Her gezginin en çok gitmek istediği, her seyahatseverin, listesinin ilk başına yazıp, bir fırsat çıksa da görelim dediği ülkedir İzlanda. Hepsi de dünyanın en kuzeyindeki cenneti rotalarına almakta haklıdır çünkü İzlanda gerçekten soğuğuna karşın güzelliğiyle insanın içini ısıtır. Ancak bu ülkeye gidişten önce cevaplanması gereken bir takım sorular vardır. Neler mi?

İzlanda’ya gidecek şanslı insanlardan biriyseniz ve artık seyahat planınızda ismini ancak söyleyebildiğiniz başkent Reykjavik varsa, kafanızda bazı soruların belirmesi de kaçınılmaz. Bu durumda paniğe gerek yok, eşsiz ülkenin keyfini çıkarmak üzere olası soruların, cevapların ve hatta bazı garip gerçeklerin üzerinden gitmek var.

DSC06968

Sırayla başlayalım o zaman…

Nasıl gideceğiz, hangi havayoluyla uçacağız? İzlanda’ya Nasıl Gidilir?

İzlanda’ya neredeyse dünyanın her yerinden uçak var, sadece Türkiye’den yok! Dünyanın dört bir tarafındaki havaalanından en çok da Avrupa’dan kalkan havayolu şirketi ise Iceland Air. Oldukça büyük, neredeyse herkesin İzlanda’ya  göç ettiğini düşüneceğiniz kadar dolu olan uçakları hem konforlu hem de birçok uzak ülkelere göre uygun fiyatlı. Uçak içi ikramları yok ancak bizdekiler gibi bir bardak suyu çok görmüyorlar. Diğer taraftan WOW Havayolları ile de İzlanda’ya dünyanın dört bir tarafından her gün ve her  saat uçmak mümkün. Hemen belirteyim, İzlanda’ya gitmek için Schengen vizesi gerekiyor. Aktarma yaptığınız ülkede gümrük kontrolü oluyor, Reykjavik’e geldiğinizde veya ülkeden çıkarken hiçbir şekilde vize kontrol etmedikleri gibi pasaportunuza mühür dahi basmıyorlar.

İzlanda’ya vardık da, İzlanda içinde tüm yollar nereye çıkar? İzlanda’da Ulaşım

Reykjavik’e geldikten ve bavulunuzu aldıktan sonra, önemli bir sorun başlıyor: ulaşım! Eğer merkezde kalacaksanız ve hep o çevrelerde dolaşacaksanız sorun yok. Hatta ulaşım en son düşüneceğiniz şey. Neredeyse 100 adımda şehir biter. Ancak gezecekseniz, farklı yerlere bir tura katılmadan kendiniz gezecekseniz, o zaman araba kiralamak şart. Toplu taşıma pek fazla işe yaramıyor ancak Reyjavik Excursions hayatınızı kurtarıyor. Havaalanı ve merkezde kalacağınız otellere ulaşımda bir numaralar. Seyahat öncesi, websayfalarından bilet satın alabilirsiniz. Her otele kaçta varıyorlar, dönüşte kaçta alabilirler hepsini sitelerinden bulabilirsiniz. Söyledikleri saate de sadıklar, gecenin en alakasız saati olsa bile. Araba kiralamayacaksanız, olmadı taksiye binerim diye bir seçeneği aklınızdan geçirmeyin. Mesafeler çok yakın değil ve taksiler de inanılmaz pahalı. Taksi ücretiniz, uçak biletinizden pahalıya mal olabilir.

DSC07115

Ulaşımı hallettik ama nerede konaklayacağız? İzlanda’da Nerede Kalınır?

İzlanda’da her konuyu halletmişler ancak otelcilik işini bir türlü geliştirememişler. Gerçi turizm onlar için yeni bir kavram, yavaş yavaş oturtacaklar. Dolayısıyla otellerden de çok fazla bir şey beklemeyin. Misafir odalarında her şey en minimum düzeyde, bazılarına gardırop yerine birkaç askı koymayı tercih etmişler. Büyük marka birkaç otel var ve gerisi de hep misafirhane (guest house) veya hostel. Her talebinize cevap veren bir resepsiyon beklemeyin. Girerken anahtarı teslim alacağınız birisi olabilir ancak çıkarken de bırakacağınız bir görevli hiç beklemeyin. Ya odanın içine, ya lobideki masanın üstüne ya da paspasın altına koyun. Anahtarı beraberinizde evinize bile getirebilirsiniz, hesap  sormazlar. Hatta sizden önce unutmuşlardır size verdiklerini.

