon salınıyor! Bu ihtimallerle birlikte modanın fiyatı küresel ısınmayı artırıyor.

Adaletsiz ve Kötü Çalışma Koşulları

youtube play youtube play

Bugün dünyada kabaca 40 milyon hazır giyim işçisi var ve çoğu, Batı’daki birçok insanın sahip olduğu haklara sahip değiller.. Onlar dünyadaki en düşük ücretli işçilerden bazıları ve tüm hazır giyim işçilerinin kabaca %85’i kadın. Dünyanın birçok gelişmekte olan ülkesinde ucuz emeğin sömürüldüğünü ve işçi, kadın ve insan haklarının ihlal edildiğini sürekli olarak görüyoruz. Bu konuyu hakkında bilgi sahibi olmak ve de hızlı modanın düşük gelirli ülkelerde ve insan gücü üzerindeki adaletsiz etkisini görmek isteyenler için yarım saatlik mükemmel bir belgesel önerisinde bulunabilirim. The True Cost

Peki Ne Yapabiliriz?

Bilinçli Alışveriş
Bilinçli Alışveriş | Fotoğraf: Stylist
  •  Az giysi satın alıp mümkün olan en uzun sürede kullanmaya gayret göstererek. 
  • Giysi alırken etiket okuma alışkanlığı edinerek. Pamuğun çok fazla su tükettiğinden bahsetmiştim. Ancak mısır ve şeker kamışı gibi yenilenebilir mahsullerden yapılan biyo-bazlı sentetik polimerler, “kısmen mahsullerin karbon yutakları oluşturması nedeniyle, %60’a kadar daha az karbon emisyonu” salıyor. Geri dönüştürülmüş polymer seçeneklerini tercih etmek daha akıllıca olur. 
  • İkinci el giysi almak veya kiralamak. 
  • Yeni bir ürün alırken mümkün olduğunca çok parça ile kombinlenebilmesine ve zamansız bir tarz olmasına dikkat etmek. 

Bu tarz çözümlere çeşitli internet sitelerinden kolaylıkla ulaşabiliriz. Yeter ki gezegenimiz için samimi bir duyarlılık ortaya koyarak elimizden geleni yapmak için çabalayalım. 

Kapak Fotoğrafı: businessoffashion.com

İlginizi çekebilir: İrem Bektaş’tan Moda ve Sürdürülebilirlik