Yeni yerler görmek, yeni mekanları keşfetmek, bilmediğimiz ülkelerde kaybolmak… Üstelik bir elimizde harita, diğerinde fotoğraf makinamızla. En sevdiğimiz hobimiz, neredeyse tartışmaya kapalı bile. Buraya kadar her şey harika. Ancak, ya yemek meselesi? Yaz için tatil planları başlamışken sizi İtalya’da ne yenir sorusundan başlayarak lokal gibi yemek konusunda rahatlatacak birkaç önerim var.

Seyahate çıktığımda şehrin en popüler mekanlarında, en turistik caddelerinde gezmeyi ben de çok seviyorum elbette. Ancak iş yeme içme olunca o kalabalık caddeler ya da turistlerin tıka basa doldurduğu mekanlar şehrin hissetmek istediğim ruhunu, lezzetini bana aktarmada çok yetersiz kalıyor. Sığ ve dokusuz bir kalabalık içinde bir şeyler geveliyormuş gibi hissediyorum.

Bu nedenle bence işin sırrı gezmede turist gibi, yemede içmede lokal gibi olabilmek. Siz de benim gibi düşünenlerdenseniz, mutfağının lezzeti düşünülünce yerken lokal olmanın en önemli yer olduğu İtalya’dan; kendinizi İtalya’nın yerlisi gibi hissedeceğiniz mekanlara buyrunuz:

İtalya’da Ne Yenir?

La Spezia – Cinque Terre

Geçen yaz gittiğim Cinque Terre hakkında güzel bir yazı yazmayı planlarken, kaldığımız La Spezia’nın en sevdiğim lokal mekanından bahsedeceğim öncelikle. İtalya deyince akla ilk gelen lezzetlerden makarnanın en mükemmel hali: Inferno.

Sessiz bir sokakta, minicik tabelasıyla önünden geçtiğinizde fark edemeyeceğiniz kadar sıradan duruyor aslında Inferno. Ancak lezzetli makarnaları size her şeyi unutturacak kadar güzel. Özellikle benim favorim olan pesto soslu tagliatelle’yi denemenizi kesinlikle öneririm.

Cinque Terre’ye gitmek için plan yapanlar çok rahatlıkla bizim yaptığımız gibi La Spezia’da konaklayabilirsiniz bu arada. Köyler hem çok yakın hem de konaklaması çok daha uygun. Kalacağınız süreye göre alabileceğiniz günlük pass’lerle trenle köyler arasında rahatlıkla gezebilirsiniz. Eğer vaktiniz daha bolsa en güzeli tabi ki köyler arası yürüyüş yollarını kullanmak.

Cinque Terre öyle bir güzellik ki, La Spezia’dan ilk köye gitmek için trene bindiğimde bile fotoğraflarda gördüğüm o yerlerin nasıl mümkün olacağına inanmıyordum. Ta ki tünelden çıkıp okyanusla karşılaştığımız o ana kadar. Burası gerçekten de nefes kesici bir güzellik, en etkilendiğim yerlerden biri.

Beş köy hakkında uzun uzun yazmaya gerek yok, defalarca yazıldı, çizildi. Ancak en güzelleri benim için Manarola ve Riamaggiore. Özellikle yaz aylarında bu köylere gider ve denize girerseniz hayatınızın en mutlu günlerinden birini geçirdiğinize emin olacaksınız. Bir de taze çıkarılmış deniz mahsullerinden alıp yemeyi unutmayın yeter.

Bologna

Fotoğraf: bolognawelcome.com

Bologna, güzelliğiyle sizi şaşırtan, lezzetiyle kendine hayran bırakan kızıl İtalyan. Öyle ki burayı gördükten sonra İtalya’da vasat denilecek bir şehir yok herhalde diye düşündüm. Sonraki seyahatlerim de beni doğrular nitelikteydi.

Özellikle yeme içme konusunda lokal olabilmek için, turist sayısı görece daha az olan bu şehirde daha şanslı olduğunuz bir gerçek. Burada kahvaltı için antep fıstık kreması dolgulu kruvasan ve inanılmaz lezzetli latte’yle Risto Pallottide güne başlayabilirsiniz. Patlıcanlı her şeyin fazlasıyla güzel olduğunu düşünenlerdeniz öğlen atıştırması için Zerocinquantino‘nun lezzetli panini’lerine şans vermelisiniz. Akşam yemeği içinse önerim şehrin açık ara en güzel ve birinci sınıf pizzalarını ve makarnalarını tadacağınız Ristorante Donatello. Buraya dair bilmeniz gereken en önemli şey, gideceğiniz gün rezervasyonunuzu yaptırmayı unutmamak!

Roma

Herhalde kendimi en mutlu, en özgür, en iyi hissettiğim şehirlerden biri Roma. Bu şehri her hatırladığımda açık hava müzesi gibi olan turistik güzelliklerinin yanında Roma’da ne yenir sorusu gelir aklıma. Yiyebileceğiniz en güzel tiramisuları tadacağınız Pompi (fazla turistik olsa da), gerçek İtalyan makarnalarını take away alabileceğiniz Pastaficio (fiyat performans aklınızı başınızdan alır ama hala turistik), bir de Gelateria La Romana da peşinden.