20170331_193030

Ben önce, şehrin en popüler oteli Viking Otel’de kaldım ve kesinlikle tavsiye ederim.  Mağara tarzı yemek salonu, Viking kıyafetli çalışanlarıyla kendimi Viking köyündeymiş gibi hissettim. Hatta gruplara özel Viking gecesi de düzenliyorlar. Bir gece de bize Viking şarkılarıyla mini bir dinleti yaptılar. Tek sorun şehir merkezinden uzak olması. Arabayla gezecekseniz ve imkanınız olursa en az bir gece kalın derim. Bulunduğu bölge Hafnarfjörður diye anılıyor ve çevresini keşfetmek en az konaklamak kadar keyifli. Şehir merkezinde kaldığım Metropolitan Oteli ise en son önereceğim ve hatta mümkünse adını bile anmayacağım bir otel. Ancak, başka bir arkadaşımın kaldığı Suna Guest House hem konumu hem konforu açısından tercih edileceklerden.

 

Yılın hangi zamanı gitmeli ya da gitmemeliyiz?  İzlanda’ya Ne Zaman Gidilir?

İzlanda zaten adı üstünde bir buz adası olduğuna göre hava sadece iki ay dışında tek kelimeyle BUZ! Gidilecek en güzel zaman yaz mevsimi olmasına rağmen, karın ve doğanın güzelliğini de yaşayacağınız en  doğru mevsim ise ilkbahar. Mart-Nisan-Mayıs en ideali ancak soğuk ve değişken havaya şimdiden hazırlıklı olun. Sabah kalktığınızda her yeri kar kaplamış olabilir ancak bir saat sonra güneş çıkıp karları ve içinizi eritebilir. Fazla sevinmeyin, birden bir fırtına kopabilir ve  aniden şakır şakır yağmur yağabilir. Gideceklere en önemli tavsiyem bavullarına mutlaka kalın monttan ziyade yağmurluk koymaları. Hatta onu, montun üstüne giymeleri. Ayaklarda da su almayan botlar olmalı. O kadar olur mu demeyin, sadece beş dakika içinde iliklerime kadar ıslandım ve üstümü değiştirme şansım olmadığından tüm gün ıslak dolaşıp zatürre olmayı teğet geçtim. Şemsiye almayı ise aklınızdan bile geçirmeyin. İzlanda rüzgarında açtığınız anda kendinizi Norveç’te bulursunuz. Benden uyarması.

DSC06981

Artık vardık, odamıza da yerleştik, gezmeye nereden başlayalım?

Odamıza giriş yaptık ve bavulları açtıysak artık Reykjavik’i keşfetmeye başlayabiliriz.

Iceland-Reykjavik-Hallgrimskirkja

İlk durak Hallgrímskirkja Kilisesi: Gezmek için başlangıç noktası olarak bu kiliseyi seçebilirsiniz. Önce lavlardan esinlenerek inşa edilen kulesini tek birkareye sığdırııp fotoğrafını çekin, sonra içine girin ve en son olarak da kilisenin tepesine çıkarak tüm şehri ayaklarınızın altına alın. Şehri 360 derece görebilirsiniz ve manzaraya da doyamayabilirsiniz.

Skolavördustigur ve Laugavegur Caddeleri: Şehrin tüm sevimliiğini, kafelerin ve mağazaların en güzelini bu caddeler barındırıyor. İkisi birbirine parallel, ve bunları bağlayan sokaklar da bir o kadar sevimli. Hepsi limana ve okyanusa çıkıyor. Gördüğünüz manzara da muhteşem.

20170401_121246

Opera Binası (Harpa) ve Reykjavik City Hall: İşte karşınızda bakıp bakıp hem hayran hem de sinir olacağınız iki bina. Dünyanın en kuzeyinde dünyanın en güzel opera binası var. Nüfus 350.000 ve önceki bina yetmediği için burayı inşa etmişler. Gel de sanat aşklarına  sinir olma. Biz var olanları kapatmaya devam ederken onlar da bir yenisini daha yapalım dediği bu binanın cam duvarları da ayrı bir tasarım harikası. Volkanik taşların şekline göre dörtgen formlarda cam küpler yan yana yerleştirilmiş. Şehir Binası da galeri olarak kullanılıyor. İçinde turist ofisi de var, dolayısıyla şehrin haritasıyla kısa bir şehir gezme planını çıkartıp elinize veriyorlar. Binanın içinden ziyade dışında daha çok vakit geçirin, benim gibi ön tarafındaki göle bakın, kuğuları izleyin ve çevresini saran parkta defalarca tur atın.

İzlanda Müzeleri: İzlanda Ulusal Müzesi, İzlanda Sanat Müzesi  ve Viking Denizcilik Müzesi de oldukça davetkar. İçinde mini İzlanda tarihi ve Viking medeniyeti yatıyor. Programınız uygunsa, Vikinglerin hayatına bir bakış atmakta fayda var.

DSC07077

Reykjavik Halk Plajı: Okyanusla çevrili olması, akıntılarla birlikte buz gibi suyun varlığı İzlandalılar için denize girmeye engel değil. Plajında bahar ve yaz aylarında denize girebilirsiniz. Plaj için özel kum getirtmiş ve herkesin faydalanmasını istemişler. Denize termal ayakkabı ve eldivenlerle ve hatta yün mayolarla girenleri görürseniz şaşırmayın. Sudan çıkanlar doğruca sıcak su havuzuna ısınmaya koşuyor. Bu da başka ilginç bir manzara.

17758570

Sıcak Su Kaynakları: İzlanda’da en çok doğa sizi şaşırtıyor. Dışarıda rüzgarlarla savrulup soğuktan kanınızın donduğunu hissederken, önünüzde gördüğünüz sıcak su kaynağına dokunduğunuz anda birinci derece yanığa maruz kalabilir hatta direkt eriyebilirsiniz. Kaynaklara uzaktan bakış atanlar olduğu gibi, bazı grupların, sıcak su birikintilerinin içine yumurta koyup haşlattığı bile olmuş. Bir takım videolarda da görüp ‘yok artık’ demiştim ama doğruymuş.

20170401_152614

Lav Tarlası: İzlanda, lavların üzerine kurulmuş, küllerinden doğmuş bir ülke. Toprak olmayan her yer lavlarla kaplı ve o kadar geniş bir alana yayılmış ki, uçsuz bucaksız lav denizine dönüşmüş. Kendilerinin de tarla olarak adlandırdığı bu alanda uzun yürüyüşler yapmak mümkün. Artık taşlaştığı için kaya üzerinde yürüyeceğimi düşünürken, kendimi süngerle kaplanmış bir alanda yürürken buldum. Taşların üzerine yağmurlar, karlar yağmış, yosun tutmuş ve böylece tüm tarla üstüne basınca gömülüyormuş etkisi yaratan bir zemine dönüşmüş.

17799246

Mavi Lagün (Blue Lagoon): Birçok insanın İzlanda’ya gelme ve bu deneyimi yaşamadan dönmeme sebebidir.  Şehre enerji üretsin diye yapılıp fazla suyu değerlendirerek yarı yapay bir doğa harikası yaratmışlar. Reykjavik’in yarım saat uzağındaki bu bölgeye gelirken yoğun bir sülfür kokusu sizi çarpacak. İçeriye girdikten sonra da üstünüzü değiştirip hemen yüzmeye başlayın. Dışarısı donarken siz sıcak suyun içinde içkinizi yudumlayacak ve mutluluktan ölecekseniz. Yalnız bir uyarı, saçınızı ve yüzünüzü ıslatmayın. Saçınız keçe gibi olacak, yüzünüzü sıcak suyla yıkasanız da, kafanız hep dışarıda kalacak ve esen rüzgar,  yüz felci geçirmenize yol açacak. Mavi Lagün, yaşayabileceğiniz en ömre bedel deneyimlerden biridir, lütfen es geçmeyin. Nasıl yaşarız derseniz, Reykjavik Excursions’a başvurabilir veya bluelagoon.com  sitesinden rezervasyon yapabilirsiniz. Her zaman çok yoğun olduğundan, uçak biletinizi aldıktan sonra hemen bu siteye girin, otelden önce buraya rezervasyon yapın, riske atmaya gelmez.

Kuzey Işıkları: İzlanda’ya geldiğinizde heyecandan öleceğiniz en güzel doğa olayı! Eylül-Mart ayı arasında görebiliyorsunuz. Yine Reykjavik Excursions turlarına katılabilirsiniz. Gecenin bir körü otelinizden alıyor, şehrin kuzey batısına doğru ıssız ve ışıksız bir alana götürülüyor ve hep birlikte ışıkların geçmesini bekliyorsunuz. Sonra da gördüğünüz manzara karşısında büyüleniyorsunuz. Gökyüzünün en açık olduğu zamana denk gelecek kadar şanslıysanız, neredeyse şehir merkezi yakınlarında bile görebilirmişsiniz.

Altın Halka (Golden Circle) Turu: İzlanda’ya kadar gelip de yapmadan dönmeyeceğiniz bir başka deneyim ve tüm gününüzü İzlanda’nın güzellikleriye geçireceğiniz bir tur. Thingvellir Milli Parkı, Geysir (sıcak su fışkıran göletler) ve Strokkur, Gullfoss Şelalesi, Kerid Krateri ve jeotermal enerjiyle üretilen 18 hektarlık domates serasını geziyorsunuz (havanın olumsuzluğuna karşı nasıl bir iklim yarattıklarına şaşıyorsunuz).

İzlanda’da yeme-içme, alışveriş ve ülkeyle ilgili faydalı bilgiler için yazının ikinci bölümü burada!

Fotoğraflar: Eda Geven, Tripadvisor ve holeinthedonut.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?