Dondurma sevmeyen beni bile fanatiği haline getiren inanılmaz tatlı ve lokal bu dondurmacı, Roma sokaklarında önünüze çıkan diğer örneklerinden çok daha farklı, çok daha yerli ve tartışmasız çok lezzetli. Minimal tasarımı, şıklığı ve sadeliği bir arada tutuşu da La Romana’yı ilgi çekici kılıyor bence. Roma’da olduğum her gün günde iki kez yediğim ve henüz kötü bir çeşidine dahi rastlamadığım için favori belirtmek istemedim!

Günde 20 km yürüyüp artık ayakkabılarımıza sığamadığınız ve bir kez bile şikayet etmediğiniz bir yer Roma. Sokak aralarındaki güzellikleri kaçırmamak için toplu taşıma bile kullanmaktan imtina ettiğiniz bir ışığı var. Yemek işinde de kendinizi yerel gibi hisedecek mekanlara sığındığınızda memnun olmama olasılığınız yok diyebiliriz.

İlginizi çekebilir: Lisya Kalma’dan Roma’da Ne Yapılır

Venedik

Bence tüm şehirler içinde lokalliğe en önem verilmesi gereken yerlerden biri Venedik. Şehir güzel ancak öyle turistik ki bu hava sizi gezerken bile boğabiliyor. Asla İtalya’daki en favori şehrim olmayacak olsa da, güzelliği yadsınamayacak bu İtalyan’da, şehrin ruhunu anlayabilmeniz için kendinizi lokal hissedebilmeniz bu nedenle büyük önem taşıyor.

Herkesten farklı bir tat almaz, akan insan selinde kaybolursanız büyük haksızlık etmiş olursunuz kendinize ve şehre. Bu noktada önerim: Trattoria Dalla Marisa. Görece çok daha az turistin bulunduğu bu tip İtalyan restoranında yemek yemek adeta yeniden nefes almak gibi gelmişti bize. Turist kalabalığından bunalan ve lokal olmak isteyen turistler için güzel bir seçenek olabilir. Ben her zamanki gibi her fırsatta yediğim makarnalardan tatmış çok beğenmiştim. Buraya yolu düşüp Venedik sokaklarında dolaşmanın keyfine varmak ve rahat bir nefes almak isteyen herkes gönül rahatlığıyla denemeli bence!

Floransa

Sanat deyince ilk akla gelen bu İtalyan, buram buram Rönesans kokuyor hakikaten. Şehir kendinden filtreli. Her sokak başı sizi tarihin farklı noktalarına götürüyor. Turuncu binalar kendinizi yabancı hissettirmiyor hiçbir zaman.

Böyle özel bir şehirdeyseniz her anınızı o şehrin dokusuyla birleşerek hissetmek istiyorsunuz. Biz de bu düşünceyle bulmuştuk La Cucina Del Ghianda‘yı.

Gizli saklı, dikkatli bakılmadığında görülmeyen bu küçük İtalyan restoranlarına resmen hayranım. Sadeliği ve lezzeti bir arada bulabileceğiniz butik mekanlardan en İtalyan ve lokal olanı da burası bence. Tavşan etinden lezzetli makarnalara kadar geleneksel İtalyan sulu yemeklerini bile bulabileceğiniz mekanda çoğu zaman tek bir turist bile olmaması harika. İngilizceyi çat pat konuşabilen çalışanları görünce buna ikna oluyorsunuz. Yine de İtalyanca uğultusu altında keyifle yemek yenecek super-lokal bu mekana yolunuz düşerse uğrayın derim.

İlginizi çekebilir: Öykü Doğan’dan Floransa Nerede, Ne Zaman, Nasıl?

Modenna-Mantova-Sirmione-Garda Gölü

Karış karış keşfedelim dedirtecek İtalya’nın küçük şehirlerinde keşfe çıkacak olursanız, Bologna’dan Garda Gölü üzerindeki bakir şehirler italyan gibi hissetmek için harika seçimler olacaktır. Ferrari’ nin memleketi, Enzo Ferrari’nin müzesinin bulunduğu ufacık İtalyan şehri Modenna’dan hafif atıştırmalıklar ve keyifli sohbetle taçlandıracağınız Bar Mana‘da kendinizi akşam yemeğine hazırlayabilirsiniz.

Tarihi ve güzelliğiyle İtalyanların mimariye ve sanata ne kadar önem verdiğini göstererek sizi bir kez daha hayran bırakacak Mantova’da ise gurme menüleri aklınızı başınızdan alacak, özellikle bal kabapı doldgulu raviolisi favorim olan Osteria Dei Gonzaga‘yıdenemelisinizPiazza Sordello’daki bu lokal mekan, gün batımını harika mimarisi bulunan eski saraylar arasında karşılamak ve manzaranın keyfini çıkarmak için ideal.

Sirmione ve Garda Gölü’ne ilişkin mekan önerilerim yok ancak siz Sirmione’nin doğal güzelliklerini görmeyi ve Garda Gölü’ne girmeyi unutmayın! Avrupa’nın diğer şehirlerinden lokal mekan önerileri ise yakında gelecek.

Şimdilik herkese bol keşifli günler! :)

İlginizi çekebilir: Eliçe Kılıç’tan İtalya Yemek Kültürü

İlginizi çekebilir: Lisya Kalma’dan Milano’da Ne Yenir?

 

Fotoğraflar: @duspe

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR